

Yaylaların en bilineni olan Çiğdem Yaylası, Adapazarı'na bağlı Hendek ilçe sınırları içinde Elmacık Dağı üzerinde. Yüksekliği 1500 metre olup, türkiyenin en büyük on yaylasından biri. Bağrında birbirinden şirin otuz yayla evi barındırmakta. Biz buraya Adapazarı'nın Bolu sınırındaki Dokurcun Beldesi üzerinden ulaştık. Tavanından asmalar sarkan serin bir kır kahvesinde, Mudurnu Çayı'nın çağıltısı eşliğinde yapılan bir kahvaltıdan sonra otobüsümüzle sarsıla sarsıla bir süre dağ yolunda gittikten sonra tabana kuvvet vurduk kendimizi yayla yollarına.
Hava felaket sıcak ve dolmuşun en önüne oturduk,Şöförün yanına eleman başladı konuşmaya ve dialog şöyle başladı...
D-Acaip uykum var doğru dürüst uyuyamadım gece, şu ışıklarda beklerken bir 30 saniye kestirsem.
B-peki takıl bakalım
D-Şimdi aslında şöyle bir yaylada olcan, inceden esecek Ahh Ahh
B-Evet kardeş birde şort giyeceksin altan rüzgar vuracak, bir de sağlam demlenmiş bir çay..
D-deme be kardeş,şimdi iş bitiyor, kahveye gidiyoruz,sonra eve git hatunla cebelleş,sonra çocuklar filan uyku yok tabi..
B- Ne yapcan kardeş mecbur bizimde hayatımız bitiyor manav köşelerinde sen hiç olmassa araba sürüyorsun..
D-Orası öylede kardeş, her işin kendine göre zorluğu var..
B-musait yerde ineyim ben
D-Eyvallah..
B-Allaha emanet..
D-Kal sağlıcakla..
Atila Yayla'nın konuşmasını You tube'den dinledim.
Özgürlük teorik anlamda başkalarının özgürlüğüne zarar verdiği müdahale ettiği noktada biter. Evet, ama pratikte bunun uygulabilmesi yani birinin özgürlüğünün başladığı yerde başkasının özgürlüğünü korumak ne kadar mümkün? Güzel konuşma yapmış, etkileyici. Herkes bu güne kadar yanlış düşünüyormuş da biri çıktı doğruları gösterdi, böyle mi bakmak lazım olaya! Belli ki belli bir kesimin ekmeğine de yağ sürmüş bu durum.