Malumunuz ucu bucağı olmayan bir alemin,sanal alemin kalifiye elemanlarıyız.

bugün size çok iyi iki kitaptan söz edeceğim. ilki leyla erbil'in cüce'si. gerçekten çok farklı. kalın kitaplardan ürkenler için belirtelim, ikibuçuksaati bile almadı kitabı bitirmesi, üstelik de birçok yerde cümleleri bir kez okumak yetmeyecek. şiir gibi, ters düz, nefis cümleler kuruyor yazar. ayrıca kitabın konusu da apayrı: kendisine söyleşiye gelecek gazeteciyi bekleyen bir yazarın hikayesi, bu. ben kitabın konusunu öğrenince karar vermiştim okumaya kitabı. kitap üzerine daha fazla konuşup büyüsünü dağıtmak istemem, okuyun mutlaka.

Site site dolasirken bir gün Pilli sitelerini kesfettim. Önce yazilan yazilari okudum. Ha, dedim; iste oglum buraya üye ol! Tam istedigin gibi bi yer. Üye oldum basladim yazilar yazmaya. O günlerde burasi böyle degildi. Mert arkadaslar vardi. Hani su dedigi dedik türünden. Onlarla yazistik gah kavga ettik gah dost olduk ama sonunda bir birimizi anladik. Simdiki yazarim diye gecinen fakat "Y" bile olamayanlarla ne dost olunur, ne de sürekli dost kalinabilir...
Utanmayi arlanmayi bi kenara birakmislar, edep haya dersen o bunlarin yanindan hic gecmemis...
Aşık olmuş gözlüklere ve diyarlıca dillerini kapatmış
Hüzün ekmiş ve dolaşmış durmuş aynı yönde.
Aynı okların aynası da kendine dönecektir. Nasılsa. Hayat kendine dönecektir yeşilleşmiş gözlere. Ve tutunmuş demeçlere.
"Sarı boyalar ile kendini çizen bir resmin aynasından kedisine dolanan bir çift gözün ışığı altında geceliyor yaş bekçiler."
aşk haykırınca dedi.
Ve ardından çöpçüler dağılıyor. R.ler kendini kaybediyor. Daktilonun dili düşüyor ve yapayalnız şairler çoğalıyor. Kelimelenmelerini sağlamlaştırıyor. Yağmur yağıyor ,içleşmiş.
r.ye aşık olmuş kadınların okluğu ezikliğinde bir saklambaç sobesi gerekiyor kendi duvar içlerimizde. Bir yenilik daha lütfen. Kendi içimizden olacak. Lütfen.
Aşık birer adımdık dünyada
Karlarımız bizimle düşerken
Ağlarken
Ve geçmişte dururken
Biz yalnızca kendimiz için bir iyiliktik.
Ve sadece bir iyilik olarak kalınmanın ağır işçiliğinde kendi dünyamızdaki yerelliktik.
Biz birer harf işçiyiz diyorsa da şairler ben bir yerüstü yalanıydım.
Cümlelerimiz üstleniyor ve geberme anına kadar bekletiliyoruz.
Yarın, yarından sonra gelecek ve tüm işçiliğiyle kendince duracağız.
Masallara sığmayan sabahları olmalı insanın sonra.
ve sonra......
Beyazlaşmış sayfalarını aldı, elinde tutmaya çalıştı. Lacivert mürekkep damlalarıyla ne kadar da bir öykü başlangıcına benziyorlardı.
Durdu. Durduğunca kaldı. Satırlara daha ne ekleyebilirdi, hiç.cilik.
Allah kahretsin. Müziğim bitti. Sesim kısıldı. Öykülerin sesi kısalacaksa geri adım atılamayacak kadar ağrılaşır zaman. Çıtçıt kırıldı hiçlik. Soluksuz ve duvarsız kazındı dünyaya.
Artık kendimi güzel göstermeye çalışmadığımın farkına varıyorum. Ne zamandır bu yüzden kız arkadaşım yok! Ne zamandır aslında yaptığım güzel bir şeyin olmadığını düşünüyorum. Dürüst olmayı seçtim sonuna kadar, gururla kaybediyorum. Çirkinin ve güzelin bu kadar iç içe olduklarını bilmiyordum. Aslında ikisi de yok, ya da ikisi tek bir şeyin parçası. İçimde ne kadar iyilik kaldığını düşünmüyorum. İyi olmaya çalışmıyorum ne zamandır. Bu yüzden bir kız arkadaşım yok! Ne zamandır aslında yaptığım iyi bir şeyin olmadığını düşünüyorum. Dürüst olmayı seçtim sonuna kadar, mutluluk içinde kaybediyorum. Kötünün ve iyinin bu kadar iç içe olduklarını bilmiyordum. İkisi de yok, ya da ikisi tek bir şeyin parçası. Uzun zamandır hiçbir şey bana utanç vermiyor, ahlak ve dürüstlük el ele yürümüyor. Kendi erdemlerimi yaratmaya çalışıyorum ve bunu insanlara anlatamıyorum. Kendi erdemlerim insanlara saçma geliyorlar. Ama inanıyorum ki insanın erdemi varsa, o ancak kendi yarattığı erdem olabilir. Bunu anlatamıyorum ve kız arkadaşım yok. Olması gerekeni yapmaya çalışan maymunlar gibiyiz. Kız ve erkek, hiç fark etmiyor. Bizi nereye sürükledikleri kimsenin umurunda değil. Benim de umurumda olmamalı, böyle davranıyorlar bana. Kız arkadaşım yok. Artık kendimi sevdirmeye çalışmadığımın farkına vardım. Sevgi ve nefret iç içe, ikisi de tek başına yok! Bize sevmeyi öğrettiklerinde başka bir şeyden nefret etmek zorunda bırakılıyoruz. Bize sevinmeyi öğrettiklerinde başka bir şey üzüyor bizi. Kimseye anlatamıyorum. Uzun zamandır bir şeyleri anlatmaya çalışmıyorum. Bu yüzden de kız arkadaşım yok! Aşk içinde kaybediyorum. Aşığım kaybetmeye, sonsuz bir öğreniş içindeyim. Bize utanmayı öğretiyorlar ve utanılacak hiçbir şey yok. Bize kazanmayı öğretiyorlar ve sahipleniyorlar, kölelere dönüştürülüyoruz, görünmez efendilerimizin adlarıyla hırslanıyoruz. Başkaları oluyoruz ve bu hoşlarına gidiyor. Artık hiçbir şeye kızmıyorum ve bu yüzden kız arkadaşım yok. Kendimi güzel göstermeye çalışmadığımı farkındayım, olduğum halimi anlatmaya çalışıyorum benim için bu güzelden daha önemli, daha gerekli ve daha gerçekçi. Gerçeği seviyorum ve bu yüzden kız arkadaşım yok. Onlar alıştırıldıkları gerçek dışılıktan çok memnunlar ve ben bu şeylerden memnun değilim.
en kıymetlim, en sevdiğim, acısından büyük keder, sevincinden heyecan duyduğum… varlığı ile hayatımda renk, yokluğunda keder hissettiğim… en sancılı günlerimde de, en mutlu sevinçli anlarımda da yanımda olan, dürüstlüğünü, mertliğini, cesaretini, sırdaşlığını, sevgisini dostluğunu, yüreğini benden esirgemeyen… vazgeçilmezim, kıymetlim, kolum kanadım, sol yanım, biriciğim, gam götürenim…
bir şiir yazmak lazım sana;
seni, sana benzeyenlerden ayırmak için...hayatımızda hep var olan, ama hayatımızın parçası olmaktan uzak, varlığıyla, yokluğu arasında bir gıdım fark eden, artısıyla, eksisini topladığımızda geriye kalan "alışkanlık" olanlarla, arandaki farkı koymak lazım ortaya; anlatmak için senin değerini.
bir şiir yazmak lazım sana;
seni, sana benzemeyenlerden ayırmak için...hayatımızda yer vermediğimiz, ama hayatımızda eksikliğini de hissetmediğimiz, varlığıyla çok şey kazanacağımızı düşünmediğimiz, önyargılı olmadığımız ama sempati de duymadıklarımızla arandaki farkı koymak lazım ortaya; anlatmak için senin değerini.
sen ki; yokluğu göze alınması en zor olansın...sen ki; varlığı sanki hayatın anlamısın...sana yönelen her cümlemde bir ruh, sana uzanan elimde bir şifa umudu var gibi bunalmış ruhuma...hani ilaçtır ya bazen bir dokunuş, bir sıcak bakış, nefes almanın bile anlamsız geldiği anlarda; işte öylesin bu günlerde bana...

Ufak bir şehirde oturan biri olsanız ve dolu bir otobüste komşunuz Ayşe Teyze arabaya binse yer verir misiniz? Tanıdık olma durumu kişiye olumlu davranış içine sokuyor. Fakat büyük şehirlerde örneğini çokca gördüğümüz, hamile, yaşlı, hasta, bayan biri zor durumda ayakta kalsa bile kişi tanışık olmama perdesinin arkasına saklanarak, büyük şehrin içinde kaybolma duygusu sebebiyle yer vermiyor.