Yazım biraz uzun gelebilir, benim de yazdığım nadiren uzun yazılardan birisidir. Başından bir çok yerde okuduğunuz metinlere benzetebilirsiniz, aldanmayın.
Atatürk, bu adın vurguladığı kişiyi bilmeyen yoktur heralde Türkiye'de. Kimilerimiz muhteşem önder, harika devlet adamı, büyük deha, muazzam askeri deha vb sıfatlarla kimleri de din düşmanı, alkolik asker, deccal vb şekilde -kendisini tanıyan bilenlerin asla ve asla ona reva görmediği- sıfatlarla anımsamaktadır, Türk Milleti'ni bir çoklarının hayal dahi edemediği, dünya milletlerine emsal bir atiye taşıyan bu kişiyi.
Rabıta ile ilgili ilkine burada yer verdiğim yazının devamına yer veriyorum.

Kaplan, emekliye ayrıldıktan sonra kendi deyişine göre Er-bakan'ın isteği üzerine- Almanya'ya gitmiş ve orada "Milli Görüşçü" diye adlandırılan grupla birlikte çalışmaya başlamış. Hicret dergisinde de yazılar yazan Kaplan ile Milli Görüşçülerin yolları 1983 yılında iyice ayrılmış.
Bu arada Kaplan Hoca, iran'a da gitmiş. Ne olmuşsa orada olmuş. iran hükümeti, iran 'daki yılbaşı mevsiminde Hoca'yıiran'a çağırmış: Yılda bir iran 'da "cuma namazıarı toplantısı" olurmuş. iran hükümeti, "islam devrimini yaymak için her ülkeden din adamlarını iran'a çağırıp bu imamları ağırlarmış."