beyaz olduğunu zanneden çılgın türklerin hiç durmadan konuşabilmesi içün yeni bir tv kanalı kurmaya karar vermiş bulunmaktayım. ne kadar çok konuşurlarsa, içindekileri ortaya ne kadar çok dökerlerse -ortam biraz kirlenecek ama idare edin-, kalplerinde gizledikleri halka ne kadar çok, çabuk ve ilk ağazdan ulaşırsa bizim için o kadar iyi olacak.
bunun için müstakbel ihtilalin sonunu bekleyip yüzük, küpe, bilezik, kolye, vb. takıları bağışlayı karşısında ihtilal yüzüğünü almayı bekleyecek kadar zamanımız olmadığını düşündüğümden hemen, şimdi, burada kampanyayı başlatıyorum. sen değilse kim, burada değilse nerede, şimdi diilse ne zaman yane!
Ergenekon Operasyonu kapsamında Türk halkının yakından tanıdığı pek çok isim gözaltına alındı. Operasyon ve operasyon sonrası tüm görsel ve yazılı basında çarşaf çarşaf yer aldığı için yazmıyorum.
Ancak operasyon sırasında baskın düzenlenen bir yer ve gözaltına alınan bir kişi vardı ki, medyanın hiçbir mecrasında hak ettiği yeri bulamadı. Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol. Aslında gündemin sıkı takipçileri televizyon kanallarından Sevgi Erenerol’u tanırlar ancak dedesi Pavli Karahisarlıoğlu’nu, diğer adıyla Papa Eftim’i bilmeyebilirler.
Türklerle Yunanlar arasındaki sorunun kaynağını buldum!
Bu çok önemli. Yıllardır zaten sorun yaşadığımız için ilk sorun nereden çıktığını iki taraf da hatırlamıyor. Amacım bu konuyla ilgili olabilecek bir spekülasyon yapmak. Yani ne olmuş olabilir, sorun nereden çıkmış olabilir.
Bildiğiniz gibi her iki dilde de ortak sözcükler var. Cacık, dolma, vs. Siz bizden çaldınız, biz sizden çaldık geyiği ile ilgilenmiyorum. Neyin kime ait olduğu değil mevzumuz: Ortak sözcükler. Şimdi efendim, bu sözcükler, yani ortak sözcükler ikiye ayrılıyor. İlk gruptaki ortak sözcükler her iki dilde de aynı anlama gelen sözcükler. Bir de diğer gruptakiler var. İkinci gruptakiler ise her iki dilde söylenişi aynı olup farklı anlama gelen sözcükler. Benim en favori örneğim "NE" dir. Bu sözcüğe bayılıyorum ve sorunun kaynağında "ne" nin yanlış anlaşılması yatıyor olabilir. Hemen açıklıyorum:
Yunanlı bir yetkili Türk yetkiliye dış politikayla ilgili hayati birşey söyler ve arkasından bir cevap bekler. Bizim Türk yetkili ise bunu tam olarak duymaz ve
-Ne?
diye sorar. Yunanlı ise "ok" der ve gider.
Çünkü yunanlılarda "Ne" evet demektir. Al sana kriz...