Hep giderim ben o kahveye, hangisi mi, Herodot’un kahvesi canım. Bodrum’lu bir arkadaş kahvenin sahibi. Bizim barınaktaki arkadaşlar hep oraya takılır. Bostanlı’da Balıkçı Parkı’nın karşısındaki pasajda olan. Tarih Pasajı mı, tarihi pasaj mı öyle bir şey adı. Tam çıkaramadım şimdi. Neyse o gün denizden dönünce




Yunanistan Cumhurbaşkanı muhterem Papulyas adlı zat biliyorsunuz Ermenistan’ı ziyaret edip sözde Ermeni soykırımı hakkında inciler dizdi. Bu zatın cumhurbaşkanı olduğu ülke, İngiliz emperyalizminin av köpeği olup, 15 Mayıs 1919 günü benim güzel şehrimi işgal etmiş miydi yoksa ben mi yanlış hatırlıyordum? Yine aynı yere döndük. Hay Allah. Beni bu kadar yanıltan hafızam mı yoksa ruh halim mi? Deliriyorum sanırım. İşte bu zatın temsil ettiği devletin işgal ordusu 88 yıl önce camilere doldurup yaktığı Türkler’e soykırımın kralını yapmaya çalışmış olamaz değil mi? Yok yok öyle olsaydı konuşur muydu bu adam böyle? Hiç sanmam. Çünkü Yunanlılar bizim kardeşimiz, hatta Başbakanları Karamanlı Kostak, bizim başbakanımızın dostu, aftosu olamaz değil mi? Zaten Yunanistan’ın 1980’li yıllarda Terör Örgütü PKK’nın evi olan Bekaa Vadisi’ne komando subayları göndererek silahlı eğitim verdikleri de ancak Nur Batur gibi güvenilmez, faşist bir gazetecinin iftiralarıdır kesin. Zaten başlığında Türkiye Türklerindir yazan Hürriyet Gazetesinde çalışıyor. Ha bir de delirmeye yüz tutmuş beynimin kıvrımlarında “Ulan bu PKK Bekaa Vadisi’ne nasıl yerleşmişti?” diye bir soru vızıldayıp duruyor. Yok yok soykırıma uğramış zavallı Ermeni Halkının kurtuluşu, yok pardon intikamı için mücadele edip hak, hukuk, adalet yönünden çok gelişmiş Avrupa Ülkelerinde görevli Diplomatlarımızın katili terörist Asala’dan boşalmış kamplara yerleşmiş olduğunu düşünmek olsa olsa benim paranoyak aklımın ürünüdür. Hatta 1980’lerin başında Türk Silahlı Kuvvetlerinin dağda öldürdüğü PKK teröristlerinden bazılarının sünnetsiz Ermeniler olması kesin bir tesadüf. En olmaz şeylerden biri de, Lice’li rahmetli işadamımız Behçet Cantürk’ün annesinin Ermeni olması münasebetiyle Suriye’de tanıştığı Muhaberatta görevli dayı oğulları ile birlikte PKK aracılığıyla silah ve uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı ise külliyen bir iftiradan başka bir şey olamaz. İyice saçmaladım. Bu ilaçlarla içki içmemek gerekiyor sanırım. Çünkü aklıma delice düşünceler üşüşüyor. Bu zavallı gariban, Türk Milletine hiçbir zararı dokunmamış sempatik Ermenilerin, Rus silahları ile Azerileri katletmiş
