Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan sinepil.org'da: "Red Road (2006)"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

yunanca hakkındaki yazılar:

tümü gösteriliyor, sadece ön sayfa yazılarını görmek için tıklayın
tuttum
0

Anadolu'yu Türkleştirme Faaliyetleri

tuttum
8

Mısır'daki Coptic Sempozyumu

Ortodoks bir Coptic Rahibi
Ortodoks bir Coptic Rahibi

Al Jazirra/English’te bir tartışmada karşılaştım Coptic kavramı ile. Mısırlı Hristiyanlara Coptic deniyormuş. Dinleri farklı olmasına rağmen, dil ve etnik kökenleri Müslümanlarla ortak. Coptic, Yunanca kökenli bir tabir. Geçtiğimiz hafta Mısır’da ilk defa bu insanların sorunlarının tartışıldığı bir Coptic konferansı düzenlendi. Baskılar nedeniyle bundan önceki konferansların ABD ve Avrupa’da yapıldığı belirtildi programda. Nüfusun %10’unu oluşturan Hristiyanların yaklaşık %90’ı Coptic Hristiyan Ortodoks Kilisesi’ne bağlı ve Mısır, Ortadoğu’da (ve Kuzey Afrika'daki) en büyük Hristiyan nüfusu barındırıyor. Dünya çapında ABD, Avrupa vb.’ne yayılan sayı ise 1.5 milyon dolayında. Konferansta eşit vatandaşlık haklarının elde edilmesi, daha fazla siyasi temsiliyet (454 kişilik parlamentoda sadece 5 Coptic milletvekili bulunmaktaymış), tüm vatandaşlara ortak kimlik kartı tahsisi (kısaca, din bilgisinin kimliklerden kaldırılması talebi), kiliseler üzerindeki kontrolün kaldırılması ve Hristiyanlara kilise tamir/inşa haklarının verilmesi (camilerde böyle bir kontrol yokmuş) taleplerini dile getirmişler. İbadethanelerin tanzimi konusunda da talepleri olan Coptic’lerin bu görüşleri için tartışmaya katılan bir siyaset bilimci, devletin her türlü ibadethane için ortak bir kanun düzenlemesini ve hepsi ile aynı ölçüde ilgilenmesi gerektiği önerisini getirdi.
18 ahkam var
tuttum
8

ZEYTİN- Çok Eski Bir Dostla Etimolojik Yolculuk

Bu yıl zeytinin “var” yılı. Biliyorsunuz, zeytin bir yıl bol ürün verir, ertesi yıl part-time çalışır. Halkımız ürünü bol olan yıllara “var yılı”, az ürün verdiği yıllara ise “yok yılı” der. Dağda bayırda kendi kendine çıkana “delice zeytin”. Peki zeytine niye zeytin der?
Alfa’yı bilirsiniz değil mi? “A”dır. Ama “A” nedir? Öküzdür. Beta? Ev (beth). Gama? Deve! (gamal. Camel’a ne çok benziyor!…).
Alfa, beta, gamayı öğrendik. Zeta nedir, zeta? Zey, yani zeytin! Akatça’da zertum, İbranice’de zeyt, Arapça’da zeytun. Eh biz de önceleri zeytun deyip sonra da dilimiz kurallarına uydurmuşuz zeytin diye.
Bu zeytinin yolculuğuydu. Bir de yağı var; oil diyorlar hani. Oil’in izini sürelim: Eski Yunanlılar elaia, Giritliler elaiva, Romalılar da olea demişler. Fransız, Alman ve İngilizler de bu dostumuzun meyvası için olive, yağına da oil veya çok benzeri sözcükler kullanmışlar. Olea veya elaiva’nın geldiği yer ise tahmin edebileceğiniz gibi zeytinin anavatanı olan Ortadoğu’dan: “Ulu” ibranice’de yağ demek. Yağ çıkarılan bitki veya yağlı niyetine kullanmış olmalılar. Ulu” da zamanla elaion olmuş Yunanlılarda. Romalılar oleum demiş. Oil öyle öyle doğmuş. Oil ile ilgili herşeyi buradan öğrenebilirsiniz.
Güzel Türkçemize gelince: Zeytinin yolunu izledik, nereden geldiğini öğrendik. Peki “yağ”?
Ne kadar Türkçe kokuyor değil mi? Yuğ gibi, tuğ gibi,…”Yağ”ın yolculuğu da uzun. Onu da başka bir yazıda inceleriz artık, mesela konusu “yağcılık” olan bir yazıda…

0 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

reklam

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu

network siteleri