İki Kafadar..
Hava sıcak mı sıcak karar vermiş iki kafadar , demlenelim bugün ülkeyi kurtarırız bir ucundan bir ucuna sorunları çözeriz demişler, tanrı rolüne soyunmuşlar, başlamışlar demlenecek yer aramaya kimi demiş; E-5 ortasında demlenelim trafik bize vız gelir, ben türküm demiş arkadaşıda boş dururmu, doğrusu trafik banada vız gelir ben de kürdüm demiş. Yok demişler E-5 de olmaz.. Hem konuşamayız ses olur gürültü olur, sonra sigara tüttüremeyiz şehirin havasını kirletiriz. Birde bu sorunu eklemeyelim bu ülkenin üzerine demişler. Düşünüp karar vermişler taksimde içelim demlenelim hem tv canlı yayın ekiplerinden birileri geçer görüşlerimizi çekerler tv de yayınlarlar hükümette duyar nasıl sorunları çözdüğümüzü bir çırpıda memleket kurtulur demişler. Almışlar nevaleyi kurulmuşlar Taksimde meydanda orta yere tesadüf buya bir tv canlı yayın ekibi de orada kurmuşlar çilingir sofrasını iki çay bardağına doldurmuşlar rakıyı başlamışlar memleketi kurtarmaya yüksek sesle konuşmaları hararetleri canlı yayın ekibinin dikkatini çekmiş lakin iki kafadarda durumun farkında ilk ben konuşacam benim fikirlerim daha doğru yok öteki benimki daha doğru derken, yok demiş türk ben ben senden daha zekiyim senin aklın almaz bu işleri. Kürt demiş ben senden daha zekiyim asıl senin aklın almaz bu tür işleri.. Tutuşmuşlar kavgaya biri birine bıçak çekmiş, demiş türk burası Türkiye Kürdiye değil. Ben söz sahibiyim buralarda sen değil. Olsun demiş kürt, Kürdiye olmayacağı ne malum. Yok demiş türk benim dedem Çanakkalede şehit düştü hadi ya demiş kürt benim de dedem Çanakkalede şehit düştü. Sanki ikisi birden kafalarına bir şey düşmüş gibi aniden durmuşlar başlamışlar ikiside aynı anda yüksek sesle düşünmeye o zaman neden biz kavga ediyoruz. Kendi kendimize neden parçalıyoruz gücümüzü azaltıyoruz. Çanakkalede dedelerimiz dosta düşmana aynı siperde gösterdi gücünü bizim ne alıp veremediğimiz var. Yoksa biz asıl puştlara mı yardımcı oluyoruz birbirimizi kırmakla. Devam etmişler düşünmeye bu puştların derdi bizi bize kırdırıp zayıflatıp parçalamak piyonlara bölmek sonrada yutmak olmasın. Yutamıyorlar şimdi korkuyorlar kursaklarında kalacağımızı biliyorlar. Böyle yapmakla ne kadar hatalıyız demiş kürt kardeşçe elele vermişler. Türk demiş sen aileni geçindirmek için yüzlerce kilometrelerden doğulardan buralara geldin sen gelme ben geleyim demiş açalım bir yer. Ne güzel dedindemiş kürt türke dur demiş önce ben gideyim anlatayım dostluğumuzu aynı vatanın evladı olduğumuzu dedelerimizin aynı amaçlar uğruna bu vatan toprakları uğruna şehit düştüğünü. Bitsin bu çile bir gün bile uzamadan puştlar görsün gerçeği kardeşi kardeşe böldüremeyeceğini Hem Türkiye olmasının bir sakıncası yok ki dedelerimiz kurmuşlar bu ülkeyi şanlı bir tarihin parçası kılmışlar...
Gerçektende demlenmek güzel türk usullerince çözüm varmışda bulamamışız yıllarca iki kadeh attın mı çözüm tam dibinde....
Orhan veli de çözümü bulmuş dizelerinde “ bir rakı şişesinde balık olsam” Asıl gerçek her millet ister Anadoluda Türkiye Cumhuriyetinde vatandaş olsam...
Zenginliğimizi bilelim gerçeği bilelim gerçek mevlanada gerçek Çanakkalede gerçek kalplerde gerçek Aşık Veysel de Yunus Emre de gerçek; gerçeği kardeşlikte arayanlarda... puştlar da değil..
blackfoal
1883'te Lübnan'ın Bkarre şehrinde doğan Halil Cibran, 1895'te çilesi ile birlikte Amerika'nın Boston şehrine göç etmişse de, 1898'de Beyrut'a geri dönmüş ve El Hikmet Medresesinde dört yıl eğitim gördükten sora , 1902'de yeniden Boston'a gitmiştir.



Yol ehli olmaya bir yıl kadar kalmış, Tabduk`un bir dediğini iki etmemiş ama bir türlü de memnun edememiş. Ne kadar canla başla çalışsa da, Tabduk’un aklından geçeni anlayıp yerine getirse de ne bir güler yüz ne de küçük bir memmuniyet göstermiyormuş mürsidi.
Yunus dergahtan ayrılmaya karar vermiş, izin istemiş, düşmüş yollara. Bir hana varmış. Akşam üzeri, hanın bir odasında 6 tane derviş oturmuş, dua ederlermiş. Onların yanına ilişmiş. Dervişler dualarını bitirince her birinin önünde ayrı bir sofra, sofralarda yemekler dizilmiş başka başka.
Kavuşamazsın, aşk olur.
Aşık Veysel

Aşk kişiden kişiye; toplumdan topluma; zamandan zaman değişen bir olgu. Kimileri için bir fenomen, kimileri için gelip geçici bir şey. Aşk; Goethe'nin Genç Werther'in Acıları,, Fuzuli'nin Leyla ile Mecnu'nu, Ehmede Xan'nin Mem û Zin'i Vedat Türkali’nin Birgün Tek Başınası ve daha ismini sayamadığım nice kitabın kahramanı……Üç harfli bir kelime aşk, kısacık. Ancak hayatımızda anlamı büyük. TDK'ya göreyse aşırı sevgi ve bağlılık duygusu.
İnsanı insan yapan en önemli özelliklerden biri sevgi. Aşk ise onun bir türevi. Aşkın da sevgi gibi birçok türü var: Vatan aşkı, tanrı aşkı, devrim aşkı vs…O’da nesnesine göre farklı anlamlar taşır kuşkusuz. Bu yüzden de ilk soru aşk ama hangi aşk? Yöneltilen kişi, durum değişse bile sonuç ve özellikler aynı değil midir? Bir sufinin tanrı aşkıyla cinsler arasındaki aşk veya bir militanın bayrağına duyduğu aşk. Sonuçta hayatını aşık olduğu şeye göre biçimlendirir ve onun için ölümü göze alır. Aragon’un büyük aşkı Elsa’ya yazdığı mutlu aşk yoktur dizelerini kim unutabilir. Aşk ile ilgili sorular öyle çok ki! Yazıyı yazarken bile bütün bu soruların cevapları çıkmadı. Neden aşık değilken, kendimizi mutsuz sayıyoruz? Neden aşıkken mutlu olamıyoruz? Aşk iyilikten anlamaz deniyordu bir filmde, neden? Ne kadar çok acı çekersek aşkta, o kadar yüceleştiriyoruz, neden? Yoksa hepimiz sadist miyiz?

6 yıl radyoculuk yapmış biri olarak bazı diyalogları sizinle paylaşmak istiyorum. Bu konuşmalar, yayın dışı yaptığım ön görüşmelerde geçiyor. Sondaki diyalog ise yayın içinde gerçekleşiyor ve o dialog sırasında-bilmeden kırdığım potu aylar sonra öğreniyorum.
YAYIN DIŞI DİYALOGLAR
Radyocu: Buyurun.
Bayan Dinleyici: Sizinle görüşelim radyocu. Programların çok güzel.
Radyocu: Buyurun görüşelim
Bayan Dinleyici: Ben de radyocuyum. … Radyosunda çalışıyorum. Yani dışarıda görüşelim.
Radyocu: Tamam bir gün sizi radyonuzda ziyaret edeyim.
Bayan dinleyici: Hayır radyoda değil de dışarıda görüşelim.
Radyocu: Nerde yani?
Bayan Dinleyici: Bir kafede ne bilim yemek yiyebiliriz.
Radyocu: Tamam numaranızı bırakın, ben siz arayayım.
Bayan dinleyici: Olur tamam. Numaram ----.