


Dünyanın en büyülü kokteyli…
İçiminden, tadına, kadehteki duruşundan zeytinle birlikte yaptığı dansa değin birçok sayısız sıfat yakıştırılası muhteşem içki.

James Bond’ un o muhteşem aksiyon dolu sahneleri, sayısız muhteşem kadınla birlikte olması, giydiği beyaz smokin kadar içtiği martini de tüm seyircilere kanun gibi ezberletilmiştir neredeyse…
Bu film bizlere sadece Bond’ un içtiği bu özel martininin tarifini almamıza yardımcı olmuyor, tarifin içinde yer alan lilet isimli özel markayla da bizleri tanıştırıyor…

Güzelliği ile göz kamaştıran bir güzel arabanın önünden geçer ve arabanın şoförünün ağzından çıkan sözler tüm yolcuları hayretler için de bırakır: "Şu güzelliğe bak; GÜNEŞE, SEN DOĞMA BEN DOĞACAĞIM DİYOR" ....
İşte böyle güzel ve zinde görünmek zor değil:
Önemli olan düzenli uygulamak:
1. Toksin atın: Her sabah bir bardak ılık limonlu su için.
2. Gün boyu en az 2 litre su için.
3. Saçlarınızın şahane görünmesi için nemlendirici kullanın. Sert taramayın.
4. Banyo suyunuza deniz tuzu atın ki ölü hücreleriniz gitsin ve toksin atmanız kolaylaşsın.
5. Göğüslerinize ginseng içeren kremlerle masaj yapın. Daha da gergin,dik duracaklardır.
6.Limon suyu ve zeytin yağı karışımında ellerinizi bekletirseniz tırnaklarınız sertleşecek ve eliniz pamuk gibi olacaktır.
7.Cildinizin susuzluğunu engellemek ve duru görünmek için yeiş çay için.
Bu yıl zeytinin “var” yılı. Biliyorsunuz, zeytin bir yıl bol ürün verir, ertesi yıl part-time çalışır. Halkımız ürünü bol olan yıllara “var yılı”, az ürün verdiği yıllara ise “yok yılı” der. Dağda bayırda kendi kendine çıkana “delice zeytin”. Peki zeytine niye zeytin der?
Alfa’yı bilirsiniz değil mi? “A”dır. Ama “A” nedir? Öküzdür. Beta? Ev (beth). Gama? Deve! (gamal. Camel’a ne çok benziyor!…).
Alfa, beta, gamayı öğrendik. Zeta nedir, zeta? Zey, yani zeytin! Akatça’da zertum, İbranice’de zeyt, Arapça’da zeytun. Eh biz de önceleri zeytun deyip sonra da dilimiz kurallarına uydurmuşuz zeytin diye.
Bu zeytinin yolculuğuydu. Bir de yağı var; oil diyorlar hani. Oil’in izini sürelim: Eski Yunanlılar elaia, Giritliler elaiva, Romalılar da olea demişler. Fransız, Alman ve İngilizler de bu dostumuzun meyvası için olive, yağına da oil veya çok benzeri sözcükler kullanmışlar. Olea veya elaiva’nın geldiği yer ise tahmin edebileceğiniz gibi zeytinin anavatanı olan Ortadoğu’dan: “Ulu” ibranice’de yağ demek. Yağ çıkarılan bitki veya yağlı niyetine kullanmış olmalılar. Ulu” da zamanla elaion olmuş Yunanlılarda. Romalılar oleum demiş. Oil öyle öyle doğmuş. Oil ile ilgili herşeyi buradan öğrenebilirsiniz.
Güzel Türkçemize gelince: Zeytinin yolunu izledik, nereden geldiğini öğrendik. Peki “yağ”?
Ne kadar Türkçe kokuyor değil mi? Yuğ gibi, tuğ gibi,…”Yağ”ın yolculuğu da uzun. Onu da başka bir yazıda inceleriz artık, mesela konusu “yağcılık” olan bir yazıda…