hani hepimiz biliriz okul kitaplarından. uzun mehmet diye birinden bahsederler. zonguldaklı bir asker. hani askerler terhis olurken, komutanları onlara kara bir taş göstererek bu taşı memleketlerinde aramaları ve bulurlarsa kendisini haberdar etmeleri konusunda tembihler. gösterdiği taş kömürdür. bunu uzun mehmet zonguldak'ta bulur ve komutanına götürür. hikayenin ders kitaplarındaki halini burada bulabilirsiniz. ben hatırladım ve mustafa armağan'ın "yakın tarihin kara delikleri" isimli kitabında yazdığı "uzun mehmet efsanesi" başlıklı yazısını okuyunca şaşırdım. meğer uzun mehmet de bir efsaneymiş. aslında bunun gibi bir sürü başlık var bize tarih kitaplarında anlatılan... resmi tarih... tarihçinin özellikleri anlatılırken objektif olmalı özelliğinden bahsedilirdi. bu da yazıyor okul kitaplarında ama uygulama sıfır. neyse uzun mehmet ile ilgili bir yazı daha buldum burada.



-Tarihtan ünlü köçekler
Herkesin farklı farklı zevkleri var.
Senin bayıldığına ben iğrenirim, ya da tersi...
Hayatta en tahammül edemediğim şeylerden biri de, memleketimdeki evlilik
töreni(işkencesi)ne dair ayrıntılar.
Törenlerin her aşamasında temel amaç, yeni evlenecek çifti işkenceden geçirmektir.
Kına, geline yapılacak işkencenin adıdır. Gelinin mahallesinde yapılır. Genç kızcağızı zorla ağlatmak için;
mahallenin genç kızları meydanda toplanırlar,
gelini sandalyeye oturturlar,
"-Yüksek yüükseeek teppeeelereee ev kuuurmaaasıınlaaar."
şarkısı, türküsü, her ne haltıysa işte, o şey söylenir.