Evin eskimiş kokusundan biraz önce yıkanmış taşlıktan yükselen serinliğe kaçıp çiçek tarhını eski, çatlamış yer yer yeşermiş betondan ayıran kenara oturuyorum. Çiçeklerin kokusunu içime çekiyorum. Ihlamur gibi olmaz ama. Hiç bir koku ıhlamur kokusu kadar güzel olamaz. Hanımeline de bayılırım ben, o boru şeklinde sarı- pembe çiçeklerin dibindeki minicik sıvıyı emerdik çocukken Tadı güzel olurdu da bir türlü yeterli miktarda gelmezdi. Biz de emer emer atardık. Sonra çok üzülürdüm. Niye öyle kopardık ki hepsini, yenileri açılana kadar öyle bayıcı kokmayacak bir kaç gün. Ya iğde kokusu, sabah insanı yatağından uyandırır öyle ağır bir koku. Arka bahçedeki iğde ağacının yaşlanıp kesildiği seneden sonra bahar gelince minicik bir iğde esansı aldım beyazıttaki esanscı hacı amcadan. Bütün gün içime çektim durdum. Gecikmiş bir cenaze töreni güle güle ağacım. Konuşamayan canlılar birşey söylemek isterler mi bize. Mutlaka söylerler zaten. Şu ukalalığa bak; konuşamayan canlılarmış, anlamayan canlılar be kızım senin gibi. O konuşmuştur seninle, sen anladın mı? Kafayı iyice dağıtmadan şu çıtalıyı yapsana artık. Bir süre daha burada oturursan canın sigara isteyecek. Beden hatırlar, rutinleri vardır bedenin ne zaman şuraya otursan sigara yakarsın kalk git ta öbür köşede yap uçurtmanı. Kaç yıldır yapmıyorum, uçacak mı bakalım. Bir de o var uğraş bitir sonra uçmasın. Aynı elbise dikmek gibi bu uçurtma işi öyle kötü ki bir kez yanlış yaptın mı düzeltemezsin bir daha. Dengesi mi kötü oldu, çıtaları tam ortalamadık mı, yok canım hata yok da rüzgar mı kaldı ki uçsun dersin. Neyse bu iyi bahane. Kimse dalga geçemez uçmazsa, rüzgar yetersiz, bitti. Güzel bir altıgen için tam ortaları hafifçe çentelim. Cetvelle ölçüp biçip yaptığımı görmesinler elle de olur ama neyse. Ne model uçaklar yaptım bu mu uçmayacak şaşarım. Ulan yaptın da hangisi uçtu be. Evin anasını ağlattın senelerce. Her tarafı balsa tozuna buladın o kadar teraziledin ölçtün biçtin de ne oldu bitanesi adam gibi uçtu mu. Karıştırma orayı Ne modeller yaptım zaten yoktular. Bu uçurtma uçar abicim hissetme meselesi bu iş, uçacak belli, . Tam iple ortadan bağlanacak yeri biraz çentelim ama sağlamlığı etkilenmesin. Dola bakiim ipi, oradan dengeyi bağlıyacağız. Eskiden şeytan uçurtması yapardım. Öyle rüzgar olurdu ki balkonda bile uçurulurdu. Zaten esenevler diye ondan denmiş buraya. Çıtalı yaptın mı iricesinden seni sürüklerdi zor tutardın. O zaman güzeldi buralar, tenhaydı. Bir ev sonra boşluk çocukların oynayacağı geniş alanlar. Sonra bütün evler bahçeliydi bi sürü meyva ağacı olurdu, evler tek katlı. İnek bile beslenirdi. Tencereyle sabah süt alırdın. Ne güzeldi ya. Şu altıgenin kenarlarını dolanalım bakalım iple ama önce ip yuvası açalım uçlara, iskeleti yaptın mı bir denge kalıyor önemli olan. Şeytan uçurtmasının iskeleti falan yok sırf ruhtan ibaret o uçurtma , bağla ipin ucuna kağıdı gönder. Ama ne güzel salınır. Sonra uçurtmayı kaldırırken birine de tutturmazsın. Öyle koşar gidersin yavaş yavaş kalkar o. Abim yapardı. Ben bilirdim yapmasını da kapristen yapmazdım. En güzel sarı evin orada uçardı. Sessiz sedasız kaçardım evden Sonra sarı evin orada uçurtma iyice havalanınca yere otururdum başının kesik hareketlerle oraya buraya gidişini izlerdim, bazen dayanamaz ipi salardım biraz daha biraz daha. İlerdeki tellere veya sarı evin dışındaki ağaçlara takılırdı acemiyken sonradan alıştım. İpi kontrolsüz salmamayı öğrendim yavaş yavaş. Ustalaşmak özgürlüğü yitirmekle başlıyor. Ne zaman ağaca taksam uçurtmamı abime giderdim yenisini yapardı itiraz etmeden. Gerçek abim değildi ama abi derdim. Hep öyle kaldı ölene dek. Ders çalışma abisi, uçurtma yapma abisi, çokomel alma abisi, başka çocuklardan seni kurtarma abisi. Gerçek abi gibi yani. Sonra Aziz vardı, o sarı evde otururdu. Ufak tefek suskun bir çocuk, ailesi halı dokurdu Ispartalıydılar. Bir de ablası vardı. Çok yaşlı ama çocuk zekalı, çocuk ruhlu bir abla. Bizimle otururdu, bazen ona da tuttururduk ipi ama sadece bazen. Sonra o bahçede elimizde uçurtmalarla otururken ilerideki gözalabildiğine uzanan boşluğa bakardık. Mantar topladığımız o yeşilliğe. Çok uzakta vadi dediğimiz bir yarıkla devam ederdi. Sonra mandıra vardı. Çok uzaklardan Kayış dağı görünürdü. Bütün çocuklar sorardık birbirimize Kayış dağına yürüyerek gidilir mi. Yok be mandıraya bile giderken yoruluyor insan, çok uzak o. Ha kaf dağı ha kayış dağı öyle uzaktı yani. Çok değil birkaç yıl sonra gecekonducular gelecekti. Evleri yıkılıp yıkılıp yeniden yapılacaktı. Dört kez yıkıldı. Saydım. Sonra bir daha da yıkılmadı ve çocukları bizim okula geldi. Dertlerle birlikte Bir okul bir tatil okuduk biz. Bugün okul basılacak tatil derdi bir öğretmen evlere yollarlardı bizi. Doğru oynamaya giderdik tabi bizim mantar toplanan kırlarımız, ölen hayvanlarımızı gömdüğümüz uzaklardaki vadimiz hatta mandıra bile doldu. Mandıranın sahibi kadın dilsiz kızıyla -adı bülbüldü- birlikte taşındı. Biz de o görünmeyen sınırdan öteye geçmez olduk bir kaç yıl. Kağıdı iki renk kaplıyayım gelenek bozulmasın. Bayrak kırmızısı mürekkep mavisi. En güzeli de bu yapıştırma kısmı. Ters çevir uçurtmayı, kağıdı kapla . Ama çok germe ki rüzgar yesin uçurtma yoksa tef gibi olur uçmaz, yırtılır. Sonra tam ortadan küçük bir delik del. İpi oradan dışarı çıkar dengeyi yapma faslına geç. Dengeyle kuyruk önemli zaten bir de çıtaları ortalamak, gerisi rüzgara kalmış. Şu kuyruğa jilet takıp başkasının uçurtma ipini kesmeyi hiç görmedim ben. Herkes takardı jilet ama bi kere bile jiletle kesilen uçurtma görmedim. Bir uçurtmacı dede korkutu olarak kaldı. Yine de kuyruk önemli eğer malzemeden çalarsan sert bir rüzgarda takla atmaya başlar uçurtman. Eğer taklacı uçurtma istiyorsan o ayrı. Zaten taklacı hem böyle yapılmaz hem de yüksekteuçurulmaz. Hala yukarılarda bir uçurtma görünce heyecanlanıyorum. Yapacak işi yetişecek yeri olmadan, uçurtmanı daha yukarı çıkarma dışında bir tasa taşımadan oturmanın derin huzurunu rüzgarla birlikte içine doldurup beklemek. Yapamazsın ki kızım. Tamamlaman önemli değil uçuramazsın. Kaybettiğini kabul et. Dengeyi tamamlama kuyruğu yapma bırak. Kimin için uçuracaksın ki bunu. Bu saçma sapan ayin çok uzun zaman önce bir köşede ölen çocuğu geri mi getirecek. Uçurtmayla birlikte uçabilen oydu. Sen ağırsın, gergin ve kontrollü. Saatlerce orada boş bir kafayla oturamazsın. Dünyanın senin ve uçurtmanın dışında kalan kısmına aitsin.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.