Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan torpilli.com'da: "Pilli gelirlerini nasıl değerlendirelim ?"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

tuttum
1

Ajda'nın bacakları...

Medya imparatoru Aydın Doğan, Türkiye'de en güçlü medya gurubunu elinde bulunduran kişi.
Doğan gurubuna ait Hürriyet, Türkiye'nin en çok alınan ve okunan gazetesi.
Okumaktan ve düşünmekten çabuk yorulan Türk milletinin...

Hürriyet gazetesi, Pazar günkü sayısında toplamda tam bir sayfasını Ajda Pekkan'ın bacaklarına ayırdı.
Bu bir sayfanın beşte biri, gazetenin en dikkat çeken yerinde; manşette, logonun üstündeydi.

Hürriyet, ülke gündemini belirlemede oldukça etkin.
Popüler kültürün kakalanmasında da oldukça verimli çalışmaları olduğunu söyleyebiliriz.

Durumumuz malum. Ülkemizin öyle çok sorunu var ki; üstelik hepsi birbirinden ağır.
Aydın Doğan medyasının böyle bir durumdayken,
Ajda Pekkan'ın bacaklarına bu kadar yer vermesinin bir hikmeti vardır.

Ailemizin gazetesi Hürriyet'i çoluk çocuk okurken ne güzel eğleneceğiz.
Ajda'nın bacakları, iyi, öyle olsun bakalım...


15 ahkam var

Ahkâmlar

sende bunu konu yaptın.
ve hürriyeti eleştirdin değil mi.
aferin.

bacaklar hala taş lakin..

one..CaO

önce bacaklarını diye okudum, girdiğim şoku anlatamam

ayrıca hürriyet gazetesi hiç bir zaman,
ailenizin gazetesiyiz demedi.
böyle bir reklamı yok.

posta da en çok satan gazete

ayrıca hürriyet gazetesi hiç bir zaman,
ailenizin gazetesiyiz demedi.
böyle bir reklamı yok.

Çokça alınmasına; böyle boş içeriğine rağmen aileden biriymiş gibi rağbet görmesine içerlediğim için yakıştırdım. Daha doğrusu, gazetenin alınıp evde bulundurulmasını bile sakıncalı bulduğumu ifade etmek istedim.
posta da en çok satan gazete

Posta'yı gazeteden saymadığım için böyle dedim. Gerçi o da Aydın Doğan'ın. Posta, okuma ve düşünmeye karşı en üst düzeyde alerjisi olan vatandaşlarımızın gazetesi. TV izleme keyfini verebildiği için böyle satış başarısı yakalıyor.

Bizden bu kadar. Bakalım ustalar ne demiş.


Medya;kültürün en önemli üretim araçlarındandır.’medya gerçek kültürü ham madde olarak kullanır; çeşitli yönlerini yeniden yaratarak, değiştirerek, şekillendirerek yeniden üretir’.Diğer gelişmiş ya da gelişmekten olan toplumlarda olduğu gibi günümüz Türkiye’nde de medya ,bireylerin bilgi duygu düşünce,inanç,tutum ve davranışları etkileyebilecek çok büyük bir güce sahiptir. “Bireylerin değil,aynı zamanda toplumsal gurupların ,toplumsal kurumların ve kuruluşların, kısaca toplumumuzun tamamının ve Ulusal kültürümüzün,medyanın şekillendirici ve belirleyici etkisinden kaçabilmesi olanaksız gibi görünmektedir.”

Popüler kültür tüm etkisiyle hayatın içine sızmış bir kavramdır. İnsanların pek çoğu, hayatlarını bu kültürün yönlendirdiği değerlere göre yaşamaktadır. Sınırları çizilmeyen bu kültür, yemekten giyeceğe, iş hayatından eğlenceye kadar hayatın her alanında tutum ve davranışları belirler oldu.

80''li yılların sonu 90''li yılların başından bu tarafa, Türkiye de insanlar böylesi anlamsız bir kültür sürecine sokulmaya çalışıldı.Bu sayede özellikle genç nüfus büyük bir "kültürsüzleştirilme politikası"na maruz
bırakıldı. Artık insanlar düşünceleriyle değil giydikleriyle, izledikleriyle ön planda bulunma eğilimindeler. Okuyan, düşünen, üreten, insanların yerini, zevki peşinde koşan,sadece tatmin arayışına giren, ahiret bilincinden gittikçe uzak ve tafralı bağımlı bir jenerasyon oluşturuldu. Politize olmuş gençliği depolitize etme çabalarının bir sonucu olarak, yeni neslin kültürsüzleştirilmesi için her yol mubah sayıldı.

Popüler kültürün yaygınlık kazanmasında en büyük etkiyi, hiç kuşkusuz Medya ve basın yayın organları yapmaktadır.

Medya patronları günden güne palazlanarak ülkeyi yöneten
gölgeler haline gelmiş durumdadırlar. Reyting kaygıları ve rekabet piyasasının etik değerlerden uzak oyunları, medyayı ahlaki değerleri görmezlikten gelmesine neden olmuştur.

"bu o, anormal olan !"

adamlar su, simit,vb. satıcısı emekçilerin sevindirildiği, 100 milyonların katılımıyla! gerçekleştirilen "beyaz-gri türklerin müstakbel ihtilaline destek" mitinglerinden beri sağlı sollu kroş yiyolar, olmayan suratları çarşamba pazarına döndü. en son temmuz ayının başında ergenekon davası ve kıçındaki akp kapatılmadı davası ilen nakavt oldular. bunca boku yedikten sonra takipçilerine "biz bu boku niye yedik" deyu uzun uzun izah etçek halleri yok ya, işi magazine vurup yeni "iddaa"lara yelken açıyolar. gökten okuyuculara ajdanın bacaklarıyla hipnotize olmak düşüyo:)

aynı çamuriyete döndürdüler işi falla, olan biten herşeyi sadık! okuyucularından saklıyolar, garibanları dünyadan habersiz pozisyona düşürüyolar. hali pürmelallerine gülsemmi acısammı bilmiyom:)

Bacakların hala taş olduğu görüşüne katılmakla beraber gazetede sadece ülke sorunlarıyla ilgili ciddi haberler bulunması gerektiği görüşüne katılmıyorum. Kaldı ki anladığım kadarıyla Ajda'nın bacakları Pazar ekinde yer almış. Hürriyet gazetesinden hiç hazzetmem ama Pazar günü gazete ekinde böyle bir haber görmek beni rahatsız etmezdi. Belki de son zamanlarda iyice politize olmuş, herşeyi laik-dindar, AKP'li CHP'li, beyaz Türk - siyah Türk dikotomisi dahilinde algılamaya meyilli beyinlerin bu tür haberlerle biraz sakinleşmesi gerekiyor bunun gibi "hafif" haberlerle.

tombi,
1. Ailemiz, akrabalarımız, arkadaşlarımız, komşularımız...
Gazeteler, dergiler, televizyon - radyo kanalları, internet...
Okul, iş, askerlik, kurs, dernek, cemaat...

İlişki içinde olduğumuz tüm kişi ve topluluklar ile tüm kitle iletişim araçları ile etkileşim kurarız.
Bu etkileşim bizi birçok açıdan geliştirir, değiştirir.
Duygu ve düşüncelerimizi, zihnimizi, davranışlarımızı, karakterimizi biçimlendirir.
Medyanın bu biçimlendirme işinde etkisi oldukça fazladır.

2. Denge. Her yerde, her zaman, hayatın her anında denge önemlidir. Denge kaybedildiğinde düzen bozulmaya başlar. Düzenin bozulması bireyin ve toplumun huzurunun - sağlığının kaybedilmesi demektir.

Haytımızda eğlencenin yeri -dengeyi bozacak derecede- fazladır.
Yine, medyayla ilişkimiz de aynı şekilde...

Sonuç olarak, güzide medyamızın bacak, göt, meme ifşaatı düzenli ve sistemlidir, adeta bir yayıncılık ilkesidir. Medya patronlarının, kendi benimsedikleri alışkanlıkları, toplumu etkileyecek düzeydedir. Tepkimiz işte bunadır.

"bu o, anormal olan !"

tombi,
1. Ailemiz, akrabalarımız, arkadaşlarımız, komşularımız...
Gazeteler, dergiler, televizyon - radyo kanalları, internet...
Okul, iş, askerlik, kurs, dernek, cemaat...

İlişki içinde olduğumuz tüm kişi ve topluluklar ile tüm kitle iletişim araçları ile etkileşim kurarız.
Bu etkileşim bizi birçok açıdan geliştirir, değiştirir.
Duygu ve düşüncelerimizi, zihnimizi, davranışlarımızı, karakterimizi biçimlendirir.
Medyanın bu biçimlendirme işinde etkisi oldukça fazladır.

2. Denge. Her yerde, her zaman, hayatın her anında denge önemlidir. Denge kaybedildiğinde düzen bozulmaya başlar. Düzenin bozulması bireyin ve toplumun huzurunun - sağlığının kaybedilmesi demektir.

Haytımızda eğlencenin yeri -dengeyi bozacak derecede- fazladır.
Yine, medyayla ilişkimiz de aynı şekilde...

Sonuç olarak, güzide medyamızın bacak, göt, meme ifşaatı düzenli ve sistemlidir, adeta bir yayıncılık ilkesidir. Medya patronlarının, kendi benimsedikleri alışkanlıkları, toplumu etkileyecek düzeydedir. Tepkimiz işte bunadır.

"bu o, anormal olan !"

hayalci saçmalıyorsun bence.

okudum okumasına da ,
yazı vatan gazetesinde yayınlanmış.
mantıksız.

Başka yerde yayınlansaydı mantıklı olacaktı. Yaani.

"bu o, anormal olan !"

vatan gazetesinde yayınladığı için değil.
genel olarak.
sadece belirttim gazete ismini.
linki tıklamak istemeyenler için.

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu