Medya imparatoru Aydın Doğan, Türkiye'de en güçlü medya gurubunu elinde bulunduran kişi.
Doğan gurubuna ait Hürriyet, Türkiye'nin en çok alınan ve okunan gazetesi.
Okumaktan ve düşünmekten çabuk yorulan Türk milletinin...
Hürriyet gazetesi, Pazar günkü sayısında toplamda tam bir sayfasını Ajda Pekkan'ın bacaklarına ayırdı.
Bu bir sayfanın beşte biri, gazetenin en dikkat çeken yerinde; manşette, logonun üstündeydi.
Hürriyet, ülke gündemini belirlemede oldukça etkin.
Popüler kültürün kakalanmasında da oldukça verimli çalışmaları olduğunu söyleyebiliriz.
Durumumuz malum. Ülkemizin öyle çok sorunu var ki; üstelik hepsi birbirinden ağır.
Aydın Doğan medyasının böyle bir durumdayken,
Ajda Pekkan'ın bacaklarına bu kadar yer vermesinin bir hikmeti vardır.
Ailemizin gazetesi Hürriyet'i çoluk çocuk okurken ne güzel eğleneceğiz.
Ajda'nın bacakları, iyi, öyle olsun bakalım...
ayrıca hürriyet gazetesi hiç bir zaman,
ailenizin gazetesiyiz demedi.
böyle bir reklamı yok.
posta da en çok satan gazete
Bizden bu kadar. Bakalım ustalar ne demiş.
Medya;kültürün en önemli üretim araçlarındandır.’medya gerçek kültürü ham madde olarak kullanır; çeşitli yönlerini yeniden yaratarak, değiştirerek, şekillendirerek yeniden üretir’.Diğer gelişmiş ya da gelişmekten olan toplumlarda olduğu gibi günümüz Türkiye’nde de medya ,bireylerin bilgi duygu düşünce,inanç,tutum ve davranışları etkileyebilecek çok büyük bir güce sahiptir. “Bireylerin değil,aynı zamanda toplumsal gurupların ,toplumsal kurumların ve kuruluşların, kısaca toplumumuzun tamamının ve Ulusal kültürümüzün,medyanın şekillendirici ve belirleyici etkisinden kaçabilmesi olanaksız gibi görünmektedir.”
Popüler kültür tüm etkisiyle hayatın içine sızmış bir kavramdır. İnsanların pek çoğu, hayatlarını bu kültürün yönlendirdiği değerlere göre yaşamaktadır. Sınırları çizilmeyen bu kültür, yemekten giyeceğe, iş hayatından eğlenceye kadar hayatın her alanında tutum ve davranışları belirler oldu.80''li yılların sonu 90''li yılların başından bu tarafa, Türkiye de insanlar böylesi anlamsız bir kültür sürecine sokulmaya çalışıldı.Bu sayede özellikle genç nüfus büyük bir "kültürsüzleştirilme politikası"na maruz
bırakıldı. Artık insanlar düşünceleriyle değil giydikleriyle, izledikleriyle ön planda bulunma eğilimindeler. Okuyan, düşünen, üreten, insanların yerini, zevki peşinde koşan,sadece tatmin arayışına giren, ahiret bilincinden gittikçe uzak ve tafralı bağımlı bir jenerasyon oluşturuldu. Politize olmuş gençliği depolitize etme çabalarının bir sonucu olarak, yeni neslin kültürsüzleştirilmesi için her yol mubah sayıldı.Popüler kültürün yaygınlık kazanmasında en büyük etkiyi, hiç kuşkusuz Medya ve basın yayın organları yapmaktadır.
Medya patronları günden güne palazlanarak ülkeyi yöneten
gölgeler haline gelmiş durumdadırlar. Reyting kaygıları ve rekabet piyasasının etik değerlerden uzak oyunları, medyayı ahlaki değerleri görmezlikten gelmesine neden olmuştur.
adamlar su, simit,vb. satıcısı emekçilerin sevindirildiği, 100 milyonların katılımıyla! gerçekleştirilen "beyaz-gri türklerin müstakbel ihtilaline destek" mitinglerinden beri sağlı sollu kroş yiyolar, olmayan suratları çarşamba pazarına döndü. en son temmuz ayının başında ergenekon davası ve kıçındaki akp kapatılmadı davası ilen nakavt oldular. bunca boku yedikten sonra takipçilerine "biz bu boku niye yedik" deyu uzun uzun izah etçek halleri yok ya, işi magazine vurup yeni "iddaa"lara yelken açıyolar. gökten okuyuculara ajdanın bacaklarıyla hipnotize olmak düşüyo:)
aynı çamuriyete döndürdüler işi falla, olan biten herşeyi sadık! okuyucularından saklıyolar, garibanları dünyadan habersiz pozisyona düşürüyolar. hali pürmelallerine gülsemmi acısammı bilmiyom:)
Bacakların hala taş olduğu görüşüne katılmakla beraber gazetede sadece ülke sorunlarıyla ilgili ciddi haberler bulunması gerektiği görüşüne katılmıyorum. Kaldı ki anladığım kadarıyla Ajda'nın bacakları Pazar ekinde yer almış. Hürriyet gazetesinden hiç hazzetmem ama Pazar günü gazete ekinde böyle bir haber görmek beni rahatsız etmezdi. Belki de son zamanlarda iyice politize olmuş, herşeyi laik-dindar, AKP'li CHP'li, beyaz Türk - siyah Türk dikotomisi dahilinde algılamaya meyilli beyinlerin bu tür haberlerle biraz sakinleşmesi gerekiyor bunun gibi "hafif" haberlerle.
tombi,
1. Ailemiz, akrabalarımız, arkadaşlarımız, komşularımız...
Gazeteler, dergiler, televizyon - radyo kanalları, internet...
Okul, iş, askerlik, kurs, dernek, cemaat...
İlişki içinde olduğumuz tüm kişi ve topluluklar ile tüm kitle iletişim araçları ile etkileşim kurarız.
Bu etkileşim bizi birçok açıdan geliştirir, değiştirir.
Duygu ve düşüncelerimizi, zihnimizi, davranışlarımızı, karakterimizi biçimlendirir.
Medyanın bu biçimlendirme işinde etkisi oldukça fazladır.
2. Denge. Her yerde, her zaman, hayatın her anında denge önemlidir. Denge kaybedildiğinde düzen bozulmaya başlar. Düzenin bozulması bireyin ve toplumun huzurunun - sağlığının kaybedilmesi demektir.
Haytımızda eğlencenin yeri -dengeyi bozacak derecede- fazladır.
Yine, medyayla ilişkimiz de aynı şekilde...
Sonuç olarak, güzide medyamızın bacak, göt, meme ifşaatı düzenli ve sistemlidir, adeta bir yayıncılık ilkesidir. Medya patronlarının, kendi benimsedikleri alışkanlıkları, toplumu etkileyecek düzeydedir. Tepkimiz işte bunadır.
tombi,
1. Ailemiz, akrabalarımız, arkadaşlarımız, komşularımız...
Gazeteler, dergiler, televizyon - radyo kanalları, internet...
Okul, iş, askerlik, kurs, dernek, cemaat...
İlişki içinde olduğumuz tüm kişi ve topluluklar ile tüm kitle iletişim araçları ile etkileşim kurarız.
Bu etkileşim bizi birçok açıdan geliştirir, değiştirir.
Duygu ve düşüncelerimizi, zihnimizi, davranışlarımızı, karakterimizi biçimlendirir.
Medyanın bu biçimlendirme işinde etkisi oldukça fazladır.
2. Denge. Her yerde, her zaman, hayatın her anında denge önemlidir. Denge kaybedildiğinde düzen bozulmaya başlar. Düzenin bozulması bireyin ve toplumun huzurunun - sağlığının kaybedilmesi demektir.
Haytımızda eğlencenin yeri -dengeyi bozacak derecede- fazladır.
Yine, medyayla ilişkimiz de aynı şekilde...
Sonuç olarak, güzide medyamızın bacak, göt, meme ifşaatı düzenli ve sistemlidir, adeta bir yayıncılık ilkesidir. Medya patronlarının, kendi benimsedikleri alışkanlıkları, toplumu etkileyecek düzeydedir. Tepkimiz işte bunadır.
Thing, sen öyle diyorsan öyle olsun.
Yapılan anketler de gösteriyor ki, medyamız güvenirliğini yitirdi.
Ülke çıkarlarini savunan kalemlerin sayısı giderek azalıyor, azaltılıyor.
Bütün bu endişe verici gelişmeler karşısında milletin tepkisizligini nasil yorumlamak gerekir?
İlgisizlik ve bilgisizlik yeterli bir açıklama olur mu?
Okumayan, okutulmayan bir ulusun televizyon ekranlarıyla afyonlanması diyebilir miyiz, bu duyarsızlığa?
Yazıya tıkladığın zaman, alıntı yapılan yazının tümüne ulaşabilirsin. Tabii ki okumaya ayıracak vaktin varsa.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.