Çok yakınında sanırsın.
Uzağına düştüğünde.
Uzaksındır.
Düşkün.
Düşkü bir uzak olarak.
Uzak bir düşkünsündür.
Yeni yazıtlar bulamayacağını söylersin:
Hafifçe ve usuldan.
Yerler delikleşir. Yağmurlar kırılır.
İçin kalbini diktiğin erkek portreleriyle dolar.
Kırıkkırık kırılırsın.
Bir masal anlatacağım.
Dersin, arsızca.
Arsızlığın vücuduna yapışır.
Çıkarıp, terk edemeyeceğin kadar seninledir.
Biri, bir sarı boyaya tutulmuş öteki ellerini esmerleştirmiştir.
Hepsinin gölgesi de birbirine değer.
Eğer, geçer.
Bütün anımsamalar tutulmuş gibi.
Sen bütüntüm erkek yüzlerine
Birden, arsız ölümlüler gibi sarılmış gibisindir.
Biraz “istanbule” dersin, lütfen.
Lütfen, acele edin.
Arsızlığım dar geliyor.
Ve üşüyorum kendi ağırlığımdan.
Bir italyan konçertosu daha
Dersin ardından.
Alfabesinde boğuldun,
Harflerinde seslendiğin
Ağıtlara sığınırsın.
Meksikalı adam yanına yakınlaşır.
Bir çok kelimede boğar seni.
Boğuk boğuk üzülüsün.
Üzüntü nedir ki dersin
Bunun yanında.
Sakallarıyla bakılır o yöne.
Her şey yıkımyıkımdır.
Ve içindeki sesler yapışıktır.
Bir dilencidir içindeki harfler
O an ya da her görüştüğünde.
Aldatılan harflerini.
Bir dilencidir içindeki harfler
içimizdeki harfler bir dilnci, onları lütfedipte bize veren kim? ya da bizim verdiklerimiz kim. tanıyor muyuz onları?
ya da onlar bizi tanıyorlar mı?
hiç birimiz bilmiyoruz, ya da bildirmiyoruz, belkide kimi zaman hiç olmayan sebeplerle kendimizi bu yüzden eksik hissediyoruz!
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.