Aşağıda www.since1910.net'te yayınlanan bu yazı sizleri bilgilendirmek için gönderilmiştir.
Hikayemi okumadan önce bu yazıyı neden yazdığımı belirtmek isterim.Yazımın nedenleri; 1- Son maçtaki talihsiz ve insanım diyen herkesin olmasını istemeyeceği bir olayın Alkaralar sitesinde yansıtılış şekline olan tepkimden kaynaklanmaktadır.Sözkonusu olaya, malum sitede o şekilde tepki gösterilmesi ancak insanlar arasındaki son bir kaç yılda oluşan gerilimin düşmanlık, kin ve nefrete dönüşmesine yol açmasından kaynaklanan endişemdir. 2- Bu siteyi hazırlayanların ve bu taraftar grubuna öncülük edenlerin artık daha dikkatli davranmaları gerekliliğidir.Sanırım bunları yapmalarının kaynağı ise bu işlere biraz hızlı ve sonradan dalmalarından,Ankaralılığı henüz öğrenememelerinden ve işlerinin yoğunluğundan dolayı yıpranmalarıdır. 3- Sitede arasıra tanık olduğum bir kaç şey bilmenin getirdiği zekice(!) küçümsemelere olan tepkimdir. Ne bilirseniz bilin bundan sonra insanları hor görmezseniz iyi olur. Ankaralı insan Batı'nın adamları gibi kurnazlık bilmez ve kimseyi hor görmez. 4-Son nedenim ise GB'ne kimlik kazandırma çabalarının oluşum sürecini mizahi bir dille anlatmaktır.Yazıdaki olaylar ve mekanlar vd. uydurulmuş olup fikriyatın gelişim süreci ise tammamen doğrudur. Dostluk olacaksa mertçe olsun,mertçe olmayacaksa uzak durulsun. Tüm Ankaralılar kardeştir. Sevgiler, saygılar....
Şimdi gülelim, eğlenelim ve sonra düşünelim biraz
ALKARALAR EFSANESİ YA DA BİR ANADOLU HALK HAREKETİ (!) Hikayemiz 90'lı yılların ortalarında soğuk bir Ankara gününde başlar.Mekanımız Ankara'nın seçkin,aydın,entellektüel insanlarımızın (her ne kadar abaza entellerin mekanıdır dense de yalandır,inanmayın) düşünce idmanı yaptıkları ve beyin fırtınaları gerçekleştirdikleri elit mekan Gölge Bar'dır. Saatler sabaha yaklaşmaktadır. Mekanın bir köşesinde kafa kafaya vermiş sıkıntıdan (asla hatun tavlayamamanın sıkıntısı değil) birbirlerine leblebi atan 4-5 kişilikli kişiler oturmaktadır.Onları gören olsa Tutunamayanlar romanından kopup günümüze geldiklerini sanırdı.Önlerindeki leblebi bitip derin anlamlı sıkıntılarına tekrar dönmek üzerelerken, içlerinde diğerlerinden hayat tecrübesi katmer katmer fazla olanı, aynı zamanda diğerlerince pir olarak nitelenen ve dünyanın tüm insani hassasiyetlerine sahip olduğu aşikar mı aşikar olan büyük araştırmacı yazar Tanıl Boranowski'nın kafasında aniden bir ampül yanar.Müridleri (Barış Tatlısukefali, Bülent Dünyaatlası,Kıvanç Kaçıkçorap vs) ise bu sırada pirleri, hisli ve yüce insan Tanıl Boranowski'nin ufka doğru yönelmiş gözlerinin içine şaşkınlıkla bakmaktadırlar.O anda nirvanaya ulaşmış olan TB birden gözbebekleri büyümüş şekilde bakışlarını müridlerine döndürür ve şöyle buyurur; 'Sevgili müridlerim gün bugün, gün bizim günümüz.Artık bundan sonraki meşgalemiz futbol olacak.Ben biliyorum futbolu, size de anlatırım.Küçükken beni hiç oynatmamışlardı ama bahçeye kaçan topları hep ben toplardım,ordan biliyom' diyerek Alkaralar efsanesinin ilk adımını atar. Aslında hepsi okumuş kültürlü çocuklardı.Penguenlerin neden uçamadığı,tavukların neden ve nasıl yumurtladığı,balıkların denizde nasıl olupta nefes almadan yaşadıkları konusunda derin bilgileri vardı. Bu arada mürit Barış Tatlısukefali felsefi bir çıkmaza doğru sürüklenirken yüce ve hisli insan Tanıl Boranowski'ye içini açar veeeee 'Peki pirim, ama hangi takımı tutacağız herbirimiz ayrı takımları tutuyoruz üstelik Ankaralı da değiliz.' deme cesaretini gösterir. O sıralar Tanıl Boranowski gs'lidir müritleri ise mevsimsel kızgınlıklarına göre çeşitli takımları tutmaktadırlar(TS,KSK,FB,Siirt YSE gibi). Bu hiç beklemediği soru karşısında ulu insan afallar (ama müritlerine çaktırmaz) ve bunu hiç önceden düşünmediğini idrak eder. Bugünkü gibi o günlerde de Ankara'nın iki takımı vardır 1.ligde. Birisi, Başkent'in seçkin büyük sermayedar padişah İlhan Civciv'in yıldır tahttan inmediği seyircisi olmayan GB'dir.Diğeri ise malum takım AG'dür.Yüce insan Tanıl Boranowski'nin önderliğinde müritleri hangi takımın tutulması yönünde yoğun çalışmalar yapılır ve GB'de karar kılınır.Zaten seyircisi yoktur ve meydan boştur.Muhalif dünya görüşlerine karşın bir büyük sermayedar padişahın takımını destekleyeceklerdir.Bu durum muhaliflikle çelişkili gibi görünse de buyunduruk altına girilmekten çekinilmez. Bir müddet hazım sorunu yaşasalarda alışırlar zamanla.Zaten diğer takım AG cunta sayesinde çıkmış bir devlet takımıdır.Seyircisi de ter kokan,psikopat ve terbiyesiz insanlardır. Artık hepsinin GB'nin geleceğinde söz sahibi olmak gibi idealleri vardır.Tanıl Boranowski geleceğin Kulüp Kültür İşleri Sorumlusu, Barış Tatlısukefali geleceğin Kulüp Masörü,Bülent Dünyaatlası geleceğin Antreman Sahasının Yanan Aydınlatma Ampullerinin Değiştirlmesi Sorumlusu Ve Kıvanç Kaçıkçorap ise geleceğin Kulüp Kazan Dairesi Sorumlusudur. Artık hayat onlar için anlam kazanmıştır.
Tanıl Boranowski ve müritleri dört koldan çalışmaya başlarlar.Yüce insan Tanıl Boranowski medyanın en muhalif gazetesi olan Radical'de propagandasına başlar(bu gazetenin de medyanın tekelci patronu olan Aydın Doğançocuk olması da önemli değil,o da hazmolunur kısa bir süre içinde).Zaman zaman ise insani hassasiyetlere ne kadar önem verdiğini gösteren yazılar da yazar.Diğer müritler de webin sitesinin alasını ve radyo programları hazır etme görevlerine başlarlar. Artık hayattaki entellektüel tatminsizliklerini gidermeye başlamışlardır ve çok mutlulardır.Daha sonraları ise hisli insan Tanıl Boranowski sevgili patronunun huzuruna çıkar ve futbol dergisi çıkarmak istediğini söyler.Patronun çok hoşuna gider bu fikir ve Tanıl Boranowski'nın başını sıvazlayarak gönderir.Tanıl Boranowski patronunun başının sıvazlamasından dolayı mutludur. Zaman geçer ve bu arada çeşitli olaylar da olur.Şehrin diğer takımı AG başarılar elde etmeye başladığını gören padişah İlhan Civciv buna engel olmak için öğrencisi ve fairplay adayı Cemal Apaydın'la pazarlık yaparak Ersun Hayatıyalan'ı alır. Bunu gören herbiri etik alanında uzman olan muhalif kadro Tanıl Boranowski ve muritleri 'padişahım sen çok yaşa padişahım sen çok yaşa,Allah seni başımızdan eksik etmesin'diye tempo tutarlar. Padişah İlhan Civciv, cuntanın takımı AG'yle yapılan bir maçta tribünleri dolduran on binlerce cunta yanlısı,psikopat,şarapçı,ter kokan,barbar kitleye karşı elleriyle tepkisini gösterir.Herbiri okumuş insan olan Tanıl Boranowski ve müritleri 'aslında hareket yanlış anlaşıldı,o selam vermek istemişti'derler.Hatta değerli Bülent Dünyaatlası ise 'sitemizde ben tam eleştri yazımı yazacaktım ki o an karnımda gaz birikmesi oldu,bir saat WC'den çıkamadım'diyerek o mantık dehası cevabını yazar AG'lülerin sitesinde.AG'lüler ise bu açıklamalardan sonra bunların hazım sistemlerinin ve omurilik sistemlerinin (her yöne her şekilde kıvrılmalarından dolayı)çok gelişmiş olduğunu düşünürler.Ama hazım sistemleri ve omurilik sistemlerinin olmadığını bunlara ihtiyaç duymadıklarını kavrayamamışlardır. AG'lüler bunların ÜST İNSAN olduklarını düşündüler ve saf saf dinlemeye devam ettiler. Ayrıca bu AG'lüler cümle kurmaktan acizdiler. Oysa kendileri her sabah yüce insan Tanıl Boranowski önderliğinde Türk Dil Kurumu İmla Kılavuzu'nun son baskısından 15 sayfa okumadan kahvaltıya başlamazlardı. Bir başka olayda ise Barış Tatlısukefali, AG'lü bir arkadaşla yaptığı diyalogta AG tarihinin anlatıldığı kitabın MKE tarafından bastırıldığını ısrarla kabul ettirir.Ama saf olan AG'lü arkadaştan, Barış Tatlısukefali'nin neden bu ısrarı yaptığını ve altında 'siz aslında devlet takımısınız' düşüncesi olduğunu anlaması beklenemezdi. Ve son yapılan AG-GB maçında AG'lülerin ne kadar barbar oldukları alenen ortaya çıkmıştı.Her biri keskin nişancı olan AG'lüler zavallı korumasız çocuğu hedef almışlardı.Üstelik 'kan isterüüük kan isterüüük' diye bağırıyorladı.Artık bu barbar kitleden dost olmayacağı aşikardı ve herkese teşhir edilmeliydiler.Gereken yapılmalıydı. Ve gereken yapıldı......
TEZ MASKELER DÜŞÜRÜLEEE,FOYALAR ORTAYA ÇIKARILAAAA...
HEYYA HEYYA HEYYA HEYYA GECEKONDU GECEKONDU
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.