Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "Ford'tan devrim yaratan teknoloji "MYKEY""

Ön Sayfa yazıları gösteriliyor. (Çok tutulanları ya da tüm yazıları göster)

tuttum
0

Andy Warhol

Pop Art’ın Babası

KendileriResim, sanat tarihi, sosyoloji ve psikoloji okudu. Yazar, film yönetmeni, dergi editörü, grafiker ve ressam olarak kariyer yaptı. 57 yaşında öldüğü zaman ardında binlerce resim, çizim illüstrasyon, onlarca kitap ve film bırakmıştı…

1945 yılında çıkartılmış doğum sertifikasına göre Andrew Warhole 6 Ağustos 1928’de Amerika’nın Pennysylvania Eyaleti'nde, küçük bir kasaba olan Forest City’de dünyaya geldi. Çekoslovakya’da doğumundan hemen sonra ailesiyle birlikte Amerika’ya göç ettiğine dair söylentiler de var. Yine de, doğum gününü 6 Ağustos'ta kutladığı biliniyor. 22 Şubat 1987, saat 6:31‘de safra kesesi ameliyatı sonrası oluşan komplikasyonlar nedeniyle New York Hastanesi’nde öldüğünde doktorlar bu olayı bir tıp skandalı olarak tanımladılar. Bu iki tarih arasında yaşadıkları ise, adeta modern sanatın ve yaratıcısı olduğu pop-art akımının tarihçesi…

$$$Babası Ondrej Warhole, inşaat işçisi daha sonraları da maden işçisi olarak çalıştı. 10 yaşından sonra taşındıkları Pittsburg’da çeşitli sinir hastalıkları geçiren Andy, 1945 yılında liseyi bitirdi. 1949 yılında mezun olduğu Carnegie Teknoloji Enstitüsü’nde resim, sanat tarihi, sosyoloji ve psikoloji okudu. Mezun olduktan sonra New York’a taşındı. New York’ta Glamour Dergisi’nin sanat editörü Tina Frederiks’le tanıştı ve Glamour için çizimler yapmaya başladı. İlk işi “Başarı, New York’ta Bir İş Sahibi Olmaktır” başlıklı bir yazıya görsel malzeme çizmekti. Yazı yayınlandığında ismi yanlışlıkla Andy Warhol olarak yazıldı ve o günden sonra soyadının son harfini hiç kullanmadı.

Truman Capote’un hikayelerini resimlendirmek için çizdiği illüstrasyonlardan oluşan ilk solo sergisini 1952’de New York Hugo Galerisi’nde açtı. 1953-55 tarihleri arasında bir tiyatro topluluğu için sahne tasarımları yaptı. Bu dönemde ilk kitapları yayınlandı ve saçını gümüş rengine boyatmaya başladı. 1956 yılında Eserleri New York Modern Sanat Müzesi’nde sergilendi, ayrıca Miller Ayakkabıları için yaptığı reklamlarla 35. Yıllık Sanat Yönetmenleri Kulübü Büyük Ödülü’nü kazandı. Aynı ödülü bir sonraki yıl da stüdyosuna götürdü.

Fabrika’da bir parti

1960 yılında ilk tablolarını yapmaya başladı. Bunlar Dick Tracy, Superman, Temel Reis gibi çizgi roman kahramanlarıyla ilgiliydi. Model olarak ayrıca, Coca Cola şişeleri de kullanıyordu. 1961’de ciddi sanat eleştirmenleri tarafından fark edilmeye başladı. 1962’de çizimlerini yaptığı dolar banknotları ve Campbell marka çorba kutusu üzerine yaptığı çeşitlemeler, “Yeni Gerçekçilik” ismi verilen bir pop-art sergisinde sergilendi ve bu sergiyle büyük bir başarı kazandı. Tüm New York sanat çevresi ondan bahsetmeye başladı. 1963 yılında “Fabrika” adını verdiği stüdyosuna taşındı, “Red Jeckie” ve “Flower (çiçek)” ismini verdiği resim serilerini çizmeye başladı. 1964 yılına kadar “Fabrika”da 2000 resim yaptı ve bir çok film çekti.

Ünlü SarışınWarhol çektiği kısa filmlerle Bağımsız Film Ödülü’nü kazandı. Ayrıca “Empire” ve “Sleep (uyku)” isimli iki deneysel uzun film çekti. Bu filmlerden “Empire” 8 saat sürüyordu ve yapımı, Empire State Building’in karşısına konulmuş bir kameranın 8 saat boyunca sabit bir noktada çalıştırılmasıyla gerçekleşmişti. “Sleep”in konsepti de buna benziyordu. Uyumakta olan birinin 6 saatlik uykusunu görüntülüyordu. Warhol, kendisiyle yapılan bir röportajda “Birisinin yazdığı kitabı okumaktansa, kendine iç çamaşır alışını seyretmeyi tercih ederim” demişti. Okumakta olduğunuz yazının mütevazı yazarı da Warhol’un bu filmleri sadece ve sadece seyircilerin tepkisini seyretmek için yapmış olduğu inancında… Kendinizi, bir sinema salonunda Empire State Building’in aynı açıdan 8 saatlik çekimini (en azından ilk yarım saatini) seyrederken düşünürseniz, ne demek istediğimi anlayacağınızı tahmin ediyorum.

Ay Yürüyüşü1965 yılında, ilk solo müze sergisi açıldı ve aynı tarihte sürpriz bir kararla artık resim yapmayacağını açıkladı. Bu kararına da 1972 yılına kadar sadık kaldı. Aradaki dönemde de tabii ki boş durmadı. Dünya sanat kültürü anlayışını kökünden değiştirecek bir işbirliğine girdi. Velvet Underground; Lou Reed, John Cale, Sterling Morrison, Maureen Tucker ve eski fotomodel; yeni şarkıcı Nico’nun oluşturduğu bir müzik grubuydu. Warhol grubun ilk albümünün prodüktörlüğünü üstlendi. Albüm müzik eleştirmenleri tarafından “o döneme kadar yapılmış en etkileyici albüm” olarak göklere çıkartıldı. Sonra Warhol, albümün konsepti üzerine “Exploding Plastic Inevitable (kaçınılmaz plastik patlaması)” isimli multimedya bir gösteri geliştirdi. Gösterinin açılışı 1966 yazında gerçekleşti. Salondaki ana sahnede grup müzikal performansını yaparken, yan sahnelerde müzikle uyumlu çeşitli gösteriler gerçekleşiyordu. Time kapağıSalonun her yerine Warhol’un filmleri yansıtılıyordu. Renkli ışıklar ve filmler sahneye ve grubun üzerine yansıtılıyordu. Gösterinin seyirci üzerindeki etkisi şok ediciydi. Daha sonra Lou Reed’in biyografisini yazacak olan Diana Clapton gösteriyi “cehennemin bekleme salonu”na benzetmişti. Lou Reed’in gruba yeni bir prodüktör bulmasıyla Velvet Underground’la Andy Warhol’un beraberliği sona erdi.

Warhol’un 1966’da yaptığı “Chelsea Girl” adlı filmi, ticari salonlarda gösterilen ilk underground film olarak tarihe geçti. ’67 yılında Warhol üniversitelerde konuşmalar yapmaya başladı. Konuşmaları o kadar başarılı olmuştu ki, bazı üniversiteler, onun yerine konuşma yapması için Warhol’a benzeyen tiyatrocularla anlaşmaya başladı.

3 Haziran 1968’de Warhol’a, radikal bir grubun üyesi olan Valerie Solanis tarafından suikast girişiminde bulunuldu. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Warhol göğsünden aldığı üç yara nedeniyle önce öldü sanıldı, kalp masajıyla hayata döndürüldü, ancak iki ay sonra ayağa kalkabildi. Solanis önce akıl hastanesine ardından da 3 yıllık cezasını çekmek üzere ceza evine gönderildi.

 Rolling Stones dil logosuWarhol, 70’li ve 80’li yıllarda bir modern sanat idolü olarak kariyerine dorukta devam etti. 1969 sonbaharında Interview Dergisi’ni çıkartmaya, 1972’den sonra da tekrar resim yapmaya başladı. Umut vaat eden genç sanatçıları destekledi, sergiler açtı. 1987 yılında öldüğü zaman 57 yaşındaydı. Dünya onu resimleri, logoları (Rolling Stones’un ünlü “dil” logosu da Warhol’a aittir.) ve “gelecekte herkes 15 dakikalığına ünlü olacak” sözleriyle tanımaya devam ediyor…


59 ahkam var

Ahkâmlar

Bol resimli kopipeyst blog'lar artık iyice hafif'in yüzünü kaplar oldu. Genellikle senat, özellikle sinema ve müzik olarak gazlanan bu hadiselere geçit vermeyelim yoldaşlar. Bu yazıyı buraya kopileyen sersem kardeşimizi de tesbit, teşhir ve tecrit edelim. Bundan sonra yazacağı ahkamları bile moderasyona sokalım; zenci eteği giydirip H2000 konserlerinde yaprak sallayıcı olarak çalıştıralım.

adam gayet iyi yazmış. bende farkındayım bu sıra bunlara fazla yüklenildiğinin. hatta elimde hali hazırda bir makale var bu yüzden bekletiyorum. ama yazmış TUÇ iyi yazmış. +1

yeterince resim kullanılmamış ama yine de iyi olmuş. bir de keşke müzik te konulabilse bu tür yazılara; okurken kulaklarımızın pası da gider. mesela burada "there she goes again" iyi gidermiş.

(1 x 1)

Bu yazidan copyleyip bi yerlere paste ederler artik :) Bunun copylendigi bi yer varsa onu da yazsaydiniz buraya da aydinlansaydik.

ben de pinkkfloyd değilim

Kopipest mi bilmem. Biraz kuru olmus, daha ilginç olabilirdi, yine de iyi bir yazı. +1

Andy ööledir işte... 2 sene once adamcağızın inciği cıncığı iliklerime kadar işlemişti... Yapı kredide ki sergiyi hatırlarsınız... Bir kaç ay one ANDY WARHOL'u öldürmek adlı filmi islemistim bayağı bi yapımdan öteye gitmemisler.... ama ben asıl etkileyen şu oldu:

Andy'nin vasiyeti; Öldüğümde mezar taşımda "SADECE HAYAL ÜRÜNÜ" yazılmasını istiyorum!

Ulan insaf be! Herif açmış herhangi bi ansiklopedi veya link'i, kopileyip yapıştırmış. Bi de utanmadan 'kaynak göster' diyor; 'buradan alıp paste yaparsınız' diyor. Bi de pişkin. Ulan diğer bütün ahkamcılar! Siz buna müstehaksınız, ne diyim. Üç fotoğraf, iki link görünce, bunun bi b.. olduğunu sanmaktasınız. Bu Barada0 sersem, siz salaksınız. Diğer bütün +1 vericiler de öyle. Ulan herifin 'Okumakta olduğunuz yazının mütevazı yazarı da Warhol’un bu filmleri sadece ve sadece seyircilerin tepkisini seyretmek için yapmış olduğu inancında… Kendinizi, bir sinema salonunda Empire State Building’in aynı açıdan 8 saatlik çekimini (en azından ilk yarım saatini) seyrederken düşünürseniz, ne demek istediğimi anlayacağınızı tahmin ediyorum.' dediği ..ktirici cümlesinden başka, kendisine ait bi tek cümle gösterin bakiyim bana. Hafif garibim de 'oy verirken acımasız olun' diye notlar düşmüş oraya.

Bu noktalar nedir? Anlamıyor muyuz? ..kicem, b.., ya...cam, ...amcam. Yediyüzüm sen bari yapma. Ya sik sikebildiğin kadar, bokunu da çıkar, ya da hiç girme bu işlere...

Ne yapmiym, anlamadım. Yani bu kelimeleri olduğu gibi mi yaziym? Bunları böyle açıkça yazmamanın, anlaşılıp anlaşılmamasıyla bi ilgisi yok ki numbum. Bi alışkanlık bu. Ayrıca elektronik ortamda da yer etmesi iyi olur diye düşünürüm. Ha üslubun kötü, kaba falan diyorsan o ayrı. Biraz sinirle ve çok hızlı yazdım; ama muhteviyatından eminim.

o noktalar zannımca yeni üyeleri ürkütmemek adına koyuluyor, zira nereye düştük tribine girmesinler diye hele hele bir bayanın parmağına hiç yakışmaz öyle sik mik, noktaları koruyalım derim ben... aman numb-ın ahkamına ahkam kestim çekirge zıplayarak gelir şimdi yakaladım sizi diye

save the last dance for me...please

Sik siktir, göt de göt, noktalamayla yazılması kibarlaştırmaz... (bak kibar mı oldum üç noktayla?). Benim küfürle ilişkimde aynen böyledir, bazısının ağzında küfür şiir gibidir, bazısında kibar bir teşekkür bile küfür olur.. Mikicem, Mok, Kıç, Mik kibar olmuyor... Ya ...meyin ya da sikin! Ben ikisini de kullanmamayı tercih ediyorum!

BU ADAM TANINMAYA DEYMEYECEK KADAR ÇÜRÜK. BİZİM SANAYİ SİTELERİMİZDEKİ TİŞÖRT BASKICILARI KADAR SANATÇI. MODERN ALDATMACA, MODERNLİĞİN ÜRÜNÜ, ÜST DÜZEYDE KURTLU...

?=?=?_)_)

?=?=?_)_)

burada mı yersiniz, yoksa paketleyeyim evde mi? rocco'nun halis muhlis taklit penisi abi, tamam, hemen üç tane sarıyorum, bir adet de taşşaklı tişört baskıcısı penisi (bu kelimeyi okurken lütfen ş'leri vurgulayarak beyninizde canlandırınız) olanından sardım abi, o da promosyon hesabı.

dayanamadım. bir önceki ahkamda penis, taşşak yazdığımdan dolayı pişman değilim.

(ahh ah; nerede kaldı eski zarif mektuplar, muhallebicilerde görüşmeler, platonik aşklar ve dahi ön sevişmeler; zaman hep sikiş sokuşa endekslenmiş artık, tak fişi bitir işi dükkanı olmuş bizim muhallebici ve dahi roma dondurmacısı...).

Bu kelimelerin açıkça yazılmaması, hukuki yaptırımlar yüzünden; kibarlıkla falan alakası yok. Tamam, elektronik ortamda böyle bişiy yok. Sitede aksine bi teamül yoksa, kişinin tercihine kalmış. Hafif'te şimdiye kadar gördüğüm kadarıyla, açık açık yazılmıyordu bunlar. Bu aşama hepimize kutlu olsun! Bazı arkadaşlar aşağıda görüldüğü gibi şimdiden kutlamalara başlamışlar.

Hayat zaten geçmişi pastelemek değil midir? :)

ben de pinkkfloyd değilim

kullandığınız takma isim bile dağıstanlı olmanıza karşın çanakkale dolaylarında dedelerimizin yaşanmışlıklarıyla alakalı bir paste hatta paste inside değil midir?

ben de pinkkfloyd değilim

Sizin 'yaşanmışlıklarıyla alakalı' türkçenizi seviyim. Dağıstanlı olan kişinin Çanakkale'yle irtibatının 'karşın'lığını yiyim. O 'peyst insayd' diyen dillerinizi kesiyim.

Madem biyografi okuyup hafif’e geçeceksiniz, bari birkaç ortak bulun, orta öğretim küme çalışması tadında, alakalı konuları aranızda paylaşarak bir tematik “seri moderasyon yazıları” çalışması çıkarın ortaya ki anlattığınız şey de yarım yamalak yetersiz kalmasın. O kadar konuyu da birkaç kişi ancak kotarır hem. Zira bazı şeyler bol resimle süslenince anlaşılmış – anlatılmış olmuyor yorumu yapmaya kalkışmam bu noktada “ah ne güzel döşenmiş resimler nefis yazı olmuş” diyenler için ne işe yarayacaktır bilmiyorum. Kopi peyst söz konusu ise onun da iyisini yapın hiç değilse yani. Sağdan soldan 3 5 cümle ile apartılmış bir Andy –benyazdımoldu- Warhol özgeçmişi yaratırsanız, hayat görüşü sanayi sitesinden ibaret olanlar “o da neymiş be hahayt” diye çekirdek çitler blogun altında. Buyrun siz araştırma grubunuzu kurarken ben de nacizane, görev çizelgenizi vereyim. Herşeyi çözmese de başlangıç olarak fena sayılmaz:

Araştır:

  • Modern
  • Postmodern
  • Abbot Suger
  • Paul Cézanne
  • Picasso
  • Claude Monet
  • Kübizm
  • Futurizm
  • Bauhaus
  • Konstrüktivizm
  • Dadaizm
  • (Israrla) Marcel Duchamp
  • Ve dahi ek olarak:

  • Heisenberg
  • Kuantum fiziği
  • Belirsizlik teoremi
  • Final: Başa dön, bir daha araştır, tekrar incele, yeniden anla: Andy Warhol !

    Tüm bunlardan sonra Empire, Sleep, doymazsak Basquiat ve diğer meselelere geliriz belki.

    Baby700’ün kopi peyst teşhisine kızmanızı ise anlamak zor. Ahkamlara bakılınca blog yazarının Andy Warhol hakkında fikir sahibi olmaktan ziyade, akıllara zarar “hayat zaten geçmişi pastelemek değil midir, a canlar” mottosunun yaratıcısı bir düşünür olduğu gözlerden kaçmıyor.

    Warhol ustanin asmis bi yetenege sahip olduguna inanmiyorum, eger oyle olsaydi sadece belli bi zaman diliminde basarili kabul edilirdi. Fakat, asmis bi hayalgucune sahipti ki, bu sayede "yazinin kesfi" derecesinde onemli izler birakti.. Isyani, protestoyu ve daha nice "insansi durumlar"imizi, farkinda olmasak da onun cizgisinde ifade eder olduk. Vurucu elestirilerimizde bile, hep Warhol ustanin aymaz, dikbasli espri anlayisi sakli.. Saygiyla aniyorum.

    neurovit , sus neurovit..

    neurovit , sus neurovit..

    Dandy Warhols müzik grubuyla ilgili yazıdan sonra, bir giriş niteliğinde sayılabilecek, kısa bir Andy Warhol yazısı düşünmüştüm. Ne yazık ki bu kadar özet bir yazı bile oldukça uzun oldu. Sizin önerdiğiniz kadar detaylı bir anlatımın bir kitap ya da tez çalışması olabileceği, o çalışmanın da burası için çok uygun olmayacağı kanısındayım. Ayrıca geçmişin paste edilmesiyle ilgili ahkamımın gitmesi gereken yere gidip, anlaması gereken kişi tarafından anlaşıldığı kanısındayım, siz üstünüze alınmayın. Gösterdiğiniz yol, konuyla ilgili daha detaylı bilgi edinmek isteyenler için güzel bir kılavuz olacaktır, onun için de ayrıca teşekkür ederim.

    ben de pinkkfloyd değilim

    Bence küfür olayında hiç bir sakınca yok, o da diğer herhangi bir kelime gibi bir duygunun/düşüncenin dile gelmiş hali ise, o duyguyu/düşünceyi ondan başka hiçbişey tanımlayamaz..

    "Sikecem yaptığınız işi bu ne biçim yazı mınıyiyim" gibi mesela..

    "Mok", "Zik", "Damcık" gibi kodlama mevzuuna gelince, hoş değil hacı, küfrü ya et ya da etme, dansöz gibi kıvırmanın gereği yok..

    Bi de; bu Andy Warhol adamının karizması nerden gelir hiç anlamam, yazı da anlatamamış netekim..

    Bu kadar adam-kadın içerisinde sadece down çıkmış 'oha' diyen. Onu da dememiş aslında kibarlıktan. Üstüne üstlük bi de yol yordam göstermiş. Kardeşim, bu kıvrımsız beyinlilerin anlaması mümkün mü böyle şeyleri? Bunlara kopipeyst beyinli deyince bile, 'ne var, yaptım oldu' diyorlar. Tefessüh etmiş bi kitle. Yaptıklarının hırsızlık olduğunu bile idrak edemeyecek haldeler. Aslında gayet anlaşılır bi durum; zira geniş bi suçortaklığı söz konusu. Aşağı yukarı herkes çalıp çırptığı için (aynen ülkemizde oldugu gibi), herhangi bi konuda orjinal bi fikir üretmekten aciz olduğu için, intihal denilen hadise vakayı adiye sayıldığı için, bütün bunlar 'normal' kabul ediliyor artık. Yani şöyle düşünüyo bu zübüdükler: "Abicim herif açmış ansiklopediyi, W harfini bulmuş, 'a Andy Warhol, ben bunu bi yapiym demiş, otumuş iki saat baka baka yazmış, sonra resimleri alıp formatlamış, hafif'e girmiş, 'yazı ekle'yi seçmiş, 'nası görünüyo'ya basmış, bakmış iyi görünüyo, sabmit oğlum demiş, yollamış. Yani çocuk uğraşmış o kadar, şimdi bi +1'i haketmemiş mi yani?" Durum tek kelimeyle acıklıdır.

    valla bu "ulaşamadığı ciğere mundar diyen kedi kılıklı" insanlara çok acıyorum, kendileri bişey copy-paste leyemeyip bile ona buna .ok atıp mutlu oluyolar ama olsun bu da herhalde dikkat çekmek için bi yol, çekti sonunda hepimizin dikkatini

    Bu Babe700 un yaptigi dupe duz pustluktur. Biri bu zatti evire cevire dovene kadar da halinde (fiziksel yavrucugum, simdi doverek fikirlerimi degistirmek istiyo fasist dersin, cok skimdeydi fkirlerin, ben senin o patlak gozlerini cukurlarina gommek istiyorum) degisiklik meydana gelmesini beklememek lazim. Lakin bu pustu benzetecek secilmis kisi olmak isterdim. Yani bu pust belli ki burda milletin kasip doktora tezi falan yazmasini bekliyor. Oysa adim gibi eminim ki olasi populer kultur tartismalarinda gotunun killari agrimis ihtiyar modeline girecek ve bizlere ulan yumurcaklar siz 1960lari ne bilirsiniz ben sizin bezinizi degistirdim triplerine gircek. Ha bide komple komuniteye muamele cekiyor takma disli ihtiyar, arti verenler sole, nasil bakip oy verdigimizi de hemen tespit etmis yazmis oraya titrek elleriyle... Ulan dumbuk hadi bunlari yazdin sictin, ne diye kendi bokunu ustune surup surup "aa ne boku ayol resmen zemzem suyu " tribine giriyo... Peki madem bukadar israrlar oturdun kendi bokunun ustune, ozaman sana sorarim ben pust herif, nasil blog yazcan sen? Uzaydaki hic bir canlinin daha once varligini bile dusunmedigi konulara dalcaksin muhtemelen dimi, yazana kadar o beyaz killi kicindan iki litre ter dokeceksin, sonra ben ve baskalari senin o pust adini gorunce direkman okuyup fikirlerimizi senle paylasma istegiyle dolup tascaz, yazinin altinda hic ahkam olmayinca siklenmedigini anliycaksin yine ve o yasli bunyene bir doz eziklik daha enjekte etceksin, kustahlasacaksin, igrencleseceksin, kisir dongu diiil spiral olacak...]

    Evet evet pustsun sen....

    Son zamanlarda baby700'e saldırarak prim yapmaya çalışanlar arasında bi hareketlenme oldu. Genellikle yeniyetme, geçkalmış yapi ve nahiye ambar takip memuru kıvamındaki bu süprüntüler, çürüyen türkiye'nin yükselen değerlerini temsil etmekte. Ülkeye içirilen sentez çorbasındaki bu sineklerin harekete geçmesi aslında hoşuma gidiyor. Böylelikle ne mal oldukları, nereye konup nasıl vızıldadıkları da ortaya çıkıyor. Uzun zamandır kendisinden haber alamadığımız eski üyelerden yarma bey de, deliğinden çıkarak vızıltıya karışmışlar. Beni tepelemek için kendi ifadesiyle 'seçilmiş kişi' olmak arzusundalarmış. Uygun kamuoyu desteği bulunduğu inancıyla sahneye atlayan bu yarma, nesine güveniyor anlamadım. Ses yok, fikir yok, türkçe bok, ee? Tek makul açıklama kendisinin bu süre zarfında radikal bi biyolojik değişim geçirdiği ve nihayet yardırarak belli bi fizik edindiği olabilir. Yoksa böyle kraliçe sinek misali ortalara düşmezdi. E madem gelmiş, bi hafif işçisi olarak bi kaç cümleyle dölleyeyim kendisini. Sevgili yarık kardeşim, senin o beyinciğinde 'ya bu yukardaki gibi yazı (warhol) yapılır ya da doktora tezi yazılır' gibi bi ikilem oluşmuş. Biz bu yeni durum karşısında, bazı arkadaşların lise ödevi seviyesindeki bloglarına bile razı olacak hale geldik. İnfus'un, plum'un hatta ranıvey'in saçmalıklarını bile özler olduk. Hiç diilse onlar bi dalga boyu da olsa, eğlencelik vaziyetler yaratmaktaydı. Bu yukardaki özgeçmiş yazısı ise, dalga geçmeye bile değmeyecek bi gazlama. Bu işler için sağ tarafta kullanılan bi sütun var; link veriyosun, isteyen okuyo. Ama sonradan yardırmış bi kardeşimiz de olsan, bu haller sana yakışmıyo. Yoksa bıçak altına yatmışken bi de lobotomi falan mı yaptırdın? Bu sefer ameliyat yerlerine zarar vermemeye çalıştım. Bi dahaki sefere hiç acımam ona göre.

    Pust amcacigim hadi kapitalist sistemde yasiyoruz tamam bunu kavramissin ii guzel hos da her boku "prim yapmayay calisiyolar" mantigina sigdirmaya calisiyosun ki? Pust. Burasi IMKB diil ki pust herif. Beyinsiz. Body calistim da sana satastim dimi okuz nazar boncugu seni? Niye baska sebepler aramiyosun? Hadi hayal gucunu zorla moruk. Senin gibi pustlar benim canima tak etmis olamaz mi? Piskopat olamazmiyim? Bi sonraki hafif zirvesinde alnin ortasinda delik acamazmiyim sence? Ha pust? Bunlar filimlerde mi olur zannediyosun sadece? Tehtid di mi? Zirla simdi...Kicinin beyaz killari (evet karakteristik ozelligin onlar) seni nazardan mi koruycak? Primmis. Aptal adam, aptal adaaaaam! Ne primi, gerizekali soyle ne primi, mongol XY madem burasini da prim araci olarak algiliyo kafan, pust kendin soyluyosun bi senedir yokum, ne primi marangoz defosu!

    Bi sakinleş bakiim oğlan çocuğu. Badi de çalışıp fıstık gibi olmuşsun bu arada bakıyorum. Deli deli akanı, vura vura tıkarlar, evladım. Ama psikopatlara daha özel bi muamele uyguluyoruz. Vururken bi de fotoğrafını çekiyoruz; akliye bölümünün duvarına asıyolar.

    andy warhol hakkında hiçbirşey bilmiyorsa kişi, bu blog onlar için başlangıç olabilir.

    blog için eleştiri yapanlar da düzgün bir blog girsinler de biz de aydınlanalım.

    küfür konusuna gelince: can yücel'in dediği gibi bu ülkede göte göt denir...

    Beyinsiz. Aslinda anlayabiliyorum seni, komuniteye sonradan gelen biri olarak (hangimiz sonradan gelmediki eheu ehue) milleti tanimak amaciyla yazdiklarini falan okuyabilirdin ama beyinsiz ve tembel biri olarak usendin tabii oyuzden simdi boyle sut balik yemisscesine siciyosun... Bak pust madem tembelsin, okumak istemiyosun, bari sacmalama. Ama yok ihtiyar diyor ki ben illa analiz yapcam, ve naapiyo? herhalde gozleri cok okuyunca sulandigi icin yalniz nicknameimi okuyabilmis... Haa bakmis yarma olsa olsa boleedir demis pust. Ulan pust bu mantikla ben senin su ana kadar 700 bebekle iliskiye girmis pis bi subyanci oldugunu idda ediim? Nasil? bumudur karakter analizin? Ayy cok umrumdaydin,moruk...Seni gorsem dalarim, budur okadar... Ama ben mutlu bi insanim, gencim guzelim derler ya, iste o kivamdayim, mutluyum, sevgilim var, dusundukce senin gibi pustlarin varligini unutabiliyorum yani, o derece, mutluyum diyorum ya... Cok skimdeydi, degismeni beklemiyorum senden, ama bunlari sana saydirdikca gerizekali herif, rahatliyorum... Cok da uzulmuyorum aslinda degismiycegine, sen yasli bi moruksun sonucta, daha 20 sene ya yasarsin ya da benim gibi biri haklar... Yani cok stratejik degilsin, zehirleyecek cocugun da yoktur umarim, varsa onlarla ilgilenmek isterim, prim prim diyen kompleksli ve kic killari beyaz bir 'baba' kadar kotusu olamaz herhalde... Cok skimdeydin diyorum ya... Rahatladim ama, aldim senden alicagimi... Hadi opuyorum seni moruk...

    Bu tartışmanın nedenini anlamakta gucluk cektiğimi itiraf ederken (herhal önceden bilmediğim şeyler olmuş),kısa bir araştırmadan sonra beybi 700'e hak verdiğimi söylemeliyim. Böyle bir yazı yazmak yerine ufak bir mimleme ile bu linkin verilmesi yeterliydi.

    Kimse peygamber değil ama yine de bu hal ve tavırları garipsedim.

    'Gencim, güzelim, kıvamdayım, sevgilim var, ayy çok umrumdaydın moruk...' Allah allah, şaka maka derken bu çocuğa hakikaten bi haller olmuş galiba.

    yavaş... diyorum gerisi boş sana.

    ne yalan soyliim moron. kendimi cok iyi hissediyorum... dedecigim sen vura vura repliklerinle pek bi fasist olup cikmissin bu arada, haha yoksa hep boylemiydin... mutluyum lan... ha hay lay lay lom... evet biseyler oldu bana, mutlu oldum... gerizekaliya bak yaa... sana belediye baksin...

    yavaş . . . 2

    iki kişi arasındaki muhabbete giriorum çünkü suyu çıktı artık, yeter.

    okunası bir tarafı da yok, sakin ol.

    Böyle bir blogun akıldan, mevcut bilgilerle girilebileceğini sanıp da, "bu copy-pate dir, kimbilir hangi ansiklopediden araklandı" anlamında ahkam giren dangalak ve aynı yönde görüş bildiren birkaç bilinçsiz yalak için aydınlatma amacıyla şunu söyleyeyim: 1- Bu tarz bir blogun akıldan yazılma şansı yoktur. Bunu ancak konu şahsın kendisi yapabilir. 2- Böyle bir blogun kaynaklara başvurularak hazırlanması kadar doğal bir şey olamaz. 3- Yapabildiği tek eleştiri "bu kopipeyst ya" biçiminde olanlar ve hayatları boyunca copy-paste yapmadan bir şey üretemeyenler bunu çooook zor anlar. 4- Ansiklopediden copy-paste yapılamaz. Kastedilen eylem ancak read-write olarak adlandırılabilir (belki). 5- Andy Warhol hakkında başvurduğum Meydan Larousse'da bu kişiye ait bir bilgi bulamadım. Sadece 3. ek ciltte aynen şöyle bir bilgi var (read-write): "WARHOL (Andy), ABD'li sanatçı. - (öl. New York 1987). Yani barada0 en azından bu blogu Meydan Larousse'dan araklamamış(!) Hangi ansiklopediden arakladıysa(!) bayağı kapsamlı bir ansiklopediymiş. 6- Bunu dahi araştırmaktan ya da nereden araklandığını(!) söylemekten aciz olup da yazılanlara bunca ipsiz eleştiri yapanların gözlerinden öperim.

    Bu baby700 denen sarı bayır zibidisiyle ilgili yazdığım şu ahkama altındaki cevabı vermişti. Demek oluyor ki bu laf, onun kavrama yeteneğinin sınırları içinde kalmak koşuluyla accaip morartıcı bir yanıt oluyor. (Biz anlamıyoruz tabi). Bu nedenle, bu bloga kesmiş olduğu tüm ahkamlara karşılık ben de kendisine diyorum ki:

    Bi ..ktir git, iki çay demle gel.

    (Yukarıdaki cümle copy-paste dir.)

    Tespitinize göre, baby700’le aynı yönde görüş bildiren birkaç “yalak” dan biri olarak cevap yazmak durumunda kalmaktan pek hoşnut değilim zira görüyorum ki beni ya da bu makale (aa blog değilmiş buuu – sus çocuğum yeni başladım dinle!) copy/paste’dır diye görüş bildiren herkesi sadece baby700’le hemfikir diye aklınıza gelebilecek her türlü kelimeyle aşağılamaya hazırsınız, bu gereksiz öfkenizi, düzenli olarak takip ettiğim güzide sitemizin çeşitli blog-günlük-makaleleri altında “bay sarıbayır” tarafından maymun edilmiş oluşunuza bağlıyorum. Öyle bir öfkeniz var ki bütün metabolizmanızı kontrol altına almış. Bariz bir baby700 kompleksi oluşmuş üzerinizde. Baby700’den bağımsız olarak da makaleyi eleştirebileceğimizi falan unutup “yalaklaaarrr” “teker teker gelin ulaaan” şeklinde bir hissiyat içindesiniz ki, müsterih olunuz kimsenin yalağı değil, bir Warhol hayranı olarak yazıyorum ben yalnızca. Şimdi sizin maddelerinize yeniden bakalım

    Birinci maddeniz:Bu tarz bir blog’un akıldan yazılma şansı yoktur. Bunu ancak konu şahsın kendisi yapabilir.

    Bu bir blog değil, makale; hem ne demek akıldan yazmak, üretkenlik mi kastediliyor burada? (ee şimdi insanlar böyle hani bir duyguyuuu bir düşünceyiii kendi hislerine göreee eee akıldan işte yani böyle…) yani insanlar bu konuda üretken olamaz, bunu ancak konu şahsın kendisi yapabilir demişsiniz. Kastettiğiniz bu ise Andy warhol için ancak Andy Warhol makale yazabilir mi demek oluyor bu. Bu durumda Atatürk konulu bir makale Atatürk tarafından yazılmalı maymunları anlatan bir makale maymunlar tarafından kaleme alınmalı falan sanırım. İlginç…

    ikinci maddeniz:Böyle bir blog’un kaynaklara başvurularak hazırlanması kadar doğal bir şey olamaz.

    Tekrar edelim – bu bir makale, blog değil ve bakalım şu sayfada makale yazımı konusunda neler öğütleniyor tek kelimesine dokunmadan; copy&paste:Hafif.org’un makale bölümüne bir şey yazacaksanız, onu siz üretmiş olmalısınız (üretmek evet, hani böyle bir duyguyu bir düşünceyişey yaparak ee akıldan yazarak şeyettirme şeyini diyor) kaldı ki ben, madem copy&paste daha fazla detay olmalıydı’dan başka bir şey demedin ve makale yazarı da buna hak verdiğini yazıyı ne amaçla yazdığını söyledi ve ek bilgiler için de teşekkür etti lakin bu durum bile sizin önlenemez baby700 kompleksinizin katkısı ile” röaarrrhh yalaaakalarrrr” şeklinde kudurmanızı engelleyemedi, zira söylediğim gibi metabolizmanızı o kadar bozmuş ki baby700 tartışmalarınız, sanırım ahkâmları adam gibi okuma gereği bile görmediniz (ha adam gibi okudum ve bu sonuclara vardım, diyorsanız, o daha vahim)

    üçüncü maddeniz: yapabildiği tek eleştiri “bu kopipeyst ya” biçiminde olanlar hayatları boyunca copy paste yapmadan bir şey üretemeyenler bunu çooook zor anlar.

    Neyi çok zor anlar? Cümle sonuna varmadan başta ne söylediğini unutmuş. Bunu çok iyi anlar. Hımm. Bu ne. Bu makaleyi mi çook zor anlar. Yok belki de 2. maddeyi çok zor anlar. Bu maddeden ısrarla bir şey anlaşılmıyor. Öte yandan kendi adıma cevap da vereyim ki, yapabildiğim tek eleştiri “bu kopi peyst ya” değil, ilk ahkamıma bakarsanız daha fazlası var. Söylemeye çalıştığım şu ki Andy Warhol yazmışsınız ama yazı da Andy Warhol’u yaratan şeylerden birinden bile bahsetmemişsiniz hakkında bir belge açmış ve hiçbir detaya girmeden resimlerle süsleyip kendi fikrinizi de eklemeden buraya geçmişsiniz o yüzden de bence bu makale olmamış. bunları size değil yazara söyledim o da sorularımı yanıtladı zaten.

    dördüncü maddeniz:Ansiklopediden copy-paste yapılamaz. Kastedilen eylem ancak read-write olarak adlandırılabilir (belki).

    Baby700’ün dediği kadar acınası gerçekten genel durum demek ki. Bu dahiyane keşfinize karşılık sadece şunu söyleyebilirim, mecazdan anlamayan nesle aşina değilim!

    beşinci maddeniz:Andy Warhol hakkında başvurduğum Meydan Larousse'da bu kişiye ait bir bilgi bulamadım. Sadece 3. ek ciltte aynen şöyle bir bilgi var (read-write): "WARHOL (Andy), ABD'li sanatçı. - (öl. New York 1987). Yani barada0 en azından bu blogu Meydan Larousse'dan araklamamış(!) Hangi ansiklopediden arakladıysa(!) bayağı kapsamlı bir ansiklopediymiş

    Eeee? Sizin “kapsam” anlayışınız bu kadar dar diye bizimki de mi dar olmalı? Size göre verdiğiniz örnektekinden uzun, bir paragrafı geçen ve resimlerle döşenmiş her yazı gayet kapsamlı bir araştırma olabilir, sizin algı düzeyinizi bu tatmin edebiliyor diye ben tatmin olmak durumunda değilim. Ama siz de zaten konu hakkında fikir sahibi olmaktan ziyade baby700’e bulaşmak için burada olduğunuz için aslında makalede neyin anlatıldığının da pek önemi yok değil mi?

    altıncı maddeniz:Bunu dahi araştırmaktan ya da nereden araklandığını(!) söylemekten aciz olup da yazılanlara bunca ipsiz eleştiri yapanların gözlerinden öperim.

    Neyi dahi araştırmadan. Tamam bu sefer bir önceki maddeyi kastediyor olmalı. Meydan Larousse’a dahi bakmadan eleştiri yaptım ben evet zira Warhol hakkında çok daha farklı bir çok şey okudum – izledim – gördüm. Benim eleştirimde mesela ressam isimleri, bir takım akımlar ve bir takım teoremler geçiyordu. Asıl ben bunlara ve baby700’ün de gayet mantıklı tespitlerine de “ipsiz” diyebildiğiniz için beyninizden öperim sizin.

    Nereden başlayayım bilemedim. Açıkçası ahkamının tarzı son derece itici gelmişti ama "yalak" tanımlaması için seni kastetmemiştim. Üzerine alınmakta haklı olduğunu görüyorum. sarı bayırın ağzından saçılan pislikleri "gayet mantıklı tespitler" olarak yorumlayan, cehaletini "mecaz" olarak nitelendiren (bir zamanlar biri de küfürlerini sarkastik olmak diye tanımlamıştı), bloga kafadan girmiş olduğu ahkamını okuyup da bunda hala garip bir şeyler görmemekte ısrar eden biri ancak yalakalık adına bunları söylüyor olabilir. Öncelikle bilmen gereken bir şey var. Yayınlanan yazı sahibi tarafından ister makale olarak sınıflandırılmış, ister uzun yazı (eskiden vardı) olarak düşünülmüş olsun, moderasyona giren yazıları kastetmek için genel olarak "blog" tanımını kullanıyoruz. Altında makale yazıyor diye bunun edebi bir makale olduğuna bu kadar sağlam inancı nereden geliştiriyorsun, belli değil. "Kullanıcı hakkında istihbarat" bölümüne girersen, orada "son blogları" diye bir link var sadece. "son makaleleri" diye bir şey yok. Bu anlamda. Anlatabildim mi? Yazmış olduğum maddeleri tek tek eleştirmeye kalkınca, kendini tamamını madde madde eleştirmek zorunda hissetmişsin, bu da ilgili ilgisiz bir sürü eleştiri bulma zorunluluğu getirmiş ve dolayısıyla mantıksızca debelenmişsin. Bundan sonra maddeleri unut ve sadece eleştireceğin konuda konuş, daha kolay olur. Maddeleri unutmanda bir yarar daha var: Maddeleri okurken başlarındaki rakamları da vurgulaya vurgulaya okuyorsun herhalde ki, maddeler arasındaki ilişkiyi ve sürekliliği kavramakta zorlanıyorsun. Bu nedenle de, bir önceki maddenin devam cümlesi olan maddeyi "başı yok" bu ne" gibi anlamsız sözlerle sorguluyorsun. Bunları geçelim. Gelelim senin neden bu işe bu kadar alındığına.(İşin yalakalık kısmını şimdilik bir tarafa bırakarak...) Sadece itici bulmuş ve şöyle bir okuyup geçmiş olduğum ahkamını tekrar dikkatlice okudum sayende. Burada yazdıkların, bana kesmiş olduğun ahkamın son paragrafında dediklerinle birleşince anlam kazandı. Maalesef sen de, "bu konuyu ben çok iyi biliyorum ama herif tutmuş yazmış. Kıskandım ama çaktırmayayım. Bildiğimi nasıl ifade etsem millete? En iyisi bunu yapanın yaptığı işi aşağılayayım, herkes beni bi bok sansın" psikolojisi ile hareket edenlerdensin. Madem Warhol hakkında çok daha farklı bir çok şey okudun - izledin - gördün, sen de bir blog gir kardeşim, Warhol hakkında bilgi böyle verilir de, madara et copy-paste yapan bilgisizleri. Sen sadece ben bilirim diyorsun, hiç bir şey yaptığın yok, sadece küçümser, alçaltıcı tavırlarla ahkam kesiyorsun. sarı bayır tarafından maymun edildiğime karar verecek kadar sarı bayırın ve benim ahkamlarımı okumuş olsaydın, sarı bayıra da işte bu yüzden takmış olduğumu bilir, yeteneksiz bir sünepe asalağın neden o hitaplarıma muhatap olduğunu anlardın. Amacım yeteneksiz ve ahlaksız bir zibidi ile sidik yarıştırıp kim maymun olacak yarışı yapmak değil. Bunu ya bilmiyorsun, ya anlamamışsın ya da maalesef yalakasın. Hangisi? Son bir söz: Birinci maddeye yaptığın eleştirini bir daha oku. Maddede, "Bu tarz bir blogun akıldan yazılma şansı yoktur. Bunu ancak konu şahsın kendisi yapabilir." deniyor. "İnsanlar bu konuda üretken olamaz" denmiyor. "Bunu ancak Warhol yazabilir" de denmiyor. "Bunu herhangi bir kaynağa başvurmadan yazabilecek kişi, ya Warhol'un kendisi (kendi hayatı hakkında en çok detay kendi hafızasında vardır çünkü) ya da Warhol hakkında ezberinde bu kadar detayı, tarihi tutabilen bir Warhol manyağı olabilir ki, bu da ciddi bir psikolojik probleme işarettir, dünya üzerinde pek böyle adam çıkmaz, dolayısıyla böyle bir yazının, kaynaklara başvurmadan ve alıntılar yapılmadan yazılma şansı yoktur" deniyor.

    "bu copy-pate dir, kimbilir hangi ansiklopediden araklandı" anlamında ahkam giren dangalak ve aynı yönde görüş bildiren birkaç bilinçsiz yalak için aydınlatma amacıyla şunu söyleyeyim: aynı yönde görüş bildiren şeklinde genellemeler yapıp sonra da bir cevapla karşılaştığınızda “sana dememiştim kiii lay lay” şeklinde kıvırmanıza bir şey demiyorum diyelim ve hatta hadi “okudum ben ve gördüm ki baby700, şu nick, bu nick, yalaktır down da iticidir” şeklinde bir tespit de yapmadınız gayet genel bir “yalaklık” aşağılamasında bulunduktan sonra da biri tepki gösterince “yok yok sana demedim ben valla bak ne alındın ki; ha madem alındın yalaksın” şeklinde de akıllara zarar, “tespit yaparken sonuç da çıkarabilen komplike bir insanım” performansı sergilemekte ısrarlısınız hiç değilse ben böyle de biriyim diye uyarın da siz ahkâm kesmeye başlamadan biz yapıştıracak paraları hazırlayalım.

    Öncelikle bilmen gereken şey cümlesini kurmadan önce, çok iyi bildiğinize emin olduğunuz tüm bu kavramları bir gözden geçirin derim size. Evet yazılan her şeye blog demekteyiz ve evet bunlar bu sitenin blogları ve hatta bunlar hafif org logları ama aynı zaman da blog ve makale de birbirinden bağımsız iki yazı tarzı. Gidin o sayfayı okuyun bari yormayın beni. Ya da efendi efendi bunca zamanlık üyeyim ben blogla makale arasında hiçbir fark görmüyorum diyin de biz de tamam diyip sizi kendi halinize bırakalım. Ben sitedeki her şeye blog diyorum öyleyse bu da blogdur şeklinde çocukça çıkarımlarınız bir yere vardırmıyor söylediklerinizi, bir dahaki sefere blog nedir weblog neye denmekte bizdeki blog da bundan mı gelmekte, makale nedir, kimler makale yazar, makaleye ne yazılır, blog’a ne yazılır, bir kişi üzerine makale yazmak için önce o kişiyi psikolojimizi bozacak kadar sevmeli miyiz, bunlara bir çalışın sonra oturur konuşuruz. “Altında makale yazıyor diye bunun edebi bir makale olduğu” şeklindeki salakça çıkarımı ise ben değil siz yaptınız. Edebi makale ne, edebi olmayan makale ne. Edebi makale edebiyat üzerine yazılmış bir yazı mı bunu mu kastetmektesiniz yoksa imlâ kurallarına dikkat edilmiş yazılara edebi makale dikkat edilmemişlere blog mu diyorsunuz, ya da makale olarak tanımlanmış bir yazı sizin tek paragraflık meydan larousse içeriği beklentilerinizi karşılıyorsa makaledir, öyle entel kuntel anlamadığınız şeylerden bahsetmesi istenirse edebi bir makale mi olur demek istiyorsunuz. Nerenizden uydurmaktasınız bunları. Altında makale yazıyor diye bu sitede tanımlanan makale kavramının hakkını vermesinden fazla bir beklentimiz yok bizim. Anlamadığınız bu.

    Sadece itici bulup, şöyle bir okuyup geçtiğiniz ahkâmım ve ahkâmım hakkınızdaki tespitlerinize gelince. Size göre birinin bildiklerini paylaşması sadece bilgiçlik taslamak hava atmaktan ileri geliyor olabilir. Bunu anlarım. Dahası etrafınızda ne zaman anlamadığınız bir şeyler olursa hava atmayın lan bana diye böğürerek bir tür, “ben bilmiyorsam siz de bilmeyin ya da bildiğinizi göstermeyin” şeklinde, his ishalinde debelenen ezik adam portresi çizmenize de anlayış gösterebilirim ama bilmeniz gereken şu ki, makale Andy Warhol’dan bahsetmiş, ahkâm da Andy Warhol’u Andy Warhol yapan hiçbir şeyden bahsetmemişsiniz diye sitem etmiş. Karşılığında makalenin sahibi bu kadar ayrıntı yazmayı gerekli görmediğini belirtmiş ama daha fazlasını araştırmak isteyenler için bunlar da referans olacaktır demiş yani sizin gibi ben bilmiyorsam benim makalemin altında hava atamazsın falan dememiş zira buradaki tek ezik sizsiniz. Ezikliğinize de değinmiştik sanırım, baby700 karşısında güreşe doymayan pehlivan olarak nereye saldıracağınızı şaşırmış durumdasınız, dilerseniz biraz sakinleşin, hiç değilse sırf baby700 var diye önünüze gelen yazıya bodoslama atlamayın, derdiniz baby bey karşısında rüştünüzü ispatlamak madem sadece, biz site ahalisi olarak “evet evet çok iyisin aldın verdin baby700’ü yendin” yapalım size de siz de bu sitede yazılan her farklı yazının altında “ben şu ahkâmımda böyle laf kodum ona bu yazıyı okuyanlar o yazıyı kaçırmasın gitsin okusun laf koymuşsun desin, takdir etsin” ahkâmları kesmekten kurtulun. Siz yorulmamış olursunuz biz de o anda siz içine edene kadar konuştuğumuz konudan kopmamış oluruz, Andy Warhol üzerine yazılan bir makale de bir Duchamp eserine (gönderme yaptı lan galiba bu burada, bak gene hava atıyo bilgiç bilgiç) sayenizde dönüşmemiş, dönüştürülmemiş olur.

    Gelelim şu noktaya. Madem okudun – gördün – izledin, sen de bir blog gir, madara et, şeklinde yaklaşımınız aslında sizin karakterinizi yeterince ortaya koymakta. Bakın sayın güreşe doymayan pehlivan, bu tür web sitelerinde yazmaktan anladığınız şey birilerini madara etmek birilerini rezil etmek, birilerine laf komak falan olabilir. Siz buyrun seçtiğiniz konuda dilediğiniz kadar yazın önünüze gelene de laf koyun. Hatta bakın benim bilmediğim sizin iyi bildiğiniz bir konudan bahsedin bakalım ben gelip yazınızın – ahkâmınızın altında “ben bunu bilmiyorum ne hava atıyosun lan entel ühü ühü” yapıyor muyum? Ve bir de şu açıdan bakmayı deneyin (gerçi içinde bulunduğunuz en son kim kodu kompleksi izin verecek mi başka açılardan bakmanıza bilemiyorum ama) diyelim ki Andy Warhol hakkında yazacak bundan çok şeyim var ve yazmıyorum. Size göre bunun sebebi biri yazsın da altında bilgiçlik taslayayım kaygısından, bana göre ise sadece ve sadece Warhol’u “hakkını vererek” anlatamayacak olmamdan çekindiğimden. Aklıma gelen herhangi bir şeyi, ucundan kıyısından gördüğüm herhangi bir şeyi hemen bir makaleye dönüştürmek istemememin sebebi sadece ve sadece hafif.org’un bir “ben yazdım oldu” çöplüğüne dönüşmesini istemememden. Yani bilgiçlikten değil tam tersine, kendimi yeterli bulmayıp, daha iyisin yazacaklar vardır, diyerek beklemekten. Ha bazen beklentinizin aksi çıkabiliyor tıpkı bu makalede oldu gibi o zaman da biraz da sitem ederek, bunları da belirtseydiniz diyorum ve makale sahibinin yazıya katkı olarak gördüğü ahkam sırf siz okuyunca bir şey anlamadınız diye tarafınızdan bilgiçlik taslamak olarak yorumlanabiliyor.

    Kaynak kullanmak üzerine birkaç mesele var. Kaynaklara baş vurarak yazı yazmak ve kaynağı bir şey eklemeden aktarmak arasındaki farkı görmekten acizsiniz henüz. Açıklamaya çalışalım.Evet bütün bilgilerimiz zaten sonuçta kaynaklara dayalıdır lakin baby700’ün ve birkaç yalak’ın belirttiği husus burada yazarın makaleye “ben filme gittim izledim siz de gidin izleyin” den başka yazıya bir katkısının olmayışıdır. Tamam kaynaklar bunlardır da o kaynaklardan aldıklarınızın size çağrıştırdıkları üzerine yazacağınız şey bir makale olurken, bakın bu kaynakta şu deniyor Warhol için şeklinde yazacağınız yazı daha ziyade bir blog’dur, hatta blogda da altına girilecek ahkamlar için kendi yorumlarınızı ekleyerek tartışma oluşturacak bir metin hazırlamış olursanız tadından da yenmemiş olur. Ve dahası derdiniz yalnızca kaynak göstermek ise mim de var hem boyutlarını ayarlarsanız oraya da resim koyarsınız da bu düşkünlüğünüzü de karşılamış olur mim’iniz.(neymiş çocuğum blog, neymiş ahkam, neymiş makale, neymiş edebi, hı?) bu noktada copy&paste’den hatta copy&paste beyinliden kasıt budur ama siz ne etsem de baby700’e saldırsam kaygısı yüzünden bunları anlamamakta olduğunuz için biz bilmem kaç ahkam sonra bir ilkokul çocuğunun anlayabileceği sadelikte, geri dönerek size anlatmak zorunda kalabiliriz bunları.

    Benimle meseleniz bitti ise buyrun şimdi asli işinize dönüp baby700’le alırım veririm ben seni yenerim oynayın ben de her zamanki gibi arkama yaslanıp gülümseyerek izleyeyim. Ha yok zaten benimle yazışmanızı da bu şekilde görüyorsanız, yarın bir başka yazının altına “şu yazıda down’a laf kodum ben meraba” diye aşırı oksijenden kayışları yakmış koşan Heidi tadında zıplayarak dalacaksanız ben şimdiden söyleyeyim de egonuz okşansın, aldınız verdiniz beni yendiniz, muhteşemsiniz çok güzel laf kouyorsunuz. Başımın gözümün ego takviyesi olsun, ne zaman ihtiyaç duyarsanız, haber edin, iltifatlar yağdırayım.

    Yazdıkların bir araba laf ama ne demek istediklerimi anlamışsın, ne de eleştirdiğim tutumundan bir adım geriye taviz vermeye niyetin var. Benim söylediklerimi evirip çevirip yine senin söylediklerin haline getiriyorsun. baby700'le sidik yarıştırmak niyetinde olmadığımı da söylemiştim sana. Hayran olduğun dangalağı bu rahatlatırsa, seni de rahatlatır. Yayınlanan bloglara kendi aşağılık duygusunu tatmin etmek amacıyla ve bu tarzda ahkam girdiği müddetçe beni karşısında bulacak. Tarzı olan hakaret ve küfürleriyle beni başından savamayacak. Bunu daha önce defalarca söyledim ve niyetim de bu... Bunu sen değiştiremezsin. Ayrıca bu tutumum sadece baby700'e karşı değil. O, benim özel bir ihtimam göstereceğim kişilerden değil çünkü. Eğer sen onu çok beğeniyor, tarzını doğru buluyor ve yolunda ilerlemek istiyorsan, seninle de karşılaştığımız her yerde görüşürüz. hafif.org'un çöplüğe dönmesini istemiyorsan, yazılara kendince değerli-pislik etiketi yapıştıracağına siteyi pisliklerden ya da pislikleri siteden uzak tutmaya çalış bence.

    sizinle yazışmanın bir anlamı başından beri yok, zira olabilecek en sade şekli ile neye karşı olduğumu blog&makale vb konularda fikrimin ne olduğunu çok basit bir dille anlattığım halde "bişiler demişsin, karışık demişsin, anlamadım ben ama kesin kötü bişi demişindir, kendi dediğine getirmişsindir" sonucu çıkarabilmişsiniz. sizin deyiminizle evet bir araba laf yazdım blog makale ve copy paste meselesi hususunda ama bunlara bir cevap vermek yerine anlamamışsın canım diyip köşeye geçmek baby700'le yazışmalarınızda da çok gözlemlediğim bir durum olduğundan size güreşe doymayan pehlivan demekteyim zira siz tartışmıyorsunuz ortaya bir laf atıyorsunuz çoğu zaman karşınızdaki kişi söylediğiniz her noktanın neden öyle olduğunu anlatıyor takıldığınız konulara açıklık getiriyor ama siz artık sürdüremeyeceğiniz tartışmanın içinde bir tür "laf yapamıyorum espri yapayım", olmadı, "ben daha ulvi bişey kastetmiştim sen anlamamışsın diyeyim" tarzı yaklaşımlarla işin içinden çıktığınızı sanıp bir de bunu hafif kurtarma operasyonu falan gibi gösteriyorsunuz ki ziyadesi ile komik bu

    hafif org'u kurtaracak seçilmiş insan rolünüz karşısında yapacağım bir yorum yok buyrun kendi görüşlerinize göre belirlediğiniz hafif.org teröristlerine savaş açın. çelişkiniz şu; bana diyorsunuz ki kendince, yazılara değerli pislik etiketi yapıştıramazsın (bu değerlendirmeyi kendimce değil hafifde belirlenmiş makale standartları ölçüsünde yaptığımı, size özel olarak binbeşyüzüncü kez de tekrar etmiş olayım yeri gelmişken)peki siz aynı şekilde nasıl oluyor da kendi tuhaf algılarınızla birilerinin yazdıklarını "hah burda hakaret etmiş, hah burda kendi aşağılık duygularını tatmin etmiş" şeklinde değerlendirme hakkını kendinizde bulup savaş açabiliyorsunuz ve gittiğiniz her bloga peşinizden zıplayacağım size karşı hafif'i koruyacağım tripleri atabiliyorsunuz. sizin algıladıklarınızın doğru olduğu ne malum? sizin bir copy paste mecazını 5 6 ahkamla açıklandığında ancak anlayan beyninizin yanılmadığını nerden bilelim de o beyninizin "bu adam ego tatmin ediyor, kendi aşağılık duygularını şeyettiriyor hakaret ediyor" yargılarına güvenebilelim bay süper kahraman?

    Down kişisinin performansı sağ gözümü yaşarttı. Bu ülkedeki öğretmen bozuntuları, çocuklar için şu çabanın yüzde 1'ini gösterseydi, etraf saykolak, yarma, sarkac, baradasıfır, vesaire gibi atık maddelerle dolu olmazdı. Ulan saykosalağı, kim senle bu kadar ilgilendi şimdiye kadar be? Teşekkür edeceğine hala vızıldanıyosun. Herif seni didik didik etmiş, değil sadece boyunun her detayın ölçüsünü almış, üstüne de iki ceket dikmiş. Evladım, senin sidik yarıştırmakla ilgili zaten bi durumun olamaz. Hem formasyon hem de debi olarak kıyas kabul etmez bi fark var aramızda; Amazon'la Bokludere arasındaki fark gibi mesela. Bazı şeyler sonradan olmaz. Senin tek şansın kendini temizlemeye, kokmamaya, bulaşmamaya çalışmakta. Bu arada bu warhol biyografisini gazlayan barada serseminin, başka bi yerde (kaybolan diller yazısı) 'işim icabı kültür bakanının, milletvekillerinin yazıları elimden geçer, ah o ne kötü türkçe allahım' gibi laflar ettiği gözüme çarptı. Aynı yerde 'bi arkadaşım ingilizce öğrenmeye çalışıyor, ona yardım ediyorum, ama kendisi türkçe bile bilmiyor' şeklinde lafları da var. Zaten yeterince aşağılık olan ve 'sosyal durumum şudur, yabancı dilim sudur' demeye çalışan bu sersem, warhol kopisini de belli ki ingilizce bi kaynaktan yapmış. Kopyaladığı yazıda bi kaç defa 'solo sergi' ibaresini kullanıyor. Kendisini türkçeye yaptığı bu katkıdan dolayı kutluyor, beraber ve solo çevirilerinin devamını diliyorum.

    Evet, senin benimle yazışmanın başından beri bir anlamı yok. Bunu kavradığına memnun oldum. Fakat bu anlamsızlığın nedeni senin sandığın gerekçeler değil. Bir önceki ahkamında bana vermeye çalıştığın cevaplar, muhatap ahkamımda söylediklerimi anlamamış olduğunu gösterdiği için ve ben sana ve senin gibilere anlatmaya uğraşmaktan sıklıdığım için tarafımdan dikkate alınmadı ve tekrar yanıtlanması gereksiz görüldü. Konu budur. Son ahkamında söylediklerin de aynı kategori içindedir. Sana şunu söyleyeyim ki, baby700'ün yetersizlikleri nedeniyle cevaplamadan kıvırtmak huyunu bile -onunla karşılıklı yaptığımız ahkamlaşmalarda- ona değil, bana yakıştırman senin bu dangalakla şahsi tanışıklılığın olduğunu gösteriyor. Bu durumda yaptığın normal. Kanının son damlasına kadar arkadaşını savunacaksın. Ne tür salaklık ve tutarsızlık yaparsa yapsın... Racon budur. Sen de bana gerekli gereksiz istediğin hakareti yapabilirsin. Ben bu tip insanlara alışığım. Önemli değil. Aynı hakareti de görürsün. Ama her hangi bir bloga durduk yerde, haksızca ve ahlaksızca saldırırsan, bana hakaret etmeni beklemem, önce ben başlarım. Blogu beğenmeyebilirsin, eksik veya hatalı bulabilirsin. Bilgili ve adam gibi bir adamın yapacağı bunları usulünce söylemektir. Aşağılamaya çalışmak ve hakaret etmek sadece senin kaliteni düşürür, baby700'ünküne indirir. Ha, ben zaten buyum diyorsan, hoş geldin.

    Benimle bu kadar ilgilenilmiş olmasının seni kıskandıracağını ve dayanamayıp geleceğini biliyordum. Üzülme, seninle de bir sürü ilgilenen var. Günlüğüne girmiş olduğun yeşillikli saçmalık için kaç kişi vaktini harcadı, dil döktü. Yetmez mi yani? Bilirim, yetmez. İlla geleceksin, haftalık iki tokadını da benden yiyeceksin. Sen hala benle sidik yarıştırdığını mı sanıyorsun, geridönüşümlü salak! Amazonla Bokludere arasındaki fark, senin kavrama yeteneğinle tepki verme kapasitene uygulandığında sıfıra iniyor, Bokludere lehine. Mürettipliğini yaptığın gazeteden kovuldun, şimdi evden milletvekillerinin yazılarını mı dizgiliyorsun amatör olarak? Sosyal durumum budur mu diyorsun yani? "Sen ne büyük bir adamsın be! Bakanların, vekillerin yazıları elinden geçiyor. Nasıl? Tatmin oldun mu? Ohş diye ses de çıkardın mı, monoton asalak! Sen de ara sıra yazmaya çalıştığın o saçmalıkları, o yazılardan mı kopipeyst ediyorsun yoksa? Yok, yok hiç olur mu? O kusmuklar sadece ve sadece senin beyninden fışkırabilir benim sevgili şamar oğlanım.

    down arkadaşımızın bir önceki ahkamlarından sevişken bir yapısı olduğunu anlamıştık lakin vurdurtmak istediği akımcıların listesini vermesi durumunun gayet ciddi olduğunu göstermekte. sayın baby'e ise "insaf" diyorum başka bir şey demiyorum, yani listedekiler yeterli gelmiyor bir de ek liste yazarak benim adımı da ekliyor.

    sayın ilgililer; ellerinizde vişne votka, cin tonik ve şarap bardaklarıyla bir serginin açılış kokteyline katılmış sözde sanatseverler olarak iştirak eylemişsiniz bu makaleye. Andy Warhol'u tanımlayabilmiş olan bir neurovit çıkmış aranızdan. utanın ki ortalıkta gezinen garsonun elindeki somon fümeli kanepeleri keserken; ya işte Warhol usta da şu akımdan şu akımın etkisinde kaldığı dönemde şöyle bir akım çizgisinde etkilenmiş diyorsunuz. Lütfen; bu sergide sizin gibilere prim vermiyoruz.

    - bu havyarın kilosu ne kadardı. - 10 bin dolar(küçümseyerek bakış). - Andy'cim kredi kartını alabilir miyim? (umursamaz bir tavırla Andy kredi kartını verir), Basquiat'te verilen kredi kartını market elemanına uzatarak bir kilo sarıverin der.

    sayın baby; tavsiyem taslak halinde incelemiş olduğum ikinci kitabınız olacak olan "bozkırda bin akıncıya çocuklar gibi verdim" adlı romanınızın ön sözüne down'ın listesini de eklemenizdir. iyi bir başlangıç olur.

    Sarkastic ve saykosalak'ın sinirden ve aldıkları darbelerden moraran beyincikleri artık iflasa yaklaşmış. Warhol yazısını pek beğenen sarkactic, adı geçince içi kaşınan müptezel misali yine çıkmış ortaya. Ve her zamanki gibi konuyla 'yakından ilgili' bi fıkra anlatarak, kendini ortalara salmış. Bu salağın '...olduğum ikinci kitabınız olacak olan... olur' halindeki türkçesi ve başka bi yerde ortaya koyduğu 'amca, arabanın tekerlekleri dönüyo' düzeyindeki espri kabiliyeti, bilin bakalım kime benziyo? Bu saykosalak da her seferinde beni yanıltıyo. 'Ulan bundan daha da salak olunamaz' diyorum; çocuk bişey daha buluyo. Şimdi de terapi arkadaşı sıfır numara salak barada'nın tırnak içinde aktardığım laflarını ben ettim sanmış! Tabi bu yüzden istemeden barada'ya laf etmiş ve benim dediklerimi teyid etmiş. Bi de kavrama yeteneği, anlama kapasitesi falan diyor. Hehe. Hihaho. Ulan allahtan bu saykosalak var be. Neşe kaynağı çocuk.

    sen kaybolma emi geridönüşümlü salağım benim. Gene anlamamışsıın... O tırnak içindeki laftan yola çıkıp, senin de kendini bi bokmuşsun gibi satmaya uğraştığını söylemiştim. Hadi sen anlamaya çalışmayı bırak, o muhteşem(!) dil bilginle yanlış bul. Avanak şamaroğlanım benim. Ye ye bıkma e mi?

    sayın baby, bakıyorum da ahkamlarımı didik didik etmeye başlamışsınız, iyi yoldasınız.

    bir de şu algıda yanılgı ve okuduklarınızı anlayabilme sorunlarınızı çözebilsek... dişinizin arasında somonlu kanepenin taze yeşil soğanı kalmış, en az sarı dişleriniz kadar kötü görünüyor, gülmeyin de iğrendirmeyin bizi lütfen.

    down arkadaşınız herhangi bir ahkâma sadece “sdfsdkhfsjkd” de yazsa, yazdığı şeyin, sizin vermek, almak, vurmak, vurdurmak sevişgenlik (G harfini neden kalın yazdı lan bu?) gibi kavramlar üzerine kurulu, “dökülen sivilcelerimi neremden toplasam bilemiyorum, bir garip ergenim ben, kafam ötesine basmaz” deklarasyonu yapan, kerameti kendinden menkul narin hayatınız üzerinde başka bir etki yapmazdı ve yapsa şaşardım zaten. Bu bağlamda verilen maddeleri sizin tam tabiriniz ile “down ve vurdurmak istediği akımcılar” olarak algılamakla da beyniniz kendisinden beklediğimiz performansı zaten gösteriyor. Lakin siz yetinmeyerek “bu kadar da değil, gözlerim çok yorgundu Basquiat’ı kıçımla izledim onu da belirtmek isterim” diye tutturmuşsunuz ki aldık kabul ettik bu açıklamanızı da gülümseyerek.

    sayın ilgililer; ellerinizde vişne votka, cin tonik ve şarap bardaklarıyla bir serginin açılış kokteyline katılmış sözde sanatseverler olarak iştirak eylemişsiniz bu makaleye. Andy Warhol'u tanımlayabilmiş olan bir neurovit çıkmış aranızdan. utanın ki ortalıkta gezinen garsonun elindeki somon fümeli kanepeleri keserken; ya işte Warhol usta da şu akımdan şu akımın etkisinde kaldığı dönemde şöyle bir akım çizgisinde etkilenmiş diyorsunuz. Lütfen; bu sergide sizin gibilere prim vermiyoruz

    Prim vermiyoruz.. Hımm.. Siz kimsiniz? Kimlere prim veriyorsunuz, sizin oralarda sergiler prim almak ve vermek için mi açılmakta, kimler sizi bu kutsal prim alışverişi hususunda yetkili kıldı? Sanatseverlikten anladığınız nedir? Bir kişi ki, katıldığı sergilerde elinde bardakla yürüyüp vişne votka içmiyorsa, somon fümeli kanepe ile de arası hoş değilse o kişidir ki gerçek bir sanatsever takdir edilesi bir varlıktır, şeklinde mi. Aramızdan Andy Warholu tanımlayabilmiş, seçilmiş insanı belirleme yetkisini de prim verme yetkisini aldığınız yerden mi aldınız? Yoksa makale de dahil burada yapılan şeyin Andy Warholu tanımlamadığı üzerine baştan beri söylediklerimize hak verdiğiniz anlamına mı gelmekte sadece neurovit’in yorumunda bir Warhol tanımı olduğunu belirtiyor oluşunuz? Hatta ekleyelim makale neurovit’in o kısacık yorumu kadar bile bir özgünlük taşımamakta. (aa siz de mi aynını söylüyorsunuz başından beri, durun o zaman hemen değiştireyim ben fikrimi diye debelenmeyin, rahat olun, alıştık)

    Sizin de makale ile ya da yorumlar ile çok ilgilenmeden “şöyle bir bakayım kimler baby700’ün yanında ve karşısında” diyerek buraya daldığınız aşikar, lakin “hah hemen baby700 e ve hemfikir olanlara hakaretler yağdırayım, ay ama napsam aklım fikrim de hep vurmakta vurdurmakta sanattan da zerre kadar anlamam ki, olsun idare edelim işte” diyerek aceleyle kestiğiniz ahkam burada Andy Warhol’un anlatılamadığı fikrimize destek çıkıyor bir yandan, garip.

    nickname'inizi, sonuna ünlem koyarak yazdığımda vücut kimyanızda herhangi bir değişiklik olmayacağını görünüz diyerek ünlemli kullandım, burdan hareketle, siz de ünlem eklemeye yorulmayınız diyerek belirtmek isterim.

    Bir önceki ahkamında bana vermeye çalıştığın cevaplar, muhatap ahkamımda söylediklerimi anlamamış olduğunu gösterdiği için ve ben sana ve senin gibilere anlatmaya uğraşmaktan sıklıdığım için tarafımdan dikkate alınmadı ve tekrar yanıtlanması gereksiz görüldü. bir önceki ve ondan önceki ve daha önceki ahkamlarımda size cevap vermeye çalışmak yerine yazının bir makale olarak yetersiz kaldığını, neye göre yetersiz kaldığını, ne tür kriterleri göz önünde tutarak bu yazıya copy-paste yorumu yapıldığını anlatmaya çalıştım; bu noktadan hareketle de baby700’le mümkün mertebe her yerde bu kavgaya girdiğiniz için burada doğru söylemekte olduğunu ısrarla görmezden geliyorsunuz dedim. Bu sizin söylediklerinizi anlamadığım anlamına gelmiyordu. Zira size göre baby700 kendi egolarını tatmin eden, hakaretler yağdıran biriydi bense size, benim ya da başkasının fikirlerini de boş verin buyrun sitenin tariflerini, yazı yazarken dikkat dilmesi istenilen noktaların belirtildiği yazıları okuyun, sadece bir alışkanlıkla saldırıyor olmaktan vazgeçerseniz, baby700’ün teşhisinin gayet doğru olduğunu göreceksiniz demeye çalıştım. İnanıyorum ki yazıya ilk yorumu aynı kelimelerle bir başka isim yapsa idi, mesela sizin bu denli kızgın olmadığınız biri, yazıyı, ahkamları inceleyip biraz düşününce “evet sadece alıntı olmuş bu yazı” diyecektiniz belki de. Ama aynı alışkanlığı sürdürmek adına haklı da olsa karşısında durmayı seçtiğinizden biz de sizinle bu kadar tartışmış olduk. Ortada makaleye benzemeyen bir makale vardı ve siz sırf baby700’ün söylediğinin tersini söylemek adına bunun böyle olmadığını iddia ediyordunuz ben de haliyle yazının bir alıntılamadan öte bir şey olmadığına inandığımdan oturdum bu yazının neden yalnızca bir alıntılama olduğuna inanıyor oluşumun nedenlerini de göstererek tartışmaya çabaladım sizinle. Kaldı ki dönüp ilk ahkama baktığımda da aslında ortada ne bir hakaret ne bir kişisel saldırı vs görüyorum ben, algılayış biçimlerimiz farklı olabilir buna bir şey diyemem, sizin hakaret dediğiniz şeyi ben mizahi bir yazı biçimi olarak algılarım belki benim güldüğüm şeyler de sizce ağır hakaret sınıfına giriyordur, bu standartları herkes adına ayrı ayrı belirlemek ve kontrol altında tutmak yorucu olacaktır diye düşünüyorum. Yani aslında hala cevap alamayan insan benim gibi gelmekte bana. Ben bu yazıya şu şu ve şu nedenlerden ötürü makale demiyorum şeklinde ayrıntısıyla anlattığım halde siz hala baby700’ün uslubunda ve başka alakasız noktalarda takıldınız kaldınız. Bu yazının altında tartışmaya girdiğiniz sebepler bunlardı oraya geri dönelim buyrun ve yazılan bunca şeyden sonra sizin açıklamalarınız cevaben benim açıklamalarımdan sonra bana halen bu yazı hafif’de belirlenmiş makale standartlarına uyan güzel bir makaledir ya da değildir diyin ki tartıştığımız asıl noktadan uzaklaşmış olmayalım.

    İşte bu nedenle daha ziyade cevaplamadan kıvırtmak asıl konuşulanı ve konuyu tekrar baby700‘e çevirmek ama bu, dedim. Zira bir hışımla geldiniz hayır bu copy-paste değildir, copy paste şudur, Meydan Larousse ailecek beğenerek izlediğimiz bir neşriyattır şeklinde laflar ettiniz, sonra bunu üzerine onca şey yazmama-yazılmasına rağmen makale ile ilgili konuştuklarımızı tamamen unutup ne söylesem, ama baby700’ün uslubu, ama hafifte baby’e karşı savaşmak falan dediniz; oysa ki her defasında makale hakkında bir yorum okumayı arzu ettim yine de bu pek mümkün olmadı. Bu ahkâm yalnızca bu şekil bir teklif içeriyor olsun mesela, bir an unutun baby’i hala buraya bir hışımla daldığınızda söylediklerinizin doğruluğuna inanıyor musunuz bunu söyleyin. Onca tanımlamadan sonra makale vs konusunda fikriniz değişmemişse yapacak bir şey yok hafif org’un kendisini kaynak gösterdiğim halde aynı görüştesiniz derim ve susarım; fikriniz değişmişse evet bu kriterlere göre bu sadece kaynağı aynen buraya aktarmak olmuş makale olmamış diyorsanız, bu sefer de sırf baby700‘e muhaliflik olsun da ne olursa olsun diye yazdığınız sonucu çıkacak ve hatta, biliyorum hiç istemeseniz de baby700’e benim kadar hak vermiş olacaksınız. Ne olacak şimdi?

    Son olarak yeri gelmişken baby700 ile ya da herhangi bir isimle hemfikir olmak, mevzubahis kişi ile özel bir arkadaşlığım, yüz yüze görüşmüşlüğüm, şahsi görüşmelerim falan olduğu anlamına gelmez. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Zira bu şekilde bir algılama biçimine ne denir kestiremiyorum. Doğru bulduğum şeyi savunurum efendim, doğruyu söyleyenin takma adına ya da nasıl yaşadığına falan bakmam, o ilk yorumu yapan kişinin nickname’i baby700 değil sizinki de olsa idi size de destek olabildiğim kadar olurdum. Baby700 de dahil her hangi biri ile sizin deyiminizle, şahsi bir tanışıklığım olmadığını, doğru yanlışı ayırmak adına göz önünde bulundurduğum kriterlerin sizin gibi kanının son damlasına kadar arkadaşlık ya da kanının son damlasına kadar düşmanlıkla alakası olmadığını bilmenizi isterim. Siz doğruları yanlışları tanımlamak için baby700 tarafından söylenenler ve baby700 tarafından söylenmeyenler şeklinde bir yöntem üzerinde ilerliyor olsanız da benim algılayış biçimim üzgünüm ama farklı. Kaldı ki sizin bu yönteminiz farkında olmadan baby700’ün ciddi bir şekilde etkisinde kaldığınızı da (sinirleriniz bozulmasın diye hayranlık demeyeceğim) göstermekte ki bir şeyin yanlış olup olmadığını bile baby700’ün yorumlarına göre hareket ederek belirliyorsunuz. Hatta arkadaşlık, dostluk, racon, iletişim gibi kavramları da şimdiden sadece baby700 ile ilişkilendirmeye başlamışsınız ki, çok tehlikeli bu. Ve yine biliyorum ki siz bu makaleye mükemmel bir makale demeye hazırsınız zira sizin için makalede yazandan ziyade mühim olan baby700’ün makale hakkında ne düşündüğü; ona göre hemen karşıdaki pozisyonunuzu alacaksınız. Bir not olarak da, benim seviyem, baby700’ün seviyesi ve sizin hafif org’u kurtaran kahraman olarak yüksek seviyeniz hakkındaki tespitleriniz üzerine de sizin bir tür seviye tespit enstitüsü olduğunuza dair bir fikre tüm iyi niyetimle inanmaya çalıştığım her an gülmeyi engelleyemediğim için, bir yorum yapamadığımı da eklemek isterim.

    sevişken bilerek "k" ile yazılmıştır, sizi dürtmeye vesile olması için. ben gülmüştüm vurdurtmak istediğiniz akımcıların listesini görünce, sizse sinirlenmişsiniz bu mecazi cümleme.

    anlatmak istediğim; Varol'un bir eserini meydana getirirken, ah ben burada kübizmden etkileneyim, şurada mürekkebizim akımını temsil edeyim gibi bir derdi olmadığı sadece ortaya bir eser çıkardığıydı. daha sonra sizin gibi kültürlü arkadaşlarımızın bu eserlerin karşısına geçip varol'u anlamak için bu akımları bilmen gerekir, adını anmak için illa ki şu isimleri de bilmem gerekir -ben biliyorum- demenizin gülünç olduğuydu. Basquiat'ın adını ise Basquiat'ı size hatırlatmak için andım, hatırlayın ki sizin şu şu akımları eserlerinde buluruz yok eğer bu akımları bilmezsek anlayamayız dediğiniz kişi benim kıçımla filmini izlediğim gibi kıçıyla duvara dokunan ve sizin "wowo, müthiş" çığlıklarınız arasında aldırmadan çekip giden bir dünya vatandaşımızdı.

    yan soru; altına yazı yazdığımız bu makale yorumdan uzak bir Varol genel bilgi yazısı evet; bir genel bilgi yazısı nasıl kopi pest olarak eleştirilemezi bana söyleyebilir misiniz?

    kanepe, fişna portakal ve yetki tartışmalarınız ise bir daha sizi muhatap almamam gerektiğiyle ilgili bir açıklamanızdır diyim.

    Sevişgenlik iyidir bir de, niye ısrarla aksi bir tavır içindesiniz anlamıyorum, mesela Freud okuyun(sizin taktik, sadece bir isim biliyorum idare edin, nasıl olmuş?). Vurup vurdurtma güzeldir efendim, yaratıcılığı geliştirir; bu fikrimi bir de sevdiğiniz Marcel Duchamp'ın Freud esprisiyle yaptığı Mona Lisa eseriyle pekiştireyim: "Elle a chaud au cul". yani sevişkenliğiniz devam ediyor... arkası baby efendim.

    L.h.o.o.q da bilirmiş, amcaları göster çocuğum dimağını derse je peux parler français de dermiş şirin şirin. Adı okununca ayağa saygıyla kalkar, kollarını iki yanında sımsıkı birleştirip gözlerini tavana dikerek “varol amca dünyaya gelmiş sonra da gitmiş, akımlara ait olayım kaygısı taşımamış, biz şöyle bi bakarız adamın ne olduğunu anlarız akımlardan falan anlamamıza gerek yoktur örtmenim, o bu kaygıyı taşımadığında bu akımlar hemen yok olmuş olurlar çünkü, yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan çıkar sorusunun cevabı da zaten yumurtanın tavuğu önemsemediğidir örtmenim saygılar sunarım, böyle de işlevsel bir zeka sahibiyim sağolun varolun örtmenim” derken hızla, gözlerini kırpıştırarak yerine oturan çalışkan ilkokul öğrencisi portresi de çizermiş. Hatasını gösterince -ah yazık ki zaten espri de yanlış anlaşılmış- “ben onu seni denemek için yaptım kiii eheohohleey” tavrı göstererek sevimli olursam salaklığım anlaşılmaz denemelerinde de bulunurmuş. Kanepe vişne konusuna ise hiç dönmeyelim yoksa büsbütün ortaya çıkacak nasıl saçmaladığım diyerek “beni bulamaz kiii beni bulamaz kiii” bile yaparmış.

    Ve fakat aklının takıldığı yegane konu sevişgenlik vurmak vurdurmaktan öteye hiç geçemezmiş; hala kopi pest neymiş, ne kaçırdım ben, ne oldu sersemliğiyle ortalıkta dolanırken şu ana kadar yazılan ahkamları, ne için kopi pest tanımlaması kullanıldığını falan meğer hiç okumamış, amaç ortaya dalıp vurmak vurdurtmak sevişmek demek iken zaten önceki ahkamların da pek önemi yokmuş.

    Vurmak vuruşmak iyidir, ama uluorta bunu söyleyip önüne gelene sevişgen derken ve çocukça “sana sevişgen dedim ben hehheheho nasıl sinirlendirdim ama naniiik” tripleri atarken aynı zamanda bir libido uzmanından destek alayım da ergenliğimi bilimsel sebeplerle açıklayayım kaygısı ile Freud’un adını da ortaya atan şahsa, Freud’a göre cinsel gelişimin evrelerinin neler olduğunu anlatan dökümanlar bulup güzelce inceleyip öğrenmesi tavsiye edilirmiş. Şu an içinde bulunduğu anal dönemden kazasız belasız oral döneme nihayetinde jenital döneme erip aramıza sağlıklı bir birey olarak katılabilmesi temenni edilirmiş.

    Zamanında Freud, libido ve saldırganlık arasındaki ilişkiyi anlamlandırmaya çabalarken keşke sizin kadar verimli bir deneğe sahip olabilse imiş.

    neyse ki sayın down; içinizdeki cinsel dürtüleri, bildiğiniz akımcılar gibi dışarı çıkartabildik(yine çok gerekliydi ondan).

    fekat: "Şu an içinde bulunduğu anal dönemden kazasız belasız oral döneme nihayetinde jenital döneme erip aramıza sağlıklı bir birey olarak katılabilmesi temenni edilirmiş." cümlenizi anlayamadım biraz daha açabilir misiniz?

    Gözünüz de hala kanepelerdeymiş, yazık yeseydiniz keşke döküldü kalanlar.

    Senin anal dönemde kalmak istediğin anlaşılıyor rakkase pandülü. Hem kıvırtma sanatı hem de vurdurma alanı için... Tatile giderken saykopavlov'u da al yanına; halvet olup havlaşırsınız.

    o tür evrelere yabancıyım, bilmiyorum. eğer sizin yaşadığınız evre ise kalsın istemiyorum.

    kıvırma konusuna gelince, ahkamlarınızı pür dikkat izliyor, öğreniyorum ve çıkışımı gerçekleştirmek için; Sayın Fazıl Say'ın bir adet Asena yorumunu bekliyorum.

    Sayko için yerimiz müsait isterse gelebilir. Sizin zili çalarız birlikte(yemek vermeden kaçarız sonra). hav canım.