
Bu amcamızın yeni filmi Angel-A 28 Temmuz 2006'da vizyona giriyor.
Filmin konusundan bahsetmeyi sevmediğim için, Luc ,ile yapılan bir söyleşiden alıntı yaparak, yazıyı bitireyim.
Ben bu filmi 10 yıl önce yazmaya başladım. Hikayenin iskeletini geliştirdim; ama kelimeleri karakterlerin ağzıma koymayı başaramadım; belki de o zaman çok gençtim. Bunun üstesinden gelmeye çalıştım, ama kelime bilgim yetersiz kaldı. Bu yüzden yazdığım 15 sayfayı tekrar kaza eseri bir araya gelene kadar bir kenara bıraktım. Onu tekrar okuduğumda çok çağdaş buldum ve acaba devam edebilir miyim diye düşünerek tekrar çalışmaya başladım. Senaryo iki hafta sonra hazırdı. Sanırım bu filmi on yıl iki haftada yazdığımı söyleyebilirsiniz.
Yönetmenin filmin siyah-beyaz oluşu ile ilgili sözleri ise şöyle:
Eleştirmenler benim ilk ve son filmimi bilinçli olarak siyah beyaz yaptığımı söyleyeceklerdir; ama bu kesinlikle doğru değil. Filmde 4 ana karakter var: Angela, Andre, Paris ve siyah beyaz. Bunların hepsi bir şiirin değişik ifadeleridir ve eğer bunlardan birisini çıkarırsanız filmin şiirsel yapısının bir kısmını almış olursunuz.
güzel ama, onlar boşanmışlar.Mila ya da Miya neyse senin verdiğin linke göre, Red Hot C.P.'dan Jamaraqıa'a ya da her neyse.. geniş bir hayran kitlesi yaratmış. Resident Evil için ise, o halde; İlki güzeldi, diğerleri yaramazs. Hele ikinci filmdeki mezarlıkta gezindikleri sahne çok kötüydü..
Bu arada afişteki erkek gölgesi acaip Matt Damon'a benzemiyor mu? Kadın da Umma gibi..
mila jovovich ve luc besson boşanalı çok oluyor. hatta mila jovovich resident evilin yönetmeni ile evlenecekti falan bilemiyorum.
neyse kadın robot gibi duruyo.
Tamam arkadaşlar, belki boşandılar, hatta belki çok oldu boşandıkları ama...
Dünyada böyle bir kadının yaşadığını ve üstelik bunun bekar olduğunu (bu kadar çok erkek değiştiren bir kadın için nişanlılık berkarlık sayılır) bilip, bir erkek geceleri nasıl huzurlu bir uyku uyuyabilir ki?
Nihayet izledim. Öncelikle afiş neden bu kadar karanlık yapılmış anlamadım. Film siyah beyaz olmasına rağmen gayet parlak bir havası var.
Konu gayet basit bir konu. Bir meleğin sorunlu bir adamı yola getirmesine yönelik belki yüzlerce film vardır. Bu da onlardan biri gibi gelsede, diyaloglara bayıldım diyebilirim.
İnsanın değersizlik, yıkılmışlık, çaresizlik, sevgisizlik duygularına gayet güzel tercüman olmuş Luc. Üstelik doğu felsefesini güzel bir şekilde çağdaşlaştırarak, bir çıkış yolu bulmuş karaktere.
Kendinizi sevmek gibi bir probleminiz varsa, ya da kendinize dürüst olamıyorsanız, filmden bir kaç sahne belki bunların üzerinde düşünmenize sebep olabilir.
Keyifli seyirler.
Naayıırr, bir Mila hayranı daha.
Üzgünüm @tiviti seni de diğerlerinin yanına göndereceğim. Nihohahaha...
Mila(m) ve bir tek ben kalana kadar... Hehe o kek Luc'dan nasıl ayrıldı sanıyordunuz kiii... (pis pis sırıtarak...)
Bu arada @shmo seni de atladım sanma. Sen ki, onu benzete benzete Uma'ya benzetmişsin... Pöh, sadece senin hayalgücünle sınırlı bir değerlendirme :P~~
çok güzel bi film..
dünyada hollywood sinemasından başka sinemalar da olduğu için Allah'a şükrettim.
arşivimde yıllardır duran, izlemeye yeni fırsat bulduğum film. kafamı duvarlara duvarlara vurmama sebeptir ayrıca. neden daha önce izlemedim ki sanki? illallah şu "güzel şeyleri en sona saklamak" alışkanlığımdan.
film kendi içinde tezatlıkları barındırır. halihazırda 1 melek, 1 de insanı barındırsa da, dakikalar aktıkça görülecektir ki melek ne melektir, insan da ne insan.
Kesinlikle beğenmediğim bir filmdir..İlgiç olan Uzun bacaklı bir model in ön planda olması (rie rasmussen), Pretty woman gibi, bir meleğin fahişe elbisesiyle dolaşması, ve ''City of Angles'' ın komedi tarzına dönüştürülmüş havasıyla filmi toplama havasına sokuyor gözümde.
Luc Besson, 'Bandidas'' ta ''Salma Hayek ve Penelope Cruz a rağmen, gölgelediği başarısını bir ''Leon'' filmi gibi bir daha yakalayamadı..
Nice silahlı , bombalı hareketli filmlere..
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.