Çamaşır mandallarından robot yapmama da gülmüştü. Altıma işedikten sonra, beni yıkarken de gülüyordu. Kardeşimin önlüğünü ütülerken de, babamın gömleğini ütülerken de aynı tebessüm vardı. Onun ağladığı anı görmek, beni mutlu edecekti sanki. Daha fazla takip ediyor, daha fazla ona bakıyordum. Sırf o ağlasın diye gereksiz yere ulu orta yerde ağlıyordum bazen ama tık yok, büyülü bir şekilde gülmeye devam ediyordu. Ona, onu sevmediğimi söyleyip, mutsuz etmeye çalıştım. Başımı göğsüne bastırdı ve beni sallamaya başladı. Kafamı kaldırıp yüzüne baktığımda, beni dudağımdan öptü. O an ben de gülüyordum ve annem de gülüyordu. Yalan söylediğimi anlamıştı, blöf yaptığımı. Oyuna gelmemiş, yine gülmüştü.
Sonra biraz daha büyüdüm. Kendi bardağıma kendim su doldurabiliyordum. Görünmez dediğim sinekleri avlayabiliyordum. Annem de büyümüştü tabi. Göbeği vardı eskisine göre ve bence çok güzeldi böyle. Babam da saçı biraz beyazlamıştı. Abim daha bir büyümüştü. Onun önlüğünü ben alacaktım, o da yeni okula yazılacaktı. Önlüğünü benim giyeceğimi öğrenince hemen olmaz diye çıkıştı. Anlamadım olanları, anneme baktım, elini başıma koyup, abimi de ikna etmeye çalıştı. Babam da geldi hemen. Abimi, odaya çekmeye çalışırken geri dönüp bana baktı. Babam elini onun ağzına doğru götürürken, o şunları bağrıyordu. "Sen ailemize sonradan geldin. Sen üveysin. Bu aileden değilsin. O yüzden o önlüğü vermeyeceğim sana. Asla! Vermeyeceğim."
Anneme baktım, ağlıyordu. Her zaman soğuk olan ellerini başımda gezdirip beni sakinleştiriyor, avutuyordu. Göbeğine başımı bastırıp, ordan gelmedin ama yerin kardeşinle aynı diyordu sanki. Gülerek ağlıyordu; beni severken gülüyor, abimin söylediklerine üzülüp ağlıyordu. Beni yabancı hissetmeyeyim hep güleryüzüyle mutlu eden, diğerlerinin ilgisizliğine karşılık, beni dinleyen anneme bakıp; "Ben de seni, sizleri seviyorum." dedim. Annem sadece gülmeye başladı. Saçıma damlalar düşüyordu, yanaklarından.
Bana özel bir önlük alınacağını söyledi. Abime aldırmamam gerektiği, birgün beni, annemin beni sevdiğinden daha çok seveceğini söyledi. Bu lafına güldüğümü görünce, tekrar gülmeye başladı. Dediğim gibi annem hep gülerdi. Anneler hep gülerdi. Ağlarlarsa da başkaları mutlu olsun diye ya da neden sevdikleri mutlu olamıyor diye ağlarlardı zaten...ellerine sağlık @buddhala
gözlerimin dolmasını uykudan yeni kalkmış olmama vuruyorum. öyledir değil mi? "sabah duygusallaşması" yaşıyorumdur, işeyince geçer :))
ellerine sağlık buddhala valla sabah sabah ağlattın beni. şimdi ipoduma brandenbugh konserlerini yükliycem, bütün gün polyanna gibi dolaşacam etrafta :D
Karsiliksiz tek sevgi..bizi doguran..bizi sekillendiren bizi seven,seven,seven,seven........biri hayatta...birisi yaradanin yaninda iki annecigim var.....ikisinede .sevgimden güller yolluyorum..benide onuda doguran annem ikinizide cok seviyorum.
buddhala, harika bir yazı olmuş...
ve ben zaten dünden beri gerilmiş olan sinirlerimi koyvermiş durumdayım şu an.
çok fazla hassas bir günüme denk gelmiş ve beni sarsmış da olsa, iyi ki okudum...
ne düşündüğümü biliyorsun, buraya da yazmayacağım;)
Yorumlarınız için çok sağolun. Euqon benim pollyanna dönemim bitti valla. Çilek, sen de sağol herm düşündüklerin hem de yazdığın yorum için.
@buddhala,
"sevgi neydi? sevgi, emekti!" diye nokta konulur bir tanıma, o Türk Sineması'nın nadide filmlerinden birinde...
sen de noktayı koymuşsun, ne diyeyim? :))
Pilli pati, yazıyı kalbinden vurdun valla. İtiraf edeyim, o filmden esinlenmiştim biraz. Sağolasın.
Anneleremizi anımsattıysam ne mutlu bana. Sen de sağol, haritametoddefteri...
Kurumuş kuyunun suyu incirin sütü çoktan çekilmiş
Bir zamanlar dünya sandığım bahçeyi
Ayrık otları dikenler bürümüş
Bardaktaki su denizde kum kadar umarsızdım
Bir zamanlar dünya sandığım bahçeyi
Ayrık otları dikenler bürüdü
Anne ben geldim dizlerin duruyor mu başımı koyacak
Anne ben geldim ben oğlun hayırsızın
-oğul-
Pek bi beğendim. Teşekkürler böyle hoş bir yazıyı paylaştığın için.
bebeğim saçımı çekiyor gülüyorum,
en hareketli dönemi gereği suratıma köşeli, sivri oyuncaklar atıyor gülüyorum,
gece beni uyandırıp hadi anne makarna yap, kaaalllkkkkk diyor, gülüyorum,
zombi gibiyim sürekli, gülüyorum,
lazımlığı şaşırıp halıya fokuslanıyor:) gülüyorum,
klimanın kumandasını ele geçirip, 50 derece antalya sıcağında klimayı kış moduna getirip kurdeşen döktürüyor, gülüyorum,
yaşasınnnnnnnnnnnnnnnnnn
anneyim!!!
sağol buddh.
:)
sorma results:))))
çok zor çok... aynı anda köteklenip, 5 saniye sonra sarıl annee bana diyen bir varlığın var:)
küsmeyi anlamaz,
kaprisi anlamaz,
dolayısıyla bukelemun gibi sürekli dön baba dönüyoruz:)
dönmedolap gibi,
ayy ayy!!!!!!!!!!!
O bebekler büyüyüp, kocaman olduklarında hala onlara bebek gibi davranan anneler, onların büyüdüğünü uyurken onları seyrederken anlarlar, üstünü örtmeye gittiklerinde, sarılırken, off anne ben büyüdüm artık derken hala karşılarında bebekleri vardır. Üstüne birşey al, dışarıya aç çıkma, yemek yedin mi, açmısın bu doyurma ve koruma duygusu annelerin peşini hiç bırakmaz. Hıı birde dans ederken sizi yanından kovalayıp hadi git kızları kaçırıyorsun, kısmetimi kapatıyorsun derse tamamdır artık, bebeğiniz büyümüştür:)))
linet,
bana hiç büyümeyecekmiş gibi geliyor;
dua ederken (şimdiye dek hiç ömür falan dilememiş olan ben)Allah' ım lütfen bebeğim de ben de 90 yaşına kadar falan yaşayalım diyorum:)))
yani kenfime ömrü onu daha çok görebilmek için,
ona da daha çok yaşasın diye:)))
yok böyle bir delirme yani:)))
herkese yorumlar için tekrar sağolun. Ben şuan itibaren annemin yanına gidiyorum, hafifperestler...
linet bu ne?
cidden anlamıyorum
msn muhabbeti tanımı?
burada bu tür diyaloglar olmazmı idi hiç?
illa koştur koştur özele mi gider insanlar?
bunu anlayamadım,
yorumlarda sadece konuyu konuşup, konu dışına çıkmamanın sınırları neler?
kaçıncı yoruma dek sadece konu hakkında yorum yapılabiliyor?
bu sitenin kullanma kılavuzu var da biz mi edinmedik?
yaa makalecim ben demiyorum ki, burda yapılan yorumlardan çıkartıklarım bunlar, yoksa ben herkes istediğini yazar görüşündeyim, bu tartışmalarada girmem..
sana demedim zaten, konuyu açınca ben de isyan ettim,
konuya itina ile ben de girmemeye gayret içindeyim...
lüzum yok,
gereksiz...
şeker,
sen çok hassas ve iyi niyetlisin,
yorumları okudum diğer yazıda merak etme ama senin konun olduğu için müdahil olmak istemedim.
zaten karar verdim,
böyle konularda yer almayacağım.
içim kapanıyor,
sana da tavsiye etmek isterim ama o senin bileceğin iş.
neyse bu konu buradada filizlenmesin,
sen iyi ol şeker,
yazılarını yaz sen :))
gerisini boşver
öyle yapicam makaleci.
küfür isteyen küfür vardi o yazida. yoksa ben daha yazmicaktim.
bebeğim saçımı çekiyor gülüyorum,
en hareketli dönemi gereği suratıma köşeli, sivri oyuncaklar atıyor gülüyorum,
gece beni uyandırıp hadi anne makarna yap, kaaalllkkkkk diyor, gülüyorum,
zombi gibiyim sürekli, gülüyorum,
lazımlığı şaşırıp halıya fokuslanıyor:) gülüyorum,
klimanın kumandasını ele geçirip, 50 derece antalya sıcağında klimayı kış moduna getirip kurdeşen döktürüyor, gülüyorum,yaşasınnnnnnnnnnnnnnnnnn
anneyim!!!sağol buddh.
:)
makimm öyle bi anlatiyorsun ki insanin cani anne olmak ceker seni okuyunca:)
Nasip olursa olacaksın!
:)
iste yeter,
ama doğru zamanda iste:)))
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.