Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan ucandaire.org'da: "'Turkish alien baby'"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

tuttum
0

annem eve çağırana kadar...

Sen tatile giderken ben burada kaldım. Aklımda tek bir soruya bağlı binlerce soru ile... Belirsizlik belki de en kötü şeydi... Sanki hayat hem devam ediyor hem de bir yerinden durmadan sökülüyordu. Dikmeye çalıştıkça iğneyi parmağıma batırıp kanatıyordum ara sıra. Bazen eski yaraların üzerine denk geliyordu.

Mümkün olduğunca rahatsız etmemeye çalıştım seni. Seninkisi sadece bir tatil değildi çünkü bana göre... Bir çeşit kaçıştı. İstanbul’un, seni rahatsız edecek anıların ya da zor verilecek kararların şöyle ya da böyle bir parçasıydım ben. Çünkü ben buradaydım sen ise orada. Buradan gelecek her telefon İstanbul’du, anılardı, sıkıntılardı... Oysa orada deniz ve güneş striptiz yapıyordu karşında. Huzur, her gün masana gelen konsomatristti... Ben ise devrik cümleler gibiydim, melonkoli kokan... Söz vermiştim kendime, sıkıntılarımı sana yansıtmayacaktım.

Ama başıboş da bırakmayıp korumaya almalıydım kendimi... Bu kadarı bencillik değil nefsi müdafaa sayılırdı hayata karşı. Mor hayallerden kalkan oluşturmalıydım kendime. Monolog yaşanacak mor tonları... Binlerce sahte “ben”den oluşan... Sahteydiler çünkü bir süre sonra umutsuzluk ayağına bağlanmış taştan kurtulurcasına dipten yüzeye çıkıveriyordu. Sonra tüm hayaller tek bir eyleme bağlanıyordu; gitmeye... Eninde sonunda gidecektim, biliyorum. Belki de gitmeye başlamıştım bile... İtiraf ediyorum; sınıfta kalmıştım ve umurumda da değildi.

İçimdeki yara henüz tazeyken ansızın bir aşk oyununda buluvermiştim kendimi seninle... Sen de yaralıydın. Senin yaranı sarmak benim bu oyundaki görevimdi. Salıncaktan düşüp kanatsam da kendi yaramı, annem eve çağırana kadar oyuna devam edecektim. Ama olmadı... Çünkü sen beraber sallanmak yerine gece karanlığında saklambaç oynamak istedin benimle... Yaranı özenle saklamak istiyordun. Çünkü yaranı seviyordun!. Benim en çok karanlıktan ve yalnızlıktan korktuğumu, yalnız gecelerde kendimi binlerce kez yargılayıp astığımı hiç bilmedin.

Yapamadım. Senin yaranı saramadım. Sonra sen uzaklaştıkça hep bu anı kollayan gece, adi bir gülüş takınıp suratına, bir bir hayaletlerini yollamaya başladı üzerime. Savaşmaya gücüm yoktu. Bir gece oturup tüm yaralarımın kabuklarını yoluverdim. Yetmedi bıçak soktum etime, ucu ruhuma kadar ulaştı.

Birkaç gün sonra sen burada olacaksın, şizofren kent İstanbul’da... Ama ben nerede olacağım bilmiyorum. Belki senin vücudunda yeni bir yara oluveririm. Çünkü o zaman beni gerçekten seversin.


16 ahkam var
Önceki yazı: in a cup of sex
Sonraki yazı: Pulls me under

Ahkâmlar

bence sen kendini yargılayıp, sorgulamaktan vazgeç. İçini tüketmekten başka birşeye yaramaz. Bırak artık başkaları düşünsün, tükensin, bitsin..

keşke onun yaralarını sarmak yerine bencillik yapıp senin yaralarını sarmasını sağlasan...biliyorum vıdı vıdı etmek kolay...keşke bunu bana ben yapabilsem.........zaman.............

şizofren yanı olduğu kadar istanbulun, bir şifa-i ruh yanı da var. Bir teselli kucağı misali o köşeyi bulmak gerek. ne dersin sevgili fatosela.. arkadaşın sıcak bir kapiçinoya ihtiyacı var gibi şöyle boğaza karşı.... :))

hadibeh

hımm... valla harika bi teklif derim. :))

sıcak bi soba gördüm sanki:)

inadına, karamel

de sadece ben varım zannederdim.. ya da bir yerlerden beni gözetliyor olmayasın?!

ve yalnız olmadığını bilmek buruk bir gülümseme gibi...

inadına, karamel

bir erkek kaçıyorsa bilki ba$ka biri vardır. bu iki kere ikinin dört etmesi gibi bir olgu. Seni kırmak istememi$ ama beraber olup duvara çentik atmaktanda geri durmamı$. tercihini dürüst insanlardan yana kullan benim gibi mesela. saygılarımla :?

eşşekarısı
İnana mıyorum sana karamel..okudum ve şok gecirdim..beni yasadıklarımı duygularımı birebir anlatan baska kelimeler olamaz dı inan bana....okurken bosaldım ve cok önceden yapmam gerekeni yaptım...zırladım....

eşşekarısı

doğru tahmin

inadına, karamel

dernek mi kursak ne yapsak aynı dertten muzdarip kişiler bir araya gelip:)

inadına, karamel

suadiye'de yanliz yaşıyorum. peugeot arabam var. yaşamayı seven insanları seviyorum. Bu sene Yeditepe üniversitesinde okumaya başladım Gece dışarıya çıkmayı çok sevmesem de geri kalmamaya çalışıyorum. Parayı değil yaptıklarını dert edinen insanlarla beraber olmak istiyorum. Sıkıntılarından kurtulup kendini hissetmeye başladığın bir zaman görüşmek isterim.

bence bu yazdıklarını gazetelerin arkadaş bulma köşeleri falan var, oraya gönder... belki etkili olur.

inadına, karamel

kediler yaralarını göstermez, karamel...bi de, ölüm vakti geldiğinde, gözden uzak bi yer seçerler kendilerine, karanlık, kimsenin görmediği bir yer...

Çok hoşuma gittide bişey mrk ettim Sanki elinde sonunda çentik olucağını bildiğinde halde keybetmeye niye dayanamayız. ki BENDE

.

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu