Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 3ayak.org'da: "Manzara Fotoğrafçılığı II"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiketler: , , , ,

Bazen büyümek de büyütmek de zordur ama büyütmek inanın bana daha zor departmanından...

Hani çok kutsal bir şeydi bu iş? Hani kucağına aldığında hayatın anlamını bulmuş oluyordun?
Herkeste öyle olmuyor muydu yani? Yalan mı söylediler bize yıllarca?

İkisi de uyuyor beşiklerinde. Bebek gibi mışıl mışıl uyumak sözünü kim bulduysa hayatında hiç bebek bakmamış belli. Davulun sesi uzaktan hoş gelmiş zahir. Çünkü bebekler mışıl mışıl uyumuyorlar. Hatta hiç uyumuyorlar. Ve tüm o kitaplarda bahsedilenlerin aksine altı temiz, gazı çıkmış ve karnı tok dahi olsa uyumuyorlar. Kesik kesik, bölük pörçük, ağlaya inleye uyuyorlar. Bense hiç uyumuyorum. Elimden kayıp giden hayatımı seyrediyorum. Bir daha hiç ama hiçbir şeyin eskisi gibi olabileceğini sanmıyorum. Üzgünüm...

Peki hiç mi arkadaşım yoktu benim? Dostum, annem, kardeşim bir komşum da mı yoktu be…Kimse niye zahmet edip uyarmadı beni? Neden? Neden kimse bu işin bu kadar zor olduğunu, sezaryeni, uykusuz geceleri, uykusuz sabahları, uykusuz öğleden sonraları ve akşamüstlerini ve uykusuz akşamları, kusmaları, ishalleri, hastalıklarını, uykusuz geceleri, uykusuz sabahları ve yine uykusuz öğleden sonralarını akşamüstlerini ve uykusuz akşamları anlatmadı bana?

Karşıma geçip de ee çocuk kolay büyümüyor küçük hanım demek için mi hazırlandı bu komplo bana. Evet bu bir komplo. Kimin tarafından kurulduğunu bilmesem de bu düpedüz …öff neyse..

Herkes ama herkes çocuk sevgisi başkadır hayatın gizidir annelik bir kadının hayatında ki en önemli şeydir der dururdu. Herkeste aynı olmuyormuş demek.

Ben zaten hastanede pişman olmuştum. Olmuştum da dönüş yok artık di mi diye sorduğumda nöbetçi doktorun az biraz şaşkınlık ama daha çok nefret dolu bakışlarını gördüğümde bir daha bu konuyla ilgili hiçbir şeyi dile getirmemeye yemin ettim ta ki bugüne kadar. 25 mart 2007. Hastaneye yatırdılar beni erken doğum teşhisiyle. Tanrım ne acayip bir andı. Makarna yapıyodum mutfakta ve saat saat gece 11di . Tam süzerken makarnayı alt tarafta hiç normal olmayacak kadar sıvının bacaklarımdan aktığını hissettim . İlk anda paket paket aldığımız çocuk bezlerinden birini açıp duruma müdahale ettim ama durmuyordu. İnternette hemen ufak bi araştırma yaptım. İkiz gebeliklerde erken doğum riskinin yüksek olduğunu aylardır biliyordum zaten ama insanın başına gelince eli ayağı titriyor. Suyun gelmesinin ardından 12 saat sonra sancıların başlıycanı ve bir 12 saat daha sonra doğumun gerçekleşiceğini okuyup Burak dedim kalk suyum gelmiş doğurucam galiba…Bir konuda rahattım o da sezeryan olucağım için. Ne rahatlıkmış ama sormayın gitsin.

Üç gün yoğun bakımda tuttular beni. Yoğun bakım ünitesinin tam da normal doğum yapıcak olan kadınların sancılarının artmasını beklediği yerle yan yana olması ve arada bir kapının dahi olmaması o kadar saçmaydı ki. Kadınlar sürekli bağırıyorlar, ağlıyorlar ve inliyorlardı. Bir kadının saatlerce yan tarafında ki duvara vurup alın bunu içimden çıkarın yalvarırım onu da öldürücem kendimi de diye bağırması hala kulaklarımda. Saatlerce böyle bağırdı kadın ve ben yoğun bakımdayım… 3 gün…Bu işkence tam 3 gün sürdü. 3günde toplam 5 saat uyumamışımdır bu bağrış çığrış içinde. Yağsız tuzsuz yemekler. Zaten bütün hamileliğinde 8 kilo almış ben iden iiye çöktüm bu üç günde. Kolumda serum, 2 saatte bir çeşitli iğneler. Ağrı kesiciler. Sürekli ağlıyordum. Hemşireler benimle konuşmaya çalışıyorlardı ama ben sadece ağlıyordum hıçkıra hıçkıra. Ve günlerden 28 mart . Akşam üstü yine günde 5 kere bağladıkları makineye bağladılar beni. Bebeğin kalp atışını ve sancıların sıklık derecesini ölçen bi alet bu. O kadar çok sancım oldu ki bi ara aleti can havliyle söküp bağırmaya başladım yeter götürün beni artık alın doğuma…Profösör ve 7/8 kişiden oluşan asistan ekibi koşarak yanıma geldi. Kontrollerine başladılar. Ben artık ağlamayı bırakıp böğürmeye geçtiğimde çoktan sondam takılmış sedyeyle doğumhaneye doğru gidiyordum. Doğumhaneyi anlatabileceğim tek bir kelime var o da korkutucu. İnsanın kanını dondurucak kadar soğuk bir yer burası. O anda dank ediyor kafanıza yalnızlığınız. Yalnızız işte. Doğarken de ölürken de . Tek başımayım. O kadar. Ve sizi kollarınızdan bacaklarınızdan kayışla bağlayıp üzerinize bir bez örtüyorlar yeşil renkte. Doktoru bekliyorsunuz. O anda Azrail gelse inanın boynuna sarılıp hoop diye atlayıvericem kucağına nereye çuf çufluyoruz diye…

Çok üşüdüğümü hatırlıyorum. Titriyorum uyanırken. Üzerimde kat kat yün battaniyeler . 5 saat uyumuşum arada sadece sayıklayarak çok üşüyorum demişim. Kendime geldiğimde annem Burak ve bi kaç kişi daha bana bakıyorlar..Ben yine ağlıyorum. Bebekler küvezde. Çok minikler. Biri bir kilo üç yüzelli gram biri ondan yüz gram daha fazla. Kıyma kadarlar yani. Bir kilo kıyma. 2 gün daha hastanede kalıyorum. Ertesi günü dikiş yerlerim sızlayarak da olsa onları görmeye gidiyorum yoğun bakıma. Kuvezlerin durduğu yer yoğun bakım. Uzaktan gösteriyorlar bunlar sizin diye. Yok. Hiç bişey hissetmiyorum. Odada onlarca bebek. Hepsinin ağzından bir tüp girmiş. Minicik kollarında serumlar. Bunun için daha çok minik hepsi nasıl dayanıyorlar allahım. Odaya giriyorum. Benimkilerin hemen önünde duruyorum bakıyorum bakıyorum bakıyorum . yok ı ıh bişey hissetmiyorum. Hissetmem lazım ben anneyim artık onlar benim çocuklarım. Yok olmuyor.sadece üzülüyorum onlar için. Çok minikler bu kadar acı için.
Aylar boyunca herkesin sorduğu tek bir ortak soru vardı bana . Ne hissediyosun nasıl gidiyor annelik ? Süper diyodum gözlerimi kaçırarak. Süper. Herkese tek bir cevap veriyodum .Saçlarım günlerdir belki de aylardır taranmamış, üzerimde gri artık siyaha çalan bir eşofman altı onun üstünde sarı bir t.shirt. tshirt e dikkatli bakıldığında kusmuk ve salya lekelerinin kendi kendilerine bir desen oluşturduklarını görebiliyorum ve nedenini bilmediğim bir huzur veriyor bu lekeler bana . Ne zamandır bunlar üstümde hatırlamıyorum bile. Onlarla yatıp onlarla kalkıyorum. Onlarla mama hazırlıyorum onlarla bakkala gidiyorum onlarla pembeyi dışarı çıkartıyorum. Pembe garip garip bakıyor bu sürekli ağlayan iki yaratığa. O da alışamadı anlıyorum bakışlarından. Pembecim diyorum ilerde onlarla oynuycaksın, senin üstüne binicekler oranı buranı çekicekler, yandın kızım _pembe 5 yaşındaki siyah labrador köpeğim.ilk kızım, ilk gözağrım_

Çocuklar artık 4 aylık ve biz İstanbul da değiliz artık. Babaanne ve dedenin yanına bursaya geliyoruz. Artık İstanbul da yok hayatımda. Sadece gri ama artık siyaha çalan bir eşofman altı üstünde de sarı bir tşhirtden ibaret hayatım. Bu kadarım. Nefes almaya devam ediyorum o kadar. Üzgünüm…çok.

Çocuklar 5 aylık. Her şeyi bi kenara bıraktım. Deneme sürüşlerindeyim. Mükemmelliğin peşindeyim. Mükemmel bir anne olmak istiyorum tıpkı elif şafağın kendini anlattığı siyah sütteki gibi..Mükemmel mama hazırlayıp mükemmel beslemek mükemmel gaz çıkarıp mükemmel bez değiştirmek. Bebek gecenin kaçında olursa olsun ağladığında mükemmel uyanıp mükemmel temizlemek istiyorum kusmukları. Olmuyor…Etrafıma bakıyorum herkes mükemmel . Annesi muhallebisini hazırlarken mükemmel gülüyor bebek annesine. Ben diyor aşığım bebeğime 2 ay önce doğum yapan şarkıcı. Beraber geziyoruz beraber ninni söylüyoruz. Afallamış bir şekilde bakıyorum magazin programına. Ve O şarkıcıya. Bende diyorum bi bozukluk var. Sanırım annelik genim eksik benim. Bak herkes mükemmel…Bak herkes mükemmel işte lanet olsun…

Çocuklar 6 aylık. Bileklerimi kesiyorum . Kurtuluş yok ama . Sadece 12 dikiş bileklerimde. Ve acı…Bileklerimde değil ama… Sonsuz bir acının içinde debeleniyorum çıkış yolunu arıyorum bulamıyorum.

Ve 18 ocak 2008 …bugün…10. ayları bitti eylülle yağmurun. Beni seviyorlar anlıyorum artık hareketlerinden…şimdi şimdi ama…iletişimimiz güzel. Beni görünce mutlu olan, kahkahalar atan iki tane dünya güzeli kızım var benim. Kızlarım var. Artık onlar benim bir parçam ben de onların bir parçasıyım. Şimdi şimdi ama…Karşılıksız seviyorlar beni. Bende onları. Anneyim ulan ben. Anneyim…..şimdi şimdi ama…

*Tanrım sen bile cennet vaadiyle kandırmıyor musun.biz kadınları.. sen bile…


204 ahkam var

Ahkâmlar

bu doğum ve olaylar bana hiç yabancı gelmedi...

neyse

"annelik" güzel şey olmalı...

uykusuzluğun hallerini kimseler öğretmemiş size... siz kendi çabalarınızla öğrenmiş ve tüm hallerini saymışsınız... Allah kolaylık versin size...

Güzel kardesim...

Siz belli ki bayag bi erken Anne olmussunuz.. Bunalima girmissiniz. Hatta ben böyle sizin gibi bir kacini taniyorum. Sizin acilen bu konularin uzmanina görünmeniz faydali olur kanaati tasiyorum...

Annelik kolay degildir. Erken yaslarda bu sorumlulugun altina girmek sizi bunaltmis görünüyor. Allah sabir versin.

harikulâde bi anlatım, nefis bi hikaye, muhteşem bi anne...

Anne olmak istemiyorum bu yazıdan sonra..

\

KOPANISTI n koyduğu foto bana ait diil tabii ki. mesaj atıolar sen misin deyi :P

\

cici
eylül
.
eylül
kuzu

bu yazının fotoları bunlar...

save the last dance for me...please

anneyim ulan ben!

garip bir başlık bir anneye yakışmıyor.

Cehalet, cüretkârlığı doğurur...

fotolar süper:)
ciddi bir depresyon atlatmışsınız ve bunu çok güzel, çok yalın ve çok etkileyici anlatmışsınız. Bu ruh halinden sıyrılabilmeyi başarmış "güçlü bir kadın" olmanız gerçekten takdirlik.
bebeklerinizle uzun mutlu bir hayat dilerim size:)
ileride bu yazıyı onlara okutun ama mutlaka:)

talos, sen karışma ulan!,
kadına herşey yakışır...
nazar değmesin, maşallah...

\

konuşma sana kemik atan yok ulan...

yakışıp yakışmayanı senden öğrenmicem

Cehalet, cüretkârlığı doğurur...

git de o lanet kafana bi odun vur...

senin vurduğun odunu vurmak istiyorum ama uzaktasın. sen kendi kafanda ki odunu benim için birdaha vur

Cehalet, cüretkârlığı doğurur...

sana acıyorum bok çuvalı,
başlık yakışıp yakışmama konusunda mastır mı yaptın
sen nesin biliyomusun? kahrolası bi beyzbol sopasısın şimdi al o beyzbol sopasını ve kafana vura vura parçala...

seni gidi lanet zenci benzetmesi.. zavallı özenti sen savallı özenti bir nesnesin ne olduğunu bulamamış kendine kişiliği koyacak yer arayan. adam ol kop adam...

mastır yapılmasımı lazım a.q. başlığı için bana göre yakışmamış bundan sanane?

sana dolanan şu derdi ben anlamadım anlatsana derdin ne gicişen yerlerin mi var?

Cehalet, cüretkârlığı doğurur...

sana mı danışacaklar başlık atarken...
kapat o lanet çeneni de yazıya pisleme...

threewishes;

Allah bağışlasın! yaşadığın şey o kadar normal ki:) doğum sonrası tipik durumlar, insan ne yapacağını, nasıl davranacağını, uykusuzlukla nasıl baş edeceğini falan bilemiyor (ki ben bunu tek bir çocuk ile anladım, ikizler daha zor farkındayım) ama işte o resimlerdeki gibi, kokularını içinize çektiğiniz o an, herşey bitiyor, hayat boyu çocuğumu görmeden bir gün geçmesin diyor insan, bağımlılık yapıyor, yoksunluk emareleri bile veriyor insan bir kaç saat görmeyince, Allah ayırmasın, sağlık mutluluk versin!

insanı çıldırtma kimseye danışmaları iin birşey söyledğim yok sadece ben beğenmedim bunda sana giren çıkan ne onu soruyorum nerde hani serbest eleştri?

Cehalet, cüretkârlığı doğurur...

threewishes,
senden çok özür diliyorum,
yazıya bi başlık atıyosun ve odunun biri çıkıyor ''garip bir başlık bir anneye yakışmıyor.'' diyor.
anneye ne yakışıp ne yakışmayacağını tetkik eden bu tespit komisyonu başkanı kalkıyor otoritesiyle bunu bir de ikaz ediyor.
iş bu odun sabah sabah sinirlemi bozup asaplarımın kat sayısını yükseltiyor.
bu nedenle bu kıymetli yazında karşılıklı atışma oldu,
eğer istersen ben yorumlarımı derhal bu güzel yazının altından silerim ...

poff resmen kompleks derler buna kendini bir mok sanmak ta denir bir iki kişi aman koopp süperr dedikçe şimarmak ta denir...

başka birşey söylemiyorum

Cehalet, cüretkârlığı doğurur...

bak odun kafalı,
başlığı beğenmediysen bunu ''başlığı beğenmedim'' şekliyle ifade edebilirsin...
ama ''bir anneye yakışmıyor'' dersen bu olmaz,
bilmem o kafanın içinde taşıdığın sümüksü plazma aradaki farkı algılayabiliyomu?

hay odun senin...

hadi kop işine bak hadi çıkıyorum uğraşmicam senle

Cehalet, cüretkârlığı doğurur...

yürrüüüüü anca gidersin...

Ben de Elif Şafak'ın kitabını okuduktan sonra "Postnatal depresyon geçirmişim ya ben!" dedim kendi kendime. Farketseydim, anlasaydım durumumu "Karışmayın bana, depresyondayım, yakarım!! Çayımı getirin çabuk!" der daha kolay atlatırdım yukarda anltılanları. Oysa her işi kendim yapıp, beceremeyince kendimi suçlayıp, annelik becerisi diye bişey varsa bende olmadığına kanaat getirip durdum. "Anne olanın depresyon hakkıdır, halihazırda söke söke alınır!"

bazen sesini duyurabilmen için susman gerekir

Ha bi de bu yazı iyi oldu. Şu açıdan ki, çocuk sahibi olmayı düşünenler varsa (herkes için geçerli olmasa da) çok fazla pembiş hayaller kurmamalarını, olayları çok fazla büyütmeden bebeği büyütmeye bakmalarını, zaten bebek bi şekilde büyüyeceği için biraz da işleri akışına bırakmalarını anlatan , tecrübeyle sabit bir içeriğe sahip. Yazan arkadaşı kutlar kuzularıyla sağlık, esenlik, mutluluk dolu bir hayat dilerim :)))
Eee üçüncü ne zaman?

bazen sesini duyurabilmen için susman gerekir

:> 3. mü..yok bu sefer üçüz istiyorum iice kopsun kayış die

save the last dance for me...please

Bende anneyim üleynnn.

haberx3

Hepimiz anneyiz!

bazen sesini duyurabilmen için susman gerekir

anneler olmasa sıçmıştık hiç birimiz doğamazdık lan

hayatı HAFİF'e alın...

gayet içten ve doğal aktarılmış. tebrikler; hem aktarımınıza, hem de anneliğinize! ikiz bakmak ve büyütmek ciddi performans istiyor olsa gerek!

ya hep anneler derler ya anne olunca anlarsın beni diye...gerçekten anlıyosun. gerçekten. hem anneni hem anyayı hem konyayı hem dünyanın kaç bucak olduğunu . herşeyi anlıyosun :>

save the last dance for me...please

allah bağışlasın. ikiside çok sevimli.
annemden biliyorum yüce insanlarsınız vesselam

KMC

etkileyici yazınızdan anlaşıldığı üzere çok zor günler,geceler geçirmişsiniz..keşke eşiniz ve şahit olan yakın çevreniz psikolojik destek almanıza yardımcı olsaydı....
allah ömürlerini uzun, bahtlarını iyi etsin...
Anne olmak....

üzgünüm hiçbir zaman doğmayacak çocuğum.....üzgünüm X.....

psikolojik yardım almayı ben reddettim. çünkü o zor zamanlarımda kendimi de reddediyordum ve bana benden başka kimsenin yardımcı olamıycanı biliyordum. iice dibe vurmayı bekledim . sadece bekledim.eşe gelince...kırgınım kızgınım hatta. Sitem de var içimde. Bunu her kadın kolay kolay dile getirmez maalesef. Erkeklere yine hiçbir şey olmuyor. sadece hooop die kocaman kızları oğulları oluyor onlarda ellerinden tutup gezmeye götürüyorlar. Ha biraz ağladı mı çocuk ya baksana şuna niye ağlıyo bu yine yaa deyip kucağınıza atıveriyolar. amaan sinirlendim bak yine:>

save the last dance for me...please

ana gibi yar, bağdat gibi diyar olmaz
anamın ayranına duru, ekmeğine kuru demem
ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar

********

Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak, ana ile babanın hoşnutluğunu ve sevgisini kazanmaya bağlıdır. (Hz. Muhammed (SAV) )

Cennet, anaların ayakları altındadır. (Hz. Muhammed (SAV) )

Kadınlarımız, erkeklerimizden çok daha aydın olmaya mecburdurlar, eğer gerçekten milletin anası olmak istiyorlarsa. (Atatürk)

Uygarlık, kadının eseridir. (Atatürk)

Büyük başarılar, değerli anaların yetiştirdikleri seçkin evlât­lar sayesinde olmuştur. (Atatürk)

Dünya üzerinde gördüğümüz her şey, kadının eseridir. (Atatürk)

Kadınlar zayıftır, ama analar güçlüdür. (V. Hugo)

Hayatta okuduğum en büyük kitap annemdir. (Abraham Lincoln)

Hiçbir insan, kollarında bir çocuk tutan anne kadar çekici ve birkaç çocuk arasındaki bir anne kadar saygıya lâyık değildir. (GOETHE)

Anne kalbi çocuğun okuludur. ( H. W. BEECHER )

Anne sevaisi bencil duyauların en üstünüdür. (ALAIN)

Hani babalar ????

Burada, ''Şambaba''..

don carleone,
müslüm baba,
orhan baba,
iskele babası,
babafingo,
baba-oğul-kutsal ruh
babatorik
adem baba
baba beni okula gönder
noel baba
baba zula
nalıncı baba
somuncu baba
ali baba (çiftliği olan)
ali baba (40 haramileri olan)
en son babalar duyar
benden baba olmaz
süper baba

olmadı...en önemli babayı atlamışsın... hani Mafya babası...

en başta duruyor ya!

goodfadher olanlar değil, törkişfadher olanlar yane....

Artik yorumlari okumuyorum kim ne yazarsa yazsin...

Yukarda ki bebelere bayildim ve bu yaziyi bu ikizler icin tutuyorum...

hah şambabası güzel tespit:<

save the last dance for me...please

şambabası+biyolojik baba= benden baba olmaz....

Yalnız, ben eskiden tarlada doğum yapan, kundaklayıp eve getiren sonra da orağı alıp işine devam eden babayiğit analarımızı da az merak etmiyor değilim..Acaba nesil mi değişti artık..

Tarlada doğum yapsam orada kalıp, kök salacağımdan eminim..

babam sağ olsun! bkz: kamyon arkası yazıları...

sevgili pbk tarladan bahsettin... al bana köy hayatını öğrenmem için bir neden daha...

Pelitas;
Şehirde doğmuşsun, hiçbirşeye özenme, tadını çıkarmaya bak hayatının, her yerin ayrı güzellikleri var, inan bana..Şöyle hafta sonu al kız arkadaşını Anadolu Kavağı na doğru yola çık, denizi kokla, bir de balık, bak nasıl keyif alacaksın..

Şimdiki hayatının kıymetini bil diyeceğim ama önemli değil, baba olunca birşey farketmeyecek, yine deliksiz uyuyacaksın nasıl olsa..:)

:) yok be uyku arasına bir delik açarım o zaman. bebe ağlamalarına daha duyarlı olurum en azından...

valla fosur fosur uyuyor babalar adı baba işte

save the last dance for me...please

tam bu sabah bu konuyu düşünürken yazıyı okudum. ben de anne olursam işte aynen böyle olacak. hamile kalmakta içten içe deliler gibi korkuyorum. kesin hamile kalırsam deliririm ben. sürekli ağlıyor, hasta oluyor, mızmızlanıyorlar. sürekli zarar ziyan. etini sömürüyor sonra büyüyüp psikolojini bozuyor hatta paraı. manyak mıyım bilmem ama aynen böyle düşünüyorum. aynı anda tüm doğum kontrol yöntemleri uygulanmalı. risk olmamalı. üstelik çocukları ve hamile kadınları severdim eskiden. ne olacak bilmem bu işler.

Kendini hazırlayabilirsin Manson, çocuk sahibi olmamak ta bir seçenek..Ama isteyip te korkuyorsan, terapi öneririm, günü gelince..

ömür tükendi terapi terapi. en güzeli doğurmamak desen daha bir haftalık evliyim babacağızım kızım bi bebeğin olsa dedi. ayvayı yedik.

korkulcak bişe yok, hiç acımıyo, çok kolay...

hele erkekler hiç konuşmasın kopanisti atarım tekmeyi bak hep sizin yüzünüzden

Tebrik ederim Manson, bilseydim çiçek gönderirdim..Hayat boyu mutluluklar dilerim..
Canını sıkma, belki de çok olağan karşılar vücudun herşeyi..Akışına bırak..

eyvallah. ama şansa bırakmamak lazım zannımca.

tebrikler yeni evli manson, baba da ister dede olmak, hakkdır, hadi çalışın çalışın...

eyvallah kopanisticağızım.

anne adayları için, hafızamızı tazeleyelim,

görecem ben onları sonraki aşamada.
görecem ben onları sonraki aşamada.

manson!!! tebrikler!!!

ve anne olmakta tereddüt edenler; ayol ne paralıyorsunuz kendinizi? babalara mesuliyet vermeyen yine biz kadınlar, biraz mesuliyeti paylaşma taraftarı olun, ve bir de henüz evlenmemiş olanlara: eğer daha evlenmeden size 'bebek' gibi bakan, bakıştıran, grip olduğunuzda bile eczane eczane sıradan bir ateş düşürücüyü bıkmadan arayan, :herşey yoluna girecek, ben hallederim...diyen biri olsun, çok yakışıklı, çok zengin olmasını falan geçin...mühim olan size bebekmişsiniz gibi davranabilen insanla olmaktır, bu insanlar sonradan gerçekten bebekleri olduğunda daha bir babalaşırlar, bu arada siz de bebeklik yapmaya devam ediyor olabilirsiniz:)) (yani ikinci bir bebek olarak yaşama şansınız devam eder)

bence de...

sağol makaleci. işte bu annelik böyle de cadı işi bişey. unutuyorsun sancıları, yırtıkları, dikişleri, uykusuz geceleri, panik hallerini.

makaleci senin yazdıkların pek geçerli diil aşk meşk olaylarında zira kadınlar öyle üzerlerine titreyen onları şımartan senin yazdığın gibi kendilerine bebek gibi davranan erkekleri pek sevmezler. önce hoşlarına gider ama bi süre sonra serserinin birinin peşine takılıp giderler. işte olay budur

save the last dance for me...please

işte ben de onu demek istiyorum; biz kadınlar öyle üzerine titreyen kişilerle olmalıyız...

aşk-meşk işleri başta çok güzel ama sonra geçer, sana bebek gibi bakan birine de aşık olunabilir, bunda bir mesele yok...

en şiddetli, tutkulu aşk bile bir gün şiddetini azaltıp sevgiye dönüyor zaten, en azından seni seven, bebek gibi de bakan bir insan, dünyanın en iyi eşi...

Ama aşk fırtına derken buluyoruz mevlamızı değil mi, Threewıshes..

Çocuk sahibi olan bir iş arkadaşımla yaptığım sohbet esnasında, yine çocuk sahibi olan ama çocuklarını kendisi büyütmemiş ve ileriki yıllarda da arası çocuklarıyla bir türlü düzelmemiş, pek anne gibi davran-a-mayan bir yakınımdan bahsediyorduk. İş arkadaşım bana anneliğin bilinenin aksine içgüdüsel birşey olmadığını, doğum yaptığın anda anneliğin şıp diye üzerine yapışmadığını, çocukları büyütürken zaman içerisinde o içgüdüye sahip olunduğunu söylemişti. Sonrasında bunun doğru olduğunu bir çok kez gözlemledim. Senin yaşadıklarında bu doğrultuda olmuş threewishes..Bebeklerinle mutluluklar.

seda; daha hamileyken, şıp diye üstüne yapışıverir o içgüdü...sonradan aylar ve yıllar içinde gelişmez, ha evet, çok daha iyi algılar olabilirsin, hatta 2. çocukta daha da tecrübeli olursun bence zaten ama o analık iç güdüsü varya, hem de nasıl geliverir insanın içine daha hamileyken! Allah her isteyene nasip etsin bu mucizevi oluvermeyi!

bana hiç yapışmadı o içgüdü. şimdi şimdi biraz. iletişim kurmaya başladıklarından beri benimle ..şimdi şimdi. zaten 1.çocuktan sonra 2.yi yapanlar gerçek kahramanlar benim gözümde

save the last dance for me...please

aynı şeyi düşünüyorum, 2. çocuğu hem de böylesi bir dünyada yetiştirmek üzere gözünü karartabilen tüm annelere acayip saygılıyım. tek çocuk da fena değil ama değil mi? :)) (kendimi bu duruma alıştırmaya çalışıyorum da)

Makaleci, en azından herkeste aynı olmuyor sanırım. Etkileyen birçok faktör olabilir. Aslında anneliğe hazır olmamak, belki yeterince istememek vs. vs.

evet seda, o bakımdan çok haklısın... beyninde bir çocuğa hazır olmak lazım....bir anda hamile kaldığını öğrenen ama o zaman diliminde aslen çocuk planlamayan bir anne adayı bile beyninde çocuk fikrine aslında çok yakın duruyorsa bu durumu kabullenebiliyor....insan olmak! bütün mesle bu aslında, sana muhtaç olan bir yavru var, kuş gibi, sen de ona bakabilecek en yetkin insansın, yapacak birşey yok yani:))Cennet ayaklarımızın altında Allah' ın izniyle:) sakın tereddüt etmeyin arkadaşlar; yaşayabileceğiniz en süper ötesi durumdur annelik, vakti zamanı ayarladığınızda tamamdır:)

Çok üzüldüm yaşadıklarına.. Benimde ikiz yeğenlerim oldu şu an 5 aylıklar, çok erken anne olan biri olarak kız kardeşime sürekli her anın tadını çıkartmasını söyleyip duruyorum.. Çünkü bende senin gibi off uyusun, off yemek yemesi bitsin diye geçirdim bebeğimle günlerimi...Sonra işle başladım 3 aylıktı, o gün ilk ayrılık günü öldüm sanki, eve koşarak gittim. Yıkadım, besledim severek isteyerek... Oysa öyle güzel ki her an, olaya görevmiş gibi değil, zevkle yaklaşmalısın (belki kızacaksın bana ama ) altını açıp, paketleyip kaldırılacak bir iş gibi bakmamalısın.. Sonra senin hislerini yansıtır bebekler, sen mutluysan, huzurluysan o da huzurlu olur..İki bebek çok zor biliyorum ben 1 hafta kaldım kızkardeşim yanında 4 kilo verdim 1 haftada.. Keşke yardım edecek birileri olsaymış yanında.. Hııı unutmadan en güzel zamanları bebeklerinin, tadını çıkar ne olur, büyüyüpde sana çatır çatır cevap verdiği zaman çok özleyeceksin bu hallerini...

threewishes çok şanslısın ama bi kerede geçti bitti. bir daha aman. işte iki çocuk.

anneleri burçlarına göre irdelemekte fayda var bence, enteresan sonuçlar çıkabilir...

\

benim gibi yengeç bir anne olursa eyvah diyebiliriz kop, haklısın:)

bende yengeçim. hiç alakam yok ama burçlarla. kötü bişey mi bu. bak ya makaleci hepten tırstım.

kopanisti DİYOR Kİ, (17 saat önce)
don carleone,
müslüm baba,
orhan baba,
iskele babası,
babafingo,
baba-oğul-kutsal ruh
babatorik
adem baba
baba beni okula gönder
noel baba
baba zula
nalıncı baba
somuncu baba
ali baba (çiftliği olan)
ali baba (40 haramileri olan)
en son babalar duyar
benden baba olmaz
süper baba
VEEE DEVAM
Şam baba
Babalar götürsün seni
Babayı bulursun inşallah

haberx3

:)manson; biz yengeçler çok fazla anaç insanlarız! bütün ev ahalisine zorla yemek yedirir, hastaysa çorba içireceğiz diye peşinen koşarız, fazla ilgili fazla anne bir burç yani! keyfini sür yengeç insanı olmanın, yanında mendilini de hiç eksik etme:) (e bilirsin, sulugözlülük!)

ve bir de hislerimiz çok kuvvetli, altıcı hissimiz vesaire...

YENGEÇ : Fedakar bir anne, çocukları için güvenilir bir sığınaktır. Bu da, çocuğun dış dünyaya uyumunu zorlaştırabilir.

bu metni biliyorum, gülten suveren.... ya da daha iyi bir anlatımla kitabın aslı linda goodman..ezbere bilirim bütün burç kitaplarını:) mesele şöyle tipik bir yengeç olursan olay bu hale gelebilir, ama benim gibi dışa dönük, yükseleni de aslan bir yengeç annenin, şansı daha iyidir:)

ov may gad dedi bile deli gönül.

bir anne adayı olaraktan senin yükselenin ne manson...

efedim burcum yegeç yükselenim yaymış sayın kopanisticiğim. ne olacak benim bu halim bi alatıverin bakalım. aristokrat ve astrolog bünyenizin yardımını bekliyorum.

efenim bugün astrolog kimliğimi yanıma almamışım, eğer kontrol yaparlarsa ceza yerim, onçün üstü kapalı geçeyim, yükselen yay ise pek hayra alamet değil, yaylan yaylan nereye kadar...

yay çok özgürlüğüne düşkün, fakat biraz dağınıktır; burçlar içindeki lakabı; pasaklı sally' dir:) bunu ben değil, bir astrolog söyledi canlı yayında... çok neşelidir, yengeçle birleşimi gayet güzeldir, iyi bir anne olurlar manson!

makaleci inadına söyleme yav o lafı.

:)

e hadi bakalım manson, iyi çalışmalar, güzel haberlerini bekleriz artık, enişteye hürmetler...

bir güldüm, yazı kayboldu!

kopanisticağzım kabak çiçeği dolmamı yemeden şurdan şuraya gitmem haberin olsun. enişten de selam söylüyor yanaklarında öperim diyor.

bahar bi gelsin, kabaklar çiçek açsın hele o iş kolay,

Annem gibi kabak çiçeği dolmasını kimse güzel yapamaz.

haberx3

Bu yazinin basligi cok hosuma gidiyor. threewishes süper dayilanmis.. EEEEEEYYYYYYT ULEEEEEN Anneyim len beeeen...

Cevabi geciktirmeden veriyorum: VAR MI LEN BANA YAN BAKAN.. BEN BABAYIM ULEEEEEEN!