O düşünüyordu, ben dinliyordum. Annesi, doğumu sırasında ölmüş, babası bu yüzden ondan hep nefret etmiş. O zamanlar yanında bir kişi varmış, hep " anneni öldürdüğün için ben senden nefret etmiyorum" dermiş ona. Sonra bir gün, bir kutuda, porselen tabaklarla yeni anne-babasının yanına gönderilmiş. Susmuş şimdiki gibi, ona sarılırlarken söyledikleri sevgi sözcüklerini ancak sonradan anlamaya başlamış. Dinliyordum. Ona keman dersleri veren arkadaşını düşündü. Onun sonradan kendisine aşık olduğunu. Potemkin Zırhlısı`nın orkestral gösteriminde, kafasındaki mor peruğu yayının ucuna takıp kendisine fırlattığını. Sonra, zaten hayatı boyunca tek kişiye aşık olduğundan ona aşık olamadığını düşündü. Ve onun, Avusturya`da bir konser sonrası uzun bir mektup yazdıktan sonra intihar ettiğini. Bir ölüden mektup aldığı geçti kafasından az önce. Çünkü ölüm haberi mektubundan önce gelmiş. Birileri çıkıp onu suçlamış yine, arkadaşları,onun ailesi filan işte. Eğer aşık olabilseymiş, şu anda o yaşıyor olurmuş meğerse. Sonra o kişi gelmiş yanına, elini tutup "senin suçun değildi" demiş yine. Dinliyordum. Yıllar sonra, porselen tabakların geldiği yere dönmüş. O kişi de oradaymış. Her şey normale döndü sanıyormuş. Yeni yıla girecekleri gece, o kişinin sevgilisiyle anlamsız bir tartışma yaşamış. Koca adam kıskanmış bunu. Önce gülmüş, sonra terketmiş orayı evine gelmiş. O kişi de peşinden çıkmış, telefonlarına mesaj bırakmış. Üzgün olduğunu söylemiş, "nerdesin, geliyorum" demiş. Ama gelememiş,tam tersine biraz daha uzaklaşmış. "Yine birileri espri anlayışımı denedi" diye düşündü. O kişi hastanede öldükten sonra telefondaki mesajını dinleyebilmiş çünkü. İhlal edilmiş basit trafik kuralları ve kaza... Hastanede başucunda beklerken, tanıdığı insanların listesini çıkarmaya çalışmış. Zarar verdiği, aldiğı yaşamları anmış istemeden. Birileri çıkacak ve onu işaret edecek diye düşünmüş, nereye gidiyordu diye soranlara "bana" diyememiş. Şimdi sadece kendi kendini işaret ederken, o kişi çıkıp gelememiş, diğer tarafta umulmadık randevu... "Can sıkıcı ve arabesk" dedim. Sadeleşmelisin, insanlar oynamaya gelmez, kırılıverirler. "Nasıl" dedi. Trafikte arkandakilere aldırmadan mendil satan adamla sohbet edemezsin, dilenci bir kadın sana teklif etti diye sokakta onunla dans edemezsin, lüks lokantalarda, konserlerde kulise girmek için deli numarası yapamazsın, evsizleri ya da hiç tanımadığın insanları evine davet edip, devrilene kadar içki içemezsin onlarla, nöbet tutan askerlerle de uğraşamazsın, vuracaklar bir gün seni...Gülümsedik... Birileri daha demişti sana, biliyorsun, normalize olmalısın. Sana benzemeye çalışıyor çevrendekiler, sen olmaya çalışıyorlar,başa çıkamıyorlar. Her şey böyle mahvoluyor dedim. " Evet" dedi. Haklıydım...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.