
Yazıma ilham veren dosta teşekkürler...
Hepimizin çocukluğundan kalma replikler, imgeler vardır hafızalarımızın bir köşesinde. En zayıf anlarda kanayan düşler gibi sızıverir bilincimizin kapalı kapılarının altından gözlerimizin arkasına doğru usul usul. Benim aklıma gele gele atlara olan düşkünlüğüm geliyor. Nasıl da sağdan soldan fotoğraflarını toplardım ve et ürünlerine fon ayıramadığımız zamanlarda tavuğu bile yeni yeni tanırkene “baba çiftliğimiz olsun ve atlarla dolu olsun” gibi sözlerle babamın içinde derinlere bir sızı iliştirirdim o zamanlar farkında olmadan. Gün batımına doğru atımla yol aldığımı hayal ederdim, saçlarımı arkaya savurup. Geniş arazilerde çiftliklerde özgürlüğe başkaldırışlarını, hırçınlıklarını tüm asaletleriyle harmanlayıp koşuşlarını seyrederdim hayran hayran. Atların size düşündürdüklerini sıralar mısınız diye sorsam eminim çoğunuzun aklına ilk o büyülü sözcük gelecektir. Özgürlük… İnekler önde atlar arkada diye bir söz söylemişti biri kimdi o, neyse o konu başka karışmasın.


Atlar candır, yoldaştır, sırdaştır, seninle konuşur, seninle güler, seninle ağlar. Gözlerindeki burukluğu ve güvenilirliği “sana sadığım” nidalarıyla fısıldayışları görmemek mümkün mü acaba? Atlar ihanet etmez, sahibi ile dosttur. Yorulsada zaman zaman asla sahibini yarı yolda bırakmaz.
Zihnimdeki birbirinden bağımsız koşturmacayı onların dörtnala gözlerini diktikleri hedefe doğru koşmalarına benzetirim çoğu zaman. Ya da bazen ruhumuzun derinlerindeki ayaklanma, hırçınlık, pes etme ve masaya vurma arzuları.. atlarla insanlar arasında özel bir bağ kuruyor . Yalnızlığımızı paylaşıyorlar, sizinle konuşuyorlar ve sizi dinliyorlar. Sevginizi hissediyorlar ve bu çerçevede size asla zarar vermiyorlar. Malum, birilerini üstlerinden düşürmelerinin sebebi sevgi ve samimiyet beklentilerine karşılık bulamamaktan kaynaklanıyor, neyse. Hem nitelik hem de tanımlanamayacak kadar sıradışı duygusallıklarıyla insanların hayatında özel bir yere sahiptir duyarlılıkları ve vefalı oluşlarıyla gerçeküstü yalnızlığımıza bir nebze gerçeklik katabilen özel dostlarımız.

Az yiyecekle yetinirler ve tüm iklim şartlarına karşı dirençlidirler. Atların yaşları kesici dişlerin aşınıp yıpranmasına göre belli olur. Atların tüyleri vücut ısılarının ayarlanması yani termostat görevi görür. Ayakta uyurlar ve dizlerindeki kilitlenebilme özelliğinden dolayı uyurken yere düşmezler. Köprücük kemikleri yoktur bu sayede daha hızlı koşabilirler. Yani bu detaylara girmemdeki amaç hem duygusal manada hem yaratılış bütünlüğü itibariyle özel hayvanlar olduklarını vurgulamaktır.
Yarışırken sakatlanan atların vurulması beklenene kadar can acısıyla kıvrandığı o anları birkaç defa izleme gafletinde bulunmuştum. Belki onlardan çok benim canım yanmıştı.
Velhasıl kelam bu güzel ve özel dosta dair bazı enstantaneler sunmak gayesiyle başlattığım bu yazıyı sevgili dostlarımızın gözlerindeki anlamlara duyduğum hayranlık mahiyetinde sürdürmek maksadıyla birkaç fotoğraf paylaşarak noktalamak istiyorum. Efenim yutubun kapandığı bu sıkıntılı ve olanaksızlıklarla dolu dönemde dilerdim ki videolar, daha fazla şarkılar paylaşayım lakin kısmet böyleymiş..





dosta teşekkürler bahsinde bulunan müziği dinlerken keyifle okudum yazıyı, keyifle seyrettim atların güzelliğini, elden gelse de daha çok şeyler söyleyebilsem, çocukluğuma götürdün beni deja, sevdiklerimi getirdin bir bir gözümün önüne, yağmurlu güne parıltı verdin...
@dejavuu, ne güzel sunum olmuş. Ben zaten hayvanları çok seviyorum. Duygularım yeniden kamçılandı. Atlar çok hisli hayvanlardır yanındakiler nasıl davranırsa öyle karşılık verir Cihan bile haketmeyeni sırtında taşımazken biz insanlar hala taşıyoruz maalesef ..

Bizim Atalarimiz At'i sevdigi icin mi nedir bilinmez, ama biz Türkler olarak Atlari cok severiz. Kim bilir belki genlerimiz de var. Cem abinin su sarkisi aklima geldi simdi; At bizim, avrat bizim, silah bizim, san bizim... Namus belasina gardaaaas... Siz burdan devam edin....

Okumayı öğrendikten sonra sahip olduğum ilk kitap işte buydu. İlk bu kitabı okuduğum için mi atları çok seviyorum yoksa atları sevdiğim için mi bu kitabı ilk diye seçmiştim şimdi bile kestiremem. Saklıyorum, kızım okumayı öğrensin, onun olacak :)

Bu da bir diğer kitabım olmuştu ilkokuldayken, bir kaç kere okumuştum.
Kop bu hislerine ve geçmişe yolculuğuna eşlik edebildiysek naçizane, ne mutlu bize. Yazıyı yazarken zihnimde devamlı kazak atlıları çalıyordu. Değerli dostuma teşekkürler tekrar bu vesileyle
akoni, lesorcier ve exorientelux yorumlarınız için teşekkür ederim.
Beyaz At'li Prens Deja'yi almaya gelmis.)))alemsin niko:)
Atları, Tayyibi yere fırlattıktan sonra ayrı sempatim oluştu:)
Şaka bir yana ata binmeyi ferrariye binmeyi tercih ederim. Hayatımda daha hiç binmedim. Hayalim de zaten 1-yamaç paraşütü 2-Atın üstünde 200km uçmak tır.
Sağol pilli bebek:)
acuistic yazımın bir yerinde zaten o hadiseye yer verdim. Bende hiç binmedim desem inanır mısın. İçimde ukte kaldı hep uzaktan seyrettim ya da sevdim başlarını okşadım binmek nasip olmadı. Ama ertelemek yok en kısa zamanda bende bu hayalimi gerçekleştireceğim. Hem ferrariden evvel atlar vardı:)
tarlaları sürerlerken kan ter içinde kalan, sırtında ince sopa izlerini taşıyan atları gördükçe içim acır. keşke hepsi resimlerdeki gibi özgürce koşturabilseler.
Atlar, çilekeş hayatların yoldaşları, gerçek soylular misal resmedilmiştir Diyardaki Bela isimli kitapta. Kendi rızalarıyla hizmetine girerler bir insanın, insan bu lütuf karşısında bir ömür taşır bu yükün ağırlığını...
Teşbihi yapılan bunca asillik ve narinlik, özellikle kar içinde nazlı nazlı gezinen at fotoları ile öylesine örtüşmekte ki...
Ne iyi ettiniz de güzel bir yazı ve fotolar ile muştuladınız atlar ve özgürlük bahsini sevgili Dejavuu.
Sevgili proksima
Verdiğiniz linkteki kitabı en kısa zamanda temin edeceğim ilgimi çekti doğrusu. Ayrıca özellikle ikinci fotoğraftan ben çok etkilendim sanırım sizinde dikkatinizi çekti.
''atlar, çilekeş hayatların yoldaşları '' demiş Proksima.
öyle bir yoldaştır ki onlar, yorgun bir günün ardından avucunuzda uzatacağınız 2-3 kesme şekeri tüm zariflikleriyle, avucunuzdan nazikçe alıp gülümsiyerek size bakarak yemeleri ile dünyanızı utunursunuz, budur asaletleri, budur dostlukları budur size sevgileri, bambaşkadır bambaşka...
manson eksik olma:))
kop haklı makaleci ben meraklıyımdır, anlatsana neyi anladığını.
Gerçi ben son fotoğrafı birşeye benzettim ama henüz çıkaramıyorum.
Sadece 44 santimlik boyuyla dünyanın en küçük atı olma ünvanını taşıyan Thumbelina, dünyanın en büyük atı Radar'ın gölgesinde olmanın zevkini tadıyor. Aralarındaki 158 santimetrelik fark yüzünden hiç bir zaman göz göze bakamayan atlar ilk kez böylesine güzel bir fotoğraf karesinde buluştular. Atların resimleri önümüzdeki hafta yayınlanacak olan Guinness Rekorlar kitabının 2008 yılı versiyonunda da yer alacak.
Yaklaşık 30 kg ağırlığında olan sevimli minik at St Louis, Missouri'de bir çiftlikte dünyaya geldi. Thumbelina'nın sahibi, çiftliklerinde özellikle küçük atlar yetiştirdiklerini ama günde sadece 2 kap tahıl ve samanla doyan Thumbelina'nın minyatürün de minyatürü olduğunu söyledi.

abs çok naziksin arkadaşım:)
cemazulevvel ben teşekkür ederim, eklemeyi unuttuğum birşeyler var sanki ama bulamıyorum.
strong>Ve şehirli atlar...

Bedri Baykam'ın Atlardan ikonlara sergisinden...

Evet öyle yada böyle hayvanları seviyoruz, hele yakın ilişkimiz varsa seksi, asil ve belki... kimbilir?
Hoşgeldin wassago, konu sapmasın lütfen:)
Hoşbulduk,
hangi konu? Asaletin simgesi atlar mı?
Sapma olmuş be dejavuu88...
Onu belirtmek belki bir nebze bakmak...
kopoğlanı bu işler değişti. Sen dışardayken biz alemin koordinatlarıyla oynadık, ayarı bozduk. Sen dışardayken biz yeraltı dünyasının enlemlerine dokunmasak da, boylamları tamamen değiştirdik. Sen dışardayken biz şah ol-duk, yetmedi şahbaz olduk. Sen ancak fizik, kimya değiştirirsin ey sanal delikanlı, ey dijital külhanbeyi! Biz coğrafyayı, tarihi değiştirdik. Sen anca dış kantine yarım kilo boya yazdırıp saçını, kaşınıgötünü boyarsın. Allah bilir, gizli gizli ağda da aldırıyorsundur gardiyanlara rüşvet verecekten. Adam mısın, madam mısın? benim atım altına girmiş dejomu88 midi neydi çok teper kızım bedenun üzerinde ne egemenliğik kalır ne bilim işte dikkat.
Kozalak
Sen bir çukursun, benim seviyeme yükselmen için önce merdiven bulman gerekecek. Üzülüyorum senin adına ve başkalarıyla olmadığı gibi seninle de bir derdim olmadığı halde arada bir hortlayıp böyle çirkin sözler sarfetmene bana ve diğer arkadaşlara. Patolojik sorunlarının yol açtığı bir problem çıkartma arzusu içinde kıvranırkene heralde beygirleri görünce iyice kendinden geçtin. Daha evvel de demiştim şimdi de diyorum bana hiç bulaşma naş naş hadi bakayım..
Abilik yaptık diye niye coştun hemen hırt? Bitine gereken negatif kan bulundu galiba. atıma dokunanı senin deyiminle mermi manyağı yaparım. mermi manyaklığıyla bırakmam, roketatar sempatizanı, plastik ***** düşkünü, şarapnel heveslisi de yaparım. yapamaz mıyım lan ibiş kopiş? bi kere ismin isim değil olm, ne o öyle kop-lş diye, dinci sendika gibi! karşıma bi daha çıkma sakın!
bak evladım, bu kartal ortamı ikimize fazla, ne yap et, naklini başka yere aldır. ama dersen ki, biz altı kişi yapışmış gibi hep birarada duran tırsaklanz, hepimizi toplasan anca minyon bi delikanlı eder, ayrılmaya paçamız yetmez, o zaman kıpraşmayın, durun durduğunuz yerde derim. hop-lamayın ve de zıplamayın. şimdilik bu kadar tosun.
sanki senin adın çok mu güzel stajyer atkılı düşünceli kaşar taslağı! sen öyle kolpacı ve kokuşmuş bir kişisin ki, sihir dozu alarm veren sihirli lambandan çıkan cini bile sırtından vurursun, bütün manevi malvarlığına da el koyarsın! ben ve 4edat ve diğer 4 kankam sana dostoglu-dost olduk. Ama sen nankörsün, sana iyilik yapan herkese finalde kelek atan şerbeti katmerlenmiş dejavusun.
Kardeşi kardeşe kırdırdın dediler
Yoruldum, yoruldum,
yoruldum artık!
"Dağlar oy oy oy" dedim
Alternatif sporcu dediler
"Yollar oy oy oy" dedim
Trakingçi dediler
Attım kendimi zirveden,
karıştım halkıma
bura benem lan stüdyomda soysuzluk yaptırtmam ben. bir kere ağıma düştünüz, bundan sonra bensiz bi hayat yok size. evlerinize gelicern, onurlarınızı kırıcam! soysuzluködüllerini de kumkapı'da, olay mahallinde verelim. kırgınlıklar bitsin, düşmanlar barışsın, çalsın sazlar çalsın o gece kamasutra başlasın..eyvallah zaman zaman gelecem kapıyı kapamayın anahtarım olmaz benim.
O kadar yazmış cevap veresin diye, diyeceğin sadece bu mu kop?
"he gülüm he!"
Ya biraz kızıyormuş gibi davran yada depresyona girer veya katatonik koğuşuna alınırsa vicdan asaabı çekeceksin bunu bil.
C47 ye bu da gelsin..Tam kalemim benim, samana karıştırıp endırsın ın doğum günü pastası yaparız..Adını da ''katır kreması'' şeklinde çağırırız..
Anthro DİYOR Kİ, (7 dakika önce)O kadar yazmış cevap veresin diye, diyeceğin sadece bu mu kop?
ant bi cümle yazdım, oturmuş roman gibi cevap yazmış,
diyeceğim budur o bakımdan
he gülüm hee!
Yarına kadar yazacağı yeni romanını heyecanla bekliyorum öyleyse. Keşke sadece "he" diyeydin de fazla zorlamasaydın arkadaşı.
memleketin hali ahalinin canını yakıyor.bitip tükenmek bilmeyen kolpalar açlık sefalet efkar-umumiyeyi gerdikçe geriyor.biri gelede bi şefkat tokadı atsa diye bekleşip duruyoruz.Bizi hangi embesil köstebek bu hallere düşürdü diye düşünürken birden gözüme fer aklıma daldan dala zıplayan acun geldi !
ahanda bulduk işte kod adı acun olan dingilin başının altından çıkıyor bütün bunlar;
Adam hergün şirinliği hayat tarzı edinmiş elf'lere benzeyen bir topluluğu tv ye çıkartıp eğleniyo.bide yandaşı var; hamdi bey ! lan bu kolpacı acundan herşey beklenir eğer hamdi diye bi herif varsa adam değilim.acun telefon çaldığında kendi kendine konuşuyo, karşısında da kuzu sürüsü gibi toplanmış ahaliye sırıtıp duruyo.lan bu acun sonunda bunları mezbahaya götürmezse şaşırırım.
ahali önüne almış kutuyu içinde gömü varmış gibi gazlaşıp duruyolar.bu acun bunları sabaha kadar nöbetleşe ağlatmıyorsa neyim! eğer bu hamdi bu paraları gerçekten dağıtıyosa yarışmacılardan sakal da alıyodur bundan eminim.
yarışma halkımızın dengesini bozdu dedik ya kutuların üstüne totemler , tütsüler koyanlar, kutuların koordinatlarıyle oynayanlar hepimizin ayarını bozdu...
herkesin hayat hikayesi farklı haliylen yüreklerimiz dağlanıyor.
kafalarına odun yemiş hatunlar, kundaktaki bebesine süt yetiştirmek için çabalayan analar...
güzelce kızın anlattıkları hamdiyi bile insafa getirmiş..meğersem kızı cami avlusuna bırakmış puşt babası kıza falan teyze bakmış bi müddet ama teyzenin alkolik perulu kocası kızı mala bağlamaya çalışınca iş kopuyor tabi... acun bu hikayeyi dizi film gibi sürekli anlattırıyor kıza ve ardından da bize,
"dürrük gibi bakmayın lan. ne heyecan verici di mi?" diyor..
ama ben düşüncemde ısrar ediyorum bu kolpada acun , hamdi beyin ta kendisi ...hamdi beyle konuşurken yüzüne bakın ! ben kıllandım .
Yumurtaya can veren Allah yaratıyorsun takip et, komiksin sahiden:)
Kop heralde gülelim diye tuttular bunu, verdiğin cevaba destan yazmış buna istinaden Nevdalistten tam nokta atışı gelmiş:)
biraz odun biraz naturel kaltak doğruyalım diye hafif beni ombudsman tayin etmiş duyurulur . ombudsnan nedir bikerem bilelim.Bir ortamda liderlik olaylarına girip girip çıkmış, önemli gibi, karizmatik gibi insanlara, boş durup tehlike yaratmasınlar, yeni girişimlerde bulunmasınlar diye koftiden verilen bir paye türüdür!
• Ne demektir?
Ombudsrnan, bir kodlaınadır. "Ona Meşgale Bulamazsak Uğraşır Durur Sinsice Makama Atlar Neticede" cümlesinin baş harflerinden oluşur! çOmbudsman'm mesai içindeki klasik kıyafeti, ispanyol paça beyaz pantolon, kahverengi-dökümlü gömlek, beyaz yelek, krem rengi kırçıl ceket, kemik rengi çorap ve beyaz rugan pabuçtan oluşur. Mesai dışında siyah taytın üstüne Barcelona forması giyen Ombudsman makbuldür!
• Ombudsmanlık töreni nasıl olur?
Ombudsman adayları, yaban atlarına bindirilip bir ovaya salınır. At üstünde terleyenler elenir. Terlemeyenlerin atları incelenir. Gözleri en fazla kanlanan atın sahibi Ombuds-man ilan edilir. Taze Ombudsman, pantolon paçaları dizine kadar sıvanarak dereye sokulur, burada sağ bileğine "Ombik" yazılı bir künye takılır. Dereden çıkışta pantolon paçaları çorabın içine sokulsa da olur, sokulmasa da olur. şimdi bi ombusman büyüğünüz olarak hepinizin ve aynı odayı paylaşan tüm yiğitlerin gözlerinden öperim. benim öz kardeşlerim gibisiniz. Ama diğerlerini iyi tanımıyorum, onlar şimdilik kayınbiraderim dozundalar.
:)
Anlayana sivrisinek saz pillipati
elli gram huzurumuz vardı onu da bırakmadınız azcık salyamız aktı diye eve almadınız ama ilk off günümde hepinizi sikertmezsem adam değilim.zaten ters rüya gördüm iyi değilim. hayatımın en güzel uykularını uyudum siz yokken odamdaki. buğulu camdan soğuk gelirdi, kamyonların ve otobüslerin farları gelirdi, buğuyu şilince kapkaranlık gecede yıldızlar ejderha gibi parlardı. herkesi benim gibi sanırdım; Jules verne, aziz Nesin ve kemalet-tin tugcu'yu herkes çok seviyor olmalıydı, çok sevmeleri gerekiyordu, ben çok seviyordum. kaşağı onları da keder-lendirmişti. evinde televizyon olup da küçük Ev'i bayılarak seyretmeyen insan değildi! herkes bizim gibi olmalıydı, aileler iki yılda-üç yılda bir, şehir değiştiriyor olmalıydı, küçük çocukları, yeni sınıflarını, nerede okuyacaklarını merak ediyor olmalıydı. Onların da hayatını o büyülü 'tayin' keli-mesi belirliyordu, tayin olunan yer resmi evrakla gönderi-lince, onların da evinde Cumhuriyet ansiklopedisinden harita açılıyor, yeni yere bakılıyor, tüm aile o gece rüyasında bu yeni yerle ilgili tuhaf rüyalar görüyordu.. rüyamda, bakkal gazi'ydim. bizanslı müşteriler hep veresiye alıp borç takıyorlardı. sonra star-maymun çarli göründü. ak sakalı vardı. bana dedi ki, "Oğlum, ben Çarli'nin Melekleri'ndeki Çarli'yim hacı oldum çaktırma, yıllarca gizlendim ama bi yere kadar. medya alemini silkeliyecem. maymunluksa maymunluk baba" dedi. neyse çarliyylen escobara takılıyoz şu.kaltak vermiyo baba dedim. kafesteki kuşu kaçırdın dedi.. Kız aşın zenginlik tribinden sıkılıyo diye söylemiştim sana. tuttun, maldiv ile kanarya adaları arasındaki farkları anlattın. ,
- Üzülme hacı, paşa disko'da kıstırırız kızı! bakma, harbi felan takılıyo ama hep aynı mekânlarda görüyoruz. Hem ne var ki o cıvırda, anlamıyorum.hacı üzüntümü anladı. bu gece için endişeleniyo-san, çakarız bi telefon. slav ırkı hizmetimizde. dedi
- Saçmalama hacı, ben o kızı istiyorum! işi bozmasan çok rahat bi şekilde verme sürecine girmişti, işi bozdun. Onda beni çeken şey, siyah saçlı olup, siyah giymemesi, İstanbul'un bu yakasında sarışın, siyah giysiliden geçilmiyo.senin naturel kaltağı diyorum, gördüm dedi hacı. Normal adımlarla kuzeye doğru yürü,kendimi önemsemem. neticede ben bir balığım. mühim olan deryadır. rahmetli kusto, bunları incelerdi. Manayı nerde gördüm biliyor musunuz. yeniköy eskobar'm girişine bağlanmış cşşeklerin gözlerinde. Onlar içten. On-larda ritm var.n'olacak karı tamamen tiksindi benden. "Kurda kuşa veririm, gene sana vermem" diye bağırdı üstelik.
- boşver be oğlum. gidip revü kapatırız. hadi kâhyanın gömleğini çıkart ta tutuşturiiim, hareket olur. hiç yorma bünyeni. minimum naz, maksimum haz be oğlum! , bütün sorumluluk bende. tıp bana uzak bir kavram değil. devriye gezerken hep doktor bilal'i dinlerim arabada. daya narkozu bakayım şu manisasız arkadaşa- Ofkors mayhors! beyinden bir kısım lobu alıcaz, tekrardan kapat icaz, uyandığında ne komünizm kalcak, rıe fetişizm! vatansever bir liberal olarak uğurlıycaz bunu burdan.c 47 huzurlu mu kız kaltak?
Ayağını yorganına göre uzat kozalak, bir tarafların açık kalır ha böyle rüyalar görürsün!! Defol git artık iyice dibe vurdun saçmalamak hususunda tez mi hazırlıyorsun.
C47 çok güzel gelirken, smokin giyin..Yelelerine fön çektir..Herkes ezik mezuk sevmez..
At gibi adam değil, adam gibi at ol..Maymun senii..
oyanam oy pbk doğuştan kadın pbk pilin bitiyo çocuğum seni şarjlı kaltak yapcam yapcamda klasiğinden mi analından mı kararımı vermedim c47 de halledecem kız seni.cinsel kimlik: bir insanda uzva dayalı dürtüsel kıpraş-malara cinsel kimlik denir. bu, her iki cinste farklı bir coşkunluk biçiminde ortaya çıkar. cinsel kimlik çok önemlidir, cinsel kimliğini yanında taşımadan gezen kişilerin başına türlü bela gelebilir (Sorulduğunda gösterilmelidir). kız sana diyom merrdiven fetişisti dejavo allem kallem edip aklımı alıp , ortamıma girmektir niyetin biliyoz bakacaz., bu tamamen cinsellik dışı, arkadaşça bir durum olarak yorumlanmalıdır. abazanlık durumları varsa müfredata bakacaz .şu an ısınma sürecini yaşıyoz tartıyoz birbirimizi doğaldır bu sancılı olur. .aranızda itişip kakışmayın kaltaklar yerimiz var.piştt" ben şahaneyim" tribine girmeyin kafa yapmayın ayılır ayılmaz kavga çıkarırım bilesiniz.daha olmadı kurşunlarım kaltak kesimi sizi. olmadı eğer bu projeleri beğenmediysen, daha sıkısı da var. Önemli yerden duyum aldım, devlet televizyonu erotik kanal açacakmış. oraya erotik senaryolar yazabiliriz olmadı,hem yazar hem oynarız.hade bakalım bu sabah bütün hukukları evde bıraktım ya körkütük sarhoş olacağız ya da körkütük katil.maslahat uğruna nelere katlanıyoz bak gör.niyetim burayı cennete çevirmek.
''Oyanam oy'' , bırak bu zezük ayaklarını, zevzek aynı kendine benzetmiş seni, delikanlılığın bozulmuş,,akıllı ol, burada dengin kalmadı, külhan beyi, çok hırslısın bakıyorum, her gördüğünü kaltak sevgilin mi sandın, 1000 numara küçüksün bana..Sıkıldın galiba oynaşmak ister canın sağ sol la..
Yola devam, işlerine ver kendini ters dönmesin yine araban, eskiden bir adam vardı, küçük kızları korurdu, o öldü......El fatihaa
"Biri “ölüm” denen sınırlı zamanın farkında...
Diğeri, seçilebilme/seçme telaşı içinde...
Biri,”yorgun atlar” gibi nefes nefese...
Diğeri, ucuz bir kısrak koşusu içinde...
Ne olurlarsa olsunlar onları “sevmek” istiyorum".bu yazı selmaelma abla için yazılmış bi yazının son paragrafıydı.ne kadındı be ne gadden de aanlaşırdık hey gidi elma.ama bakıyom kısrak çoğalmış nekadden yazsan çizsen bitmiyo lan bunlar kop olm derle toparla şunları bi ayar ver olmuyo böle.zaman sınırlı bizde gene ters rüyalara sardırma beni bağla mala hazret sen anlarsın bu kevaşenin dilinden.
Koza 68, komiksin sen..Çevrende insan olmadığı belli, anlamıyorsun dilimden,özüne geri dön..Saracak biri yok artık burada..Akıllı özlü cümleler kur, eskiden olduğu gibi..
Kevaşelik bana yakışmaz, bunu anlamadığını sanmıyorum..
insanmı bıraktınız lan çevrede katlediciler sizi.olanı ile idare ediyoz işte tasavvurat şartmı sanki dilinizi götünüzü ben mi deforme ettim??? banane kodmu yazıyoz lan burda, nerden bilicem gerçekle örtüştüğünü doğruyu aktarmak kolay mı dümbbük.salih ameller içinde falan değilim artık kahır benim sana ne.benim çürük özelliklerimden sana ne onları da mı gasp edecen kız.kötülüğün gözü sadece bende mi parıldıyor alem ikbal avcısı olduda bi göt biz mi kaldık???benim mozaiğim tek darbede nasıl dağılıyosa seninki de şununki de bunun ki de dağılır tasalanma..dal benim taşak benim kızım keserim doğrarım sana ne???ben şimdi korunağıma dönüyom delirtme beni.
Karakalem zordur gerçekten, yetenek ister. Benimde var çalışmalarım ammaaa bu kadar güzel ve profesyonel işi değil, nerdeee:)
Tarayıcı lazım.
Ayrıca bu koyduğum karakalem çalışmalarının yanında benimkiler biraz aciz kalır:)
Nerden bulayım bu saatte kop
Bende mak bende..
Kop nerden bulursun böyle hikayeli fotoğrafları, harikasın..