Bir ilişki biter ve iki insan yollarına gider ya hani...İki tarafın ikisi de kafalarında ve yüreklerinde o ilişkiyi bitirmişlerse sorun yok...Ama ya bir tanesinin aklında veya yüreğinde hala sürmekteyse ilişki, o zaman ne olur? Ne geçer aklından o kişinin? Canını en çok ne yakar?
Erkeklerin, giden kadının artık başka erkeğin kollarında olduğu ya da yakında olabileceğini düşündüklerinde en çok ateş düşer içlerine...Erkek için kadın bedeni paylaşılmazdır, o bedenin tek sahibi olmak vardır hep akıllarının bir köşesinde...Kadının bedeni gizli bir mabet olmalıdır yalnızca o erkeğin her sırrını bildiği...Bir zamanlar paylaşılmış o sırların başka bir erkekle paylaşılması ihtimali dahi erkeği çılgına çevirmeye yeter...Belki de bu yüzdendir erkeğin asla bunu aklına getirmemeye çalışması...Akla getirilmemelidir bu ihtimal...Çünkü bir kısacık anda bile düşünüldüğünde hissedilir ağır yakıcı etkisi...
Kadınlar ise; başka bir tarafından bakarlar ayrılığa...Onlar için en yakıcı acı şimdi o erkeğin gözünde başka göz, elinde başka el olacak olmasıdır...Başka bir kadının saçları okşanacaktır...Başka bir kadınla sevişilse de olur ama kendilerinden başka kimse sevilmemelidir...Artık sevilmemek kadınların tüm benliğini saran ağır bir ağrı gibidir...
Özetle, erkekler başka erkeğin ellerini kıskanır bir zamanlar kendisinin dokunduğu bedenin üzerinde...Kadınlar ise başka kadının gözlerini...Önceden baktığında kendisini gördüğü gözlerde...
çok güzel yazmışsın helal olsun.bende bir alıntı yapmadan duramayacağım.
Henry Montherland'ın 'L'es jeunes Filles' kitabından ;
....kadınlar açısından aşk cinsel tatminle başlar, oysa erkekler açısından aşk cinselliği bitirir;kadınlar bir erkek için yaratılmıştır, ama erkek hayat ve bütün kadınlar için yaratılmıştır.
Şenlik erkekte hakim duyguyken , bir erkeğe duyulan aşkın şiddeti kadınların mutluluğunun ana kaynağıdır.Kadınların mutluluğu erkeklerden,erkeklerinki ise kendilerinden gelir....
İşte kadın ve erkeğin biribrinden kopmuş hali.gerçek çok farklı ama biz bunu yaşıyoruz.malesef.Zaten ayrıyız.
bir kadin olarak ben daha cok sorun ederim erkegimin daha önce baska bedenlere degmis olan ellerini...
arabayi sen kullan demistim ickiliyim
bosver yutalim seritleri bas gaza dedim
bu otel güzel adini sevdim
ordaa
öyle yerlerime dokun dokunmadigi kimsenin
sarhos olsak ya
kimiz unutsak ya
bulut olup icice bardaktan bosalsakya
sarhos olsak ya
tek vücut olsak ya
yüksek doz ask alip burda mutlu ölsek ya
ne bu yazii yaaa güzel müzel ama olmaz kii kardesimm aaa:(:( sevgilimin eskileri geldi aklima simdii yakip yikasim geldi heryeri ne olcak simdi ne olcak ne olcak ne bu ne buuu heee söyleyinnnnnnn:(:(
bu aşk bizi nereye kadar savurursa
o kadar acıtacak canımızı
ama olsun
daldır elini göğsüme al kalbimi
bul damarımı , bas ilacı dindir acımı
çok mutluyum şu anda ellerim vücudunda
umurumda değil artık dünya
son defaymış gibi kaybederken kendimi
en ucuz şaraplarda
sırılsıklam vücudunda
eğildim öptüm dudaklarından
saç telin vücudumdan küvete aktığında
içindeyim içimdesin , anladım
aşk kanımda kasıklarımda güneşteyim
arıyor balmumum
sapır sapır dökük kanatlarım
aksın bacaklarından oluk oluk
milyonlarca doğmayacak çocuklarım
Konuşacağım uyusan da
Tek bir kelime bile duymasan da
Biterken bir zamanlar
Çok sevdiğimiz bu hikaye
Dokunuyorum ellerine
Aralanmış bacaklarına
Eğilip ıslak ağzına
Ağzımı dayıyorum son kez
Soluk soluğa
Saçların darmadağın
İç çamaşırların odaya saçılmış
Dün ağladıktan sonra
Makyajın yastığına akmış
Uyandırmadan seni
Sıyırıp üstünden herşeyi
Terden ıslak vücudumu
Vücuduna dayıyorum son kez
Soluk soluğa
Artık çok üzmüyor beni
Hiç bir şey hissetmiyorum hatta
Bir kaç anı sadece onlar da
Silinir nasılsa zamanla
Bırakmıştım uzun zamandır
Ama ihtiyacım var şu anda
Bazen bir içki şişesi
Yaşam destek ünitesi
Bu kez gerçekten giderken
Gerçekten terkederken
Sana kapıyı çekerken
Uzun uzun bakıyorum son kez
Soluk soluğa
Bir an için çıksan
Hayatımdan
Yanık tenli omuzunda
Haykırsam maziden, uzaklardan
Şu anda yanında
Deniz rüzgara karışmış güneşte
Dalga sesleri vardı gülüşlerde
Sen geçerkten sahilden sessizce
Gemiler kalkar yüreğimden
Gizlice...
burdan anliyoruz kiiiiiiiiii teoman seksle kadinla kafayi bozmusss:) ama yine de ben dinliyorum valla hosuma gidiyoooooo sarkilariiiii daha yaziimmi kopanistii
en güzelini yapmış, gördüğün gibi ben de onun yolundan ilerliyorum.
sabaha kadar gider bu iş benden söylemesi, :)
saat 11miş meğerse,fildişinden kulelerde sönüyor ışıklar bak
geceye günaydın diyelim gözlerinde çapak varsa hemen silelim
sıradan ölümlüleriz
büyümüş kimyası değişmiş
yazarız banıp kanımıza
tutkunuzdur yazgımıza
nasıl anlasınlar seni beni acıkmadan yiyenler,
uyumadan önce ayaküstü terlemeden sevişenler
niye külçe gibi kalpleri
kurumuş ağızları dilleri hepsi
yorgun yaşamamaktan
boşver anlamasınlar seni
ben anlarım bakışından bilirim her hücreni
nasıl görecekler seni
kapalıyken sımsıkı kalpleri
boşver dişle kendi fünyeni
zaten bir gün herşey biter
kabul edenler etmeyenler
kabul edilmiştir.
aslinda seviyorum ben bu adami heee.dertsiz dertsiz dolaniyoo sabaha kadar iciyo nerde aksam orda sabah hesabii.ohhh iyi yaa cidden öleee
bu marjinalliğin arkasında acaba gerçekten çok mu dertsiz,
belki çok yanlız belki bizim bilmediğimiz tonla derdi var, belki de hiç iplemiyor dünyayı....
Saatim yok tam olarak bilemem
Biraz bira, biraz şarap önceydi
Nasıl oluyor; vakit bir türlü geçmezken
Yıllar, hayatlar geçiyor?
Kayıp bir bavul gibiyim havaalanında
Ya da boş bir yüzme havuzu sonbaharda
Çok mu ayıp hala mutluluk istemek?
Neyse zaten hiç halim yok
Bugün benim doğum günüm
Hem sarhoşum, hem yastayım
Bir bar taburesi üstünde
Babamın öldüğü yaştayım
Bugün benim doğum günüm
Kelimeler büyüyor ağzımda
Bildiğim bütün hayatlar
Paramparça
Takatim yok, yine de telefona sarıldım
Son bir özür için tüm sevdiğim kadınlardan
Aradım, mesajlar çıktı kapattım
Telesekretere konuşamayanlardanım
Bugün benim doğum günüm
belki de o da derdini icine atip mutlu görünen insanlardandir...böyle insanlar cokkk.benim bir arkadasim vardi annesini hic tanimamisti.sürekli gülerdi.ilk baslarda neseli oldugunu düsünmüstüm.biraz daha derin düsününce onun da derinlerinde birsey gizli oldugunu anlayabildim.
bir iskambil falında, çıkmıştık birbirimize
o güzel kupa kızıydı, sinek valesiydim bense
geceyarısı o perşembe rastladım köprü üstünde
ağlama dedim ,o ağladı trabzanlardan indiğinde
saçların mı ıslak yoksa ıslak mı yaşamak dedim
senin için rüzgarda hep yağmur mu var?
gözlerin mi daldı yoksa sıkıldın mı sorulardan
hiç geçmez mi gözlerinden bu sonbahar?
bir kar tanesi ol, kon dilimin ucuna
bir kar tanesi ol, eri ağzımda
sırılsıklamdı soyundu, vücuduma dokundu
biraz pürüzlü tenimde yaşam hücrelerimi buldu
mutluydum o uyudu sarıldım sayıklarken
tanımadığım o adları yanımda çırılçıplak
rüyamda gururluydum, biliyordum diyordum
inanmak lazımmış meğer iskambil fallarına
uyandım bakakaldım, hayali bir parmağın
bıraktığı yazıya, pencere camının buğusuna
hoşçakal
insanı en çok yaralayan şeyin başka dokunuşlar,bakışlar,sahiplenmeler olabiliceğini düşünmüyorum. Saygı çerçevesi içinde bitebiliosa herşey, güzel bi anı olarak kalacaktır kalbinizin bi köşesinde ve hatırlanılacak en ufak ayrıntı gülümsememizle pekişecektir.
Bence eskide kalan için bundan daha güzel bi yükleme yoktur. Sonuç ayrılık bile olsa açıksözlü olmanın ve saygının anlamını yadsıyamayız.
saygıyla kalın...
evet belki de güzel bir yazı ama yazıda da anlatılan, insanoğlunun çağlarca nasıl da kendi kendisine acılar çektirdiği, kendi kendine işkencelere giriştiği.. efenim tabi bu işkenceyi güzel cümleler, ağdalı sözler, aahlaar vaahlar şeklinde anlatırsanız herkes içinde birşeyler bulup beğenir. burda dem vurulan; dediğim gibi çağlarca insanoğlunun karşı cinsi salakça sahiplenme budalalığıdır. bu bazılarına göre aşkın büyüklüğünü, kutsallığını gösterir. aşkları o kadar büyük, o kadar kutsal, o kadar güçlü, o kadar yenilir yutulur cinsten birşey değildir ama bu tanımlamaya bile gelmeyen şekilde harlkülade aşkları, taraflardan birinin, bir başka üçüncü şahsın tadına bakmasıyla yerle bir edilir. yahu hani o kadar, o kelimelerin gücünü anlatamayacağı aşkınız nasıl oluyor da taraflardan biri bir tarafını başka bir üçüncü şahsın bir tarafına sokup çıkarmasıyla yada yine başka bir üçüncü şahsın bir tarafını kendisinin bir tarafına sokup çıkarmasına izin vermesiyle paramparça yerle bir edilebiliyor?. durum bundan ibaret ise kuzucuklarım siz hangi aşkın gücünden bahseder durursunuz? onu bana bi deyiverin.. aslında benim yorumuma gelene kadar yazılmış bazı cümlelerde değinilen bir durum var. o da şudur ki bildiğiniz gibi insanoğlu iki cins olarak yaratılmıştır. kadın ve erkek.. ve bu iki cins birbirlerinden farklı iç güdüleri, düşünce yapısı, davranış biçimi vb lere sahiptir. kadınların, erkekleri bir türlü kabullenemediği durum da biraz olsun gelip bu noktaya dayanır. o nokta da şudur ki; bir kadın doğru erkeğini bulup ondan çocuk yapıp erkeği ve daha da çok çocukları için yaşar (iç güdüsel olarak bakıyoruz burada feminist yaklaşımlarla bunu bir tartışma haline getirmenin bir anlamı yok) ama buna karşın erkek; bulabileceği bütün doğru kadınlarla tohumunu paylaşıp soyunu olabildiği kadar fazlasıyla yeni nesillere aktarmak ile güdülenmiştir. tabi dediğim gibi artık toplumsal yaşam, kültür, kanunlar, vesaire vesaire etkisiyle durum başka bir hal almış gibi görünse de aslen insan genel olarak hala aynı insandır. sosyal adalet çabası, her iki farklı cinsi de aynı kefeye koyar. tabi insan hakları falan filan açısından bu doğru olandır. ama kısaca evet her insan o an etrafındaki olup bitenlere, şartlara göre ve tabi o dönemdeki kültürel vaziyete göre hayatını yaşar (konudan uzaklaştık gibi sanki ama merak etmeyin bir tur atıp döneceğim) ama bazı şeyler, bunları iç güdü olarak açıklayabiliriz belki,.. şimdi birileri çıkıp hayvanlar iç güdüleriyle yaşar, insanların daha fazlasına ihtiyacı vardır da diyebilir. ama değişmeyecek bazı şeyler vardır örnek olarak mesela bir cinsel birleşme sonrasında engelleyici etkenler yoksa erkeğin spermlerinin kadının yumurtasını dölleme yarışına girmesi mutlaktır. yani bu birleşme hangi çağda hangi kanunlar altında hangi toplumsal kültür düzeyinde yaşanmış olursa olsun bir şey değişmez. aşk bir sahiplenme duygusuna bağdaştırılırsa er geç rakı sofralarında kafalar duvarlara vurulur veya yep yeni saç modelleri, bütün bir giysi dolabını baştan sona değiştirme arzusu ile sonuçlanacaktır. yahu sizinle hiç alakası bile olmayan bir başka insanı gördünüz beğendiniz o da sizi beğendi buraya kadar tamam da nasıl hangi akla hizmet birbirinizin sanarsınız kendinizi? bir kadın ve erkek bir çocuk meydana getirdiği zaman bile kendi çocuklarının sahipleri olamıyorken siz nasıl oluyor da kendi anasının babasının bile sahip olamadığı bir insanın sahibi olabilirsiniz? tabiki olamazsınız ama çok güzel olduğunuzu sanarak bu yalanın üstüne koskoca bir aşk desturu oturtursunuz. sonra mı ? sonrası dedik ya işte malum sonrası arabeskin en dibine kadar gider.. şimdi bir başkası onun saçlarını okşuyor, şimdi bir başkası onu seviyor veya(irite edici gerçeklik parantezinde) şimdi bir başkasıyla yatağını paylaşıyor.. evet tabiki aynen de öyle. sen de onu tanıyana kadar bir başkasıydın afedersiniz de sizi romeolar sizi jülyetler sizi siz kendinizi ne sanıyorsunuz ? bulunmaz hint kumaşı mı ? sizden öncesi de oldu, sizden sonrası da olacak. aşk bütün bunların bilincinde olarak, ne öncenin, ne sonranın hesabını değil, sadece o anın paylaşımındaki güzelliği kutsallığı yaşama arzusu içinde yaşanırsa işte o zaman aşk olur. elbet bir gün gelecek ve bitecektir en başından bu bilince sahip olunursa zamanında beraber yaptıklarınız nasıl da zamanında size ne kadar güzel ve kutsal geldiyse sonrasında artık ayrı olduğunuz eski partnerinizin aynı şeyleri bir başkasıyla bal gibi de yapabileceğini ve tabiki sizin de aynı şeyleri yeni birisiyle yapacak olduğunuzu kabullenmeye başlasanız iyi olur. bulunmaz hint kumaşı olan şey; aşkı yaşayan taraflardan herhangi biri veya ikisi de değildir. gerçekten de bulunması güç ve peşinde koşulan, devamlı aranan; taraflar bir araya geldiğinde ortaya çıkan şeydir, aşktır. tabiki o da öyle her tarafın birleşmesiyle kolayca ortaya çıkmaz.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.