
Ama lütfen bana kendini anlatma. Özel biri olduğunu anlattığın o uzun konuşmaların sırasında kanında kibir budalalığı zehrini görüp dehşete düşüyorum. Üstelik bazen sana acıyorken buluyorum kendimi.
Burnumu acıtan pahalı parfüm kokun olmasa keşke. Toprak koksa tenin. Yağmur sonrası toprak kokusu, kime huzur vermez ki? Çamurlu ellerinle dokunsan bana. Öylesine doğal, öylesine içten, öylesine temiz…
Bana kendini anlatma.
Sahip oldukça mutlu olacağını sandığın pırlantalardan, markalı giysilerden ve yapay güllerden nefret ettiğimi görmüyor musun? Biliyorum, görmüyorsun. Çünkü koca bir cumartesi akşamı, yeni aldığın elbise hakkında konuşmalarınla geçiyor. Ve sen gözlerime bakmıyorsun bile. Oysa gözlerim sendeki histerinin acısıyla dolu. Hissetmiyor musun?
Çok güzel sevgili Chattagush,
Ve sen gözlerime bakmıyorsun bile. Oysa gözlerim sendeki histerinin acısıyla dolu.
Bana çiçeklerden ve böceklerden bahset, lütfen. Kendinden değil…
herkes bulunur eğlencelerinde,
ve hep gülen yüzler vardır çevrende...
lakin güzel gözlerine
buğu çökmeyegörsün
yavru yüreciğinden yükselen...
dağılır bir duman gibi
insanlar,
ve ben dalarım gecene,
karanlıkta soluğuna ortak olmak için.
hüznünü
suyu emen sünger misali çekip,
gadanı gadam,belalarını belam belleyip te
senin gözyaşlarını,
miskin gözlerimden dökmek için...
''Burnumu acıtan pahalı parfüm kokun olmasa keşke. Toprak koksa tenin. Yağmur sonrası toprak kokusu, kime huzur vermez ki? Çamurlu ellerinle dokunsan bana. Öylesine doğal, öylesine içten, öylesine temiz…''
bütün yüzeysellikleri geçtiğinde iyi bir kalp bulabileceğini hissediyorsan..Toprak kokmuş, parfüm kokmuş, ne önemi var ki, Çatıkkaş..
giydikleriyle ve sahip olduklarıyla var olan insanlık, mağaza vitrinlerine dikilen gözlerini ayırabilirse yapay renklerden, görecek çiçeğin güzelliğini.
ellerine sağlık..
yazının üslubunu, anlatmak istediklerini sevdim, anladım...ama pbk' nın dediklerine de katılıyorum...
sahinden DİYOR Kİ, (1 saat önce)
böceklerden mi ?
iğrenç
...
Onlar da senin için aynı şeyi düşünüyorlar..
Böceği sevemeyen doğayı, doğayı sevemey kendini de sevemez. Sevgi eşdeğerdir...
Pilliciğim , sevmek illa okşamak, ellemek değildir ki. Bir çiçeği koklamak başkadır, bir kekliği yada bir ceylanı uzaktan sevmek başkadır.
Yooohhhh, hamamböceğini ellerinle besle onlar da binlerce yiğen versin mi diyoruz sana?
Burada zevk için yapılan katliamdan bahsettim ben...Çıtır çıtır ezmek gibi..
Direk bir tehlike mevzu bahis ise yapacak bişi yok elbette...
Lesör, sinirlisin biraz biliyorum ama dostlar arasında gerginlikler olur düzelince daha da çok severler birbirlerini, benim dünyanın en güzel ülkelerinde harika yiğenlerim var..hatta gel sen de yiğenim ol..:)
köyden baki emminin büyük kızıyla tanıştırayım seni. ot toplar,bel yapar,odun kırar vs vs...
bu dünyanın gerçek sahipleri böceklerdir
öldükte vücutlarımızın sahipleri de onlar olacaktır,
ezdiğiniz her böcein yavruları, hısım akrabaları toprak altınna girdikte ölü bedenlerinizi yemek için can atacaklar,
böceklere iyi davranın, sevin besleyin
bu kadar
böcekler süperdir. tiksinirim zaman zaman, ve dahi akrepten korkarım. ama nasıl bir dizayndır nasıl bir porogramlama sonucudur diye düşünmeden edemem. renkleri, kabukları, antenleri güzeldir.
kadının da en doğal hali pek güzel değildir. ancak yazıdaki arkadaş baki emminin kızını değilde müjgan hanımın az biraz kendine gelmesini istemektedir belli ki.
kedim vardı evden atılmadan önce,
söylediklerim vardı susturulmadan önce,
bir zamanlar kendim vardı yok olmadan önce,
hesaplarım vardı eşittirle muhatab olmadan önce,
ellerimi seviyordum dokunabileceğim yakınlığın gitmeden önce,
gözlerimi seviyordum kalbine bakmama engel olmadan önce,
dağlarım vardı bulutlara dokunan, depremler yıkmadan önce,
nehirlerim vardı, yangınlar kurutmadan önce,
ormanlarım vardı, baltalar istila etmeden önce,
çocuk kalbim vardı, parçalanmadan önce...
bu yazı için uygun oldumu bilmiyorum ama içimden geldi.... öyle işte...
Zorkedi, çocuk kalbini ve ellerini yok etme sakın, sevgi dolu bir el uzandığı zaman onu tutamamak en büyük acı..
Bu şiirine uygun mu bilmiyorum..:)
sevgi dolu bir el;
hadi biraz piyano çalalım pbk, söz veriyorum en güzel sonatı senin söylemene izin vericem. kötü çalarsam ve piyanomda sessizlik olursa bana kızma. parmaklarımın takatsizliğindendir bütün bu olanlar. biliyor musun pbk sessiz bir sabahta yalnız bir güneş olmak istiyorum. bunu bana verebilir misin?
Tatlım önce sabahı bir görelim..Güneş olmayı istersen eğer, yaz güneşi ol...Kış güneşinin, seni aldatan hali , hiç doğmasa da olur inan bana..
Piyanoyu birlikte çalalım, eksik notaları tamamlayabilirim..Bir müddet sonra senin, yeni şarkılar çalabileceğinden eminim ben..
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.