Diyanet kolları kadın başkanı olan bayan, baş örtüsünün teferrruat olduğunu ve daha bir çok kendi yanlış fikirlerini islam dinine mâl etmiş.
Bu "hoşgörücü", "diyalogcu", "ılımlı din" mensubu olan jön, new ulemanın benzer görüşleri kendi piyasalarında oldukça rağbet gördü.
Bu ablamız da new abileri gibi önemli olanın öz olduğunu vurgulamış, sevgi dolu mesajlar vermeye çalışmış.Bu kimselerin gayri islami fikirleri halk nazarında kabul görmediği için bir "diyalog" meselesidir, hoşgörü meselesidir tutturdular gidiyorlar.
Bazen kendilerine has emin tavırlarıyla o kadar patavatsız oluyorlar ki; insan sinirlerine hakim olamıyor.
Başörtüsü teferruatmış.Sensin teferruat.Bu lafların sonu; ameli olan herşey teferruat aslında.Mesela namaz.Namazda aslolan kalbin temizlenmesi ve Allah rızasını kazanmak değil mi? neden namaz kılıyorsunuz o zaman.Kalbi temizlemenin; "iyi insan olmanın", Allah rızasını kazanmanın yolu sırkapısı izlemek, öğretmenlere, madur amcalara teyzelere yardım etmek, yalan söylememek değil mi?
Değil mi bayan neden namaz kılıyoruz ki..O halde ne farkı var ötekinin berikinden. Sizin hocalarınız değil mi ehli kitabın amentüsüne inanan.Bir de utanmadan "bu ortam münafıklar üretiyor" diyorsunuz. Avamın sizi anlayamamasından dem vuruyorsunuz fakat halkın nazarında münafık olanda sizlersiniz.Sizlersiniz bu dine en büyük zararı veren.Lakin bunu hiç bir zaman anlayamacak ve kabul etmeyeceksiniz. Daha önce de rüyasında peygamber efendimizden izin alıp başını açan bir bayan tanıdım.İyi o halde herkes rüyadan danışsın fetvayı."Alo fetva" hattı yerine "alo rüya" hattı.Diyecek kelime bulamıyorum.
Stv denen "islamcı kanal" yayınlarında çok kullanıyor bu "diyalog" kelimesini.Kasdi olarak yapıldığına inanıyorum.Halk bilgi sahibi olmasada kanaat sahibi.Sezdiler oynanan oyunları ve tepkilerini koydular.Bunların bu çabaları ise bu kelimeyi daha süslü hale getirmek.O kadar da kötü bişey olmadığını anlatmak.Haddi zatında masum olan bu gavurca kelimeyi tehlikeli hale getiren sizlersiniz.sizler "diyalog meyvesini verince buna kimse sahip çıkmasın" diyecek kadar basiretsiz ve ne yaptığını bilmeyen, daha doğrusu dini özünden öğrenmediğiniz için abilerinizin aslı astarı olmayan fetvaları ile vicdanınız arasında sıkışıp kalmışsınız.
Evet bu bir öfkedir..Bir vicdanın öfkesidir.
Haydi sizler Allaha ibadet yerine, türkçe konusan çikolata renkli çocukları, sırlar alemini ve sema gösterilerini izleyip, aslında şarkıdan bir farkı kalmayan ilahiler dinleyin ve kapıya gelen dilenciyi boş çevirmeyin.
Mutlu olun...
Ablayi magazin programlarinda gormek istiyoruz, Zekeriyya Beyaz faciasindan sonra bu abla, televizyonlar icin ilac gibi gelecektir.
yapılanları anlamak için neticeye bakmamız gerekecek...
duruş önemli, asla dinimizden taviz vermeden diğer insanlara birşeylerin anlatılması dini bir vazife değil mi?
emri bil maruf nehyi anil münker nasıl olacak, bilgisayar ve-veya televizyon başında oturup ahkam keserek bu işler olmaz gibi geliyor bana. bu hareket türkiye hariç dünyanın heryerinde olumlu karşılanıyor. diyalog kelimesi seni niye bu kadar sinir etmiş acaba...
Kadınları kapalı olan bir toplumun erkekleri ne kadar açık olabilir.Yeterlimi redstar
kardeşim relic,
diyalog mevzusunu kaç kere tartıştık, bu tartışmalardan bir sonuç çıkmadığını en iyi bilenlerdensiniz. Ayrıca "diyalog" projesinin nurcu kardeşlerimize mal edenlerler için de, onların sadece "yeni yüklenici" rolünü üstlendiklerini gösteren bir yazı;
...Hiç olmazsa "Türk milleti dinler arası yakınlık istiyor!" tarzında bir iftira selahahiyetinden ve (Türk Ocağı) oyunundan vazgeç....(O zamanki yüklenici de Türk Ocaklarıymış)
Necip Fazıl bu yazıyı 1949'da yazmış.
suphi'ye de teessüflerimi gönderiyorum. Anlıyorum, hassasiyetin tepkiyi zaruri kılıyor ama baş örtüsü ile ilgili başlıklar pek hayra vesile olmuyor. Hele bir de cumhurbaşkanlık seçimi öncesi olduğunu hesaba katarsak...
türbanın başörtüsünün çarşafın anlamını biri bana anlatsın yahu..
aman diyorum..
Netice ortada sayın relic ve gördüğünüz gibi içler acısı.Bunun hakkında yazılacak ve söylenecek o kadar çok şey varki..Elfiya'nın dediği gibi yeni bir mesele değil.Kökleri eskilerde.Şekil biraz değişiyor o kadar.Eğer amacınız hakikati aramak değilse ne kadar açıklama yapılırsa yapılsın anlamayacaksınız ve tabi olduğunuz cereyanın etkisinden kurutulamayacaksınız.
Şu kadarını söyleyeyim;duruş yok, taviz var, iyiliği emretmek kötülükten sakındırmak bu değil ve ben ahkam keserek bu işlerin çözüleceğine inanmıyorum.Böyle bir kanıya nasıl vardın onu da anlayabilmiş değilim.Neyse..
Türban, başörtüsü, çarşaf aslında hepsinin altında tek bir şey var; örtünmek. Kadının kadına ve erkeğe karşı örtünmesi, erkeğin kadına ve erkeğe karşı örtünmesi ve akrabaya göre de örtünme farklıdır.Merak eden araştırıp öğrenebilir.Umumiyetle mevzu bahis olan kadının yabancı bir erkeğe karşı örtünmesidir ki bu da;el,yüz ve ayakların dışındaki her yerini örtmesidir diye tarif etmiş islam fıkhı alimleri.Elbette ulema bu fetvaları kitap,sünnet ve icma ışığında vermiştir. Peki neden örtünüyor bu insanlar?
cevap: Allahın bir emri olduğu için.
Bu emrin sebepleri de araştırılabilir elbette.Fakat bunun altında yatan sebepleri bilsekte bilmeksekte bu ilahi bir emir olduğu için kabul etmeniz beklenir.Dinler bunu ister.Önce tabi olmanı ister, daha sonra sebebini anlamayı.Anladın fakat sana mantıksız mı geldi, yahut anlayamadın, hiç bir zorlama yok inanırsın tabi olursun, inanmazsın tabi olmazsın.Buna bir diyeceğimiz yok elbette.Fakat çıkar da islam bunu emretmiyor derseniz, "hadi ordan" denir size.Umarım bu ayrıntıyı anlatabilmişimdir.
Bu kadın çıkıpta, "ben böyle inanıyorum, islam ne der bilmem" yahut "islam öbür türlü emrediyor fakat ben böyle yapıyorum" dese bir sorun olmayacak.Sorun İslamda olmayan bir şeyin İslama isnad edilmesi.
Peki hoşgörü,diyalog, sevgi, barış yok mu İslam'da? Elbette var.Ve bu yaygaraların altında bir yanlışlıkta var.Hem o kadar yanlışlık var ki; bizim hala altında bir art niyet aramamamız gibi bir tuhaflık da var.Olsun biz yine su-i zan ile amel etmeyelim.Fakat kimse bizden hüsn-ü zan ile de amel etmemizi beklemesin.Bu kadar şüphe ve hata hüsn-ü zana muhaldir.
Elfiya, bunların ne kadar sinir bozucu şeyler olduğunu biliyorsun.Belki ben boş veremedim, saberedemedim yahut fark edemedim.Belki de hala bu meselenin hak ettiği şekilde anlaşılabilineceğine dair bir inancım vardı.
cumhurbaşkanlığı seçimleri demişsiniz; ilgilenmiyorum.Lakin muhalif partiler ve insanlar o kadar kötü siyaset yapıyorlar ki, eğer kendinize bir taraf seçmek gibi bir zaruriyetiniz varsa diğer tarafı seçiyorsunuz.Umarım bu konuda haksızımdır.
Ben beni rahatsız eden şeyin ne olduğunu çok açık ifade ettim.
"Şaka bi yana" demekle olmuyor.Maalesef ne zaman bu örtünme meselesi dillendirilse sizin bu arkadaşınızın söylediklerinin çeşitli varyasyonları peyda oluyor..
Müsade edin de, biz kendi "hurafe"lerimiz içinde yaşayarken siz kendi" bilimselliğiniz " refleksleriniz ve kompleksleriniz içinde eğlene durun bayan clicia.
hamiş: fil beyi özledim.
iyi demiş .. teferruat fazla bile olabildigince pozitif yaklaşmaya çalışmış naapsın
bu arada celicia ört benii
Verdiğiniz linkteki söyleşiyi yapan da mesela niye önden bir tutam açıkta örtündüğünü anlıyamamış.
Bu zatı muhterem iranlı kadınları da anlıyamıyor sanırım.
Örtünmenin doğru şekli diye Mısır'da müslüman kardeşlerin yerleştirdiği türbanı savunup, İranlıların saçı tamamen kapatmayan örtünmesini dışlamak ne demek?
İddianız iranlı kadınların cehennemde yanacağı mı, yoksa müslüman olmadığı mı? Ya da İranlılar çıkıp "İslam böyle emretmiyor ama ben böyle yapıyorum" mu demeli?
Şeriatta "İslam böyle emretmiyor ama ben böyle yapıyorum" demenin cezasını bilmiyormusunuz?
Madem ki İslam herşeyde hemfikir, niye mezhepler var, birinin günah dediğine öbürü sevap diyor? İşinize gelince suya sabuna dokunmamak için bunlar yorum farkları demeyi biliyorsunuz. İşinize gelmeyince bunun yorumu olmaz....
Irak'ta şiiler ile sünniler birbirlerini sadece politik sebepler ile mi kesiyor? Ben sünni köyde, şii imamın arkasında namaza durulmaz, onun namazı namaz değildir lafını kendi kulaklarımla duydum, sizin bu hoşgörünüz nerede bitecek, doğrusu benim mezhebim diğerleri bunu kabul etsine gelecek?
Biri karşınıza çıkıp asıl islam'ın emri çarşaf ve peçedir, yüzü açık başörtüsü islama aykırıdır, istiyorsanız yüzünüz açık olsun ama islama aykırı davrandığınızı kabul edin dediğinde ne olacak?
Kim mi diyecek, hafızaları zayıf olanlar için taliban kelimesi bir şey ifade ediyor mu?
Suphinin "kendi bilimselliği içinde eğlene duran" insanlar için söylediği herşeyi Taliban da sizin için söylüyor. Yüzü açık diye kaç kadın kezzaplandı? Bakın dikkat edin başı açık demedim, yüzü açık dedim.
Tabii ki benim dediğim doğru, benim dediğimden az örten de yanlış biliyor, fazla örtende yanlış demek kolay, ne gerek var kafa yormaya?
Özgürlük ihlallerinde, ispat yükümlülüğü, özgürlüklerden yana olanlarda değil de, özgürlüklere karşı olanlar üzerindedir, özgürlük her zaman önsel olarak kabul edilendir demiş John Stuart Mill. Biliyorum bu yazı kemiklerini sızlatacak, ancak maalesef kendisinden 200 sene sonra bile hala güç yasakçıların elinde ve özgürlükçülerin ellerinde olan tek şey düşünceleri.
Öncelikle siz mezheplerin ne olduğunu biliyor musunuz? Mezhepleri ayrı ayrı dinler mi sanıyorsunuz.
Amelde mezhepler vardır, bir de itikadi mezhepler.Bırakın amelde mezhep olanların birbirlerini küfre nispet etmelerini, itikatta mezhep olanlar dahi birbirlerini küfre nispet etmezler.En azından ehli sünnet fırak-i daalleyi küfre nispet etmez.Kafirdir demezler.Küfrün sepepleri vardır.En önemli sebebi şirktir.Yine önemli bir sebepte, kuranın bir ayetini dahi inkar etmektir.
Şiiler sünnileri müslüman saymıyorlarsa onların bileceği iş.Müslümanı müslüman bilmeyeni biz de müslüman bilmeyiz.
Bizim fıkıh kitaplarımızda örtünmenin adabı mevcuttur ve linkteki bayanın örtdüğü daha doğrusu örtmediği şeklinde değildir. Peki örtmediği zaman bir insan kafir mi oluyor? hayır olmuyor.Günahkar olur, asi olur fakat kafir olmaz.Fakat örtünme ile ilgili ayeti kasd ederek "bu ayet değildir" dese kafir olur.
Efendim benim söylediğim şeyler bundan yıllar, yüz yıllar önce İslam alimleri tarafından söylenmiş ve kayıt altına alınmış şeyler.Biz derken neyi kasd ediyorum.İtikatta "ehli sünnet vel cemaat" mezhebini kasediyorum.Amelde dört mezhebin itikadi ayrılıkları yoktur.
Bu arada uslubunuz da ziyadesiyle İslam hakkındaki fikirlerinizi yansıtıyor.
kardeşim öyle bir başlık seçiliyorki damarlara basılırcasına konu ortada isteyen taksın istemeyen takmasın tefaruat yada değil ama şunu merak ediyorum bir yahudi sizin sınıfa favorileri uzun örülmüş cübbeyle gelse ne olur tepkiniz hocam birbirine düşürme gazı bu geçmiş ortada olaylar aşina bu bir tehdit oluvermeye başladığında irtica hortlamaya kalktığında iki tornistan yapıveriyor tanklar aba altından sopa gösterir gibi olaylar çözülüyor ülke 20 sene geriye gidiyor bunlarda buna yönelik gazlar biz şöyleyiz böyleyiz diyerek ahkam kesiliyorda bu tür gazlar verildiğinde kimse ben yemem demiyor ya ya allah bismilah allahuekber
yada laikliğe uzanan eller kırılır bırakın hocam bu martavalları gaza gelmeyin bunlarla uğraşcağız diye
her felsefe uygulandığı kadar doğrudur diye bayat bir deyiş vardır ekmeğinizde olun bakın çine yıllarca kominizm geyiği yapıp durdular sonuç en büyük kapatalist oldular para basıyorlar biz ya kürtlük olayımız ya başörtüsü yada alevilk sünnilik döndürüp döndürüp sokuyorlar bize ekmeğinde olmak lazım esnaf mantığı etliye sütliye karışmayacaksın işine bakacaksın lan bunlara kafa yorduğunuz kadar ticarete kafa yorsanız yeni endüstri kollarına turizime eloğlu ülkene yiyip içip sıçıp yatıyor 10 eurodan sen hala başörtüsü falan off off
Başörtüsü, türban, baş bezi vs. hakkında inan6666'in yazdığı blog'u hatırlamanın ufkumuz açısından faydalı olabileceğini düşündüm.
Müslümanı müslüman bilmeyeni biz de müslüman bilmeyiz.
Bu cevap yeterli işte ne güzel o seni müslüman bilmez, sen beni müslüman bilmez, kimse kimseyi müslüman bilmez.....
Bir vakit babamın dediği gibi "Bu dünya üzerinde kaç insan varsa o kadar din vardır evladım"
Pakistan'da ulema çıkar der ki "4 erkek şahit bulmayan kadının tecavüz iddiası kabul edilmeyecek, zina sayılacak"
herkes bilir tam tersi, zina için 4 şahit gerektiğini, herkes bilir de milyonluk pakistan'ın onlarca uleması bilmez mi? Al sana yorum farkı, Pakistan uleması cahil mi? Hiç kitap mı okumamış? Okuduğunu anlama özürlü mü? Çık işin içinden çıkabilirsen, ben çıkamadım.
Benim farklı mezheplerden tanıdığım bir çok insan var, bir araya geldiklerinde bu konuları özellikle açmazlar, çünkü birilerinin küçümsediği gibi küçük farklar değil ciddi farklar var mezhepler arasında.
Müslümanı müslüman bilmeyeni biz de müslüman bilmeyiz.
Üslubuma gelince senin işine gelen şeyleri benim İslam hakkındaki fikirlerim diye kimseye yutturmaya kalkma suphi bey tabii açıp kalbimi görebiliyorsan o başka....
Kuveyt eğitim bakanı başını mı açmış yoksa hep açıktı da yemin törenine de öyle mi katılmış anlayamadım. Kendi bileceği iştir efendim.İster açar, isterse öter.Şeriat böyle buyuruyor demediği sürece durum vahim değil.Normal bir durum.
Madem siz bu yaraları kaşımakta ısrarlısınız kaşıyınız efendim nolur yani.Siz kaşıdıkça bu mezhepler zarar mı görecek.Hayır sadece kendinizi biraz daha izhar edeceksiniz.
Pakistan uleması böyle bir karar vermiş mi bilmiyorum.Vermişlerse neye dayanarak vermişlerdir onu öğrenmek lazım.Kimse rastgele fetva uydurumaz.İçtihadın bir tarifi bir ehli, bir şekli sizin anlayacağın dilde bir raconu vardır.Bunların gayrı fetva verenin fetvası ise muteber değildir.Ve siz pakistan uleması böyle yaptı diyemezsiniz.Mesnedsiz, kaynaksız, şartlarına riayet etmeden yapılan fetva fetva değildir.Müctehidde aranan şartlar yoksa bu kimseler müctehidde değildir.Vehhabilerin bozuk itikatlarını bozuk itikatları üzerinden İslama laf atmaya kalkmayın.
Bakınız vehhabi dedim, bozuk dedim.Eminim siz bunu da yanlış anlayıp, kendinize burdan bir şeyler çıkaracaksınız.Çıkarın efendim n'olur yani..
Benim işime gelen bir şey yok efendim.Benim ne gibi bir menfaatim olacakta işime gelen bir şey olacak.Şahsım hakkinda dahi konuşmuyoruz.Bir mesele hakkında konuşuyoruz.
Beğim sarf ettiğim sözlerin İslam ulemasına ait olmadığı gibi bir şüpheniz varsa, araştırın, aksini ispat edecek delilleri getirin.Lakin mümkünse getirdiğiniz bu deliller yine ehli sünnet alimlerinin delilleri olsun.
Arada yorum farklılıklarına rastlarsanız ister "din farkı" dersin, isterseniz biraz daha insaflı olup "yorum farkı" dersiniz.
hey yavrum suphi be süpersin ama yine suphiyi anlama klavuzu olmadan birşey anlayamıyoruz onu da 5 kupona vereceklermiş. zaten suphiye göre biz hiçbirşeyden anlamıyoruz ama olsun çabasını takdir etmeli bence
Suphi beyin İslam ve müslüman tanımı kısaca belli bir mezhebi ve belli bir anlayışı kapsıyor. Diğerleri bozuk itikatlılardır.
Pakistan uleması böyle yaptı "doğrudur" demedim, sadece pakistan uleması böyle yaptı dedim. Ortada yapılmış bir şey var ama tabii bunları söyleyince İslam düşmanı oluyoruz.
İsteyen tüm hafifi arar islama mı laf etmişim, islamı kullanıp yanlış uygulama yapanlara mı laf etmişim? Okuduğunuzu anlamak ile ilgili ir probleminiz var sanırım. İsterseniz açık açık söyliyeyim:
"Ben İslam'a laf etmiyorum. İslam bahane edilerek yapılan işlere laf ediyorum. Hiç bir zaman laflarım 'bakın işte bu yüzden İslam kötüdür, yanlıştır' gibi bir şeyi ne söyler ne ima eder"
Ama tabi açık veya üstü kapalı İslam düşmanı demek kolay, daha önce de dediğim gibi "işinize gelen" bu, benimle aynı fikirde değil, ben islam dostuyum demek bu da islam düşmanı. 10 yaşında çocuğun mantığı da aynı
"İman, Peygamber Efendimiz (s.a.v) in Hazret-i Allah tarafından getirip tebliğ buyurduğu hususların tamamını kabul ve tasdik etmektir. İman, bu tasdikten ibarettir. Fakat kişinin, hayatında ve ölümünde kendisine müslüman muamelesi yapılması için kelime i şehadeti dili ile söyleyip kalbi ile tasdik etmesi şarttır."( muhtasar ilmihal)
İman sahibi olan kişiye ise müslüman denir.
Müslümsan tanımı bir mezhebi kapsamıyor.Daha ne kadar söylemem gerekecek bilmiyorum.Anlaşılan mezheplerin ne demek olduğunu bilmiyorsunuz.
Ben size islam düşmanısınız demedim. Benim dememle de olmazsınız zaten.Az çok akıl sahibi olanlar, ahkamlardan kişilerin islamla alakalı fikirlerini anlıyorlar.
bu arada merakımdan soruyorum.Mantıkla alakalı hangi kitapları okudunuz?
Bir de şiiler var, derin dini bilginizle şiiler konusunda bizi aydınlatabilir misiniz? Yoksa konuşmadan geçmek daha hayırlı mı olacak?
Bir kimsenin itikadının bozukluğu eğer tevhid inancına ve imanı yok eden sebeplerden birine taalluk ediyorsa o zaman o insana kafir denir.Yoksa diğer türlü itikadı bozuk olan kimselere kafir diyenler Allah muhafaza kafir olurlar..
Şiiler mevzusunda amacının ilim talep etmek olmayıp, muhatabı alaya almak olduğu için bir şey söylemeyeceğim.Edepten bahsediyordunuz değil mi? Sual sormanında bir adabı vardır.Edep sadece aileye mahsus değildir.Çok merak ediyorsanız allame saddeddini teftazani hz.lerinin şeri akaid isimli kitabına bakabilirsiniz.
ya dostlar aldı yürüdü?
ben suphi ve elfiya'ya inat bu diyalogculara destek veriyorum...
bence iyi incelemek lazım, bu fethullah hoca'nın kaç kitabını okudunuz da adama bu kadar yükleniyorsunuz. en azından basındaki mehmet gündem emre aköz
cnnturk röportajları bize bir fikir veriyor.
yani adam ne zaman ağzını açsa allahın rızası diyor bu adamda bu kadar sinirlenecek ne buluyor sunuz?
Dediğim gibi kendi yaptığınız şeylere bizleri alet etmeyiniz.Ona inat, buna inat diye böyle bir şey olmaz.Bunun ne kadar basit ve hatalı bir söylem olduğunu umarın idrak edersiniz.Benim yüzümden diyalogculara destek veriyorsanız, özelden size "diyalogcuları" metheden yazılarda yazabilirim.O zaman siz diyalog karşıtı mı olacaksınız? Çok basit bir kaçış kapısı.Muhabbetim var, sevgim var, onların içerisinde bulundum ve seviyorum diyebilirsiniz.Üstelik fethullah gülen'in adını dahi zikretmedim.Asıl kasdettiklerim kendini kaybetmiş new ulema idi. Ne desem boş değil mi? Siz yine aynı tas aynı hamam...
Relic'in "Ben Fethullah Gülen'i dışardan gördüğüm kadar biliyorum" yazılarını da, "Aralarındaydım, şöyle yaparlar, böyle yaparlar" yazılarını da biliyoruz.
Boşuna aramayın, arkadaş o yazıları sildi, taze bir başlangıç yaptı şimdi objektifmiş ayaklarına Feto propagandasında, neymiş efendim Suphi ile Elfiya'ya inat destek veriyormuş, Hadi len senin ağa baban fetocan destek veriyo ki sende veriyorsun millete laf atmaya kalkma.
En azından suphi inandığı şeyi savunuyor, sen?
Geçen sene feto cemaatinin detaylarını anlatmıyormuydun detaylı detaylı, o yazıları niye sildin? Kulağını kim çekti? Gelip burada çakallık yapma neymiş Suphiye inatmış...
Suphi bey şiilik konusunda amacım alay değil, sadece gittiğiniz yolun dışında da yollar, o yollarda da yürüyenler olduğunu söylemek.
Bunu alay olarak görüyorsanız o sizin derdiniz, ben bu nazik konuyu açmamak için size bir fırsat sundum. Çünkü aynı konuyu dinlediğiniz insana göre çok değişiyor. Bir Şii ile veya bir Sünni ile konuşmanıza bağlı olarak değil sadece...
Biliyorum efendim biliyorum.Ehli sünnet'in dışında daha yetmişbir yol daha var.Tabi bunlar belli isimler altında toplanmışlar.Mutezile,şia, havaric, neccariye, cebriyye, mücessime, müşebbihe vs.
Peki efendim ben yanlış anladım yine."Derin bilgilerimle" sizi "aydınlatmayı" çok isterdim fakat önerdiğim kaynakta bunlarla alakalı daha geniş ve kaynaklı bilgiler bulabilirsiniz.Arzu ederseniz...
Clicia bunları nasıl türkçeleştireceksiniz.Yani bunlar o fırkaların özel isimleri.Mutezile; ayrılanlar, cebriyye; insanın iradesini inkar eden mezhep. havaric; hariciler lugat manası diğerleri demek.
İşin özü bu mezheplere bu isimlerin verilmesinin uzun uzun sebepleri var.Tabi bu isimler ehli sünnet alimlerince verilmiş.Yoksa mesele mutezile kendisine "eshabı tevhid vel adl" diye isim verir.Bunun sebebi de; hz.allahın kadim sıfatlarını inkar ettikleri için "eshabı tevhid"( hz.allahı birleyenler), asi olana azab etmek ve itaat edene de sevap vermek hz.allah üzerine vaciptir dedikleri içinde "eshabı adl"( hz.allahı adil görenler) diye kendilerine isim vermeleridir.
Yukarıda zikrettiğim kitabın türkçe tercümesi var mı bilmiyorum ama olsa gerek.Aslında bu mevzularla ilgili bir çok kitap var.Türkçe tercümeleri de vardır herhalde.Bulabilirseniz "emali" ve "akaidi nesefi" isimli kitapları tavsiye ederim.Zaten allame teftazanin kitabı da "akaidi nesefi"nin şerhidir. Akaid i nesefi kitabı kısadır(yirmi sayfa falan).Ama öz bir kitaptır. emali ise beyitler halinde yazılmıştır.Nazımdır yani.Okuması zevklidir.
Türkçeleri var mı bilmiyorum ama herhalde vardır diyorum...
Konu Islam veya bununla ilgili bir sey olunca "iyyyy" moduna gecen Clicia gibi, cagdas yasami destekleme dernekcilerini pek severim. Sekuler yuzeysel bakis acilari icinde kivirdanan bu kendini bulamamis aydin kisilerin, Suphi'yle kiyaslandiklarinda bu konularda ne denli kof ve genel gecer ibarelerle idare ettikleri hemen anlasiliyor.
Hele "arapca engelli okuyucu icin turkce yazilmis kaynagin var mi" sorusu karsisinda Suphi Bey'in terbiyesini ve olgunlugunu takdir etmemek imkansiz.
Ulan sizin okudugunuz fransizca, ingilizce kaynaklarin turkcesi var miydi? Yoktu. Ne yaptiniz peki? Bu dilleri iyi kotu ogrendiniz. O zaman vakit ayirin da osmanlica, arapca ogreniverin bi zahmet. Hem boylelikle bu cografyada yasamis insanlarla, yasanmis olaylarla, bu kulturle ilgili hakiki referanslara ulasabilir ve bu sanki muz cumhuriyetinde yasarmiscasina ettiginiz gubidik laflardan kurtulabilirsiniz.
Suphi Bey gibi epeydir bu sitede klavye oynatan ve siyasi-
ideolojik zimbirtilarin otesinde kendine ozgu durusuyla blog-entry giren birine, sanki bir grubun veya guruhun temsilcisiymis gibi laflar dizelemek de; fanatik laik, sersemce bir vaziyettir.
Suphi de oturmus, ciddiye almis; turkce kaynak olabilir mi diye ahkam yazmis. Insan hic degilse boyle bir davranis gosterebilen biri karsisinda utanir, sikilir.
Ulan gariban ogrenci! Turkiye'deki kalitesizlik zaten veri. MEB'i, YOK'u one surecegine kendine bak ve alanin disinda kalan konulari merak ediyorsan da, once mutevazi olmayi, yerli yersiz sarcasm'lara kapilmamayi ogren.
Uc kurusluk bilinen Bati diliyle ve on-line sozluk kullanarak ilerliyorsan, zaten bu sitede de bitmeye baslayan otsulardan farkin kalmaz. "Suphi ve saz arkadaslari " veya "arapca ozurluyum" diyerek yaptigin pek ince espriler iyi de, esas incelik seni kastederek "siz" yazan birine ayni kivamda cevap vermektedir.
suphi yeter ya allaşkına! bizlere nasıl müslüman olunur, nasıl olunmazları öğretmeye kalkma artık, bayma yaa. geç artık bunları, sen kendi müslümanlığından sorumlusun abi bizimkinden sananeee !!
başlığında bir soru var; yani biz en azından ben öyle anlıyorum. hem de basit cevaplandırılabilecek bir soru yani cevabı kolay ifade edilebilecek basit bir evet hayır sorusu. teferruat mı ? şimdi burada birileri EVET teferruat demiş. sen yine bunun ardından imanın tanımından başlamışsın döşemeye.. ne bu ya? bütün cevapları işine gelecek şekilde, kendi cevabınla aynı istiyorsan dediğim gibi o zaman o soruları soracağın yer burası değil abi anla şunu artık. çok mu zor ya? biri bana söylesin lütfen; ben şimdi suphiden çok zor bir şey mi bekliyorum??
suc bence suphide, allah diyen herkesi irticaci gorme parayonasiyla yetismis bir nesle burda neredeyse mezhepler tarihine giris yapmaya calisiyor, millet dedesinin bir zamanlar kullandigi alfabesine burun kivirip ay bu sekiller ne diyor artik. Bende bilmiyorum onu da soyliyeyim ogrenmeye calistim tembellik ettik devamini getiremedik ama ogrendigim bir sey varsa bu hayattan, kisilerin inanclarina saygi gostermeyen adami, adam yerine koymican, mal olum bunlar suphi ne ugrasiyorsun,
yasadiklari ulke insanini tanimiyan klavye gencligi bunlar.
Bu sitede herkes tuvalet bokundan igne ucuna sevistigi erkeklerden komplo teorilerine kadar yazar ama suphi cikip inanciyla ilgili bir sey yazmaya baslayinca kiyamet kopar.
eskiden allah var mi lan hadi bana gosterin turu ahkamlar gelirdi en azindan simdi daha bir derli toplu ahkamlar geliyor, ugras suphi sen ugras bakarsin biri caminin yolunu bulur da sen de mutlu olursun.
(bakalim hangi mal cikipta beni suphici ilan edicek)
Benim sözlerimi kendi üzerine alınanlar çıkmış.Aslında güzel bişey; herşeyden kendine bir pay almak, kötü değil.
Teferruat mı değil mi sorusuna verdiğim cevap yazının içerisinde zaten.
Bakın benim eleştidiğim "new ulema"ya bir örnek.
"Hâlâ 21. yüzyılda yaşamaya ayak diriyorlar. Satırlarda yazılı bilgileri okuyor, aktarıyor. Ama o bilgileri günümüzün diline ve ihtiyaçlarına çevirmiyor. O yüzden satırdan değil, sâdırdan (kalp) konuşmaya ihtiyacımız var."
Satırdan, sutundan, ibareden bi haber olarak okuyan ve birilerinin ideolojileri uğruna o makama gelen ve sadırdan konuştuğunu idda eden bir kişilik var karşımızda.Hakikaten bu insan kalpten konuşuyorsa durum daha vahim.kalbi bu hale gelen bir insanın o makamda ne işi var.
"Artık el yordamı ile anadan babadan gördüğümüz, duygularımızın yönlendirdiği bir dindarlık değil, aklımızın belirleyici olduğu, iletişime açık bir dindarlık inşa etmemiz gerekiyor."
Aklın belirleyici olduğu dindarlıktan bahsediyor.Aklın belirleyici olduğu dindarlık ne demek.Koca diyanet işleri başkanı daha dinde nelerin belirleyici olduğunu öğrenememiş mi?!
Yazı tamamen islama ve İslam alimlerine hakaret niteliğinde.
Zorbalıkla yıkılan koca kuran kursu hakkında haber yapmaktan çekinen ve hakkın veya halkın sesi olmayıp bir takım menfaatlerin sesi olan bir gazeteye de bu yakışırdı zaten.Onlar hala dünyaya hoşgörü, türk okulları, iyi insan, temiz insan mesajları verip, işlerine geldiklerinde "müslüman
kesilecekler".Onlar bu yıkım hakkında esaslı bir haber yaparlarsa ben de kendilerinden özür dileyeceğim.
ay nolur kendilerinden özür dile suphi :) suphi sen gittikçe olayları karıştırmaya kim olduğun konusunda sarsaklamaya başladın bak dost acı söyler gerisi sana kalmış... suphi sen kimsin ya alloooo!!? bir elini yüzünü yıka istersen. onlar haber yaparsa çıkıp özür mü dileyeceksin? vaaay beee!! babaaaaa! bu lafa şapka ve hatta don bile çıkartılır. suphiciğim bu özür dileme işini nerden yapacaksın? hafif tabanından mı? yoksa canlı olarak cnn e falan mı çıkıcaksın? ulen sabah sabah güldüm gerçekten. hatta iki üç defa okuyup inanamadığım cümlelerini şimdi göndere basmadan bir daha okuyorum .... evet abi üstten o zımbırtı işaretlerine bakıyorum evet ya gerçekten de sen bir yayın kuruluşundan bir haber yapmaları karşılığında özür dileyeceğinden bahsediyorsun suphi yedin kafayı iyice allah şifalar versin abi bu gerçekten (hala yanlış anlamış olma şansımı elimde tutmak istiyorum) hafif tarihine geçecek bir durum hafif yöneticilerine bu konu hakkında tarihe geçecek yazılar ve ahkamlar gibisinden özel bir bölüm açmalarını istiyorum.
Dikkat ederseniz en fazla yazı yazılan veya okunan uada konusulan konu bu olmuştur her düzlemde. Nedeni insanların çoğunun bunun bir haksızlık olduğunu bildikleri ama güç sahibi azınlıkla mücadele etmenin sonuçsuz olduğunu bilmemelerindendir. sonuçta bir gurup kendini zeki sanan ve bu işlerden pirim yapmaya çalışan gerizekalılarda bu konuyu olmadık yerlerde açıp bu sonuçsuz tartışmadan para kazanır yada ün kazanır yada v.s.
Diyanet isleri baskani bu ulke de herkesin kabul edebilecegi seyleri soylemis.
'aklin belirleyecegi dindarlik' tabiki olmasi gerekli.
Arapca yazilmis, cevirisine bakinca 'yahu bu boyle olur mu' denebilecek, karsi cevap olarak ta 'o tam cevrilmez' zaten cevaplari verilen bir suru kalem cikiyor karsimiza.
Tabiki konusulacak, tabiki sorgulanacak, tabiki itiraz edilecek. Bundan korkmanin ne alemi var?
Kuran kurslari ile ilgili olarak ta: bu ulkenin kuran kurslarina ihtyaci var mi yok mu zaten tartisilir bir olay. Kucucuk cocuklarin enerjilerini orada harcamalarina halen gonlum razi degil. Bir de neden halen Arapca ogretiliyor onu anlamis degilim. Oylesi daha mi makbul ki?
Bir de ciddi bir arastirma yapilip kuran kurslarinin amaci, faydalari ve ileriki yaslarda topluma ve kendilerine ne gibi bir faydasi oldugu ortaya cikarilmali. Bir de o tur kurslar falan, iktidarlardan bagimsiz kuruluslar falan tarafindan denetlenmeli (belki de denetleniyordur bilemiyorum). Ne ogretiyorlar, nasil ogretiyorlar, ogretenler gercekten ogretmen sifatindalar mi falan belli bir standartlar ile olculmeli.
Babam kucukken kuran kursuna gittigini soylemisti bana. O yasta hic bir sey anlamadigini ve bir suru dayak yedigini falan soylemisti. 'Rezalet' demisti bana.
Ya siz bu ülkede yaşamıyorsunuz yada bu ülkede yaşayanlardan haberiniz yok.Yazınızda o kadar çok hata var ki; hangi birini düzeltelim.
"Aklın belirleyeceği dindarlık" ne demek? Kafanızdan terimler mi uyduruyorsunuz.İslamda üç şey ilim ifade eder.Havas-ı selime( beş duyu ile öğrendiğiniz şeyler), haberi sadık (doğruluğu kati olarak bilinen haber ve akıl.Haberi sadık iki kısımdan oluşur.Haberi mütevatır( yalan üzere ittifakı mümkün olmayan bir topluluğun verdiği haber) ve haberi rasul.Haberi rasul demek; peygamberlerin bildirdiği haberdir ve yeri gelir insanların akılla bildikleri şeyleri iptal eder.Allah yanlız akılla bilinmez.Allah ve din bu üç şey ile bilinir.
Korkmaktan bahsetmişsiniz.İşte bu güldürdü beni..
Bence sizin gibilerin varlığı ile yokluğu arasındaki şey de tartışılır.Camilerin varlığı da tartışılır değil mi efendim.Ne gerek var herkes evinde yapsın ibadetini.Hem ne öyle günde beş defa imam efendiyi mi dinleyeceğiz.Herkes takviminden öğrensin namaz vakitlerini.Çocuklarımızda kuran kursları yerine, kurtlar vadisi izleyerek, biribirini bıçaklayarak ve esrar partilerine katılarak harcasınlar enerjilerini.
Üstelik orada arapça öğretilmiyor.kuran ı kerimin okunması, ilmihal bilgileri vs. şeyler öğretiliyor.Arapça öğrenmek isterseniz elbette yardımcı olurlar fakat müfredatta böyle bişey yok.
İsterseniz kuran kurslarının denetlenmesini size devredelim de siz denetleyin.Hoşunuza gitmeyen şeyler olursa kapatırsınız yada yıkıverirsiniz olur biter.
öğretmen sıfatı nasıl bişey.Hani şu bizim üniversiteden de mezun olacak şu tipleri mi diyorsun.Bunun standardı nedir?
Muhterem babanızı size en yakın bir kuran kursuna götürmenizi ve oradaki eğitimi görmesini tavsiye ederim.Yolunu unuttuysanız ben size bir kuran kursu adresi verebilirim.
@suphi; ben yine aynı tas-hamam tesbiti doğru. öyle de olması gerekiyor, burada yazılanlara göre iman edersem ayvayı yerim.
@redogre; sizi anlıyorum, size söyleyecek birşeyim yok, siz zaten dünyaya at gözlüğü ile bakıyorsunuz desem hemen hakeret dolu +18
yazılar yazıp sinirimi bozarsın, onun için sana kızmıyor birşey demiyorum.
@suphi bey şimdi ben çok akıllı olmayan biri olarak şu sözlerime hak verir misin? hiçbir şeye inanmayıp dalalet içinde yaşamaktansa, yarım da olsa hatalı da olsa bir şeylere inanmak iyi midir?. bana iyidir gibi geliyor, şöyle bir çevrene bak islamyeti yaşayan doğru dürüst kaç kişi var, hem yaşayanları da ne kadar insanların elinden tutuyor, herkes kendi kabuğunda ahkam kesiyor. şimdi bu noktada fethullah gülen cemaati incelenmeli, adamlar yurtiçi-yurtdışı demeden okul açıyor, (şimdi bazıları türkiye'yi ele geçirecek diye terane okuyor, ulan adam ülkeyi ele geçirmek istese niye yurtdışına okul açsın), eğitimle birşeyler yapmaya çalışıyor hem bunu belki 20 küsur yıldır yapıyor, eğer bir yamukluk olsa ortaya çıkmaz mıydı....
relic demişki
fethullah hoca'nın kaç kitabını okudunuz da adama bu kadar yükleniyorsunuz.
"Hiç bir şeye inanmayıp delalet içinde yaşamaktansa, yarım da olsa hatalı da olsa bir şeylere inanmak iyi midir?"
Önemli bir soru sormuşsunuz.Bence bu konuda oldukça yanılıyoruz.Yarım yamalakta olsa, hatalı da olsa birşeylere inanmak hiç inanmamaktan daha vahim bir şeydir.Yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder.
İmam-ı Rabbani hz.leri sizin bahsettiğiniz bu yarım yamalak insanlar hakkında hiç iyi şeyler söylemez.Genelde bu insanlar "bilgi sahibi olmayıp kanaat sahibi olduklarından" siz onlara bir şeyler anlatmaya çalışsanız da kendi yarım yamalak inançlarından asla taviz vermezler.Bilmediğini kabul etmediği gibi kendi yarım yamalak fikirlerini de muteber sayarlar. Burada kendimi kayırdığım gibi bir zanna kapılmayınız.Bilmediğimin farkındayım ama bilmeyi talep ediyorum fakat bunu yarım yamalak hocaların yarım yamalak fikirlerinden değil, her biri bir derya olan Ehli sünnet alimlerinin fikirlerine baş vuruyorum.Size de bunu tavsiye ederim.Çünkü İmam-ı Rabbani (k.s) hz.leri, bu yarım yamalak hocaların yarım yamalak fikirlerinden beslenenleri hakiki bir alimin düzeltmesinin bir ömür alabileceğini ve hatta çoğu kere ömrün bile kafi gelmediğini söylüyor.
Said-i Nursi hz.leri İmam-ı rabbani(ks) hz.leri hakkında; "Onun çin seddinin ardında olduğunu bilsem, ona ulaşmak için koşarım.Bir müddet sonra yorulacağımdan yürümeye başlarım.İnsanlık icabi bir müddet sonra daha da yorulurum ve sürünmeye başlarım, ta ki ona ulaşıncaya dek.."
Önemli olan iman dairesinde bulunmak.Fakat dinin, diyanetini bilmeden, yarım yamalak fikirlerle olmaz bu.En azından ilmi hal bilgilerini öğrenmek lazım.Farz-ı ayındır.İcmali olarak "kelam ilmini" öğrenmek farzı ayındır.Tecvid öğrenmek elzemdir.bunlardan başlayabilirsiniz mesela.
Hem bu sayede bir takım yarım akıllıların da te'siri altında kalmaz ve meselelerin hakikatini daha iyi kavrayabiliriz.
Şu an zamanın dar olduğundan tafsilatlı bir şekilde anlatmam mümkün olmayacak.Sadece bir misal vereyim.
Peygamber efendimiz mirac meselesini etrafındakilere anlattıklarında inanamadılar, müşrikler ise kendisiyle alay ettiler.O kadar kısa bir zaman içerisinde nasıl oluyordu da bir insan mescid i haramdan mescid i aksaya gidiyordu.Akıl bu meseleye muhalefet ediyordu.Mümkün müydü? Müşrikler ebu bekir sıddıka gittiler ve "duydun mu senin muhammed böyle acayip şeyler anlatıyor iyice delirdi" diye alay ettiklerinde hz.ebu bekir "o demişse doğrudur" dedi ve sıddık sıfatını aldı.Hz.Muhammed ilerideki bir takım olaylar karşısında bu meseleyi eshabına hatırlatıyor ve "siz aklınızla bana muhalefet ederken ebu bekir bana inanıyordu " diyordu.Bu sadece bir misal.
Bir misal daha vereyim.Hz.Ali efendimiz "eğer akılla hareket etseydim mestlerin üzerine değilde yere daha yakın olan altına mesh ederdim,halbuki Allahın rasulu üzerine mesh ettiler" buyurmuşlardır.
Müsait bir zamanda inşaallah..
Hamiş: Şahsımla ilgili aşağılayıcı, küçümseyici ve alaycı cümleler kuranların bazen farkına varıyorum bazen ise varamıyorum.Bu insanların hayatta oldukları gibi burada da iki yüzlü olmalarından kaynaklanıyor.Buna tahammül etmeyip sizde aynı yola başvurduğunuz zaman karşınızdakinden bi farkınız kalmıyor.Zaten biraz vicdan sahibi olanlar kimin aslında ne demek isteyip ne demememek istediğini anlıyorlar.Bazıları ise buna tahammül edemiyorlar.Saygı duyuyorum...
@suphi
elhak dediğiniz doğru. fakat dışa bakan yönüyle, yani yarim hocayla muhatap olma meselesi değil, kendi içinde bir seçim inançsızlık-inanır gibi görünme mi yoksa biraz inanma mı? tecvid, kelam, hadis, siyer bunlar sonraki iş, önce iman değil mi?
not: derdini yine anlatamadığını düşünüceksin, evet ne sen derdini anlatabilirsin, ne de karşındakiler anlayabilir?
not2: dert derken meramını kastediyorum...
Diyanet isleri baskaninin sozleri arasinda 'degisik yuz yillar da yasamak isteyenlerden' bahsediyor. Sanki sizleri kastederek soylemis gibi.
Hangi yuzyil da yasadiginizin farkinda degilsiniz bence.
Ve sizler o kurslar da 'peygamberlerin bildirdiği haberdir ve yeri gelir insanların akılla bildikleri şeyleri iptal eder' dusuncelerini mi ogretiyorsunuz o dusunceleri henuz olusmamis, yeni yeni olusmaya baslayan gencecik beyinlere? Ne kadar yazik.
O beyinlerin oncelikle kusku duymayi, suphe etmeyi, arastirmayi, bulmayi, ogrenmeyi ogrenmesi gerekir iken, su ogretilenlere bakin?
'Islam aleminden neden hic bilim adami cikmiyor' surusunu tartisiyorduk burada gecenlerde. Iste sizin yaklasiminiz o sorunun cevabini verdi.
Korkuyorsunuz, tabiki korkuyorsunuz. Insanlarin beyinleri ile dusunmesini istemiyorsunuz. Yalnizca verilenleri sorgulamadan kabul etmesini istiyorsunuz. Ve sayet o kurslar da, gencecik beyinlere 'bir seyleri sorgulamadan kabul etmeleri gerektigini' ogretiyorsaniz, tabiki diyanet isleri baskaninin 'aklin belirleyecegi dindarlik' sozleri sizi rahatsiz edecek. Sorgulayan, gercegi arayan, soru soran insan kisiliklerinden korkuyorsunuz.
Bir de denetlenmeli tabiki. Kim okutuyor? kim ogretiyor? ne ogretiyor? nasil ogretiyor? ogretilenler dogru mu? Neden arapca okutuluyor? Tum bunlarin acikliga kavusmasi lazim.
O cocuklar bu ulkenin yarinlari. Bence denetlenmeli.
Denetleme isinin bana verilmesi onerisi? Kusura bakilmasin uzaktayim ve cok mesgulum. Oneri olarak ise hepsi bilgisayar kursuna cevrilsin derim :)
Camiler ile ilgili olarak, yine gecenlerde, Turkiye'deki cami sayisini burada tartismistik. Kisi basina dusen cami orani ile kisi basina dusen saglik ocagi ve hastahane sayilarini gelismis ulkelerden ornekler vererek tartismistik.
Cami yapimina harcanan kaynak bu ulkede bence yalnis bir harcamadir. Doktor sayisini arttirmak, egitimin kalitesini yukseltmek vs turu bir cok eksigimiz durur iken bir suru yeni cami yapmanin mantigini kimse aciklayamaz. Dusunsenize bir kaza oluyor, kazazedelere yardima bir muezzinin gelme olasiligi bir doktorun gelme olasiligindan kat kat fazla.
Bu olaya 'biz obur dunyaya yatirim yapiyoruz' da denilebilir tabiki:)
Bir de lutfen 'şu bizim üniversiteden de mezun olacak şu tipleri mi' diyerek universite mezunu ogretmenlerimizi biyik altindan kucumsemeyiniz. Bu ulke elindeki imkanlar ile yapabilecegini yapmaya calisiyor. Keske su an da, ya da son bir yil da, yeni cami yapimlari icin harcanan para ogretmenlerimizin (veya genel anlam da egitimin) kalitesini biraz daha yukseltmek icin harcanmis olsaydi.
suphi kardeşime katılıyorum
her oyunun bir kuralı vardır
oyun içinde oyunlar oynamak samimiyetsizlik
oyunun adını değiştirmek terbiyesizliktir
bir cok yorumu okumadım.. neyse aslen sorun şurda; birileri dini bir tarafa aklı başka tarafa koyarak bu aradaki uzaklığı ne kadar büyütebilirlerse kendilerini o kadar inanan ve inandıkları zırvalıkları da o kadar din sanıyorlar. yani onlar daha en baştan akılcı bir dindarlık olamaz bu islama bir hakarettir diye düşünüyorlar. bunu başka bir yerde de söylemiştim karşımdaki kendi aklından feragat etmişse kendi aklını kaldırıp atmışsa artık onunla ne gibi bir tartışma ortamı yaratılabilir? tabiki imkansız.
Şu aralar kitaplarımdan uzağım.O yüzden orijinal metne bakıp aslında hangi kelimenin kullanıldığını bilmiyorum.
Lakin orada kullanılan kelime "akıl"da olsa "fikir"de olsa "rey"de olsa ortada olan bir şey var.Her şeyi akıl ile idrak edemeyiz demek; "hiç bir şey akıl ile bilinmez" demek değildir.Bu aradaki farkı anlayamayan kimsenin ya zekası geridir ya da anlayıpta kabul edememe gibi bir durum söz konusudur.
Yukarıdaki sözlerimden İslam dininin akılı inkar eden, küçümseyen ona hak ettiği değeri vermediği gibi bir sonuca varanlar aldanmışlardır.Bende de hata var.Bu kadarını dahi söylemeyip anlaşılabileceğini sanmıştım fakat hemen mefhum-i muhalefet ile amel edip meseleyi saptırmışsınız.
İslam dinin aklı ne kadar muteber gördüğü ve akla verdiği değer aşikardır.Bunu izaha dahi luzum yoktur.
Gel gelelim bu iki söylediğim şeyin birbiriyle çelişip çelişmemesine.
Hayır efendim çelişmezler.Biz "yeri gelir naslar akli iptal eder" derken mücerred olarak akıldan bahsetmiyoruz ki.Akıllarda mertebe mertebedir.
bknz: Akl-ı mead , Akl-ı meaş , Akl-ı sakim, Akl-ı feal vs.
Yani herkesin aklı bir değildir.Birinin akıl ile anlayamadığı bir şeyi öbürü akıl ile anlar.Bu sebeple akıl bizi "bilmeye" götüren mücerred bir alet değildir.Öyle olsa idi kitaba, peygambere luzum kalmaz, insanlar aklı ile doğru yolu bulurlardı.
bknz: hz.İbrahim'in yıldızlara ve güneşe bakıp nihayetinde bu alemi yaratan bir yaratıcının olduğunu ispatı.
Ayrıca bknz: Mutezile,Eşaira ve akıl.
Mucize; adetleri yıkan bir olaydır ve aklın anlayamadığı şeylerdir.O yüzden hz.Allah peygamberlerini mucizeler ile desteklemiştir.Allah'ın elçileri Peygamberliklerini ispat için mucizeler göstermişlerdir
bknz: mucize,keramet,meunet,istidraç ve ihanet
Hulasa; akıl ile anlaşılamayan şeylerin olduğunu da yine akıl ile anlarız.
suphiciğim söylediklerinde haklısın. ama sen de benim söylediklerimde bir noktayı es geçmişsin. söylediklerimi eğer vaktin olur da bir daha okumak istersen, içinde; islamın tarifi veya islamın ortaya koyduklarına bir söylem olmadığının farkına varacaksındır. ben islama bir şey demedim. ben, bazı insanların kendi akıllarından vazgeçmelerinden ve bunu marifet sanmalarından bahsettim. akılcı bir inanış veya akılcı bir din veya akılcı bir iman düşüncesinin bile islama hakaret olduğunu düşünmelerinden bahsettim. islam bunu söyler demedim. tabiki bazı şeyleri idrak edebilmemiz için aklımızın yeterli olamadığı durumlar vardır ve bunun bilincinde olmak bile aklımızı kullanmakla varılacak bir durumdur.. aklı yoksaymayı marifet gören bir kişi ile ne kadar akılcı bir paylaşım ortaya koyulabilir ki? derken hiçbir şekilde; islamın anlattıklarında gerçek olamazmış gibi gelen şeyleri, nasıl oluyor da birileri akıllarına mantıklarına sığdırabiliyorlar? demedim.
Ben İslam öğretisinde akıl nedir, aklın işlevi nedir sorusunu sıkça kendime sormuşumdur. Bu amaçla Kuran yada Sünnete baktığımda aklın genelde fark etmek, ibret almak, ölçmek, değerlendirmek gibi melekelerle ilişkilendirildiğini görmüşümdür. (Neden bu şekilde anlatıyorum; çünkü bu kişisel bir tecrübe. Genel geçer İslam budur, demiyorum.) İslam karar verme, tercih yapma, hulasa cüzi iradeyi genelde kalb ile zikreder. Allah akıllardaki bilir denmez mesela, kalblerdeki bilir denir. Yada "Allah yere göğe sığmaz ama mümin kulunun aklına sığar" denmez, "Allah yere göğe sığmaz ama mümin kulunun kalbine sığar" denir. (Bir hadisi Kudsi)
İslamda Akıl ön koşuldur. Akıl olmadan iman olmaz. Ancak imanın kaynağı akıl değildir. Akıl imanın zeminidir. İman kalb ile yapılır. Niyet eden, karar veren, tercih yapan cüzi iradeyi ortaya koyan kalbdir. Akıl fark etmek, ölçmek, ibret almak ve değerlendirmek gibi işlevler üstlenir. En azından benim İslam öğretisinden anladığım budur.
Bu da beni Batının rayonel aklı ile İslamın aklı selimine götürüyor. (Gerçi Suphi aklın mertebelerini saymış ama nedense aklı selimi zikretmemiş.) Rasyonel akıl ile aklı selim arasında konumuz "bağlamında" "en önemli" fark nedir? Aklı selim ikilemde kalabilir, ama rasyonel akıl ikilemde kalmaz. Yani varsayımlar bunun üzerine kuruludur. Bu iki aklı taşıdığı varsayılan insanın "ahlakı" da farklıdır; ahlak burada bu ikilemin ve bu ikilemin çözülmesi anlamını taşır.
İslamda insan tek başınayken bile ikilemde kalabilir. Başka hiçbirşeye ihtiyaç yoktur. İkilem kendisiyle başlar. Dolayısıyla ahlak insanın kendisini farketmesiyle başlar. Ancak rasyonel aklın insanın ikilemi kendisiyle başlamaz. "Öteki" ile başlar; öteki diğer insan, toplum, doğa, Tanrı vs. Bu nedenle rasyonel akıl sadece kendisiyle beraberken ikilemde değildir.
İslam öğretisinde insanın tercihleri üzerinde etkileri olan birçok unsur sayılır. Örneğin nefis, örneğin şeytan, örneğin akıl vs... Ancak rasyonel aklı taşıyan insanlarda tercihi etkileyen tek unsur rasyonel aklın kendisidir. Ve rasyonel akıl üzerinde toplumun gelenekleri, dinin öğretileri, diğer güçlü bireylerin talepleri ikilem oluşturur. Ahlak da bu ötekilerden kaynaklanan ikilemlerin çözümüdür. Rasyonel akıl kendisiyle beraberken ise ikilem yoktur. Bu nedenle çözüme de ihtiyaç yoktur.
Bugün yaşadığımız önemli bir sıkıntı da İslam terminolojisinin bilinmemesi, Batı terminolojisinin bütün alanlarda cinsi tarif eden tekil terimleri ele geçermesidir. Yani biz birbirimize akıl dediğimizde Batının rasyonel akılını demiş oluyoruz. Halbuki o, akıl mertebelerinden yada çeşitlerinden sadece biri. Bütün akıl kavramını ifade etmesi mümkün değil.
Ben "Oku" emrini hep akla verilen bir emir olarak düşünmüşümdür. "Yaradan Rabbinin adıyla oku" (emir bir kerede değil iki kere söylenerek zikredilmiştir.) emrini ise kalbe verilen bir emir olarak... Akıl genelde Kuranda mikro yada makro evrenle birlikte anılır. Zerreden başlayıp gök katmanlarına kadar "okunması" istenir insandan. Rabbinin adıyla okunması istenir. Bir çobandan sürüsünü "okuması" istenir. Bir liderden cemaatini "okuması", bir babadan kız evladını okumasını, bir kocadan eşini vs... Hep yaradan Rabbinin adıyla okunması istenir.
Hiçbir kültür veya toplumda, hiç kimse, "seni tüm aklımla seviyorum" demez, seni tüm kalbimle seviyor ve "istiyorum" der. Akıl fark etmek içindir, ölçmek içindir; tercih yapmak, ikilemleri çözmek ise kalbin işidir.
Her ne kadar Suphi bana kızsa da gösterdiği kaynakların bulabildiklerime baktım, maalesef bir kısmına ulaşmak zor, bir kısmının sadece arapçaları var, ama özellikle "şeri akaid" kitabı ile ilgili tüm referanslar (türkçe) bölük pörçük ve çoğu harun yahya tayfasının, lafı kıvırıp dinler arası diyalog konusunda taftani hz. lerini evirip çevirmesi. Kitabın kendisi olmadan bunlara riayet etmek çok anlamlı değil, çünkü cümleler hep "taftani hz. böyle dedi ama " diye başlıyor.
Herneyse daha önce islam alemindeki bilimin duraklamasını İmam Gazali'ye bağladığım için kolaycılık ile suçlanmıştım bu sefer biraz daha detaylı yazacağım ama yine de oldukça basit olacak.
Farabi antik yunan felsefesini sindirmiş, metafiziğe mantık yoluyla ulaşılabileceğini savunmuştur.
İbn-i Sina ki Farabi'nin öğrencisidir, kısaca söylemek gerekirse akıl felsefesini alır ve bunun ile tek bir akıla yani Allah'a ulaşılabileceğini söyler.
Doğaldır ki bazı nazik konularda akıl felsefesi İslam ile tam uyuşmaz. Bu noktada İmam Gazali (ki felsefe üzerine bir çok araştırması ve kitabı vardır) konu din olunca aklın yetersiz kaldığını söyler. Aklın yetersizliğinin felsefedeki yorum problemlerini getirdiğini, kalben inanmanın akıl ile ulaşmaktan önemli olduğunu söyler.
Buraya kadar Suphi de Elfiya da sanırım fazlaca basitleştirmem dışında bana karşı çıkmazlar.
Yorum farkı burada devreye giriyor, bana göre islam dünyasının bilim konusunda geri kalması burada başlar. Akıl yerine kalp ile inanmak, yani suphi nin dediği gibi önce tabi olmak düşünceyi kısıtlar. (Buna katılmadığınızı biliyorum lütfen sabır)
Bu noktada benim haklı olup olmamam veya suphi beyin haklı olup olmamasının bir farkı yoktur, çünkü suphi beyin önce kalp sonra akıl inancı ile benim önce akıl sonra kalp inancım her hangi bir noktada bağdaşamaz.
Burada en çok yapılan yanlış, (benim de en başta yaptığım yanlış) suphi beyin önce iman yaklaşımının temeli olmadığı yaklaşımıdır. Bu yaklaşım çok sağlam temellere oturur, ve sağlam bir külliyat ile desteklenir. Buralara sığmaz.
Keza önce akıl yaklaşımı İmam Gazali'nin etkisiyle geride kalsa da, "akıl ile varacağımız son noktada kalbe geri döndük, asıl sınırsız olan kalbdir" dense de hala bu yaklaşımı kabul edenler vardır.
İşin çığrından çıktığı nokta aslında net olarak terminoloji noktası. Suphi bey ameli ve itikadi mezhepler deyince önce tam olarak ne kastettiğini anlamadım. Kastettiğinin ehli sünnet mezhepler olduğunu anlayınca elbette haklıdır, mezhepler arasında sadece yorum farkı vardır. Suphi bey mezheplere ehli sünnet içinden bakar, ki bu bakış açısı ile haklıdır elbet.
Ama benim durumum biraz farklı, her ne kadar kan bağım olmasada (evlilik yolu) ile ailemde ehli sünnet olmayan insanlar var. İşim gereği de camii projesinde de, cem evi projesinde de çalıştım, sadece sünni imamlar ile değil, şiiler ile (çok az) ve alevi dedeler ile de münasebetim oldu.
Yanımdaki mimar arkadaş Alevi dedesine sizde nasıldır diye sorduğu dini soruya alevi dedesinin Kurandan cevap vermesine şaşırması ve alevi dedesinin biz de kitap ehliyiz ne sandın diye sitemkar cevabı aslında bu konuların ne kadar zor olduğunu anlatıyor.
Ben sevabına cem evi projesi yapan bir sünni olarak bir çok insana göre küfre düştüm (din alimi değil tutucu akraba yorumu). Olabilir mümkündür elbet ama ben yaptığımdan pişman değilim açıkçası. Aynı şeyi sünniler içinde yaptım, şiiler içinde yaparım.
Bu yüzden Suphi bey ile anlaşmam mümkün değil, ama önce akıl yorumları ile (bknz yukarısı) önce kalb diyen birine bir şey kanıtlayamazsınız. Açıkçası böyle bir şey ne doğru ne de gereklidir. (benim kanımca)
Tartisma almis basini yurumus. Tartismacilardan ozur dileyerek hafif sahsi bir sey yazmam lazim; zira clicia x de mesaj atmasi gerekirken buraya yazmis:
Birincisi, ben "ulan" dediysem, karsi taraftan "tamam abi" gibi bir replik gelmesi gerekir. Diger turlu cok sinirlenirim, yakarim, yikarim. Saka bir yana, insanin tarzi olmayan ifadeler kullanmasi cok siritkan durumlar yaratir; hatirlatayim.
Ikincisi, insanin yasadigi yabanci ulkenin "sert" kosullariyla, ayari kacmis bir sarcasm icerisinde olmasi arasinda hicbir rasyonel baglanti yoktur. Buna ragmen eger boylesi bir baglanti kuruluyorsa; bu, kisinin karakter zafiyetini veya bahane bulmaktaki zekasızligini gosterir. Bir baska ifadeyle, mesela "ben de Istanbul'da yasiyorum ve gundelik hayatta oyle b..luklar var ki, burada da kendime hakim olamiyorum" demek gibi bir seydir.
Ucuncusu, kadinlarin genel olarak her seye "he" demelerini one surerek, kendisinin farkli bir yerde durdugunu soylemek de kucultucu bir durumdur. Boyle bir argumani kullanmak durumunda kalmak da gayet acidir ve reaktif bir kimyaya isaret eder.
Dorduncusu, sen/siz ayrimiyla ilgili bir kullanim tercihinden bahsederken ingilizceyi referans gostermektir ki, bu da hem fena halde ayip hem de yanlistir. Mesela fransizcada ikinci tekil ve cogul sahislar ayri yazilir ve hatta ispanyolcada apayri bir saygi zamiri (usted) vardir.
Besincisi ise, clicia x kardesimizin "comprehension"dan cakmis olmasi vaziyetidir. Cunku benim ahkamimda bahsettigim "siz diye hitap eden birine sen diye cevap vermek" hususu suphi'yle degil baby700'le ilgilidir.
Altincisi, kardesimize tezinde basarilar dilerim. Tartisma kabiliyetini ve arastirmaciligini takdir ediyorum. Tabii "Siyaset Meydani'nda Avrupali vekilin eline veren genc Turk kizi Suna Vidinli" formatindan kurtulmasi lazim.
@clicia x,
belki bilim için gerekli olan şüpheciliği (son blog yazınızda edindiğim bilgilere istinaden) insanlara karşı kullanmamalısınız.
o vakit, eski hafif.org'lu arkadaşlarınız bile size bir kapı aralayabilir.
patican kim, @clicia x? konuyu mu dağıtmaya çalışıyorsun yoksa bana mı öyle geliyor?
formatın yontulmaya /değişmeye ihtiyacı olduğunu düşünüyorsun da, bu formatın dışında mı tutuyorsun kendini? bu formatı buradaki insanlar oluşturuyorlar, sevgili @clicia x! dikkatini çekerim.
format değişebilir, buradaki insanlar da! yeter ki dinlemesini bilelim, değil mi?
hem "formatın değişmeye ihtiyacı var" diyorsun, hem de "o kadar kusur kadı kızında da olur, beni idare edin" diyorsun... bu sence de ironik bir durum değil mi?
Konuyu araştırdım ve araştırmaya devam ediyorum.Şuan vaktim müsait olmadığı için yazamayacağım.haftaya işallah...
Tesettur konusunda mezheplere basvurmadan Hz Muhammedin (selam onun uzerine olsun) sunnetine basvurarak isin icinden cikilabilecegine inaniyorum. Hatta kapanmak isteyen biri ehl-i kitaba baksa bile bunun olcusunu cok rahat bulabilir, Yahudi ve hristiyanlardaki tesetturle (onlar bunu sadece din adamlarina/kadinlarina has kiliyor) kuran ve sunnette gecen tesettur arasinda cok fark yok. Mezheplerdeki detaylar kulturden kulture diyardan diyara fark eden konjokturel konulardir, tartisilmasinda size kazandiran cok sey de cikmaz. Zaten kapanmak isteyen kadin bu detaylara takilmaz isine bakar. Daha cok bu islerde bezi olmayanlar bunlari tartisir maksat bagciyi dovmektir. (redogre sen uzerine alinma)
Ben sistemin degisik bir oyununa dikkati cekmek istiyorum sanirim artik sunu yapmak istiyorlar madem bu ulkede yasayan bu insanlarin giyim tarzlarini degistiremiyoruz o zaman bayagilastiralim...derinden bir sekilde islami kesim uzerinde tesetturu bayagilastirma politikasi uygulaniyor. Yakinda piyasaya turbanli (dikkat edin tesetturlu demiyorum) orospular cikarsa sasirmayin.
redogre` nin Gazali elestirisinden giris yaparak sunu soylemek istiyorum. Imam Gazali`yi yeterince tetkik etmis ilim adami yok, zamanin birinde ibn-i teymiyye cikmis bir seyler soylemis. Islam dunyasi tamamen Gazali`nin dusuncelerini benimsemis durumda musluman ilim adamlarinin cikip ciddi ciddi Imam Gazali tetkikleri yapmalari gerekiyor diye dusunuyorum.
Not: Ibn-i Teymiyye ile ilgili link veremiyorum internetten baktigimda hakkinda yazilanlarin cogunun sallama oldugunu gordum. Okuyan okumayan hakkinda bilinen klise seyleri yazmis.
Ben kimseye hakaret etmiyorum, ozellikle kadinlar icin bir sey demedim, buraya cekmeyin dediklerimi. Turban diye bir seyi kabul etmiyorum, bana ait olan bir kelime degil televizyonlarin angaje edip (evet bu kelimede bana ait degil) sistemin gozumuze gozumuze soktugu fransizca bir kelime, ortu ortudur. Buna inandigi icin basini kapatanlarin kullandigi ortuye basortusu denir, tarih boyunca da boyle denmis, Osmanli zamaninda pece, carsaf vs moda olarak topluma girse de bu degismemis, sokakta gorupte igrenc, bocek, kara fatma vs vs deyip asagiladiginiz insanlarin siyah tesetturu bile bir zamanlar modaydi yasadiginiz topraklarda... Anadolunun bir cok koyune gidin hala kadinlar siyah yasmak ve ferace kullanirlar.
Tesettur sadece kadinlar icin cikartilmis bir olgu degil, erkekler icinde gecerlidir bu durum, pantolonlu bir erkekte tesetturludur islam hukukuna gore. (seriat dedigimiz sey iste) buna inanirsin veya inanmazsin beni ilgilendirmez, umrumda bile olmaz ama osuruk boyu aklinca dalga da gecemezsin.
bir daha yorum yazmayacagim diyordum.bu yaziyida öyle yorumlari tek tek okumadan geciyordum fakat bir yorumdaki bir söz dikkatimi cekti.cok kisa birsey söylemek istiyorum.
Turban coktan bir fetis objesi durumuna getirildi bile, Sumer rahibelerinin kullandigi amacla kullananlar da var. Arastirirsan bulursun.
bütün yorumlari okumadigimi söylemistim.sadece kopyala yapistir yaptigim o cümle dikkatimi cekmisti.türban coktan bir fetis objesi durumuna getirildi demek herkese mal etmektir,hatalidir.bu sekilde yanlis anlasilirsin.bütün herkese yamamaya calismamak icin bazilari türbani fetis objesi haline getirmeye calisiyorlar veya kendilerince getirdiler.bu sekilde olsa gayet dogru anlasilirdi.