Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan yenimecra.org'da: "Recep'in Tavuğu"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

bambAŞKa
bambAŞKa

Sokaklara, meydanlara salmışım kendimi, bırakıvermişim hayatın akışına bedenimi, sadece yürüyorum ben bir gündüz vakti. Aklımda durumumu özetleyebilecek ne bir söz var, ne de üzerinde olmak istediğim herhangi bir kara parçası. Hayallerden, arzulardan hatta en basit isteklerden bile muaf tutmuşum ruhumu. Masallardakine benzemeyen bir şekilde, dereleri tepeleri aşmaksızın, gece gündüz yol almaksınız, önümde uzanan insan kalabalığını yarıp sadece yürüyorum ben bir gündüz vakti.

Sonra onu görüyorum. Birden bire, ansızın, hiç beklenmedik bir şekilde, planlanmayan bir zamanda ona değiyor canı sıkkın, feri kaçmış gözlerim. İçime doğru sıcak bir şey akıyor, kan gibi, aşk gibi, kanla karışık aşk yağmuru gibi. İçten içe eriyormuşum gibi hissediyorum kendimi. Her saniye giderek azalıyor, bir parçamı uzay boşluğuna yolluyorum. Sadece birkaç saniye sonra tamamen biteceğimi düşünmeksizin ayırmıyorum gözlerimi ondan.
İnsanlar akıyor sağımdan, solumdan. Onları gözlerimle görmüyorum ama biliyorum varlar, akıyorlar sağımdan, solumdan. Gözlerimle görmüyorum onları çünkü gözlerim şuan görmesi ve olması gereken yerde, bir hayal aleminde, bir masal diyarında, bir rüya ikliminde. Ben zamanı durdurmuşken, insanlar akıyor sağımdan, solumdan, canımı acıtıyorlar yolun ortasında durduğum için. Belki de zamanı durdurduğum için içlerinden bana küfürler savuruyorlar.
Ben ona ısrarla bakarken, onun gözleri bir kere bile değmiyor bana. Iskalıyor bedenimi, teğet geçiyor aşkıma. Fark edilmeyecek gibi de değilim oysaki. Güzelliğimden ziyade ısrarcı çocuk bakışlarımı fark etmemesi mümkün değil. Yine de yemin etmiş bana bakmamaya, yasaklanmış aşkımdan tatmamaya.
İçim elvermese de yanından ayrılmaya, hüsranla biten aşk maceralarıma bir yenisini daha eklemeye gönlüm razı olmasa da, sağımdan, solumdan akan insanların binbir parçaya ayırdığı bedenimi toplayıp kucağıma, çekiliyorum huzurundan aşkın, zaman yine eski ritmiyle ağır ağır akmaya devam ediyor boşlukta.
Daha ne kadar anlamsızlaşacağını, tatsızlaşacağını merak ettiğim hayat “beterin beteri var” sözünü bağırıyor kulağıma. Duymamak için onu, hatırlatmaması için mağlubiyetimi koşar adım uzaklaşıyorum hayattan. Her adımda cennetimden bir adım uzaklaştığımı, cehennemime bir adım yaklaştığımı hissediyorum.
Yürümeli, sadece yürümeliyim ben. Aklımdan hiçbir şey geçmemeli. Bastırılmalı tüm duygular. Yaşanmamalı hayaller. Yasaklanmalı aşklar. Dudaklar konuşmamaya yemin etmeli. Kilitlenmeli kalbim. Kilidi karanlık kuyulara atılmalı.
Ama hayır, olmuyor. Kendim ve kalbim yaramaz çocuklar gibi hiçbir sözümü dinlemiyor. İçimde bir fırtına esiyor, beni oradan oraya sürüklüyor. Döndürüyor, midemi bulandırıyor, savuruyor ve hep aynı noktada duruluyor.
Ayaklarımı sabitliyorum yere. “Ayakları üzerinde sağa sağlam durmak” kavramından ne kadar da uzak olduğum aklıma bile gelmiyor. Ellerimle kapatıyorum yüzümü. Avuçlarımdaki kalp kırıklıkları batıyor içime. Yüzüme gözüme bulaşıyor yalnızlıklar. Amatör bir aşk acısı paslı bir hançer gibi deliyor göğsümü. Dar geliyor dünya bana, sığınamıyorum acemi aşk cümlelerine, sığdıramıyorum aşkımı dünyaya ve kalbime. Taşıveriyor içim, taşıyamıyorum boyumdan büyük aşk yükünü.
Koşar adımla geçtiğim yolu, gerisin geriye geçiyorum koşarak. Biliyorum ki bu aşk bende kalırsa ruhumu yakıp yıkacak. Gururumu tozlu raflara kaldırarak, insanlara çarparak sağlı sollu, sadece koşuyorum ona doğru.
Zamanı yakalamak konusunda tescilli bir tembel olan ben, döndüğümde onu bıraktığım yerde bulamazsam ne yapacağımı bilmiyorum çünkü hiçbir zaman yedek planlarla yaşayan bir insan olamadım.Hayatımda belki ilk defa zamanla yarışıyor, onu geçmeyi bırak, yakalasam bile dünyanın en mutlu insanı olacağımı hissediyorum.
Hayat ve zamanın senaristliğini üstlendiği bu tiyatro oyununun sonunu bilmez bir şekilde sadece koşuyorum ben.
Sonra hayat ve zaman, ilk ve son kıyağını yapıyor bana. O hala orada, karşımda, dimdik. Tüm aşklar gibi gururlu, kendimi beğenmiş.
Ben ona ısrarla bakarken, onun da gözleri değmiyor bana. Iskalamıyor bedenimi, teğet geçmiyor aşkıma. Fark edilmeyecek gibi de değilim hani. Güzelliğimden ziyade ısrarcı çocuk bakışlarımı fark etmemesi mümkün değil. Bana bakmama yeminini bozmuş, helal kabul etmiş aşkımdan tatmayı.
Derken ansızın, reklamlardan kopup gelmiş, kulağıma “daha fazlasını iste” sloganını fısıldayan bir şeytan beliriveriyor içimde. Daha birkaç saniye önce onu bir kez daha görebilmek için canını bile seve seve verebilecek olan ben, bana ait olmasını istiyorum onun şu saniyelerde. Ona sahip olma arzusuyla kaplanıyor içimin kof duvarları. Ne pahasına olursa olsun o benim olmalı.
Yanına sokuluyorum usulca. Şık giyimli, kıskançlık uyandıracak kadar güzel bir kadın ona olan ilgimi fark edip gülüyor bana göz ucuyla. Ağzını açmaya hazırlanıyor kadın, belli ki aşkımla ilgili bir şeyler söylemeye niyetli. Bence susturuyorum onu kıskançlıktan parlayan gözlerimle, aşkımı ağzına almamasını engelliyorum kendi çapımda. Ona dair kurulacak cümlelerin hepsini satın alıyorum hayali paralarla. Onunla ilgili bir ben tek konuşmalıyım ve konuşuyorum da;
-Pardon, şu vitrindeki elbise ne kadardı acaba?


33 ahkam var

Ahkâmlar

manyakk:D:D

Ne sikimden bir güneş var bu gece..., Ürkütüyor şişe seslerini yüreğimden...

var ya, korkunç güzel

daha ne kadar ilginç yorumlar olacak, merakla bekliyorum.
alttakiler sözüm size. yorumlarınız en az "manyak", "korkunç güzel" kadar ilginç olmalı :)

sütyen kopçası kadar bağlıyız hayata, don lastiği kadar gevşek ruhumuz.

asiti kaçmış kolayı ben bir erkek zannediyordummmm....

Benim aldıktan sonra yani elde ettikten sonra dolabın dibinde unutulan nice aşklarım var...:))

kadın olduğumu da nereden çıkarttın? ya da nasıl tahmin ettin diye mi sormalıydım :)
hemen erkek diliyle yazılmış 1 hikaye kaleme almalıyım.

sütyen kopçası kadar bağlıyız hayata, don lastiği kadar gevşek ruhumuz.

ancak bir kadın bir elbiseye aşık olur:))

ancak bir aptal aşık olur:D

Ne sikimden bir güneş var bu gece..., Ürkütüyor şişe seslerini yüreğimden...

ancak 1 kadın aptalca aşık olduğu elbiseye 1 hikaye yazar.

sütyen kopçası kadar bağlıyız hayata, don lastiği kadar gevşek ruhumuz.

ancak aptal bir erkek elbiseye aşık olan kadına aptal der ...:)

ancak ve ancak salıncaktan duşmek uyandırır bizi bu aptal ruyadan..

imla hataları ve yanlış yazılmış bazı kelimeleri es geçersek, gercekten başarılı bir yazı. elin dert gormesin..

hasta la victoria siempre

hatta;
-"aptallaşma, aptallaştıkça sıra sana gelecek"
-"aptal olmak ya da olmamak, işte bütün mesela bu".
-"aptalım, doğruyum, çalışkanım. ilkem aptalları korumak, aptalları saymak".
-"aptal olanın 1 yüzü, aptal olmayanın 2 yüzü kara".
-"aptala sormuşlar, -neden aptalsın- diye. -hangimiz aptal değiliz ki- demiş".

sütyen kopçası kadar bağlıyız hayata, don lastiği kadar gevşek ruhumuz.

aRRoGaNTe HoMbRe'ciğim (itiraf ediyorum, kopi yaptım ismini) "kadı kızı kusuru" diyoruz biz o imla hatası ve yazım yanlışlarına.
da merak ettim, hangileri hatalı olmuş?

sütyen kopçası kadar bağlıyız hayata, don lastiği kadar gevşek ruhumuz.

linet ancak bir aptal aşık olur dedim.. kadını erkeği yok bunun aptalım aptalsın aptallar:D:D:D

nyseki kimse üstüne alınmamış

Ne sikimden bir güneş var bu gece..., Ürkütüyor şişe seslerini yüreğimden...

ismimi dogru yazmak adına gostermiş oldugun özen takdire şayan iken, yazındaki imla yanlışlarıyla da bir o kadar çelişmekte..;)

küçük hatalar zaten, şimdi bulmak için o uzun yazıyı tekrar okumam gerekir ki bu tür aşk sözcükleri, isyan, yalnızlık, caresizlik içeren yazıları okumak cok ilgimi cekmiyor. diger birkaç yazından, sonunun farklı olacagını tahmin ettigim icin atlamadan okumuştum..

hasta la victoria siempre

gerçekten de uzun olmuş yazı. sonuna kadar 1 kere bile okumuş olman (olması, olmamız, olmanız, olmaları) takdire şayan (bunu kopilemedim valla)

sütyen kopçası kadar bağlıyız hayata, don lastiği kadar gevşek ruhumuz.

kopi senin kopegin olsun @a.k.kola..yap kopi de yap n'olur yani.

bu arada a.k.kola pek hoş bir kısaltma olmadı, arro gibi. baska seyler cagrıstırıyor..:)

hasta la victoria siempre

akk daha beter :D
direkt kola ya da asit de istersen (isterse, isterseniz, isterseler)
hiyaaaaaaaaaayt, ne oluyor yahu bana? imla hatası, yazım yanlışı dedin, anında gramer kitabına dönüştüm.
1i 1şey yapsın.

sütyen kopçası kadar bağlıyız hayata, don lastiği kadar gevşek ruhumuz.

olurum köpee nolcak ki,

kopi derken sen değil kopanisti, peyst olan kopi den bahsediyoruz :)

sütyen kopçası kadar bağlıyız hayata, don lastiği kadar gevşek ruhumuz.

yaaaa! tüh :(

gören de büyük 1 fırsat ellerinin altından usul usul kaymış, sen de ardından öylece bakakalmışsın sanacak kopanisti :)

sütyen kopçası kadar bağlıyız hayata, don lastiği kadar gevşek ruhumuz.

asiti kaçmış kola, nefis bir tarzın var. çok beğendim yine, eline sağlık :)

varsın öyle sansınlar asit, n'olcak ki

saol puella. ya senin nickin nedense bana fena halde tanıdık geliyor. derken minik 1 araştırma yaptım. puella;
-latince de kız demekmiş.
-1 giyim markasıymış.
-1 müzik grubuymuş.
-1 film adıymış.
-1 böcek türüymüş.
vs vs.
oralardan tanıdık geliyormuş demek ki :)

sütyen kopçası kadar bağlıyız hayata, don lastiği kadar gevşek ruhumuz.

asiti kaçmış kola, bu gerizekalı patlak top zıplamıyor seni anneme söylicem. hıh kötü şey... :(

sana o gerizekalı patlak top yerine envai çeşit top alsam (voleybol, basketbol, futbol, bowling, pinpon, tenis, ramazan topu dahil) da beni annene söylemesen kedicik?
(gerizekalı patlak topla nasıl 1 alakam olduğunu anlamadım ama neyse)

sütyen kopçası kadar bağlıyız hayata, don lastiği kadar gevşek ruhumuz.

bence bilardo topu al, ağır ya, hem de patlamas

çünkü sen yaptın asiti kaçmış kola. banane banane söylicem işte. ohhh canıma deysin annem seni dövicek... :P hep senin yüzünden pis kandırıkçı... hıh...

bikerem ben kendi topumu istiyorum banane banane, şişir onu çabuk.

(şöle alakası var asiti kaçmış kola, yazında tam bir mızıkçı çocuk gibisin, ah tamam oyuna başladık ne güzel eğleniyoruz dicekken, şakacıktandı her şey ben eve gidip oyuncak oynicam, annem pasta da yapmış size vermicem işte. bakkk dünkü kurabiyede cebimdeydi sizin varmıııııı? der gibisin. anlatabildim mi şimdi nedenini?)

vay be!
"nereden nereye" konusunda bana 10 basarsın zor kedi.
hiç böyle düşünmemiştim. benim aklıma gelen tek şey; çocukluk arkadaşım olman olasılığıydı. 1 çeşit facebook misali :)
güzelmiş ama.
hadi barışalım da annemin yaptığı pastayı yemeye gidelim kedicik. umarım çileklidir, gnam gnam.

sütyen kopçası kadar bağlıyız hayata, don lastiği kadar gevşek ruhumuz.

olar yiyelim tabekide. ama 1 şartla, pastanın üzerindeki çilekler benim yoksa gelmem. eğer topumu yapıştırırsan yarısını ferebilirim sana, bişi daha bir daha içime o kurbağayı atma olar mı? bir şey daha hani o sırtına kaçan kertenkele var ya onu da ben atımıştım, o şişko çocuk diilll.

o şişko çocuğun günahını boşuna aldım desene. intikamım acı olmuştu ama, gözünün önünde leblebi tozu yemiştim şapıtdata şapırdata. zavallıcığımın nasıl da akmıştı ağzının suyu. üzüldüm bak şimdi.
neyse ben gidip 1 şeyler yazayım bari. bu üzüntünün üzerine güzel 1 yazı yazılır.

sütyen kopçası kadar bağlıyız hayata, don lastiği kadar gevşek ruhumuz.

:P deli şey...

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

serbest: son ahkâmlar

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu