zamanın geçmesinin değişiklikler getirceğini varsaymaktır. binlerce yıldır zaman geçiyor, ne değişiyor?
beklemek kendi başına bir fiil bu yüzden de beklerken başka işler yapılamazmış gibi, beklemem bitsin işlere öyle başlarım gibi de düşünülüyor. özellikle bekleme süresi belirsizse bu çok olası.
öte yandan beklemenin süresi belirli mi kesin bilemiyoruz. diyelim yarın sabaha kadar bekleyeceğiz, yarın sabah bizim için yoksa? olmayacaksa, uyandığımız bu sabah son sabahımız idiyse.
zamanla ilgili düşünceler, ister istemez "belirsilik"lerle kesişiyor. netlik, iyi ya da kötü bir sonuca ulaşmış belirsizlik insana kendisini rahat hissettiriyor. en azından ne yapacağına karar vermiş hale geliyor.
eski çalıştığım işlerin birinde işe başladığım ilk haftada biriyle tanışmıştık. "buraya geldiğimde 10 yıllıklar vardı nasıl geçer o kadar zaman dedim o zaman bu gün 17. yıl bitti. dün gibi." dedi bana o zaman uçmuş bu diye düşünmüştüm, uçmadığını anlamak için 10 yıl değil 10 günün bile geçmesini beklemek gerekmedi.
belirsizliğin daağılmasını bekliyoruz. belirsizlik dağılana kadar kendimizi oyalıyoruz. birkaç saat, bir kaç gün derken yıllar geçip gidiyor.
belirsizlik argümantasyonu ters kurmaktan çıkıyor. zaman duruyor bizler geçiyoruz. bir gün her şey daha iyi olacak yerine her şey olabileceği en iyi halde ve giderek daha kötüleşecek.
Birkaç yıl önce esti toplandık bi kaç arkadaş, bi astrolog bize başımıza gelebilecekleri anlatsın diye verdik paraları oturduk kadının karşısına (kadın da sonraları bi ünlü oldu, bi otoritelere karıştı ki sormayın) Üşenmedi hepimize tek tek ne zaman ölcez,ne zaman evlencez, ne işlerle meşgul olucaz, nerde yaşıcaz anlattı. Hani takmıcaktık, hani geyikti diye kendimize arada bir sorsak da üçümüz de hala kadının olacak dediği şeylerin olmasını beklemekteyiz. Bu da senin yazındaki beklemekten başka bir beklemektir, beklediğinin ne olduğunu bilip beklemek. Öneriyor muyum? Hayır.
zaman diye bişey olmadığından bize varmış gibi hissettirebilmek için futbol maçlarını kullanıyorlar. ne kadar uzak olursa olsun 10 ay, 10 yıl, düşlediğin anın gerçek uzaklığı o anı zihnine taşımak için geçen mikrosaniyeler kadar aslında. sağdan da soldan da yaklaşırken limitte tek bir an var, o da "şimdi".
asymptot serbest köşede:))) iyi iyi daha çok eğleneceğiz:)
beklemek gerek fonetik gerek eylem olarak çok tiksindirici geliyor yaa...Sıkıcı iştee
Beklemenin bir anlamı olmalı ve bunu anlamlı kılan da bence ümittir.Belki sinsice kimseye söylemeden o belirsiz anın gelmesini bekleriz.Gerçekleşmesini ümit ettiğimiz şeyi düşünürüz ve böylece beklemek dediğimiz o sıkıcı duruma katlanabiliriz.
@inan6666
zamanın saçları biz gibiyiz.
@dolap
geleceği bilmek geçmişi bilmek gibidir.
dün neler olduğunu bile bütün detaylarıyla bilmiyoruz/hatırlamıyoruz. dünü bilebildiğimiz kadar yarıniçin de öngörü de bulunabiliriz.
@deborahhh
biraz sabredin baharla birlikte mersin'e sirkler gelir eğlenirsiniz bol bol. sıkılmayınız hemen.
@bonnyamon
beklemekten kurtulmak gerek. umut insanın ayakbağı değil midir?
bence umut insanın ayak bağı değil;tamtersi onu hayata bağlayan kalın ve renkli bir kurdele gibidir.ölümcül bir hastalığa yakalanmış bir insana bile umudunu kaybetme diyorlar.neden acaba?''ben kanserim,hiç bir umudum kalmadı''diyen kişiler bir süre sonra ölüyorlar.ama hala hayatla ilgili umutları ve beklentileri olan insanlar var güçleriyle dayatıyorlar hayata.bunların örneklerini görüyoruz.ve benim hala umudum var:)
@serdarsabri
zaman yok bizler de yokuz. ilüzyonda da bizler geçip gidiyoruz. futbol maçları gerçekten de bu noktada çok işlevsel.
@bonnyamon
umut bu yaşamda daha iyi bir şeyler olabileceğini beklemektir, kötülüğün geçici olduğunu düşünmektir. ama en iyi gün bugündür, yarın daha iyi olmayacaktor. çevre daha toksik olacak. dünya daha yaşanmaz bir yere dönecektir.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.