Öyle bir şey ki bu, yaşamla ilgili tüm kaygıları bir kenara bırakıp tam anlamıyla birini düşünebilmek, onu düşlerde sevebilmek. Düşlerle yaratılan bir insan ve yanında onun bir de aslı. Peki ne ki bunun sebebi? Bir beklenti mi? Bir arayış mı? Belki de bir gereksinim. Bilimin feromonlarla açıkladığı olay olsa gerek bu. Aşk mı? Yalnızca tek taraflı mı peki? Her görüşte masum bir kalbin yerinde fırlayacak gibi olması hatta bir bakıma kırılması mı? Tüm umutların bir anda tükenmesi mi? Yoksa yaşama dair her şeyin toz pembe olması mı? Bitmek bilmeyen derin ve anlam yüklenmesi zor olmayan bakışlar ve büyük bir düşkırıklığı. Her gün tekrarlanıyor olmasına ne demeli? Yok mu bir sonu? Bir çözümü? Kendime olan güvenimi çoktan yitirmiş olmam kimin umurunda ki? Ortada sensizliğin duygusu, dinmesi uzun zaman alacak bir acı. Görebilmenin yanında sesimi de duyabilmenin zamanı değil mi artık?..
Gündüz Vassaf'ın "Cehenneme Övgü" kitabı başka birçok şeyi de süper anlatır. Bir de "Cennetin Dibi" vardı ama "Cehenneme Övgü" kadar iyi değildi.
Bir şehrin urgan satilan çarşilari kenevir kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa yagmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmiyorsa o şehirden öcalmanin vakti gelmiş demektir
Duygular paketlenmiş, tecime elverişli gövdede gökyüzünü kişkirtan şiir sahtedir gazeteler tutuklamiş dünya kelimesini o dünyadan, o şiirden öcalmali demektir
Ölüm gelir, ölüm duygusuna karşi saygisiz ve zekâ babacan tavriyla tiksinti verir söz yavan, kardeşlik şarkilari gayetle tikiz öcalinmazsa çocuklar bile birden büyüyebilir
Yargi kesin: Aci duymak ruhun fiyakasidir kin, susturur insani; adina çidam denir susulunca tutulan çetele simsiyahtir o siyah öcalmakcasina gür ve bereketlidir
Vandal yürek! Görün ki alkişlanasin ez bütün çiçekleri kendine canavar dedir haksizlik et, haksiz oldugun anlaşilsin yaşamak bir sanri degilse öcalinmak gerektir.
(1973) .
İsmet Özel
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.