Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "Sıkıcı mı neşeli mi?"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

tuttum
0

ben bir radarım

Etiketler: 

herşeyi görüyorum. bunu olağan sanıyordum ama baktım ki yanımdakiler hiçbirinin farkında değil, korkmaya başladım, adamakıllı korkmaya.

yürürken herkes aklından birşeyler geçirir. ben de kimin ceketinin altında hangi tür silahlar olabileceğini düşünüyorum.

geçen gün taksimde, beşiktaş dolmuşlarının kalktığı yerin biraz yukarısındaki yuvarlak bankların orda, izbandutun biri orta-yaşlı işadamı kılıklı birini yakasından tutmuş, elinde 20 santimlik bir bıçak(sadece kesici kısmı) "ver allahıma, vururum" diyordu. yoldan geçen de 3-5 kişi vardı bişey demiyorlardı. ben de demedim. hem eğer adam onu bırakıp beni tutsaydı, benim verip kurtulacak param da yoktu.

herneyse, bu iyice tuz biber oldu işte bütün radar gibi yaşamanın üzerine. herşeyi görüyorum. vapurda otururken kimin bize baktığını, kimin pis pis, kimin de kaçamak bakışlar attığını, kimlerinse hiçbişeyle ilgilenmeden sağa sola baktığını görebiliyorum. ve sokağın köşesinde otururken, çakallar kalkıp, kavga çıkarma amaçlı yaklaşırlarken, bunu ilk farkeden ben oluyorum.

hmm, çok masum bile olsam sokakta yürürken, her türlü pisliği asiliği bıraksam, yine de bela bana rastlamayacakmıdır günün birinde, peki ya ben fazlasıyla uysallaşmış olursam?

_sanırım, beni öldürüp bütün paramı almak istiyorsunuz. zahmete girmeyin... isterseniz sizi kuytu yere kadar yormadan şu üzerimdekileri vereyim, sonra da evde kendimi asarım. size başka nasıl yardımcı olabilirim?

bu arada neler oldu? istanbula bir mola verdim ve sanırım daha güçlü geri döndüm. ama tekrar ve çok çabuk tükenmeye başladım. evet, nerdeyse bir haftadır otostoptaydım. 5 ayrı yerde uyudum. altımda "ytong" sponsor firmamızın verdiği poşetler, üstümde de ayışığından başka birşey yoktu. fiziksel olarak da bir bitkinlikti ama sarhoş geçen gecelerin ardında yerin yedi kat dibine gömüldükten sonra yeniden doğulan bir gün varmış gibi geliyor bana.

sonuçta istanbula döndüm ve ilk gece insanın tepesindeki çatının çok önemli olduğunun farkına vardım. (ytong poşetleri ısıtmıyor) yol insanı güçlendiriyor ama, yağmur-çamur bir yana, vücut açısından en ufak bir düşüşte, insanın bir çatıya ihtiyacı oluyor. sonra bu çatıyı kaybetmenin ne demek olduğu geldi aklıma ve tepemden aşağı buz gibi sular döküldü.

ben bir çatı istiyorum. ekmek arası soğan ve peynir de güzel amma, sıcak bir yemek istiyorum. lanet olsun ki, hiçbiryere bağlanmak istemiyorum. aslında çoğu zaman hepsini çöpe atıp gitmek istiyorum.

ve tekrar tekrar, amerikan filmlerinde, çekirgenin, yıllar sonra sensei'nin özlü sözlerini hatırlaması gibi, babamın sözlerini duyuyorum: "daha ne yaptın ki?" evet hiçbir zaman babamın bir sözünden bu kadar etkileneceğimi sanmazdım ama... daha ne yaptım ki? her ne yaptıysam da, yapacaklarımın, yapabileceklerimin sonu yok ki...

işte böyle diyerek, woody allen'a da yaptığı filmler için teşekkür ederek hayata devam ediyorum. (yaw bu yazı günlük olmak için çok mu güzel oldu)


3 ahkam var
Önceki yazı: keyword

Ahkâmlar

şu şiir aklıma geldi birden:

"Ben Ruhi Bey, nasıl olan Ruhi Bey Nasılım Bir yaz ikindisinden çıktım geldim Diyelim bir pazartesiydi, biraz da şöyle geldim Kapıyı iyice kapadım - Kapadım mı, evet, kapadım - Çitlenbik ağacının altından geçtim Frenk üzümlerinden bir iki salkım kopardım Dişlerimle sıyırdım Sardunya renginde ve sardunya tadında idiler Biri fotoğrafımı çekiyorkenki gibi durdum Azıcık gülümsedim Ve dünya bana gülümsedi Çakılların üstünden yürüdüm Yürüdüm ki, bir sese benziyordum sanki Yüzyıllarca önce kırılmış bir kemik sesi İyice duydum"

hepsi şurada

derecede hatta çoookkk güzel olmuş.. ama ben bişe anlamadım :( -şimdi öncelikle niye uysal biri oluyosun? ne gereği varki? (üstelik malesef büyük şehirde yaşayanların hepsi radar durumunda) bu biiirrr -sen niye poşetlerle gezdin? bu sponsorlar o poşetlerle gez diyemi sponsor oldular? Bu iki -eğer onun için oldularsa niye üstüne örtemedin poşetleri? altında olma koşulumu var? bu üçç -hadi hepsinden geçtim de; bukadar yeri gezdin gezdin de bişe yapamadın mı? niye "ne yaptın ki?" sorusuna takıldın (bu güzel bişe, her devrede sorulması gerekir.. ama sen biraz umutsuz cevaplar vermişe benziyorsun)

bir yanlışlık olmalı; ben kimseye izin vermedim, ruhumu alsın diye... Çok mu geç kaldım? Duygular nereye gitti? Şov devam etmeli!...

üstüne örtersen de olur tabi, yağmur yağarsa üstüne örtersin ama fazla işe yaramaz. çatı her zaman en iyisidir. altında olması ise asıl nemin topraktangelmesidir. tabi MAT diye bir icat var ama dangalak kampçılar onu taşımaz. esasında mat delikanlıyı bozar. ben poşetleri alırken izin almamıştım YTONG da kızdı bana, "rezil ettin firmanın adını" dedi.

"ne yaptın ki" değil; "daha ne yaptın ki" yani istediğin kadar üreti hiçbirzaman yetmeyecektir. karşılığını alsan ya da almasan, ben "benden bu kadar, sıkıldım artık pes" deme hakkını kendimde görmüyor ve kimseye vermiyorum. yani sonuna kadar hiç ulaşamıyacağız diyorum. insanı hareket halinde tutmak için, "hiçbirşey bitmedi ve bu daha başlangıç" diyorum. bunun için "daha ne yaptın ki" diyorum.

uysal olma durumu, büyüme durumu. bütünün içine karışıp kaybolma durumu. ve bu gerçek bir tehdit benim için.

bir de herkesin pek te sensormatik olmadığını gördüm. yani en radar benim, en süper benim değil de. off bu ne biçim tedirginliktir ya, biraz gözlerimi kapatsam olmaz mı?

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

serbest: son ahkâmlar

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu