dün, aydın bir yurttaş olduğu için katledilen hrant dink'in, hem fiziki hem de ruhani açıdan pırıl pırıl bir havada gerçekleşen cenaze törenindeydim.. oturduğum kadıköy'den karşıya biraz geç geçtiğimden korteji yolda karşılarım düşüncesiyle karaköy'den bankalar caddesi boyunca yürüyerek şişhane'ye, oradan da tepebaşı'na gittim..
caddeler bomboş, oradan geçecek cenazeyi ve onu yolcu edecek yürüyüşçüleri bekliyordu.. kasımpaşa manzaralı yüksekçe bir yerde yerimi alarak hem bir kaç fotograf çekmeyi hem de korteji bir müddet seyretmeyi umuyordum.. biraz sonra hrant dink'in cenazesinin bulunduğu araba ve onu takip eden on-onbeş arabalık bir konvoy önümden geçti.. henüz yürüyüşçüler görünürde yoktu.. ben de caddeye inerek, tarlabaşı yönüne doğru yürümeye başladım..
az sonra, büyük bir kalabalığın bana doğru gelmeye başladığını gördüm.. çocuk, genç, yaşlı, erkek ve kadın binlerce istanbullu çoğunun ellerinde küçük yuvarlak dövizlerle önümden geçmeye başladılar.. dövizlerde, siyah zemin üzerine beyaz harflerle "hepimiz hrant dink'iz", "hepimiz ermeni'yiz" yazıları göze çarpıyordu..
bir süre kenardan seyrettiğim bu muhteşem kalabalığın sonunun geleceği yoktu; insanlar, hayatlarında büyük ihtimal hiç karşılaşmadıkları, belki de yüzünü bile görmedikleri, kalleşçe kıyılmış bu aydınlık yürekli insana son görevlerini yapmak üzere önümden akıp geçiyorlardı.. orada bulunan herkesin yüreklerindeki heyecanı hissetmemek imkansızdı..
yürüyenlerin alkışlarına evlerden ve biz seyircilerden karşılık veriliyor; adeta tüm insanlar tek yürek ve o yürekte de hrant dink baş köşeye oturtulmuş halde, üzgün ama mutlu birbirlerini alkışlıyorlardı.. bu mutluluk, onbinlerce aydınlık ve iyi insanın çevremizi saran tüm kara, kapkara kötülüklere karşın birbirleriyle buluşmanın, ruhen kucaklaşmanın bir belirtisiydi..
artık ben de, seyirci/fotografçı olmaktan çıkmış, bu hüzünlü, mutlu ve görkemli insan seline katılmış yürüyordum..

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.