Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "3'lü Işık Sistemi"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Çanakkale Şehitlerine...

\

\
\
\
\
\
\
\
\
\
\
\


50 ahkam var

Ahkâmlar

Mehmet Akif'in en güzel şiiridir derim ben. (İstiklal Marşı'nı Türk milletine hediye ettiği için kendi şiiri saymamış, Safahat'ına almamıştır.)
Sondan ikinci resim (iki askerin olduğu) bir iki yıl önce beni fazlasıyla etkilemiş, duygulandırmıştı. Ama galiba onlar Türk askerleri değilmiş.

bazen sesini duyurabilmen için susman gerekir

benim bildiğim kadarıyla türk askeri exorientelux.

H.H.H. Ol.

Bütün ülkenin 18 Mart Çanakkale Haftası kutlu olsun.

H.H.H. Ol.

Uçağın önünde 2 askerin olduğu resim savaş sırasında çekilmemiş. Resim memleketin her tarafına yayılınca son 1-2 senede, adamın biri babasını tanıdı ve x havaalanı tamirhanesinde sanırım 1925 ler gibi bir tarihte çalıştığı röportajını görmüştüm.

Her millet icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortak sayılır.
hayat suda başladı salus per aquam

‘Sen şehit oğlusun yazıktır incitme atanı’

H.H.H. Ol.

evet o ve bir çok eser okunmalı, Turgut Özakmanın Diriliş adlı yeni yazmış olduğu kitabıda var bu konuyla ilgili.

INCIR CEKIRDEGI, açıkcası savaş anında olup olmamasından çok savaş duygularını ve insanlar üzerindeki ağırlığını yansıtacak resimleri tercih ettim nacizane olarak. senin dediğini daha önce duymuştum ama nerde, tam olarak hatırlamıyorum.

H.H.H. Ol.

konuyu saptırma niyetim yoktu vallahi.

Her millet icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortak sayılır.

Çanakkale Muharebe Alanları Gezi rehberi

kitabın içinde 4 tane de çok şahene ölçekli harita var...

hayat suda başladı salus per aquam

iyi niyetinin farkındayım INCIR CEKIRDEGI muzdarip olma lütfen.

H.H.H. Ol.
Çanakkale Şehitlerine

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?

En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.

-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-

Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.

Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!

Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'

Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,

Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,

Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.

Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,

Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!

Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:

Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.

Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...

Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!

Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,

Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,

Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;

Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.

Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...

Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.

Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,

Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;

Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;

Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;

Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.

Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,

Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.

Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;

O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...

Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el,
ayak,

Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.

Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,

Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.

Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,

Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.

Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...

Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!

Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;

Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?

Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?

Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,

Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;

Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;

'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.

Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:

İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.

Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...

O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,

Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...

Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?

'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.

Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...

Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.

'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;

Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,

Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;

Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,

Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;

Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,

Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,

Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;

Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;

Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...

Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.

Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,

Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,

Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...

Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;

Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;

Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,

Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,

Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif Ersoy

Sen link vermisin ama ben buraya koyuyorum. Daha kolay okunsun diye. Tesekkür ederim kardesim. Allah tüm sehitlerimize rahmet etsin...

Bunca dostluklar, meger sahte yalanmis, Hafif yalakalarla yagcilarla donanmis, Manso Lesor mu gitmis? Demek ki" her seni seviyorum diyene inanilmazmis...

kopyala yapıştır yapmıştım xnicox ama artık o şekilde yayınlamadıklarını söylediler ve link olarak düzeltildiğini. yoksa açık açık okunuyordu. teşekkür ederim ince düşüncen için iyi olmuş.

H.H.H. Ol.

Bunu düsündüm inan. Ama kopyalari yayina almiyorlar. Ben de bunu bildigim icin yaptim bunu...

Bunca dostluklar, meger sahte yalanmis, Hafif yalakalarla yagcilarla donanmis, Manso Lesor mu gitmis? Demek ki" her seni seviyorum diyene inanilmazmis...

tekrar teşekkür ederim xnicox.

H.H.H. Ol.

Böyle nasil???

Bunca dostluklar, meger sahte yalanmis, Hafif yalakalarla yagcilarla donanmis, Manso Lesor mu gitmis? Demek ki" her seni seviyorum diyene inanilmazmis...

çok daha iyi olmuş, daha okunaklı, diğer türlü okumak zor oluyordu.

H.H.H. Ol.

Elime saglik mi demek istedin? Iyi ben de tesekkür edeyim bari.)

Bunca dostluklar, meger sahte yalanmis, Hafif yalakalarla yagcilarla donanmis, Manso Lesor mu gitmis? Demek ki" her seni seviyorum diyene inanilmazmis...
\
H.H.H. Ol.
\
H.H.H. Ol.

Bilindik gerçeklerden biri;

Seyit Ali Onbaşı

Çanakkale Savaşlarında Deniz Savaşları sırasında Seddül- bahir açıklarında bulunan düşman gemileri Morto Koyu ile Seddü l- bahir tepesini sürekli bombardıman altına almışlardı. Türk mukavemeti gittikçe azalıyordu. Kendilerini Allah ın koruyuculuğuna bırakan Türk birlikleri şehitlik mertebesine ulaşmayı arzu edercesine, kaçmak yerine son gayretleriyle mücadele ediyorlardı. Bu sırada bir İngiliz gemisinden atılan büyük bir bomba Morto Koyu sırtlarındaki bir topçu birliğimizi toptan

imha etti. İçlerinden yalnızca Seyid Ali Çavuş kurtulmuştu. Çavuş etrafındaki manzara karşısında duyduğu ızdırap ile dünyada eşine az rastlanacak bir olay gerçekleştirdi. Duyduğu acı ile normalde üç kişinin zor taşıdığı 257 kiloluk bombayı yerinden tek başına kaldırdı, taşıdı, topun namlusuna

sürdü ve ateşledi. Bu mermi gideceği yeri de biliyordu. Queen Elizabeth gemisinin bacasından içeri girdi ve gemi ortadan ikiye ayrılarak battı. Burada, 257 okkalık bir mermiyi kaldırarak olağanüstülük gösteren Seyit Ali Onbaşı ile ilgili menkıbeyi Mehmet İhsan GENİŞÇAN, eserinde şöyle

anlatıyor: " Ne hikmetse bataryada tek top ayakta kalabilmiş, fakat onun da vinci kırılmış olduğundan mermileri namluya sürülemiyordu. Yüzbaşı Hilmi Bey , etrafından birilerinden yardım alabilmek düşüncesiyle bataryadan uzaklaştığı sırada Niğdeli Ali ile Koca Seyit ümitsiz ve perişan ne yapacaklarını düşünüyorlardı. " Ulu ve yüce Allah tan başka hiçbir güç ve kuvvet yoktur. " duası Seyit in ağzından nûr tanesi

gibi dökülmeye başladı. Seyit Ali, bu duayı defalarca okudu. Bu yakarış şüphesiz hiç kimseninkine benzemiyordu. Aşk ile kendinden geçmesi ve

257 okkalık top mermisini kucaklayıp omzuna alması bir oldu. Demir basamakları tam üç kez inip çıktı. Yanında bulunan Niğdeli Ali,

Seyit in göğüs ve omuz kemiklerinin çatırtısını duyuyor, hayret ve dehşet içinde kalıyordu. Topun namlusuna sürülen üçüncü mermi savaşın kaderini böylece değiştiren olayı yaratmış ve İngilizler e ait "Ocean" isimli zırhlı, bu merminin isabetiyle korkunç yara almıştır. Aynı gün

geç saatlerde Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevki Kumandanı Cevat Paşa, ödül olarak Seyit e onbaşılık rütbesini verdi. Merminin bir defada kendi huzurunda kaldırılmasını istedi. Bunun üzerine Seyit Onbaşı, Cevat Paşa ya şu cevabı verdi: " Ben bu mermileri kaldırırken gönlüm, Allahın

feyziyle doldu. Ancak bu kuvvetin sırrı o anda bana Allah ın ihsan ettiği bir vergi idi. Bu ağırlığı kaldıracak kadar bir makam varmışsam bu dua ve rıza ile olmuştur. Ancak şimdi kaldırmam mümkün değildir kumandanım"

H.H.H. Ol.
\

Ben; Orta Asya'dan Türeyen,
Anadolu'da Büyüyen,
Avrupa İçlerine Yürüyen TÜRK'üm !

Ben; Dağlarda Gemi Gezdiren,
Taşlara Destanlar Kazdıran,
Tarihi Baştan Yazdıran, TÜRK'üm !

Ben Adalete, Ben Mertliğe Örnekler Veren,
Ölüm - Kalım Savaşına Gülerek Giden,
Yeryüzünde Her Murada Eren TÜRK'üm !

Ben; Sancaklara, Tuğlara Baş Eğdiren,
Beylere, Paşalara Hil'at Giydiren,
Kılıcını Üç Kıt'ada Gezdiren TÜRK'üm !

Ben; Atilla'yı, Yavuz'u, Fatih'i Var Eden,
Kralları, İmparatorları Kendisine Yar Eden,
Düşmanına Dünyasını Dar Eden TÜRK'üm !

Ben; Şahları, Sultanları Kul Edinen,
Altınları, Elmasları Pul Edinen,
İncili Kaftanları Çul Edinen TÜRK'üm !

Ben; Zafer Rüyasını Görenlere Saç Yolduran,
Hezimete Uğratıp, Ümitleri Solduran,
Müzelerde Baş köşeleri Dolduran TÜRK'üm !

Ben; Damarlarında Asil Kanın Aktığı Irkım,
Benden Bahseder Destanım, Ağıtım, TÜRK'üm,
Ben TÜRK'üm, Taa İliklerime Kadar ATATÜRK'üm.

Bunca dostluklar, meger sahte yalanmis, Hafif yalakalarla yagcilarla donanmis, Manso Lesor mu gitmis? Demek ki" her seni seviyorum diyene inanilmazmis...

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda
Gördüğün bir tümsek, Anadolu'nda,
İstiklâl uğrunda, namus yolunda
Can veren Mehmed'in yattığı yerdir.

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed'in düşmanı boğduğu sele
Mübarek kanını kattığı yerdir.

Düşün ki, haşr olan kan, kemik, etin
Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir. Necmettin Halil ONAN

Nice insanlar gördüm, bir rumuzu yok. Nice rumuzlar gördüm, içinde insan yok.

ELİF'İN KANISI

Yediyordu elif kağnısını,
Kara geceden geceden.
Sanki elif elif uzuyordu, inceliyordu.
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar.
İnliyordu dağın ardı, yasla
Her bir heceden heceden. ****
Mustafa Kemal'in kağnısı derdi, kağnısına.
Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
Çabuk giderdi, çok götürürdü elifçik,
Nam salmıştı asker içinde.
Bu kez yine herkesten evvel amıştı yükünü,
Doğrulmuştu yola, önceden önceden. ****
Öküzleriyle kardeş gibiydi elif.
Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar.
Kocabaş çok ihtiyardı, çok zayıftı.
Mahzundu bütün bütün sarıkız, yanı sıra.
Gecenin ulu ağırlığına karşı,
Hafiftiler inceden inceden. ****
İriydi elif, kuvvetliydi kağnı başında.
Elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri.
Kınalı ellerinde rüzgar geçerdi daim.
Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına.
Alını yeşilini kapmıştı, geçirmişti
Niceden niceden. ****
Durdu birdenbire kocabaş, ova bayır durdu.
Nazar mı değdi göklerden, ne?
Dah etti, yok, dahha dedi, gitmez.
Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gacır gucur,
Nasıl dururdu Mustafa Kemal'in kağnısı?
Kahroldu elifçik düşünceden düşünceden. ****
Aman kocabaş, ayağını öpeyim kocabaş
Sür beni, öldür beni, koma yollarda beni
Geçer götürür ana, çocuk mermisini askerciğin
Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım,
Bak hele üzerimden ses seda uzaklaşır
Düşerim gerilere, iyceden iyceden. ****
Kocabaş yığıldı çamura,
Büyüdü gözleri büyüdü yürek kadar
Örtüldü gözleri örtüldü hep.
Kalır mı Mustafa Kemal'in kağnısı bacım?
Kocabaş'ın yerine koştu kendini elifçik,
Yürüdü düşman üstüne yüceden yüceden

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

Bu şiir var ya bu şiir ... Çok güzel ...
Bu arada şiirin adı "Mustafa Kemal'in Kağnısı" :)

bazen sesini duyurabilmen için susman gerekir

Evet ben de tereddüt ettim 'Elif in Kağnısı'' olarak geçen yerler de var, ama haklısınız sanırım, aklımda hep böyle kalmış, zannediyordum ki şiirin adı ''Elif in Kağnısı'' Elif kağnısına '' Mustafa Kemal in Kağnısı ''adını koymuş..

henüz okumayanlara tavsiyemdir!

Canim VATANIM TÜRKIYEM...
Canim VATANIM TÜRKIYEM...
Bunca dostluklar, meger sahte yalanmis, Hafif yalakalarla yagcilarla donanmis, Manso Lesor mu gitmis? Demek ki" her seni seviyorum diyene inanilmazmis...

Canakkale savasinda sadece Turkler savasmadi, o zamanlar osmanli devam ettiginden kurdunden arabina tum musluman halklardan insan vardi bu topraklar icin savasan...
ayrica; Baby700 kitabinda canakkale savasini kazanan ordularin romanya ve makedonyadaki cephelerde eridigini ve yok oldugunu belirtmistir.
Hamasi duygulardan uzak iyi arastirilmis tarihi bir kitap oldugundan baby700`un ``siperin ardi vatan`` kitabini muhakkak okuyun.

NEDEN BABA

Yıl

2030
kızım 20,

ben 49 yaşındayım...

'Baba bizim bayrağımızda sizin zamanınızda
Ay-yıldız varmış neden

şimdi haç işareti ve anlamını bilmediğim renkler var?

2 arkadaş okulda tavan arasında eski
bir atlas bulmuştuk, o atlasta
gördük daha önce Edirne'den Kars'a kadar Türkiye
toprağı imiş, şimdi neden

o haritanın 1/5'ine Türkiye diyoruz?

Eskiden her mahallede 1–2 cami varken,
şimdi neden her ilde bir cami

var, dedem bahsetmişti daha önce ezan denen bir şey
varmış, günde 5 defa

camilerden okunurmuş şimdi bu çan sesleri ne baba?

Filistinlilerin zamanında topraklarını
parça parça satarak İsrail'in

kurulmasına sebep olduklarını hiç mi bir yerde
okumadınız da, topraklarımızı

sattırıp
şimdi bu ufacık alana bizi hapsettiniz? Siz atalarınızdan böyle mi
aldınız bu toprakları?
emaneti böyle mi korudunuz? Günden güne topraklarımız satılırken
siz
uyuyor muydunuz baba?

Baba küçükken herkesin beni Ayşegül diye çağırdığını hatırlar gibiyim

şimdi neden bana Angel diyorlar, beni kulağıma
Angel ismini ezanla sen mi
SÖYLEDİN?

Bizim evin önünden tanklarla geçen Amerikan askerleri kim baba? Her
gün bize hakaret ederek ve sizi her gördükleri yerde coplayarak
demokrasi! mi getirdiler
baba? Bize okulda demokrasinin tanımını daha farklı öğretiler sanki

Elime geçen gün bir kitap geçti baba, senin gençliğinden kalan. Biz Ankara'ya taşınmazdan önce memleketimizin ismi Gaziantep'miş ve 6317
şehit vererek 'Gazi' lik ünvanını kazanmış. Neden şimdi oraya başka bir isim takmışlar baba.

Baba o kitapta Atatürk diye birinden de bahsetmişti. O her kimse 1933'te Bursa'da bir nutuk vermiş, ben şimdi bile ne kastettiğini
anlayabiliyorken, sizin gençliğiniz bu kadar mı cahildi de o uyarıları dikkate almadınız?

Süleymaniye'de askerimizin başına
çuval geçirmişler ve sen o dönemde gençtin, hiç mi kanın donmadı baba? Neden hesap sormadınız? Bunları görmezden gelen yöneticilerinize?

O az önce bahsettiğim Atatürk size bir hitabe yazmış ve sizi hain yöneticilere ve uşaklara karşı uyarmış ve hitabenin sonunda da 'Muhtaç
olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur' demiş. Baba kanınız o kadar bozuk mu ki ülkemizi bu hale getirenlerin yakasına yapışmadınız ?

Baba Türkiyeli ne demek? Biz Türk çocuğu değil miyiz? Soyumuz belli değil mi bizim?
O kitapta okumuştum 'Ne mutlu Türküm diyene' yazıyordu. Peki, baba ben neden mutlu değilim? Türküm demek suçsa ve kötü bir şeyse siz eskiden neden söylerdiniz?

Baba biz Kurtuluş Savaşı denen bir şey yaşamışız. Kitaba göre
dünyanın gördüğü en
şanlı savaşmış ve o savaşta 4 milyon şehit vermişiz. Madem bu vatandan
bu kadar kolay vazgeçecektiniz de neden o kadar şehit verdiniz?

Hiç mi kitap okumadınız? Hiç mi sizi uyaran olmadı, hiç mi göremediniz ülkemizin peşkeş
çekildiğini? eğer farkında olduysanız ve duygusuzca evinizde oturduysanız sizin
o hainlerden ne farkınız kaldı? Allah'ın huzuruna hangi yüzle çıkacaksınız baba.

'Vatan sevgisi imandandır' diye bir hadis varken hadi diyelim ki Türklüğünüzden vazgeçtiniz
bari İslam'ın emrine uysaydınız.

Senin eski cd'lerden dinledim baba, bizim de bir İstiklal Marşı'mız varmış. O marşı yanlızca
körü körüne mi ezberlediniz? Atalarımız sizi her fırsatta uyarmış, demiş ki 'Ey Türk titre ve kendine dön'. Baba ne zaman titreyeceksiniz? Ankara'yı da kaybettikten sonra mı? Bundan 23 yıl önce titremediyseniz eğer artık hiç bir şey titretemez sizi.

Baba sen son bağımsız olan Türkiye Cumhuriyetini gördün.'Ya devlet başa, ya kuzgun leşe' diyebilecek bir Hasan Tahsin, bir Şehit Şahin, bir
Sütçü İmam yokmuydu aranızda? Yazıklar olsun baba sizin gençliğinize!

Bu günleri göreceğime hiç doğmasaydım baba. Türklüğünüzden utanmadınız hiç olmazsa
insanlığınızdan utansaydınız baba. Bu vatan göz göre göre altınızdan kayarken hiç olmazsa ŞEREFİNİZLE ÖLEMEDİNİZ Mİ?

HER GÜNÜM CENAZE HER GÜNÜM ŞEHiT

BUNLARIN SEBEBİ BİR İT OĞLU İT

UYAN TÜRK EVLADI UYUMA UYAN

OTUZ KUPONA ALINMADI BU VATAN

Hala boğazından coca-cola geçebiliyorsa
hala mcdonalds'ta hamburger
yiyebiliyosan hala marlboro içiyosan!!
Lanet et kendine! Kökenin ne olursa olsun ŞEHİTLERİMiZE üzülüyorsan
Amerika ya para verip pkk'ya silah yollamalarına izin verme!!!

H.H.H. Ol.
Eskiden her mahallede 1–2 cami varken,
şimdi neden her ilde bir cami
burda bi yanlışlık var sanırım. Çünkü artık mahallede ki yetmiyor. her sitede bir cami, her sokakta 2 cami var. Oysa köy okullarımız kapatılıyor. öğrenci sayısı az diyerek. çocukları merkeze okullarına gönderıyorlar ve köylere imamlar atanıyor 1 cami varken 2. cami yapılyor ben de bunlardan rahatsızlık duyuyorum..
yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine...

bu bu güne endeksli bir yazı değil akoni. 2030' u baz alarak yazılmış. bana da bir mail yoluya geldi bu yazı burda yer almasının uygun olacağını düşündüm. ki bu ayrıntı diğer ayrıntılar yanında bir nüans sadece!

H.H.H. Ol.

2030 hiç düşünmek istemiyorum, bu gidişle camiler mantar gibi daha çok bitecek, hatta şöyle diyeyem. İstanbul' da yeni yapılan sahil yolun da deniz kenarında bir değil kaç cami yapıldı. Hala daha yenileri yapılmakta, sonrada ezan okunurken denize girilir mi ? diye yorumlar yapılıyor orda ki mekanlar kapatılsın isteniyor.

yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine...

Akoni camiye gidermisin hiç?

neden sordun @Anthro, bunun benim camiye gidip gitmememle ne alakası var anlamadım.. sorun ben değil yapılan camilerin çokluğu

yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine...

neden sordun @Anthro, bunun benim camiye gidip gitmememle ne alakası var anlamadım.. sorun ben değil yapılan camilerin çokluğu

yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine...

neden camiyi istemiyorsun akoni?

H.H.H. Ol.

camiler müslüman toplumlarında bütünlüğü sağlayan unsurlardan biri. sosyal açıdan bakacak olursak eğer.

H.H.H. Ol.

Öncelik eğitim için okulların olmasından yanayım. Gelecek nesiller çağdaş, bilgili ve kültürlü olmalı. cami okul öncesi çocukların değil, belli bi yaştan sonra ki insanların gideceği manevi huzuru bulabileceği yer olarak düşünüyorum.

yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine...

aksini iddaa ettiğimi hatırlamıyorum zaten!

H.H.H. Ol.

hatta aynı düşüncedeyim.

H.H.H. Ol.

Hayır, rahatsız olduysan soru mu geri de çekerim. (gerçi artık çekemiyoruz ama) İnanç konusunu hiç sorma adetim yoktur ama konu gerektirdiği için sordum.
Sadece şunu söylüyüm o zaman. Nüfus artıyorsa yeni okula ihtiyaç duyulur, yeni hastanelere ihtiyaç duyulur ve de yeni ibadethanelere ihtiyaç duyulur.
İnsanların şu eskiden yapılan camiler neyimize yetmiyor lafından rahatsız oluyorum. Osmanlı'nın İstanbul'unda yaşamıyoruz değil mi? 12 milyona ulaşmış şehirde sürekli yeni camiye yeni okula, yeni hastane vs'ye ihtiyaç duyulması normal değil mi? Okuldan rahatsız olmuyorsan camiden de rahatsız olmamalısın. Sonuçta hiçbir cami devlet bütçesi ile yapılmıyor, hayırseverler yaptırıyor. Çoğu zaman arazisini dahi halk hiybe ediyor. Bu kimilerini neden rahatsız eder?
İstersen hiç gitmeye bilirsin camiye ama ben bu hafta Ankara'da cumja namazı için gittiğim camide önümdekinin ayaklarına secde etmek zorunda kaldım. Camniye gitmeyen insanlar için cami sayısı yeterli olabilir ama camiler ibadet eden insanlar için açılır ve onların ihtiyaçlarına göre de açılmalıdır.
Nüfusu artan bir toplumda yeni cami açılmasından rahatsız olmanın alemi ne? Restorant sayısı da artacak, okul sayısı da diğer sosyal tesis sayıları da. Her açılan cami için rahatsızlık dile getirilmesi o kişileri dine karşı tahammülsüz gösteriyor. İhtiyaç yoksa, boş kalacak camiyi kim neden açmak istesin ki?

Ben onun için camilerin çokluğundan rahatsızlık duyduğumu söyledim.

yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine...

@Anthro, sorundan dolayı rahatsızlık duymadım. İnançları insanlar içlerinde yaşar veya yaşamaz kendi kararlarıdır saygı duyarım. Ben adım başı cami inşaatına raslarken birazcık da okul inşaatlarına raslamak isterdim.

yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine...

Ama işte bu ikisini birbirine rakip gibi görmek yanlış bence. Okul yapılıyor diye spor tesisleri yapılmasından rahatsızlık mı duymalıyız, yada hastane, sosyal tesis. Dediğim gibi nüfusu artan bir toplum olduğumuz sürece.. ve de pıtrak gibi biten yüzlerce yeni siteler kurulduğu sürece biz de yeni cami inşaatı göreceğiz. Ankara'da dedim, geçen haberlerde de görmüşsündür. CHP'li Çankaya belediyesi cami inşaatı durdurdu. O cami inşaatı çevresindeki camilerde cuma günü yer bulmak mümkün değil. E, insanların inancına karşı bu denli yabani bir parti olursa da olacağı şu an ki durum oluyor haliyle. Hoş bir durum mu bu? Camiye engel çıkaran bir belediye olmak? İnsanları üstüste bir şekilde dini ihtiyaçlarını gidermek zorunda bırakmak. Yapmıyor, üstelik bir de engel çıkarıyor.
Heralde kimse okuldan da rahatsız olmuyor. Hatta okulları yaptıranlar da gene aynı bu halkın içinden çıkan hayırseverler. Okulu da camiyi de aynı halkın içinden çıkan insanlar yaptırıyor. Ama cami-okul karşıtlığı sunmak, insanları sanki ikisinden birini tercih etmemiz gerektiği gibi bir durum doğuruyor.

akoni;

eğitim yerlerinin azlığını göz önünde bulundurarak camilerin çokluğunda şikayet etmek...

bundan iki yıl önceydi ankara üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi bölümünden bir arkadaşım vardır. ingiltereden gelen bir misyonerle aralarındaki diyaloğu bana anlatmıştı. grup arkadaşlarından biri
"ne kadar çok cami var bu ankara' da" diyerek sitemde bulunmuş camilerin çokluluğuna.

ingiliz misyonun söylediği şu olmuş hiç çekinmeden " biz sizin o camilerinizdeki bütünlüğü bir bozabilsek her şey çok daha kolay olacak."

eğitim yerlerinede ihtiyaç var muhakkak. lakin şu da göz önünde bulundurulmalı. eğitim yerlerine ihtiyaç duyulduğu kadar mevcut eğtim yerleri ne kadar verimli kullanılmakta. bir çok öğretmen devletin sırtından bedava geçinmekte. meb' ka eğitim fakültelerinin hiç birini sevmiyor. eğitimci yetiştiremediklerinden dem vuruyor sürekli olarak. Allah bu konuda sonumuzu hayır etsin.

ben eğitim fakültesi öğencisiyim. şu an staj yaptığım okulda yüzlerce çiğdem gibi çocuk var. geleceğin yetişkinleri. lakin o kadar kötü eğitiliyorlar ki! bazen, okumasalar daha mı iyi diye düşünüyorum. umarım bu durum bir an önce düzelir.

H.H.H. Ol.

Mustafa Kemal Atatürk’ün 1934’de Çanakkale’de yabancı ülkelerden, evlatlarının mezarlarını ziyarete gelenler için düzenlenen törene gönderdiği mesaj:

“Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar: Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sukun içinde uyuyunuz! Sizler Mehmetçiklerle yanyana, koyun koyunasınız.

Uzak diyarlardan evlatlarını savaşa gönderen analar:
Gözyaşlarınızı siliniz! Evlatlarınız bizim bağrımızdadır.
Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır

Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra
artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

Yaşadığımız bu topraklara ve Cumhuriyetimize çok kolay sahip olmadığımızın bilinmesi ve unutulmaması gerekiyor...

Onun içindir ki, İZİNDEN hiç ayrılmadık her zaman İZİNDEYİZ...

\
işte o zihniyetin sanat eseri. Türkiye'de sanata verilen değerin fotoğrafıdır...
Devlet tiyatrosunun elinden alınan tarih sahnesinin, ' tabelası bile indirme gereği duyulmadan ' köfteci dükkanı haline getirildiğinin fotoğrafıdır...
yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine...

Güzel.. peki bunun cami yaptırmayla ilişkisi nedir?
Cami yapan insanların köftecisi miymiş bu?
Böyle örnekler vererek bu kez de tiyatro ile cami karşıtlığı sunmak sadece tiyatroyu antipatik hale getirir.
Hala anlayamıyorum Akoni. Müslüman mahallesinde camiye alerji duymanınn mantıklı bir sebebini göremiyorum.
Tiyatroyu sevmen gayet doğal, tembel çocuklar dışında kimse de okula düşman değildir. Ama cami yapılmasından rahatsız olmanın sebebi nedir?
Cami yapınca okul, hastane, tiyatro yapılamaz diye bir kural yok sonuçta.

kurban düşmanlığından sonra cami düşmanlığı, ikiyüzlü çokyüzsüzlüğün bu kadarı bilumum dansözlere göbek attırır, taş çatlatır.

Nice insanlar gördüm, bir rumuzu yok. Nice rumuzlar gördüm, içinde insan yok.

Benim merakım şu: Madem başka yazılarda "dinler insanları korkutmak için uydurulmuş şeylerdir" diyoruz. Neden takıyye yapıp başka yerlerde "İslam aslında şöyle, böyle olmalı" gibi iki yüzlülükler yapıyoruz. "Dinimiz.." diye başlayan sahte cümleler arkasına saklanıyoruz. Din hakkında sıfır bilgi sahibi olmanın korkusu ile dine saldırıp duruyoruz? Merak evrendeki herşeyin hakikatını öğrenmek için kafi olan bir araç. Bilmediklerini ya merak edip araştırır insan, yada ondan korkup kaçıp başka şeylere sığınır.
Hiçbirşeyi öğrenmek için geç değil. Hele ki internet gibi bir nimet önümüzde iken. Tabi bilme özgürlüğü bireye aittir ama mabedime laf söylettirmeme vazifesi ise bana aittir. İsteyen, istemiyorsa benim inancıma sahip olmayabilir. Ama yeter ki Amerikan askerlerinin Irak'taki camilere roketleri ile yaptığını buralarda sözleri ile yapmaya kalkışmasın.

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

Merhaba

hafif.org enteresan şeyler araştırıp, birbirimizle paylaştığımız bir topluluk blogudur. Aynı zamanda gelirini yazarları ile paylaşan pillinetwork'ün bir parçasıdır. isterseniz siz de katılabilirsiniz.
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

serbest: son ahkâmlar

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu