Uykuya kapanan bir çift göz, hayallerinin gerçekleştiğini görmek isteyen, imkansıza inanmak isteyen. Rüya zamanı şimdi.
Rasyonel Düşünceler Ülkesi’ndeyiz. Kâr – zarar prensibinin insan ilişkileri dahil her şeye uygulanabildiği bir ülke. İnsanların sevgilerini yüz birimlik üniteler olarak görüp maksimum geri dönüşüm için adam seçerek dağıttığı yer. Bu yüzden hiç bir zaman sabit düzeyde sevgiler görmüyoruz. Bu yüzden insanlar birilerinden ayrılırken, başka birileri yakınlaşıyor. Peki herkes kâra mı geçiyor? Haha. Tabi ki bunu düşünmek saflık olurdu. Çünkü o zaman bir denge olmazdı değil mi? O yüzden birileri kâra geçerken, birileri zararda oluyor. Hatta öyle rivayet edilir ki, zararda olanlar, gözlerini karartıp herkesin kârda olduğunu düşünecek kadar saf olanlarmış.
Öyle bir ülke ki burası her şey onay istiyor. Yaptığımız her şey belki ailemizden, belki bir adminden, belki de vicdanımızdan onay beklerken özgürlükten ne kadar bahsedebiliriz? Yapılan bir işin sonu basit bir evet hayıra bakıyorsa, her şeyde nasıl kendi kararlarımızı verdiğimizi savunabiliyoruz. Aslında bu onay meselesi her zaman bir şeyler tarafından yönetildiğimizi kanıtlamıyor mu bize? Yoksa kendimi yönetiyorum diyenler yalan mı söylüyorlar? Zor bir soru. Sadece onaysız iş yapılmadığını biliyoruz burada. Olur da yanlış bir şey yapılırsa suç onayı verene atılıyor hemen, vicdanımız ise baş onaycı olarak en büyük suçlu.
Açılıyor bir çift göz, Rasyonel Düşünceler Ülkesi’nden kaçarak. İstediklerini bulamamış orda belli. Hayalleri insanların kâr – zarar ilişkilerine kurban gitmiş, imkansızı istemesi net bir şekilde “hayır” cevabını almış onaycısından. Neyse ki sadece bir rüya gördükleri için şanslı o gözler. Gerçek böyle değil en azından diyorlar, böyle olmadığına inanmak istiyorlar.
Tekrar uykuya kapanmadan önce son bir soru soruyor gözler sahibine, belki de vicdanına:
Az önce gördüğümüz yerin gerçekliğini, bu garip ülkeyi onaylıyor musun ? Evet veya Hayır.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.