Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan yenimecra.org'da: "Şekilciyiz Biz"

Ön Sayfa yazıları gösteriliyor. (Çok tutulanları ya da tüm yazıları göster)

\
"Bir Balığın Bir Bisiklete İhtiyaç Duyduğu kadar Bir Kadın Bir Erkeğe İhtiyaç Duyar"; 1970'lerde batı toplumlarında ve üniversitelerinde esen feminist fırtınalarının bir üniverisite duvarına bıraktığı bir cevaptır bu. Bu tespit genellikle Gloria Steinem'e atfedilir. Ancak diğer bir iddiaya göre de bu yazı Florynce Kennedy'nin yada meçhul bir eylemcinin 1969 yılında Wisconsin Üniversite duvarlarına yazdığı bir duvar yazısıdır.

Ancak bu yazıyı 2000'lere yeniden taşıyanın Gloria Steinem olduğu bir gerçektir. Time dergisinde yazdığı bir yazıda erkeğin kadına olan güvenini balığın bisiklete olan ihtiyacı (kadının erkeğe olan ihtiyacı) ile örtüştürmektedir.

U2 grubunun, Tryin' To Throw Your Arms Around The World adlı şarkılarında bu duvar yazısını aynen zikretmesiyle tam bir slogan halini almıştır.

Modern kadının kendi özgürlerini ve dolayısıyla da özgürlük alanlarını erkeğe ihtiyaç duymamaları ile sloganlaştırması çok ilginç gelmemeli. Batının kimlik tanımı ötekine göre benliğin konumlandırılması ile yapılır. Özellikle 20 yy.'ın feminist sosyolagları kadının kimliğinin dahi erkekler tarafından tarif edildiği iddia etmiştir.

"Kadın(lığın zirvesinde) olmak, erkeğe ihtiyaç duymamaktır" önermesi işte böyle ortaya çıkmıştır.


23 ahkam var
Önceki yazı: patrick süskind- koku

Ahkâmlar

yok, benden feminist meminist olmaz.

the color purple (mor yıllar), kimin ne kadar bastırılıp ezildiği, ne kadar ve neye ihtiyaç duyduğuyla ilgili karmaşık hesaplara, üstün körü görünen bakışa sahip olsa da, tatmin eder ben gibi bir kişiyi. ha, şahsımca bu hikâye bitmez.
eni sonu, efendi köle ilişkisi.
efendi olmakla, köle olma ihtimali orantılamasında kadınlar bahtsız mı? evet.
lâkin (fekat) zincirin bir ucu kölenin ayak bileğinde ise, diğeri de efendinin ayak bileğinde değil mi? ilk köle sahibi daha terbiyeli ve insaflı bir insan olmalıydı, gel gelelim terbiyeli çocuklar yetiştirmek onlar için hayli zordur. köleler; düzenbaz, kurnaz, onursuz, bastırılmış duygular ve ayıplarla doludur. iyi niyette olsalar bile, efendilerinin çocuklarını marazlı yaparlar, çünkü onların her istediklerini yaparak kişisel beceri ve yaratıcılıktan mahrum hale getirirler. o kibar genç insan niye çalışsın ve üretsin ki? o babasının mirasına konmayacak mı? bir kaç kuşak sonra, o derece yumuşak ve çıtkırıldım olur ki, kendini savunmak bile elinden gelmeyebilir. kendi değerli hakimiyetini riske atmasının da hiç gereği yoktur. efendi olması, zorluklara kayıtsızlığı ve yerine mücadele edeceklere sahip olmasının aldatıcı güvencesini de beraberinde getirir ne de olsa. (u.s.)
hâlen, aynı efendi köle ilişkisinin muhattabları muhasebesi doğru mecraya oturtulamıyor olduğundan, bu feminizm keklemesine gark oluyoruz :)

"Bir Balığın Bir Bisiklete İhtiyaç Duyduğu kadar Bir Kadın Bir Erkeğe İhtiyaç Duyar"

Bu cümleyi tersten okuyup günümüzdeki bireye uygulayabiliriz. Yaşadığımız postmodern çağda kim kime ihtiyaç duyuyor ki! Hele pornografi yaşamımızın her alanında bize yeterken;

Feminizm öyle bir kavram ki, malesef hiçbirimiz işin altından kalkamadık ve kolay yolu seçtik. Erkek düşmanı, ben kadınım ama, feminist olmam, feminist bulaşık yıkamaz falan filann. Oysa Simone De Beauvoir diyor ki: "Kadın doğulmaz, kadın olunur. Kadın artık erkeği köleleştirmektedir, ikinci cins olan kadın iktidara, erkeğin yerine oynamak istemektedir."

Ben ise bütün sınıflara, iktidara karşı biri olarak elbette ki eşitliği, kadın olmak isteyen erkekleri ve erkekleşmeyen kadınları savunuyorum.

\

var bi kalleşlik bu spongebob serisinde de.

onlarca sevgili, yüzlerce kadın, binlerce fan yanılıyor olamaz.. sizin bana ihtiyacınız var..

ne olur bu ahkamı sevgilime okutmayın..

Redstar sevgiline az önce okuttum bu yazıyı karışmam artıkın :) anacım siz bize biz size muhtacız güya... fekaaaaaaaatttttt kadının parası varsa ve erkek milletinden sıtkı sıyrıldıysa hiiiiiiiiiiççççç ihtiyacı yok bu böyle biline... agresifliğim bağışlana... bugün bir tuhafım ayol...

lorienn

şekspir bir sonesinde şöyle diyor
"Yanlız geçen bir hayat boşa geçmiş demektir"

Balıklar bisikletsiz yapamaz çünkü!
Bisiklet sürülmediği takdirde alternatif araçlara ihtiyaç duyarız. Bu da demektir ki benzinli ve yakıtlı araçlar kullanacağımızdır. Kullanılan sıvı yakıtlı bu araçlar çevreye ve havaya büyük miktarda CO2 ve birkaç tane daha zararlı gaz ve artık yayar!
EE noluyo bu yakıtlar suya,toprağa ve havaya atılan bu yakıtlar!!! Denizlere, göllere, toprağa asitler olarak dönüyor ve tahmin edemediğiniz kadar canlı ve özellikle "Balık" lar ölüyor.
Balıkların bisiklete ihtiyacı olmadığını kim savunur aklım almaz!
Ha sonuç olarak doğada herşey birbirine ihtiyaç duyar.
Özellikle tenyalar ingiliz anahtarı olmadan yapamazlar :)))

nosfera2;

süpper bir yorum, gereksiz sosyalist feministilere de göndersene bunu..Ancak yazıda ihtiyaç ve güven karşı karşıya getiriliyor. Balığın bisiklete olan ihtiyacı ile kadının erkeğe güveni.. Konu ihtiyaç değil.. İhtiyaç duymazsak güven sorunumuz da olmaz diyenler var ise o ayrı bir konuya gelir. Onlar için redstar'ın ahkamlarını, yazılarını hatta ve hatta kendisini tavsiye ediyoruz o halde:)

http://buztuz.blogspot.com/

Dünyaya karşı değeri erkekler tarafınfan verilen bir insan herşeyden önce,kadın olmaktan çok, nesnedir.Bu noktada ,ihtiyaçtan çok, bunun üstünde durmalıyız.Zaten ihtiyaçlar çoğu zaman ,ilişkileri yaratır.Özne olduğumuz zaman,bunları tartışmamıza gerek kalmayacak gibi.

Bırakalım artık bu iç savaşı.

bende yüzyıllarca sadece cinsel kimliğimden ötürü sürekli baskı altında tutulsam,ceşitli düzeyde işkenceler görsem,haklarım gasp edilse,ne yaparsam yapayım kalıplarımı meta dışına taşıramasam. bende böyle balıklı bisikletli kıyak manalar taşıyan önermeler üretirdim. yara var çünkü ortada ve düşünme harekete geçme ihtiyacı. sizin ihtiyacınız yok ama ben böyle yandan yandan takip ediyorum.çünkü olay ihtiyaç yada güven ekseninden çok. birimiz bile özgür değilse hepimiz tutsağız çizelgesinde gibi sanki

ya feminist olmak ne zaman kötü bişey oldu?

yanlizlik sahitsiz yasamaktir... feministleride sevmiyorum sahsen.

off ya konu o kadar sığ ki hani içinde balığın geçiyor olması bile bir derinlik katamamış. bir kadın yada bir erkek neden diğerine ihtiyaç duysun ki ayrıca bir kadının erkeğe olmayan ihtiyacını betimlemeye çalışması bile bu konuda oltaya takılmış balık misali çırpındığını gösteriyor. feminizm bile yeri geldiğinde yere basan bir kavram ama böyle aptalca ifadelerle feminizm esintileri estirmeye çalışmak aptallığın daniskası. feminist olmak için bile belirli bir düşünce yapısı zeka kırıntısı gereklidir ki burada hiçbirinden eser bile yokken bir de üstüne altı bomboş zekiyim havalarına bürünüp ben aptalım diye bağrınan bu yazıyı feministlerin sahiplenmesi zaten olayın trajik bir göstergesi. düşük kültür seviyesine hapsolmuş erkeklerin egemen olduğu noktalarda tepkisel bir feminizmde hem fikir olduğum noktalar vardır bu yazının salaklığına itafen -feminizmin aptal bir kadına ne kadar ihtiyacı vardır?- dersek evet bir balığın bisiklete duyduğu ihtiyaç kadardır. erkekler olmasaydı feminizm olur muydu acaba? bu soru kadının erkeğe duyduğu ihtiyacı tanımlayan bir cümle değil ama tepkisel olup bunun farkında olmamak bazılarını aptallık sancağının altında birlik olmak gibi bir duruma götürüyor.

imza

Bu slogan toplumsal kadın mücadelelerin de yürütülmesi gereken anlayışın ve programın erkeksiz değil erkek düşüncesiz yürütülmesi düşüncesine dayanmaktadır. Erkeklerin tahakküm kültürünü üzerlerinden atamayacaklarını muhalifte olsalar iktidar anlayışlarını mücadelenin içine sindirip- pasif yada aktif olarak- hareketi bir erkek düşüncesine hatta bir düşüncenin eklentisine dönüştürecekleri üzerine üretilmiştir. Güven sorununu bu yüzden barındırır. Erkekler olmasa ne feminizm ne de başka bir mücadele alanı oluşmazdı ki zaten. Cinsel kimlik olarak erkeklikten bahsetmiyorum elbette. Hakim olmak isteyen ve Hakim olan tüm düşünceler güçten beslenir ve kendine benzemeyeni yargılayıp dışlayıp gerekirse cezalandırır. Bunu uygulayanlar kadın da olabilir erkekte. Viva zapata filminde marlon brando isyancı özgürlük isteyen bir köylüden, devrimci bir devlet lidere dönüştüğünde erkin ona ne yaptığını anlar ve makamını terk eder. İspanya iç savaşında kadın militanlar özgürlükçü erkek yoldaşlarının kendilerini cephe arkasına iterek bir anlamda mücadeleden koparıldıklarını fark etmişler ama bir şey yapamamışlardır. İlerici olsun gerici olsun tüm erkekler söz konusu iktidar olduğunda yapacakları şey benzerdir. Yazıyı bu çerçevede değerlendiriyorum. Tabi ki kadın kimliği erkekler tarafından belirleniyor. Cinsel özgürlük ekonomik özgürlük diye çıkılan tüm özgürlük alanları sadece erkekleri ve yarattıkları etkin geleneksel anlayışlara karşı geliş gibi görünse de. Alt başlıkları etinden sütünden daha fazla faydalanacak kadın bireyler yaratmaktır. yine güç ve şekil değiştirmiş erkeklik taşır. Bütün kazanımlarını bu sefer kendisi bir iktidar anlayışı olarak kullanır ve sadece bir piyondur. Sosyalist kadınlar mücadele içerisinde görüntülerine varıncaya kadar erkekleşir-bu yüzden hep çirkindirler-, sağcı kadınlar yerlerinin evi ve kocalarının yanı olduğunu düşünür, modern kadınında sözde hepsi için denge yaratabilecek kişisel özgürlük ister ve mücadelelerini bu istek kimliklerine göre belirleyip çaba harcarlar. Aslında kendi isteklerini gerçekleştirdiklerini zannederken sadece karşıt cinslerinin hayatını kolaylaştırdıklarının farkında bile değillerdir. Başörtüsü eylemlerinde kendilerine dokunulduğunu söyleyen genç kızlarımız özgürlüğü nereye kadar götürebileceklerdir. Eğitim, iş. Nereye kadar evlenip çalışıyor da olsa bir erkeğin himayesine girene kadar. En nihayetinde hangi düşünce ile yaşıyorsanız yaşıyor olun. Tekrar ediyorum birimiz bile özgür değilsek hepimiz tutsağızdır. Özgürleşmekte erkek olalım kadın olalım tüm tahakküm odaklarını yıkmaktan geçer.

Ya kadınların feminizme ne kadar ihtiyaçları var?
Ve erkeklerin de kadınlara ?

kadınların devamlı konuşmaya, şikayet etmeye ihtiyaçları var. Erkekleri hayatlarından çıkarırsanız geriye konuşacak pek az şey kalır haliyle...

"hinc illae lacrimae"

Kadın her zaman bir erkeğin kadına ihtiyaç duyduğundan daha fazla ihtiyaç duyar erkeğe. Bir kadın olsam da gerçek budur.
En basit haliyle bile erkeğin ELLERİ ve HAYAL GÜCÜ vardır....anladınız siz onu!

Darjeeling,Hindistan'ın kuzeyinde Himalaya Dağları'nda yetişen bir çay türüdür.Dünyada en nadir bulunan çaylardan biridir.Benim KEDİM bu çayı çok sever.

bu geyik heralde kadın konuşmaya başladığından beri var. hiç gördünüz mü bir erkeğin böyle bişi söylediğini? ne güzel geçinip gidiyoruz işte düşe kalka, ne anlamı var ki böyle birbirimize sataşmanı? tabii ki iki tarafında da birbirine ihtiyacı var, ne balık olmadan ne de bisiklet olmadan yapabiliriz. her sevgilisiyle bozuşan gider kitap yazar, felsefe yapar oldu yahu, işimiz var valla!

"hinc illae lacrimae"

Kadınların her türlü istismarı bu çağda da devam ediyor.
Basın bir yandan kadınları cinsel obje olarak sunarken,
öbür taraftan özgürlük ve iktidar gibi kavramların
arkasından feminizmi pompalıyor.

Basının ve feminizm emekçilerinin
kullandıkları kavramlara dikkat edildiğinde;
"kadının mutluluğu" hemen hiç geçmiyor.
Asıl önemli olan "mutluluğun" yerine kariyer ve
güç hedef haline getiriliyor.

Kariyer sahibi fakat, aile yaşamı olmayan veya düzensiz
olan birçok kadının; güçlerini genç erkeklerle yakınlaşmak
için kullanmaları çok rastlanan bir durumdur.

Kadının kendi ayakları üzerinde durabilmesi,
eğitim görmesi, meslek edinmesi tabii ki gerekli.
Özellikle içinde bulunduğumuz zaman diliminde
kadınların da her yönden güçlü olmaları gerekiyor.

Fakat bu zaafiyeti kullanıp gücün araç yerine amaç
haline getirilmesi feminizm akımının kalleşliğinden
başka birşey değil.

Zaten bütün art niyetli akımlar,
ihtiyaçlarımız ve zayıf yönlerimizin
kaşınmasıyla güç bulmuyor mu?

...kullanmaktan çekindikleri
bir başka kavram ise kadının doğallığı!


Başka bir yazıdaki yorumumda;
tatlısu balığı ile deniz balığı örneğini vermiştim.
Bunu, kadınla erkeğin farklı birer varlık olduklarını
ima etmek için değil,
insanların, yaratılışlarına uygun bir şekilde
yaşamalarının, "doğal olmalarının" daha sağlıklı
olacağını belirtmek için söylemiştim.

Kaldı ki, kadınla erkeğin birbirine muhtaç
olduklarını ayrı bir cümlede belirtmiştim.

İlginçtir!
kadının mutluluğunu,
kadının duygusal ve düşünsel yapısını
umursamayan bu akım ne yapıyor?

Kadına kendi belirlediği rolleri biçiyor!
Mutluluk yerine başka kavramları
ulaşılacak hedefler haline getiriyor.

-------------------------------------------

Sonuç.
Duygu Asena aramızdan ayrıldı.
Peki,
Türkiye'de kadınlar için ne kadar yol katedildi?

Bana kitap yığınlarından, konferanslardan,
seminerlerden ve tv programlarından değil...
Aldığı destek sayesinde gerçekten "mutlu"
olabilen kadınları gösterin!

"Dinsiz ve namussuz olmalıyız!"

ihtiyaç duymak acizlik boyutundaysa kimse kimseye ihtiyaç duymasın. ne bir kadın bir erkeğe, ne bir erkek birkaç kadına.
Gerek yok ihtiyaca, zorunlu ihtiyaçlar karşılansın yeter.

Boş zaman makinası!

herkes birbirine muhtaç şu dünyada...
ve ihtiyaçlar karşılanamadığı sürece ortaya çıkar ihtiyacın boyutu...

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu