Ali(Radıyallahu Anh)a " Okimseler ki namazlarında huşû edicidirler " âyet-i kerimesinin manası sorulunca.."hûşu kalptedir" buyurmuştur.(İbnü'l-Mübarek,eZühd no:1148)..
Görülüyor ki,Huşû'nun yerinin kalp oluşu ,zira kişinin namaz kılarken kimin huzurunda olduğunu bilmesi,kalbine ait bir vasıftır.zaten ilmin ve anlayışın yeri kalptir.Dışa yansıyan vasıflar ise sadece kalpte bulunan bu şuurun göstergeleridir.
Nitekim Ebû Hureyre 'nin nakline göre; Rasûlüllah "Bir kişinin kalbi huşû sahibi olsaydı ,uzuvları da sakin olurdu." buyurmuştur.( Hakîm-i Tirmizi, Nevadiru!l-usûl,3/210, Abdülkadir-i Geylânî,El Gunye,2/190)
Koza68
Bazıları nano teknoloji devrinde elalem merihe giderken, bizim bunlarla uğraştığımızı duyarsa çok fena olur.
suphi kimileri bu olayın sünnet olduğunu savunuyor.
farklı yaklaşımlar olabilir ancak önemli olan "ameller niyetlere göredir"kişi o secdeye vakıf olabilmişse parmağını kaldırsa da kaldırmasa da bence iyi amel üzerinedir inşallah.
@ 07ebru "ameller niyetlere göredir" hadis-i şerifine bu şekilde mana verirseniz, mezhepleri ve bütün fetvaları bir anda tesirsiz kılmış olursunuz.Yapmayın ne olur..
suphi DİYOR Kİ, (23 Haziran 2008 20:36)
@ 07ebru "ameller niyetlere göredir" hadis-i şerifine bu şekilde mana verirseniz, mezhepleri ve bütün fetvaları bir anda tesirsiz kılmış olursunuz.Yapmayın ne olur..
benim yorumum hiç bir şeyi tesirsiz kılacak boyutta değil ki.
bazı mezhepler parmak kaldırmayı gerekli gören inançlara sahip ve bunu icra ediyor.
bazı mezhepler de aksini düşünüyor ve uygun bulmadıkları için uygulamıyor.
şimdi ben diyorum ki;hangi mezhep olursa olsun ve bu olayı nasıl uygularsa uygulasın hepsininki de kendine göre doğrudur.
peki neden böyle düşünüyorum?
çünkü mezhepler kendi içtihatları ne ise öyle yaparlar ama yapacakları ile tek hedef vardır Allah'ın ipine sarılmak.
ister parmağını kaldırarak sarılsın isterse parmağını kaldırmadan sarılsın bu sonucu değiştirmez diyorum.
umarım ifade edebilmişimdir.
Şimdi daha iyi ifade ettiniz.Beni yanlış anlamayınız, "ameller niyetlere göredir " hadis-i şerifini öyle bir hale getiriyorlar ki, ne fetva kalıyor ortada ne de mezhep.
İnsan müctehid değilse mukallittir.Yani bir mezhebi taklid eden.O yüzden hangi mezhebi seçtiyse insan o mezhebe göre davranması gerekir.İstisna olarak bazı durumlarda diğer mezhebe göre de hareket edilebiliyor.
bknz: Hac Farizası
Fakat, "istisnalar kaideyi bozmaz."
suphi DİYOR Kİ, (23 Haziran 2008 20:47)
Şimdi daha iyi ifade ettiniz.Beni yanlış anlamayınız, "ameller niyetlere göredir " hadis-i şerifini öyle bir hale getiriyorlar ki, ne fetva kalıyor ortada ne de mezhep.
İnsan müctehid değilse mukallittir.Yani bir mezhebi taklid eden.O yüzden hangi mezhebi seçtiyse insan o mezhebe göre davranması gerekir.İstisna olarak bazı durumlarda diğer mezhebe göre de hareket edilebiliyor.
bknz: Hac Farizası
Fakat, "istisnalar kaideyi bozmaz."
bu konuda aynı görüşlerdeyiz.
Bir Hanefi’nin Şafii mezhebini taklit etmesi, ancak bir farzı yaparken veya haramdan sakınırken karşılaştığı sıkıntıdan kurtulması için caiz olur.
"p" ler "b" ve bazı "ü" ler "i" şapkaları hiç saymıyorum...
farklı bir türkçe mi varda ben bilmiyorum yoksa bu türkçe değilde ben ondan mı yazılanları anlamıyorum?
hah bazı "a" larda "e" olmuş...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.