Yine sabah oldu... Gözümü ilk açtığımda dünyanın en güzel 2 patlak gözünü görüyorum, şükürler olsun. Sımsıcak yatağın içinden çıkmak hiç içimden gelmiyor sarılıp meleğimi de uykusundan uyandırıyorum.
Onunla uyandığım zamanlarda sabahlarında bir kokusunun olduğunu zannederdim, meğer bütün zamanlar o kokarmış...
Yataktan kalkıp yüzümü yıkamaya gidiyorum,ellerime suyu alıp başımı eğip suyu yüzüme vurduktan sonra kafamı yukarı kaldırıyorum karşımda yine aynı melek,banyodan çıkıp kitaplarımızı hazırlıyorum aşkımın yine uyuşukluğu üstünde bugünde hangi şirinliği yapsam da yine taksiyle gitsek diye planlar kuruyor,ben ona ''hadi koy yolundan gidelim bugünde inekleri de görürüz hem yavaş yavaş gideriz,bir bakısı yetiyor telefonun üstüne taksinin numarasını asmıştım hemen oradan arıyoruz acele etme ağabey ama şöyle bir yarım saate kadar bize bir taksi meleğim kanatlarını takacakta hazırlanması lazım,''hadi artık lütfen'' diyorum tamam zaten son rimelim kaldı onu süreyim de çıkalım aşkım o rimel de hiç sürülmez ...20 dk. ole ayakkabılarımı giydim bekliyorum hala gelmiyor neyse bir vakit sonra önce kokusu sonra kendisi geliyor o kokuyu duydukça ben yanına yaklaşıyorum içinden meleğim kokusunu çıkarmak için onan sıkı sıkı sarılıyorum,dur simdi öpemem rujum,fondötenim falan ,yüzüm düşüyor taksiye biniyoruz okuldayız,derslerde birbirimize akrostişler diziyoruz sadece kafiye olsun diye vücudumuzun belli noktalarından salladığımız saçma şiirler ortaya çıkıyor,kırmamak için ''aaa ne kadar güzel olmuş'' diyoruz...
Okul bitiyor el ele deniz fenerine gidiyoruz, olabilecek en romantik yer, insanı bu kadar cesaretlendiren başka bir yer olamaz gözünü kısıp Karadeniz'in asiliği, sonu gözükmeyen deniz sana her turlu imkânı veriyor
Seni seviyorum
Bir anda çıkıveriyor insanın ağzından, o ağızda da hep içinde fal olan sakız var, yine 4 mısraı okuyup onun seni sevdiğini tekrar duyuyorsun...
Sigaralarımızı yakıyoruz gözlerime birden yaş doluyor ama düşmüyor, gözlerim bana bir şeyi mi işaret ediyor acaba? vakit de ikinden akşama geçiyoruz... Ağzımdan su cümle çıkıveriyor''sen de bu güneş gibisin, bana bir anda doğdun etrafımda donuyorsun ben senden faydalanıyorum, sana muhtaç olduğumu biliyorsun ama bir gün batıdan ole batıp gideceksin''
Bir şeyi hissetmek ilginç bir duygu, soyluyorsunuz ve olmasını bekliyorsunuz çaresizce...
Başını öne eğiyor saçmalama ole şeyler deyip sarılıyor, yine hiçbir şey olmamış gibi sanki yeni doğmuş gibi hissediyorum kendimi... Ne güzel bir duygu...
Ve böyle binlerce şey size simdi bunları yazıyorum az çok hepimizin yaşadığı, yaşananlar aynı olmasa hissettiğimiz şeyler aynı...
Şimdi bu hikâyenin hangi kısmını yasıyorsunuz bilmem ama size bir kopya verim
Şu an sabah kalktığımda karsımda bej rengi nemli bir duvar görüyorum bir umut biraz daha yukarı bakıyorum cam kaplıyor etrafı o da dun aksam batan güneşe ağlamış olacak sırılsıklama buğu yapmış dışarısını bana göstermiyor, yatağımın sıcaklığı içinde kapladığım yer kadar elimle yastığımı düzeltmek dahi istemiyorum o anda hissettiğim soğuk donmama sebep olabilir
...
Ellerimle yüzüme suyu vururken çok yavaş davranıyorum aynaya baktığımda arkamda beyaz havlum duruyor melek desenli...
Hazırlanıp köy yolundan okula gidiyorum, inekleri arıyor gözlerim onlarda yok, dersi pür dikkat dinliyorum hocamın her söylediği cümlenin bas harfini büyük yazıyorum anlamsız anlamsız şeyler çıkıyor baş harflerden...
Sakız da çiğnemiyorum, fenere gidip bir sigara yakıyorum güneşi selamlıyorum akşam oluyor o da ben de gitmemiz gereken yere gidiyoruz...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.