Pazartesi sabahın olmasıyla birlikte başlayacak ve tüm hafta süreceğini bildiğim koşturmacayı düşünmemeye çalışıyordum. Dünyanın gidişatına, çalan savaş tamtamlarına, yanıbaşımda gelişen tüm negatif olayalara günün gazeteleriyle öylesine bulaşmıştım ki oturduğum yerde kilitlenmiş beynime düşünmemesi için komutlar yağdırıyordum. Akşam olmak üzereydi, gün batmamıştı daha ama birden ortalık karardı. Kapkaranlık bulutlar sardı gökyüzünü, işte ruh halime de bu yakışırdı. Yavaş yavaş başlayan yağmur onbeş dakika kadar sürdü ve ben hiç kıpırdamadan yağmurun altında öylece bekledim. Ve birden bir mucize oldu: Ben İstanbul'u hiç böyle görmemiştim, bir yandan kıyametin kopmak üzere olduğunu düşündüren, aynı anda da yaşamın güzelliğinin ne kadar da derinimize kazındığını hissettiren bir renk cümbüşü başladı... Hemen kameraya koştum ve çekebildiğim kadar çektim, tadını çıkardım, bunu paylaşmak istedim. Hepsi bu! İşte dün akşam gün batarken İstanbul:
hem çok güzel, hemde son iki resim itibariyle çook ürkütücü. yağmurda o kadar ıslandıktan sonra eve geldim ve içerde kurulanırken kaçırdım bu manzarayı.
güzel fotoğraflar. bende çekmeyi denedim ama senin ki gibi profesyonelce olmadı. kuşların kuş olduğunu bile sadece ben anlıorum :)
yinede sayende arşivimde tam istediğim gibi foğraflar oldu. saolasın.
rainbow isimli dosyayı görünce acaba benim gördüğüm aynı anda yanyana duran iki gökkuşağımı dedim ama diğilmiş :(
gören oldu mu bunu acaba benden ve bizimkilerden başka?
duygulandım,tesir etti bana resimler.yok güzel çekmişsin yani kuşlar da sonradan konmamış tanıdım yakından bakınca benim burda da uçanlardan,özellikle 4üncü resimdeki huysuzdur biraz balkonda akşamdan kalma bişiler bırakmaya gelmez talan eder,napsın şansları bozuk işte marmara körfezi martısı olarak dogmanın bedeli damlara-balkonlara abone deniz bitmiş...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.