Sutyenine doğru uzattım elimi. Yatakta, üst üsteydik, sevişmek üzereydik. Birden duraksadım ve saniyenin onda biri kadar bekledim. Aklımda onun söyledikleri belirdi. Kulağıma fısıldayan bir ses gibi “eğer ben yanlış bir şey yaparsam, sen beni engelle!” Vicdanımda küçük bir sızlamayla birlikte tahrik olmuşluğun son aşamasında kendimden geçmeye izin verip vermemeyi düşündüm. Bedenim laf dinlemeyecek gibi görünüyordu ve bedenime laf geçiremediğimi görmek onunla iş birliği içindeymiş gibi yapmaktan daha kötüydü benim için. Bilincim, bedenimin yaptırımlarına çoktan ikna olmuştu zaten. Mutluydu ruhum, bedenim de… Yine de olayları, cinayet izleyen bir gizli sanık gibi içimden gözetleyen hain bir bilinç parçası hissettim beynimin kıvrımlarında. Belli ki acı verecekti bana yaratacağım gelecekte.
Hava çok soğuktu ve üzerimde bütün, çekiciliği ve aşkıyla sevgilim vardı. Saf tutacağım kişi, gözlerden uzak, düşüncelerden uzak, aklımda yarattığım kalbimin en gizli köşelerinde saklayabileceğim bir aşka sahip sevgilim…
Yatakta üst üste ve sevişmek üzereydik. Dudaklarını dudaklarıma istem dışı değdirmişti ve başlamıştı dudaklarımız bizden habersiz sevişmeye önceden. Bir iç çekişi ve bir hayatı algılama biçimi olarak vermiştim nefesimi. Beline doladığım elim benden izin almadan geziniyordu artık. Aşkın kölesi olmuş iki yaratık gibi şaşkın ve mutlu bakıyorduk kaçamak gözlerle birbirimize. Üstümdeydi ve güzel olarak bildiğim şeyin kendisiydi. Sevişmeyi seviyor ve bundan utanmıyordum. Kendini bana bırakışını hissettiğimde, içimde iyiden iyiye güçlenen bir gücün damarlarımdan taşmak üzere olduğunu fark ettim. Sevdim onu ve bıraktım kendimi. Kaygan, sıcak…
Daha önce de sevişmiştim birileriyle, hiç biri anlatmaya değmezdi. Büyük utancı birinin, gurur olabilirdi başka biri için. Daha önce de sevişmiştim, aşk sandığım cinsel dürtüler eşliğinde, ilkel ve kaba aşklarla incinmiştim daha önce de. İç çamaşırlarıyla oynamış ve bu yarım mutlulukları hayatın özü sanıp bunalmıştım daha önce. Her seferinde “gerçek aşk bu” diyerek gitgide gelişen karmaşık bir yapıyla karşı karşıya olduğumu hissetmiştim. Ama hiç biri belli bir sınırı aşamamış, o anki sevgilimin ve benim yapmak istediklerimizle sınırlı kalmıştı. Şimdi ise heyecanlı bir çocuk gibi titriyordum çıplak vücudunun altında. Bir şeyleri yapmak ve yapmamak konusunda kararsız görünen bilincim, vahşi, saldırgan ve tutku dolu bedenimin içinde yitip gitmişti. Ellerim, aşk öykümüzün bütün saflığıyla dalga geçiyorlardı. Hareketli ve canlıydılar. Gözlerim yumulmuştu ve ara sıra kısık bir bakış açısından sanki meraklı oklar fırlatır gibi bakıyorlardı. Sutyenine doğru uzandı elim kulağımda vicdan delen bir fısıldamayla: “Ben sana değil, kendime güvenemiyorum”
Yatakta üst üsteydik, üstte olan oydu.
Saniyenin onda biri geçmiş ve sevişmeye başlamıştık.
Büyük bir olaydı bu çoğu kadın için. Ama erkekler sadece gençlik yıllarında abartarak anlatıyorlardı seksi. Kendini ispatlamanın bir yoluydu sanki cinsellik genç erkekler için. Kadın ise korkutulmuşluklarıyla cesareti arasında boğuşup duruyordu hep. Aşk ve işleyiş kayboluyordu korkuların arasında. Gerçek, bir tül perde arasından sızmışken, utanç ve ahlak gölgeliyordu çoğu zaman gerçeğin çıplak ve çirkin yüzünü.
Geçmişte, bir zamanlar, belli belirsiz duygular aşk taklidi yaparken içlerimizde, sahte olmayanıyla yüzleştiğimizde korkuyorduk her canlı gerçeğin. Aşk canlıydı bizden ayrı bedenlerde, onu sahipleniyorduk, bir dahaki kovuşumuza kadar her seferinde.
Aşk içimizdeydi çıkmayı bekleyen bir hevesle ve hep engelledi içimize sokulmuş öğretiler onun canlanmasını.
Sutyenini tuttum ve iri memeleriyle yüzleştim sevgilimin. Elimin içine sığmıyor ve kıvraklıklarıyla beni büyülüyorlardı… Yumuşak, yuvarlak hatlara sahip, dolu, diri ve sıcak. Bir erkek başka ne isteyebilirdi ki?
Seviyordum onu ve kaybediyordum seviştiğimiz için. Kadın erkeğin karşıtıydı. Hayat tuhaftı. Sıcak bir nefes çıktı ağzından ve inledi…
sana katılıyorum acuistic ama gülmekten :d
Yazının ismini sevmedim, bu kadar cümle kurulmuş ama verilen isim çok basit geldi bana, bence kadın için değil senin için anlamını yitirmiş seviştikten sonra, hayalin gerçek olunca sadece bir sevişme olmuş hafızanda....
Sevişmeler farklı türlerde anlatılabilir, acı dolu, zevkle veya haince. Edebiyat bunlardan hangisinde sence?
Duygu dolu olanı nedense hiç aklına gelmemiş:))
Edebiyat olan sevişme olmaz, edebi dille anlatılan olabilir..
Edebiyatın farklı tarzları var bildiğim kadarıyla, adam yaprağın dökülüşünü üç sayfada anlatır ve edebiyattır o..
Başka biri bir satıra sığdırır. O da edebiyattır.
Erotizm, şiddet ve hatta sadizm bile edebiyattır çoğu zaman. Sanat ahlaksızdır. Yanılıyor muyum? Edebiyat bir sanat değil mi? Hangi sanat gerçeği aramaz? Hangi gerçek ahlaklıdır? Hangi ahlak kurallardan oluşmaz ve hangi kurallar gerçektir?
Duyguları oluşturan şey acılar ve zevkler( Mutluluk diyelim basitçe) değil mi? Yazıyı duygusuzca bulmuş olabilirsin. Tasvir gücüm yeterince yüksek değil kabul ediyorum. Ya da başlığı beğenmemiş olabilirsin, açıkçası bir daha bakınca bende çok boş buldum yazıyı hak etmiyor. Fakat Linet sevişmeden sonra benim için bu olayın anlamını yitirdiğini söyleyemem. Hatta o olayı bu şekilde (isimsiz ama canlı) ölümsüzleştirdiğimi düşünüyorum ben.
Bir dakika yaa ne bağırıyorsunuz? Hem neden kızdınız ki?
Ben sadece tüm bu anlattıklarınızla başlığın uyuşmadığını düşündüğümü söyledim, son cümlede onu kaybediyorum diyişinize takıldım.
Tüm bu sorulara cevabım evet.. Ayrıca ahlak kime göre neye göre ahlak diye sorgulanmalıdır.. Kuralları kim koyar diye sorarım bende size ve gerçek kime göre gerçektir?
Farkındayım sevgili Linet benim amacımda sizi kırmak değildi, kim birilerini kırmak için yazı yazar ki zaten. Ben yazmam yani:=)
güzel yazı olmu.bir erkeğin dilinden okumak ilginç geldi.ama ben de yazının başlığını basit buldum,bu konuda linet'e katılıyorum.mesela 'acaba istiyor mudum?'ya da ten'lerin dansı' falan olabilirdi.
ben hissiyatı algılayamadım.mevzu ne?bence biraz fazla teşhirci olmuş.başlıksa linetin dediği gibi,yazının bütün değerini almış götürmüş.
Haklısın absence, bunu bir tarz olarak denedim sadece, teşhirin edebiyat üzerinde büyük bir rolü olduğunu düşünüyorum. Başlığın basit durması da sıradan bir olayı anlatır gibi hissettirmeye çalışmamdan kaynaklanıyor. (Böylece sıradan bir sevişme yazısı bekleyen kişiyi edebi bakımdan doyurabileceğimi düşnmüştüm.) Zamanla olacak, geliştirmek lazım yazı dilini.
"ukala, sen kimsin ulan, kendini ne sanıyorsun" yollu
çıkışları göze alarak şunları yazmak istiyorum.
bestloser arkadaşımız rahmetli n. v.'nin ruhundan izler taşıyan "hisli duygular" retoriğinin cezmi ersöz dokundurmalarıyla flört eden "tensel/cinsel" projektörleriyle
bir kısım hafif sakininin yeni favorisi olabilir.
yazma şevkini, aşkını, azmini kaybetmemesini dilerim.
yazıya gönül düşüren herkesin emekleme döneminde tökezlemeleri olabilir. görmezden gelecek değilim tabii.
görelim ki, karınca kararınca yardımımız dokunsun.
kendisinin "teknik" olarak pek çok eksiği var.
en başında rafine bir dil beğenisi eksik şu an için.
kulağı tırmalayan ifadeler çok fazla. akıcılık ve bağ konusunda da sorunlar var.
yaza yaza düzelebilir.
bir hikâyeye/romana başlamak çok zordur. o kahrolası ilk cümle için yıllarca bekleyen yazarları biliriz.
giriş çok önemlidir.
"bir sevişme" yazısında da bu hastalık ayyuka çıkmış durumdadır.
bir de linet'in de yazdığı gibi başlık olmamıştır.
başlık seçiminde de, en az yazı kadar çok acımasız olmamız gerekir.
akla gelen ilk başlığı koymamalıyız.
başlıkla yazı arasında bir denge sorunu olduğu ortada.
şu giriş cümlesine bakalım:
"sutyenine doğru uzattım elimi. yatakta, üst üsteydik, sevişmek üzereydik."
bu cümle bir sevişmenin başlangıcını anlatmaktan uzak
erken doğmuş bir cümledir bence.
giriş okkayla ağırlık barındırmalıdır okuyanda.
ben bir kadınla "üst üsteysem" sevişmeye başlamışımdır zaten!
birdir bir oynamıyorsak!...
adalet ağaoğlu da türkçeyi kullanarak sevişme eylemini anlatmanın zorluğundan dem vurmuştu bir söyleşisinde.
"erkek" bir dile sahip olduğumuz için ve eylemlerimiz "koymak, sokmak" temelli olduğundan farklı bir dil oluşturmak zordur sevişme gibi dünyanın en üst düzey dilini yazıya dökerken...
bu edebiyatçıların da en zorlu yokuşudur dilleri beş karış yazarken... makul görmek gerek.
neyse. bunları yazıya gönül düşürmüş bir adamın acizane düşünceleri olarak telakki edin rica ederim.
yazıyla kendini yakan herkesi kucaklarım!
Özellikle yazı hakkında kötü eleştirilere bayılıyorum. Beni geliştirecek olan şeyler onlardır. Edebiyatın içindeki kuralların değişkenliğine de aynı şekilde inanıyorum. Buraya yazılarımı göndermekteki tek amacım kendi sınırlarımı aşmaya çalışmaktır. Kimseyi etkilemek gibi bir kaygım veya beğenilme isteğimin olmadığını açıklamak isterim. Burada yapılanlar güç gösterilerini aşıp, bilinçli edebiyat geliştirmeye doğru değişecektir. Buna inanıyorum. Edebiyatın kurallarını belirlerken onun kemiğini neye göre tuttuğumuza dikkat etmeliyiz. Ben bu yüzden bir çok edebiyat örneğini veya sıradan yazıyı eleştirmekte çekingen olurum. Edebiyat yapısı gereği sınırların dışına çıkmaktadır. Sınırların aşıldığı yerlerde kuraldışı değişimlerin ve yazınsal evrimin bulunacağı yadsınamaz. Yeraltı edebiyatının bildiğimiz romansal edebiyattan ayrıldığı yerde edebiyatın ve düz yazının sınırlarını bir açıdan görmüş olabiliriz. Tekrar hatırlatmak isterim favori olmak uğruna yazılan bir yazı ilk cümlede belli olur. Amacım belli anlayana. Kime yazdığım bende saklı.
peki ben şunları eklemek istiyorum:daha öncede sevişilmiş ve hiç biri anlatılmaya değer bulunmamış,bu anlattığının o değer farkını ortaya koyan yanı ne olaki,sevgilinin iri memelerimi.hele sonrasında eklediğin 'bir erkek başka ne isteyebilir'cümlesi vahşice.testesteron hormonu etkisiyle yazılmış,histen uzak bir yazı.
Bu gerçekte bir soru değilmiş gibi geldi bana Absence of mind. Saldırı niyetli bir şeye benziyor daha çok. Yazılarımda içten olmaya dikkat ederim cevabım bu. İçten yazdım ve yuvarlak hatlı sıcak dolgun memeler hoşuma gidiyor. Bunda bir şey yok. "Ahlaksız mı?" dersen kimine göre evet, "sanat mı?" dersen aynı şekilde, kimilerine göre. Beni sadece yaptığım şeyin sanat olmamasıyla suçlayabilirsiniz. Bu anlattığımı diğer anlatmadıklarımdan ayıran şeyde bunu tam kendisi. Sevişmelerinizi anlatabilir misiniz? Bana o yazılarla gelin benim de sizi eleştirecek bir şeyim olsun o halde...
Ben bu yazıyı yoladığım dakika içerisinde hüzünlü bir aşktan bahseden bir yazı daha yolladım. Ama sadece "bir sevişme" başlıklı yazım yorumlandı ve okundu. Ben yaşadığım şeyleri yazıyorsam her şeyi yazıyorum onu seçen ve yorumlayan sizsiniz. Yazının size göre ahlaksız olması bir sevişmeyi anlatıyor olmasıysa, başlığından belliydi. Bu yüzden boş bir başlığı tercih ettim belki de. "BİR SEVİŞME"
ayrıca bana olan saldırı sadece sevişme yazısıyla ilgili değil belli ki bu bir bahane, vapur köpüklerinden bahsettiğim yazı aynı şekilde hakaretli yorumlara dönüştü. Son söyleyerceklerim bunlardır.
uff yazdım onca silindi:şimdi kısaca ,yazını ahlaksız bulmadım,yazıdan ahlak edinen kimse değilim,dilediğince yazarsın her ayrıntıyı,kadınının göt deliğini tasvir etsen saatlerce gıkım çıkmaz,ama ustaca yapabileceksen kalkış böyle işlere...kızın memelerinin nesiyle yüzleştin misal?yada seviştikçe kaybettiğin de neyin nesiydi?kadın erkeğin karşıtıydı fikrini böle bir sevişmenin neresinden çıkardın.ahh erkeklerin i ,kadınların vajinası vardır..dikkat et vajinanın kayganlığında kayıp gitmesin ayakların..yoksa bütün ömrünü bir kadının içinde geçirmek durumda kalabilirsin.yazılarım orda duruyor.eleştir,yerden yere vur,bahtiyar et beni.
Sen çok ünlü birisin aslında. Bir sevişmen bile olay oldu. Sanki bu işi bi tek sen yapıyomuşsun gibi bir izlenim edindim. Sonra vapura binersin bir sürü dedikodu alır başını yürür. Şöhret olmak kolay değil, alışman lazım artık. Bunu anladığını sanıyorum.
Bu yazıdan aklımda kalanlar, sutyen...üst üste sevişiyo olmak...iri memeler....
yahu adam onlarca satır yazmış,bendeki özet bundan ibaret...Gözüm aydın,bende aranıza geliyorum anlama özürlüler:))))
görüldüğü üzere, seks satar :)
Ben yazmayı beceremiyorum bunu fark ettim sayenizde teşekkür ederim boşuna rezil olmamı engellediniz bundan sonra. Size iyi eleştiriler.
aaaaaaa.... neme lazım ben beğendim yazını... iviğini civiğini didiklemem. iyi yazma konusunda üstadlar konuşur bizde ders çıkarırız. gücenmece yok... meyve veren ağaç taşlanır akıllım....:)
ooo öyle hemen kaçmak olur mu? Ben seni kıskandım bile bu kadar değerli hafif yazarlarından eleştiri almak, onların sana tavsiye vermesi bence herkese nasip olmaz..
@bestloser,
burda yazı yazmak istiyosun yaz.
fino-tazı ayarcıların ırk özelliğini kaybetmiş yorumlarını dikkate alma sakın.
ikinci yazında cinsellik içersin bak nası çekirge felaketi gibi üstüne geliyolar sallama.
kendin için yaşayan hayvan gibi ol,ısırmayı öğrenicen o zaman ha bide estetler kolonisi gibi yaşayanlara inanma.
devam hafif yazı bekler,daha çok sex daha çok boşalma.
Edebiyat yorumlaması yapan biri küfür edecek kadar düşebilir mi? Büyük bir çelişki var sende inan6666, bence ikisinden birini seç artık.
bestloser:öle hemen kaçıvermek olmaz.öle gücendirip,küstürmek değildi niyetim..herkes bir yığın laf işitiyor burda hergün,ama yazmaya devam ediliyor.sen sahiden hafifin üstadlarına denk geldin ilk seferde,kalaylandın.yahu okusalarda bir laf etseler bu kimseler benim yazdıklarıma diye içim gidiyor benim.sakinlik diliyorum efendim.
Edebiiyatı okurken zevk almak, edebiyat yazmakla eş değerdedir benim için. Okuduklarınızdan anlıyor ve zevk alıyorsanız neden yazdıklarınız da edebiyat olmasın? Önemli olan ne yapmak istediğini düşünmektir bence. Ustalarla kıyaslayalım kendimizi demiyorum ben, ama sonuçta hangi usta öyle doğdu annesinin karnından? Yol bellidir, takip edip etmemek elimizdedir.
emrahvari mızmızlanmalara cevaz vermesek...
acizane eleştirilerimize biraz kulak vermek yeter.
madem ki burası er meydanı değil, madem ki post-modern sallamaya blog adı verilmiş...
eee?
gerisi tıraş!
yazan, yazabilen, yazdığı günahıyla sevabıyla tutulan herkes (istenilen adette tutulmayabilir de) yazmaya devam etmelidir.
insanın içine yazının cehennem odu düştü mü, bunun tedavisi olabilemez zaten!
ahkâm israfına son!
en azından kendi rumuzum adına...
Bana cevap verirken nedense b ir kişi yetmiyor gibi geldi:) Bazen iki bazen üç kişiye cevap veriyorum. Oysa iki kişinin konuşmasına karışmamayı öğrendim ben. Hatta bunun için yazılmış bir deyim bile var. (Eski Türkçe'mizi sevenler iyi bilir bu lafı)
off offf karışmayacağım diyorum da, insan gerçekten dayanamıyor. kendini sanatçı, yazar vs. sanan biri daha gelmiş hafife. okuduğu kitaplardan da bilumum bunalım takılıyor, çok rica ediyorum uğraşmayın. en iyi kendisi, en entellektüel kendisi, en özel o. bize halt yemek düşüyor. kaşınıyor, ancak rica ediyorum kaşımayın. çünkü bu çok sıkıcı yahu?
Yazıyor en azından, yazdıkları kimin hoşuna gidiyor kimin gitmiyor, kimseye yargılamak düşmez, aynı yazıyı başkası yazsa tepkiler değişiyor, çünkü yazıyı değil yazanı ön plana çıkartıyorsunuz. lafa gelince hepiniz anlarsınız ya saNATTAN EDEBİYATTAN. objektif olmayı öğrenin önce. ortada bir emek var, buna bari saygınız olsun.
Saol Results, buraya girdiğimden beri "biz buralarda yabancıları sevmeyiz" tribinden kurtulacağım zamanı bekliyordum. Objektif bakabilen birini görmek çok rahatlatcı.
Ne yazdığınla ve nasıl yazdığınla ilgilenmiyorum. Ki, birkaç cümleden sonra yazını okumaktan sıkıldım. Ben dünden bu yana “sanat ahlaksızdır!” demene takmış durumdayım. Bunu açıklamanı bekliyorum çünkü verdiğin cevap bana yetmedi. Ayrıca “sanat ahlaksızdır!” diye sen mi diyorsun, yoksa birileri demiş de sen de teyit mi ediyorsun?
kaçamazsın Bestloser kaçma da zaten.
ayarcı tazı-tavşan-fino sürüsü by-pass yapıp damardan girerler ona göre.
bu it sürüsünün kişisel ayarlarlarıyla zamanı gelince sen de oynarsın.
acele yok.
Expresyon "sanat ahlaksızdır" tamamen benim lafım. Yazıyı okumaya sıkıldıysan bu sadece benim sıkıcı yazdığımdan kaynaklanıyor olamaz. Aynı zamanda senin ne tür yazıları şevkle okuduğunla ilgili bir şey, haksız mıyım? Neyse gelelim "sanat ahlaksızdır" lafına, bu benim felsefemle alakalı bir şey açılımını irdelemek istersen (ki bu konuyu gündeme getirmek isteyeceğini sanmıyorum) ben ahlak kurallarının oluşumuyla, sanatın bir çok konuda (bilimden bile fazla) gerçeğe yaklaştığının ve bu ikisinin birbiriyle olan çelişkisinin ayırdına vardığımı düşünüyorum. Sanatın spontane gelişen yontemleri, bilimin deneme yanılma'sından (nesnel dünyanın fiziksel kanunları ölçüsünde) çok daha fazla ilerleyerek gerçekliğin ne olduğu konusunda büyük bir ilerleme kaydettiğini düşünüyorum. Bu ilerlemeler genellikler ahlak kurallarıyla sanatın çatıştığı bölgelerde ortaya çıkıyor. Sanat gerçeklere yaklaştıkça kendini buluyor ve ahlaktan kopuyor. "Sanat ahlaksızdır" çıkarımımın anlamı budur. (Okumaya sıkıldın mı?)
allahım öyle bir atıyor ki, bari destekli atsa yesek:)))
şaka yaptım alınmadınız değil mi?
sanat gerçeğe yaklaştıkça ahlaksızlaşıyormuş, offf offf. oldu çocuğum başka? gerçek nedir bari onun tarifini de yapta tam olsun.
hatta
gerçeğin çölüne hoşgeldindiyeyim de tam olsun.
bana ahlaksız sanattan bir örnek verir misin lütfen. bu cevabınla gerçek olan herşeyin ahlaksız olduğunu çıkarıyorum. sürekli tekrarladığın ahlak kurallarını da yazarsan sevinirim. ayrıca tanıdığım sanatçılar, sanatçı olmak için, sanat yapabilmek için ilk madde olarak ahlaklı olmayı söylerler. hatta öyle güzel vurgularlarki bu kelimeyi söylerken, "ahlak" kelimesi duyduğun en güzel kelime haline gelebilir. neyse... o zaman senin çıkardığın bu sonuçla onlar yalan söylüyorlar diyebilir miyiz?
yazını okurken sıkıldım çünkü linetin de dediği gibi;
Edebiyat olan sevişme olmaz, edebi dille anlatılan olabilir..
linet | 23 saat önce
Ahlak kurallarının oluşumu gerçek değildir ( ahlak nedir?, gerçek nedir?) Sanat spontane gelişir( peki sanat gerçek midir ?) ve deneye yanıla ilerleyen bilime tur bindirir. Bu tur, sanatın allah kurallarıyla çatıştığı ( zaten ahlak kurallarının oluşması gerçek değildi, niye çatıştılar ki durduk yere ) parkurda atılır ( zor olmuyo mu hem bilime nispet yap, hem ahlakla cebelleş.. ) Sanat gerçeğe yaklaştıkça ahlaktan soğumaktadır( gün gelir devran döner, üzülme ahlak..) Olay budur, anladım ben..
edebiyattan, yazı tekniklerinden anlamayan cahil birisi olarak; konulu olsaydı daha heyecanlı olabilirdi belki. ( okuyucunun sıkılması durumuna karşı yapıcı eleştiri olarak yazmak istedim )
Kopican, yazık olmuş bu "ahlak" a ama. Çok puştmuş bu sanat da canım...Gül gibi " Ahlak "ı harcadı. Nah bulur bir daha öylesini..
İnan6666, spontan değil "spontane", bilimde newton fiziği biraz geride kaldı g.tdeliklerini ve s.k daldırma mevzularını geçip bilimden bahsedeceksen Einstein'den girelim olaya. Sanatın ne olduğunu bilmeden veya onun ne olduğunu araştırmadan kapsamlı bir sitenin sanat alanına balıklama dalman yüzünden girişiliyor bu tür tartışmalara. Susmaya karar verdiğim zaman sataşma çabasına giriyorsun. Bu şekilde susmam ben. Expresyon sana ahlaksız bir sanat örneği verirsem bunun ya sanat dışı ya da ahlaklı bir şey olduğunu düşüneceksin. Şu an ilk yorumuna girdiğinden beri anlamsız bir ön yargı içindesin. Sanat için soyunulan bir filmde soyunan bayan aktristin ailesi ona ahlak kuralı olarak bunu öğretmiş miydi sence? Bunu düşün. Başkalarının söylediklerine tutunarak bir şeyler yapmaya çalışmak ve böyle durumlarda bunun suçunu da kendi başına özgür bir düşünceyle bir şeyler yapmaya çalışan kişilerin üstüne atmak ne sanat ne de edebiyattır.Burada yapılacak büyüklük tabi susmaktır, büyük biri çıkarsa karşıma ona göre tavır alacağım bende.
Nevdalist sende girmişsin olaya yine, gerçeğin ne olduğunu tartışmak uygun düşmez şu an. Uzun sürecek böyle bir yazı, ama şunu söyleyebilirim ki felsefesi olmayan bir edebiyat, içi boşaltılmış bilinçlerle, içi dolu olan bir konuyu tartışmak kadar gereksizdir. Komik olmayan fıkralar ya da artık komik gelmeyenler gibi.
Size yetişmek mümkün değil, ben eyvallah der çekilirim bu durumda. Neyin ne olduğunu öğretme çabam yok, kendi bildiklerimin doğruluğunu test ediyorum sadece. Bu herkesin yapması gereken bir şey BENCE.
edebiyat yapıyorsun... ve ben ne değini ne demeye çalıştığını hala anlayamıyorum. Yıldız Kenter'e "ahlaksız" yaptığı sanata da "ahlaksız sanat" diyoruz o zaman değil mi? o sakın senin o sanata bakarken ağzının suyunu akma hali-durumu olmasın, karıştırmayalım lütfen. sayın sanat hakkında çok bilmiş kişi! anlamayız biz sanattan falan baksana yüz yıllardır sanatın ahlaksız olduğunu anlayamamışız. buralar kesmesin seni bunları benim sanatçı ablalarıma abilerime de anlat. neme lazım koskaca bir gerçeği değiştiriyorsun!
azizim inan, mecaz dahi olsa "dur ulan" demedim.
alamancı dolayısıyla epey yıprandığın için, bu kuyuya dalıp da iri taklidi yapan taşa gönül indirip asabını bozma, vaktini heba etme diye naçizane, dostane ikazı klavyeye aktarmıştım.
lutfen, rica edicem...
sanat mı?!
pöh!
expresyon; ben şöyle anlıyorum bestloser 'i sanat da kurallar yoktur anlamında biraz sert bir söylemi seçmiş, tek demek istediği kuralların olmadığı, yoksa hepimizin takdir ettiği ve alkışladığı sanatçılara kötü birşey demek istediğini zannetmiyorum...
spontane diyen dillerini yerim ben senin.
peki bayan aktrist ne?
sadece aktrist desen travesti mi oluye gülüm?
sanatçı orospu çocuğu mudur? yoksa rolün kendisi mi orospu çocuğudur? sanatçı rolünü içselleştirirse, bizatihi orospu çocuğu olur mu? işte en sevdiğim nokta burası. alem'e edebiyat dersi bırakmışsın, kültür fiziğe geçmişsin yau.
-sen neymişsin beabi!
-beabi diil, o bey abi.
-yok yok eyle deil yau, be ağabey.
-e ikisi aynı işte, ağabey ya da beyağabeyoğlubey. ne fark eder canım!
-hayır berikinin memesi daa büyük. ordan dönersin. söylemedi deme. karışmam.
-üstüme gelme. bu şekilde susmam ben.
-e alta ben geçiim o zaman. belki o şekilde susarsın. veriim mi su?
-yok. yeni içtim. saol. hem içi boşaltılmış bilinçle içi doldurulmuş idi. o yetti bana. saol yine de.
-ama o senden küçük abisi. yapma beyle.
-e o da küçüklüğünü bilseydi. hadi bi daa mememi emsene.
-hayır! sen benim mememi em. hem o da sanatkarane.
-o zaman sen alta geç. olur mu?
-tamam. olur.
Valla sevgili bestloser sen ne konuda yazarsan yaz,ne kadar iyi yada kötü yazarsan yaz,bu işin senle alakası yok...Sen kendi üzerine alınma derim...Sitenin ağır abileri aralarındaki husumetleri onun bunun yazısında ısıtıp ısıtıp önümüze koyarlar...Sen kendi yazına yorum yapıldığına sanarsın saf saf,ama o yorumlarda ne imalar,ne göndermeler vardır ki decoder halt etmiş çözmeye... Bak ne güzel küfürler öğrenecen şimdi,sayelerinde en buyuk gelişimi bu konuda gösterdik..Ne kadar çok edersen o kadar ulvi goruyorsun kendini burda,ettikçe buyuyosun,devleşiyosun adeta...Ha küfür aralarında araya giren kelimeleri de anlam bütünlüğünü bozmadan anlayabilirsen sen bu işi kaptın demektir....
Hadi bakalım,Gazan Mübarek Ola.......
Gerçek değiştirilebilen bir şeydir Expresyon, sanat hitap ettiği zümre içindir her zaman, ne sanat ne de genel toplum için değildir. Bilimden daha çok gerçekliğe yaklaştığı da kesinlikle doğrudur, ahlağın gerçek dışı olduğu da doğrudur. Bunlar benim ulaştığım gerçeklerdir. İlgi çekmek için söylenen yalanlar böyle derin olabilir mi? Benim karşıma bir sanatçı çıkar ki öğretilmişleriyle ahlağıyla ve diniyle sarılsın sanatına? İmkansızdır... Koscoca gerçeklik zaten değişmektedir gerçek değişebilmektir. Bu evrensel değişebilirliği kafanızda yarattığınız ön yargılara uygulamadığınız ve doğayla empati yapamadığınız sürece ne sanata, ne felsefeye ne de gerçeğin kendisine yaklaşamazsınız. Ön yargıları kırınız ya da sanattan elinizi çekiniz.
hepinizin sanatına sokuyim lan, ne sanatı, neyin sanatı ucubeler, evlenmeden ihtiyarlamış saftirik pespayeler sanatınızında sizinde allah belanızı versin beee.
Ahlaksızlıktan anladığınız or.spuluktan ibaret midir? İçimizdeki iyilik ve kötülüklerin sebeplerini düşünmemeli miyiz? Sevgili internet cafee uzun yazından çıkarabildiğim sonuç budur. Sence çok mu kıt benim aklım?
koza 68
sanatınızında, sizinde yazarken bağlaç anlamındaki de'yi ayrı yazman lazım gelir idi. rica ederim buna özen göster.
Bestloser
şu noktalar ne oluye? ben ondan yazını çözemiyorum. orospu mu demişsin, ne demişsin? kusura bakma. kriptolojim biraz zayıftır.
öle demedi.. dedi ki: anladığınız or ( ingilisce veya anlamında ) spool luktan ( ingilisce makara var ya ondan ) yani diyor ki: anladığınız veya makara yaptığınıs.. kapişşş ?
MODERASYON UYUMUYOMUŞ ALLAH'A ŞÜKÜRRRRR!!!!!!
Açıklamalar yapıyorsun, gerçek şudur, ahlak budur, sanatta böyle yapılır diyorsun bilimden söz ediyorsun ama bunlara rağmen sanatı tek bir kelime ile özetliyorsun “ahlaksız!” sanata hakaretmiş gibi sert ve çok bilmiş tavırlarla meramını anlatamıyorsun. İfade edememe sorununun olduğunu düşünmeye başladım. Bir soru yönelttim, herkesi-her şeyi ahlaksız yaptın. Ya da dikkat çekici bir cümle kurmak istediğini itiraf etmiyorsun. Biraz sanat tarihi oku. Sanata yakışacak çok güzel cümleler üretebilirsin.
@sedaflora
sayenden bir nebze de olsa anladım. teşekkür ederim.
@kelebeklerozgurdur
ahkam silinince hoşuna mı gitti?
O ahkam kime yazılmış olursa olsun,silinince gene hoşuma giderdi internet cafe !!!!
anlamadım.
biri orospuyu büyük harf ile bezemiş,
diğeri moderasyonu.
bunlar bizden gizli bir protesto hareketi işliyor olmasın.
biz de yapabiliriz. eski türbün hadisesi.
@kelebeklerözgürdür
Koza 68'in kendisini savunamayacağını mu düşünüyorsun?
söze sözle mukabele edebileceğini mükerrer ispat etmişti.
seni ispiyoncu seni. bi daa yapma. aazına biber sürerim.
senin fikrin mi var???
olanı da ben aldım.
yakında kendini infaz edersin artık.
kaybedecek neyin kaldı ki???