Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "Fimo Kitap Ayracı"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

\
Kemal-i ceht ve ihtimamla şayan-ı gıbta olacak bir yazı yazmak içün semere-i mesaiye başladım. Günlerden cumartesi günü olması hasebiyle “imkanda, ma-kandan ebda-i yoktur” lafzına istinaden etrafıma bir nazar ettimde gözüme bir adet fesleğen ile bir mangal üstündeki bir ızgara takıldı. Mevki-i mebzuliyete sahip olduğum günler aklıma geldi de; maişa denen kimine göre menfa, kimine göre mesai-i beyhude bu hayat zat-ı şahanemize fevkalade mütehalit eşyalar verdi de, biz oturup iki kelam yazmadık; şimdi kalkmış ızgara ve fesleğenden kelam çıkarmaya çalışıyoruz, derken dimağımda bir cinnet-i şedide zuhur eyledi, hususu mühale talik ettirmek ne kadar vasat sayılsa da fasılaları ve teşbihleri parelemek bir o kadar zor göründü gözüme. Ezcümle; alel-umum yaptığım gibi ab-ı ateşten bir katre almak suretiyle
\

"Nerdeyim ben? Gözlerimi açtığımda gördüğüm çitlerdeki izlere bakınıyorum. Hava güneşli fakat gölgede olmanın serinliği mevcut. Gölge yapan çitler. Beyaza boyanmış, yer yer boyası sökülmüş çitler. Kafamı sağa çevirince bir ızgara var yerde, ızgaranın benim baktığım açıdan sol tarafında bir hortumdan su akıyor ızgaranın içinde yavaş yavaş; belli ki su yeni kapatılmış. Burnuma fesleğen kokusu geliyor. Sanki yere çakılmışım. En son 3 yıl 19 gündür görmediğim arkadaşımı görmek üzere evden çıkmıştım, onu hatırlıyorum. Kafamı kaldıramıyorum, her tarafım ağrıyor. Bir ayak sesi var. Kahverengi bot giymiş, mavi bir kot var üzerinde. Yüzünü seçemiyorum. Ses çıkarmaya çalışıyorum sanırım sesim çıkmıyor. Çok yaklaştı sadece botlarını görüyorum. Bir ses, silah sesi ve yerde uzanan cesedim.”

\

bir başlangıç yaptım yazıma. Cesedi yerde uzanmakta olan ve de hayat denen kerhaneden ayrılmış olan adamı nereye yollayacaktım. Yazı güzeran-ı sakinesine bırakılıb mebzul miktarda idrak ve bok ile süslenip -ecnebi tabiriyle arkadaşının hayatına feed back yapıp- şahsı annesinin rahmine yollayıp yazıyı bitirmeli miyim yoksa?

\

Suret-i ibtidaiyye ve asliyesiyle iktibasat etmek en iyisi; bazen muallakiyet ve muhallakiyet en güzel son. Mütenasib şekli de bu olsa gerek; hakayık-ı dünya…

"Ne m’attends pas ce soir car la nuit sera noire et blanche."
Gerard de Nerval


116 ahkam var
Önceki yazı: İMKANSIZLIKSIZLIK
Sonraki yazı: Ah, yanılmışım...

Ahkâmlar

senden çok şey öğreneceğim/öğrenmeliyim...

show must go on

ilk paragrafın ardına;

sadakallahulazim...

ismail yk dinliyorum gözlerim kapalı.

fesleğen candır...

fesleğen çok önemlidir. gidersen yıkılır bu kent, gidersen kim sular fesleğenleri diyen şairimiz boş yere söylememiştir.

nerval'in sözünü biri çevirse de anlasak.

Fevkul her yerde fevkul, bir ömürsün sen..

"Ne m’attends pas ce soir car la nuit sera noire et blanche."

Beni bekleme bu gece; çünki gece siyah ve beyaz olacak.

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

Zuhal Olcay' ın Gecenin öteki yüzüne gittim...

show must go on

şu altta 27 maddede köşe yazısı var. fevkulbeser beyfendiciğim size onu öneriyorum.

bir yazı yaratmak bir hayat yaratmaktan daha zor değil nasılsa. o yüzden keyfine bak, offf çok bunalım gördüm seni. kısaca sevmedim bu hallerini.

nevdalist DİYOR Kİ, (24 Haziran 2008 10:55)

şu altta 27 maddede köşe yazısı var. fevkulbeser beyfendiciğim size onu öneriyorum.

bir yazı yaratmak bir hayat yaratmaktan daha zor değil nasılsa. o yüzden keyfine bak, offf çok bunalım gördüm seni. kısaca sevmedim bu hallerini.

Valla önerdiğiniz yazı beni bunalıma soktu desem (:

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

'Garazım yoh reh-i aşkında fenâdan gayrı '
harika bir yazı fevku.tebrikler.

Rüzgar ateş için ne ise, ayrılık da aşk için odur; ufak alevi söndürür, büyük alevi canlandırır..

Çok beğendim...

İlk paragrafın ardından nefes alıyorum, dahadikkatsiz ve bir okadar hızlı geliyor fesleğenin ızgaranın birlikteliği. Finalde yaşanan son bulmamış üçüncü anlatıcının iiçinden gelen bir ölüm/boğulma sanki yazar/karakter değilmiş de biz imişiz izlenimi yaratıyor. Son olarak siyah beyaz bir gece... Arkadaşı görmenin zamanı diyalektiğine hiç girmeyeceğim çünkü yazar bu ayrıntılarda nefes alıyor.

Saçmalıyorum, gerçekten tebrikler denebilecek başka birşey yok. Dün izlediğim "Nefes" isimli film ile bağlantı kuruyor zihnim ister istemez (bu şekil bir sinematografik yoğunluk/senaryo havası sezdim ancak filmin etkiside olabilir, yorumu yazara bırakıyorum).

uyuşturucu ve sigara gibi hayat'da adamı öldürür:)yani tadını çıkarın!:)

Estağfurullah efendim, sinematographik anlatıya katılıyorum.

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

yazıyı bu haliyle bırakmanız bile kafi gelirdi @fevkulbeşer beyefendiciğim. çünkü bitiş son derece vurucu!

dipnot: yalnız o bu değil de son fotoğrafa da bittim açıkçası!

ayrıca fesleğen mevzuuna döneceğim!

sen kafana göre takıl, istediğini istediğin yere yolla. biz engel olmayalım!!!

nebilim DİYOR Kİ, (24 Haziran 2008 23:28)

sen kafana göre takıl, istediğini istediğin yere yolla. biz engel olmayalım!!!
Cenk itme çay iç!

(: Estağfurulah ne engeli, bilakis varlığınız bir mana teşkil etmiyor, müsterih olun.

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

"birgün bundan bir yazı çıkarırım" diyerek bir kenara atıp unuttuğum bilgileri aktarıyorum şimdi. hani "fesleğen mevzuuna geri gelecem" demiştim ya, o vesileyle...

bilgi bilgidir. göz çıkarmaz. ne garip tesadüftür ki, bu fesleğenden bir yazı çıkarmayı geçirmiştim aklımdan... şimdi "bir yazı yaratmak" başlığının altına ekliyorum karaladıklarımı... ve ne tesadüftür ki, benim eklediklerimde de ölüm kokusu var.

@fevkulbeşer beyin yazısındaki kahraman da mefta ama fesleğenler hala canlı... hani kokusu geliyordu kahramanın burnuna mis gibi!

quote
--------------
z. fesleğeni İtalyanlar başka, Mısırlılar bambaşka işler için kullanırlarmış.
a. hangi amaçlar için kullanıyorlarmış?
z. İtalyanlar aşk iksiri diye, Mısırlılar ölülerini mumyalarken...
a. ölü afrodizyakla mumyalanır mı?
z. ne bileyim(?)
a. ne işe yarıyormuş acaba?
z. fesleğenin mumyaya konması mı?
a. evet
z. belki güzel koktuğu içindir. (iğrencim)
a. mantıklı aslında…
z. Hintliler de yanlışlıkla fesleğene dokunurlarsa özür duası ederlermiş
a. aaa?
z. evet
--------------
unquote

Teşekkür ederim efendim, paylaşımınız için. Fesleğenle alakadar ayrıntılı bir yazı yazarsanız ne güzel olur.

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

PESTO SOS

Bir fincan zeytinyağı, iki yemek kaşığı çam fıstığı, yarım fincan rendelenmiş eski peynir ve bir bağ fesleğenin yaprağı, mikserde pure yapıldığında meşhur "pesto " sos elde edilir.
Makarna ve kızarmis patlıcanla servis yapılır..

Fesleğen en güzel kabaktadır bu arada..

Ölüye doyduk bugün, can boğazdan gelir, yiyin garii

Makarna yaparken felseğen mutlaka kullanırım fakat dediğiniz tarifi denememiştim; en yakın zemanda denemek lazım.

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

Cok yazilar okudum. Cok yazarlar tanidim. Ama ben Fevkulbeser gibi Osmanlicaya bu kadar hakim bir yazar tanimadim. E, öyle herkese Üstad denilmez sanirim. Ellerine yüregine saglik Üstad'im. Sen hep yaz ne olur...

xNicox DİYOR Kİ, (25 Haziran 2008 01:00)

Cok yazilar okudum. Cok yazarlar tanidim. Ama ben Fevkulbeser gibi Osmanlicaya bu kadar hakim bir yazar tanimadim. E, öyle herkese Üstad denilmez sanirim. Ellerine yüregine saglik Üstad'im. Sen hep yaz ne olur...
ISIGA DOGRU (siir) kitabim cikti.

Estağfurullah efendim, lütfen öyle demeyin görende bir şey sanacak (:

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

gerçekten botların kahverengi mi Zen usta..

evet lütfen, bu yazı yarım kalmasın.

ayrıca fesleğenler bu yazıyı beklermiş meğer. acaba daha dünya kültürlerine ait fesleğeni ilintilendiren başka birşeyler bulur muyum? bakacağım efenim.

Normalde kıyafette sadece siyahı tercih ederim ve de beyaz.

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

sizin değilmiş zaten, burası fesleğen kokuyor pilli pati..

yazıda kahramanın 3 yıldır görmediği arkadaşının yürüdüğü yol dar bir patika mıydı acep?

Kop demişti sinek gelmesine de mani oluyormuş pencere önüne koyunca, eskiden besliyordum artık domates besliyorum.

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza
pilli pati DİYOR Kİ, (25 Haziran 2008 01:10)

yazıda kahramanın 3 yıldır görmediği arkadaşının yürüdüğü yol dar bir patika mıydı acep?
hafif, 3ayak, 22dakika, bildirgec, 10marifet, sinepil, sosyomat

(: nasıl olmasını istersiniz?

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

fesleğen arada bir okşanmak ister. okşanınca rayihasını yayar ekstradan ortalığa... yoksa küser bekler...

Faydaları:

Öksürüğü keser. Hazımsızlığı giderir. Baş dönmesini durdurur. Zafiyeti giderir. Arı sokmasında faydalıdır. Ağız yaralarını tedavi eder.

Fesleğen kokusu; sivrisinek ve tahtakurusu gibi haşaratı kaçırır.

çitlerin bitiminde uzanan dar bir patika hayal ettiydim okurken. sağlı sollu yer yer gözü okşayan ve serinliğini özleten ağaçlar... ama genel olarak yeşil bir vadiye bakmalı arkadaşını beklerken... yüzünü okşayan hafif ılık meltem...

pillibebekkuyuda DİYOR Kİ, (25 Haziran 2008 01:14)
Faydaları:

Öksürüğü keser. Hazımsızlığı giderir. Baş dönmesini durdurur. Zafiyeti giderir. Arı sokmasında faydalıdır. Ağız yaralarını tedavi eder.

Fesleğen kokusu; sivrisinek ve tahtakurusu gibi haşaratı kaçırır.

Anaaa ne de cok faideli imis yahu:)

Tüm hafif ahalisi bir film çeksek kesin çok güzel olur.

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

Kusturica'nın filmleri gibi olsun isterdim. herkes heryerde... böyle bir anda darma duman... sonra kahkahalar yükselirken, sahneler gözümün önüne geliyor.

linkini vermiş olduğum filmin fragmanı sayfanın biraz aşağısında!

Ama ben Gadir Inanan olurum:)

Kustirica'nın hastasıyız zaten (: ben ışıkçınız olurum.

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

ba ba ba ba ba... @nicox hemen kaptı rol modelini!

ışıkçı sarhoş olursa biz ışığa koşarız..

pillibebekkuyuda DİYOR Kİ, (25 Haziran 2008 01:32)

ışıkçı sarhoş olursa biz ışığa koşarız..
Samba


Süper, zati rahat rahat içebilmek için ışıkçı olmak istedim.

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

:))

Fakat filmde "aşk" olursa ben yokum.

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

hah Kusturica tarzı olur işte... herkes bir yerlere koşar durur!

"yokum" diyor!

(:

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

Fevkul ters biraz onun ''yokum'' demesi ''varım'' anlamındadır...:)

aşk doğanın bir oyunudur efendim. istesek de istemesek de doğa kendi senaryosunu yazmıştır. bizlere oynatırkenki en büyük kozu da aşktır.

O zaman bana laf düşmez, doğaya karşı başımız kıldan ince (:
gerçi cortazar diyor ya "yeşillik mi? şu tavukların çiy dolaştığı yer."

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

arizona dream olur size hafif dream!

show must go on

ışıkçının peşinden koşan bir ekip..harikasınız vallahi, çok orjinal bir film olacak..oraya buran koşan oyuncular ve şarhoşluğuyla filmi bir dalga dalga gölgeleyen, dalga dalga aydınlatan bir ışıkçı.:)

burada yazıyı tutamadım gitti.

müziklerini dinlemek istiyorum...

show must go on

"se pencher sur ses malheurs, concentrer notre attention sur nos plais physiques et morales, nous abaissent au niveau des taupes."

tercümesi;

felaketlerimiz üzreinde durmak, dikkatmizi fizik ve manevi yaralarımıza teksif etmek bizi köstebeklerle aynı seviyeye indirir.

Cemil Meriç 23.7.1955

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

Türkan Soray kim olacak:) Hadi ben Gadir oldum diyelim. E, benim dövecem gisiler nerde? Olmuyor Fevkulbeser kardesim. Benim vaktim kisitli. Sizi bekleyemem. Bak Cüneyt abim bekliyo

Ben basit bir ışıkçıyım (: yönetmene sormanız gerek türkan şoray'ın kim olacağını, onu bilmem de "aliye rona" sanki şimdiden belli (:

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

türkan şoray ben olayım:)

Ama Tarık Akan olsun jön lütfen. Ben kadir madir istemem (kaprisli aktris)

silah sesinin yankısı karşı kayalıklardan duyuldu!

Karşı kayalıkta tarlasını bellemekte olan çapulcu süleyman ...

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

Ve karşı kayalıkta tarlasını bellemekte olan Çapulcu Süleyman ...

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

neredesin yahu fevkul??? aa merak ettik ama

show must go on

Work work work (:

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

p.pati iyi etti de, tekrar okuduk yazıyı...senin yazma zamanın gelmiş bana göre

show must go on

(: Zalim haccac diyor ya "olgunlaşmış kelleler görüyorum" inceden yazayım o halde yazma zemanım geldiğine göre.

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

okunmuyor:(

show must go on

lütfen yani:) bekliyoruz!!!!

show must go on

ne bu kardeşim ya!
sen yoksa imam-hatipli misin?
nerde güzelim türkçemiz?!
arapça, farsça karması bir lisanla kendinin çok
bilen olduğunu mu göstermeye çalışıyorsun?
sen kendini arabistan'da mı sandın?
sandık sandık içinde çok şanımız var!
haa, evet...
ne bu makumatfuruşluk kardeşim!
ben osmanlıca mosmanlıca falan anlamam!
doğru düzgün yaz da anlasın herkes!
iki üç arapça kelime yazınca kendini entel falan mı sanıyorsun?
kime hitap etmek niyetindesin?
bırak bu osmanlıca bozuntusu edebiyat
paralamayı da anlayacağımız bir şeyler yaz!

beter oldum yahu!
az cebelleşmedik yukarıdakine benzeyen "yorum"larla...
devran dönüyor.
o kafadakiler yerinde uygun adım sayıyor.
kısa keselim lafı bu sabah.
fevkülbeşer kardeşim ellerine, fikrine sağlık!
lezizdi. çok keyiflendim okurken.
birkaç ufak yazım hatasına rast geldiysem de,
bunlar için canını sıkacak değilim.
muallakta bırakma, yaz da öğrenelim dersen:
"eşya", "şey"in çoğuludur.
"eşyalar" yazılmaz mesela.
"mühale" ve "mütehalit" de kezâ...
doğrusu şudur:
"muhâle tâlik etmek" derler.
şu demektir: bir işi, bir şeyi ertelemek, ileriye atmak.
mühim değil.
hafif'teki ilkokul şiir denemelerinin haince saldırısından sonra bu yazı denemesi ilaç
gibi geldi.
eyvallah!

"malumatfuruşluk"

Düzeltmeleriniz için teşekkür ederim ufakufak insanı, elimden geldiğince türkçeyi düzgün kullanmaya çalışıyorum. Hatta 4 ay evvel bir kursa gittim türkçe hususunda pek faideli geldi, fakat alışılagelenlerden sıyrılmak çokta kolay olmuyor malumunuz.

"Mütehalite" kelimesini çeşitli manasında kullandım Ahmet Mithat Efendi'den öğrendiğim kadarı ile...

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

Alel-umumun yaptığı gibi ab-ı ateşten bir katre aldım onu da kendi bünyeme kattım.

tebrik ederim...

"seçimini zekice yapmak yarılamaktır zafere giden yolu; diğer yarısı kayıtsızlıkla fethedilir. bir yanda istediğin her şeyi söyleyebilirsin,öte yanda mecbur değilsin. ben bir şekilde ikisini de yapmayı becerdim. bu yüzden benimle bir sorununuz varsa size aittir."

bu hitap şekli "ex-untouchable zen" insanına
ne kadar da çok benziyor...
ilginç.

Türkçe kursu aksatmayınız efendim.
"çokta" değil, "çok da" yazılır da min gayr-i haddin.

"mütahalite" kelimesini a. m. efendi'nin kullandığına
eminseniz bir şey diyemem ama
bu kelimeye "çeşitli" anlamı yüklediyseniz,
doğrusu şudur: "mütehâlif".
ki, bu da "aykırı, birbirine münasip olmayan" anlamına gelir.

sizin kast ettiğiniz kelime bence şudur:
"mütehallî".
bu da; süslenmiş, bezenmiş, anlamına gelir arapçada "tehallî"den mülhem...
bildiğim budur.
kusurum olduysa affola!

Teşekkürler efendim, eve gidende tekrar kontrol edeyim, "-de,-da" eklerini de arada unutuyoruz; zıkkım alışkanlıklar insanın üzerine yapışıyor vesselam. Ne kusuru, insanın yanlışlarını öğrenmesi kadar hoş bir şey yok, bu sayede insan kendini düzeltme imkanı buluyor.
Hürmetler.
Not: Untouchablezen insanını yakinen tanırdım, kendisi şu an münzevi bir hayat yaşamakta doğa ile bütünleşmiş şekilde.

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

helâl olsun!
epey "yakiyn"siniz zannımca :)
reca ederim, yardımım olduysa bahtiyar olurum.

Siz yardım etmeye layık gördünüz ya yazıyı, emek harcadınız ya, teşekkür ederim. Hasbe't tevazüyü da fazla uzatmamak gerek malum fazla tevazu kibirden imiş (:

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

Çapulcu Süleyman kendi halindeki hayat gailesine bir kelebek etkisi yaratacağını nereden bilirdi, bu silah sesinin?

atalar bi öyle bi böyle demiş...
iyi adam lafının üstüne gelirmiş...
iti an çomağı hazırla...
kendi nâmıma söylersem: bende varsa eğer, o tevazu denen meret, "kibir"den kaynaklamaz,
kâinatın aczini içimde her dem hissettiğimden...

Estağfurullah, ben kendi namıma söylemiş idim.

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

...ve o dakikalarda bir adamın dünyaya yatay baktığı yerde başının altından ılık ılık akan kırmızı sıvının kokusu sadece börtü böceğin dikkatini cezbetmekte idi...

pili pati'de memnun mesud seyre daldığı âlemi
yazıya geçirmekle, tarihe not düşmekle meşguldü bir elinde m. tournier, bir elinde g. bataille...

ya evet çok pastoral yorumlar döküyorum değil mi? sizler bir yandan gramer ve tevazu üzerine sohbetler ederken...

"pilli pati de" olacaktı.
kendi söküğümü dikmeye fırsatım olmuyor,
öte berideki kaçıkları yamayacağız diye...
estağfurullah efenim...
biz kim, gramer kim...
bizet'den la mer ne iyi gider di mi efenim?
fransızcam yoktur da...
la mere miydi aceba?
yanlışsa düzeltin lutfen.
muhabbetle...

"la mer" efendim...

teşekkürler...
fransızca bilgimin nâkıs oluşundan mütevellit
hatırıma son modern ortaoyuncusu kültürlü hergelelerden ferhan bey geldi: dö la kem küm,
dö kem küm...
benimki de o hesap.
malheureusement, je dois m'en aller.
au revoir!

"şaibeli" 22 rumuzun bu yazıyı tutmuş olması
si en en interneyşınıl'ın muhabirlerinin kameralarını buraya fokuslamalarına sebebiyet verdi.
grupsal bir bütünlük içinde "hohi hohi" diye
"hisli" "şiir"leri kaçırmamacasına tutan bu güruhun
tübitak'ın bilim kurulu tarafından incelemeye
alınacağı duyumları alınıyor pek güvenilmez menbalardan...
konuyla ilgili yorumda bulunmak istemeyen
münzevi untaochable zen insanını naylon vicdan'ı
ve mefkud'u araya sokarak iki çift laf etmesi için
ikna etmek çok zor oldusa da, kendisi kıpkırmızı
turbundan bir ısırık aldıktan sonra, başını göğe kaldırarak şunları söyledi:
ziktirin gidin lan başımdan!
gidin kendinizinkini tutun!

rev: "şaibeli" 22 rumuzun bu yazıyı tutmuş olması
si en en interneyşınıl'ın muhabirlerinin kameralarını buraya fokuslamalarına sebebiyet verdi.
grupsal bir bütünlük içinde "hohi hohi" diye
"hisli" "şiir"leri kaçırmamacasına tutan bu güruhun
tübitak'ın bilim kurulu tarafından incelemeye
alınacağı duyumları alınıyor pek güvenilmez menbalardan...
konuyla ilgili yorumda bulunmak istemeyen
münzevi untouchable zen insanını naylon vicdan'ı
ve mefkud'u araya sokarak iki çift laf etmesi için
ikna etmek çok zor olduysa da, kendisi kıpkırmızı
turbundan bir ısırık aldıktan sonra, başını göğe kaldırarak şunları söyledi:
ziktirin gidin lan başımdan!
gidin kendinizinkini tutun!

efendim siz "j'ai décidé de retourner" diyenlerdensiniz. iyi de o özel insanlardansınız. yoksa yoksun kalırdık, bütün kanatlı kelimelerinize yansıyan o hallerinizden, fikir bünyenizden...

'au revoir' yerine 'à bientôt'yu tercih ederim.

ille de ıshtar derim

ah tabii...
tabii tabii...
"a biento" bittabii :)
comme je vous comprends!
jön türklere döndük bu arada...
efendim ben paris'teyken...
ıshtar artmaz dişten tartar!
bu da bana "bonsoir" olsun!

bu arada...
şarkı için müteşekkirim.
"çok mersi" demeden, sağ olasın pilli pati!

saygı bizden efenim. ben yine Çapulcu Süleyman konusuna bir döneyim bakayım...

ufakufak DİYOR Kİ, (31 Temmuz 2008 13:50)
bu hitap şekli "ex-untouchable zen" insanına
ne kadar da çok benziyor...
ilginç.

:)

fevkulbeser DİYOR Kİ, (31 Temmuz 2008 13:56)Untouchablezen insanını yakinen tanırdım, kendisi şu an münzevi bir hayat yaşamakta doğa ile bütünleşmiş şekilde.

:)

sayın ufakufak özelden o kadar muhabbetimize karşın sözlerinizi hiç hoş bulmadım, yakıştıramadım, üzüldüm sizden ummazdım.

Sen Vurdun da Ben Ölmedim mi?