Kötü... Böyle olması kötü olacaktı. Ve oldu da. Kötü...
Bulanıklık...Kafamın içinde. Hipnotize oldum. Kendimden çıktım ve koşmaya başladım neresi olduğunu bilmediğim bir yere...
Yalnızlık...Her zaman vardı. Sorun değil. Yalnız bırakılmak...Anlayamıyorum ne olduğunu bunun, ama pek hoş değil sanırım. Ama dedim ya, Sorun değil.
Değişim...Acıtıcı. Kendime dönmek değil yeniden korktuğum. Korkmuyorum da zaten bundan. Sadece değişim. Boktan. Acıtıcı. Acıttı...
Umutsuzluk...Neye göre? Niye ki? Yetinmeye çalışmak sanırım aslında. Beklemeyi ortadan ikiye bölen sis...
Kızgınlık...Gereksiz. Gereği olmamalı. Bırak, boşver...gerekli değil.
Sevgi...Çok gerilerde kaldı. Bak arkana, görünmüyo bile. Ne kadar hızlı koşmuşuz.
Sevgi...Hiçbir zaman...Hiçbir yerde...Hiç kimse...Olmayana övgüler, gittikçe şişen bir balon. Patlaması yakın. Panayır bitti. Çocuklar çoktan pembe bulutlu uykularına dalmışardır. Balon patlamalı. Panayır bitti...
Bıçak...Sırtımdan yediğim, böğrüme doğru ilerleyen...Bıçak, dostun elinde. Bıçak böğrümde...
Vicdan...Hiç ilgim olmadı. Vicdan bendim zaten, o da beni yiyip hazmetmeyi seçti. Vicdan...Sanırım uzaklarda. Dönüşleri kamçılar belki. Ama belki. Ne yazık ki...
Balta...Hadi canım. Bırak! Bravo zaten yeterince güzel bir kelime!
Yalan...Sanırım çok tanıdık. Körlüğü iyileştiren bir şurup içtim. Yalan...Sanırım çok tanıdık...
İhanet...Sanırım nefret...Tiksinti...Yalan sanırım ihanet, tiksinti nefret...
Sevgi...Hiçbir zaman...Hiçbir yerde...Hiç kimse...
1.ocak.1999.cuma
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.