
Geçen yüzyılın en önemli keşiflerinden sayılan "G noktası" nın araştırma çalışmalarının, Kristof Kolomb'un Amerika'yı keşif uğraşlarından bile daha zorlu geçtiği çeşitli kaynaklarca belirtilse de ben hiç inanmadım doğrusu.. Adamın koskoca okyanus dalgalarıyla mücadele ederek aylarca süren bi sürü deniz seferleri sonucunda keşfettiği yeni kıtayla, bu cücük kadar yerin keşfi nasıl eşdeğer tutulabilir anlayabilmiş değilim.. Geçenlerde bir gazete yazısından öğrendiklerim bu konuda kendime hak verdirtti zaten; habere göre parmağımızı malum yere sokup "gel gel" işareti yapmamız bile bu iş için yeterliymiş.Valla..
Son olarak, yazmak hiç içimden gelmedi ama, "Bir ilmi makalede herşey açıkca yazılmalı" şiarından yola çıkarak, bu bölgenin sadece kadınlara özgü olmadığı gerçeğini bilmelisiniz derim ben..
Testislerle anüs arasında bulunduğu belirtilen bu "erkişisel g noktası" kadınlara nazaran pek kolay belirlense de, çoğu Türk yiğidi için gayet "hassas" bu bölgede çalışmalarda bulunmalarını, hanım okuyucularımıza pek tavsiye etmiyoruz vesselam..
taocular bunu avrupallılardan en az iki bin yıl önce keşfetmişler. testislerle anüs arasına denk gelen bölge kök çakranın olduğu yer. taocular bunu boşalma kontrolünün başlangıç aşamalarında kullanırlar. boşalmaya yakın bir zamanda boşalma henüz vuku bulmamışken o noktaya baskı yapılrsa spermler dışarı gitmekten vazgeçip geri dönerler, böylece erkek boşalmadan orgazm olmuş olur ve ereksiyon hali devam eder. ilerledikçe bu tamamen zihinsel bir kontrole dönüşür. bunun için biraz nefes egzersizler yapmakta yarar var. erkeklerdeki g noktası tabir edilen yer ise prostata denk gelir, tamamen farklı bişi.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.