şu da yazının kalan kısmı:
Efendim, Sidran gelmiş de, Kokteyllere katılmamış da, otelinden çıkmamış da, Kültür Bakanı’nı ziyaret etmemiş de, bu ne biçim jüri üyesiymiş de, böyle kabalık olur muşmuş da…
Bilir misiniz; koskoca Napoleon Bonapart, bütün Prusya’yı ve Alman dünyasını acımasızca yerle bir edip Weimar’a yerleştikten sonra, muzaffer ordusunun karargâhından o akşam, 14 Ekim 1808 akşamı maiyetiyle birlikte çıkıp nereye gitmişti? Goethe’nin evine, alık herifler! Kara ve uzun dilleri bürokratik hiyerarşinin yalaklarında gezinen çaresiz yazar taslakları, Goethe’nin evine!
Çünkü İtalya ve Mısır seferlerinin büyük zaferleri bile, Josephine’inden gelmeyen mektupları yüzünden onun kişisel kâbusu olmuştu. Çünkü en büyük gerçek kalbin içindedir. Çünkü en büyük yenilgi de oradadır. Çünkü en büyük insan yenilgilerini bile üslûplaştıran ve onları bir parça çekilir hale getirebilenler onlardır. Belediye Başkanı değil, Kültür Bakanı değil, Napoleon Bonapart değil. Goethe ve Sidran’dır!
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.