Sizde bu reklamla sorumluluklarınızı hatırladıysanız, bekliyoruz.
o cocuklarin hicbiri benim diil. birileri dogurmus. ben hicbirini dogurmadim. bi kismi bile seninse, her babanin kendi cocuu icin yapacagi gibi sen de butun gelirini ve yasamini onlara adayabilir; evini, bilgisayarini, cdlerini, kitaplarini, kahvaltini, kestane sekerini onlarla paylasabilirsin. onlari carmina buranaya goturebilirsin. ama kestane sekerinin kilosu gecen sene 15 milyondu, bilemiicem. bunu yaparken hicbirimize haber vermeyebilirsin. hangi baba bakin ben cocuklarima ne kadar iyi bakiorum, karinlari tika basa dolu, gozlerinden mutluluk fiskiriyo der. hicbiri demez.
yemio di mi? reklamdaki cok kolay cunku. hem reklamdaki kizin burnu akmio. yaptii resim de guzel. kiz da guzel allah icin. ne guzel sevinir seker verince. sekerin markasi kent olunca. senin de nasil huzur dolar icin. bi kilo kestane sekeri alip sicak yuvana doner, bilgisayarinin basina oturup baska bisileri kurtarmaya ya da nebiliim onnayn tavla oynamaya falan baslarsin.
benim boyle salak bi sorumluluum yok.
Ne bilim, bir tarfik kazası falan geçirirsinde kimse sana yardım etmez, benim sorumluluğum değil diye. Belki o zaman anlarsın toplumsal bilinç ve sorumluluk nedir.
Devlet kuruluslarindaki kaynak yoklugu problemini duymussunuzdur. Hangi cocuk esirgeme kurumu yuvasi tika basa yiyecek, icecek, oyuncak ve mutlulukla doludur ? Hicbiri. O zaman arkadasin gonderdigi linkten etkilenen uc-bes kisi bayram harcligi niyetine bu cocuklarin yuvasina yardim yapsa kotu mu olur ? illa ki konu-komsunun gozu onunde, kendi mahallemizde, kendi reklamimizi yapa yapa mi iyilik yapilir ? Hem bakarsiniz uc-bes kisi degil, bin kisi yardim yapar komur alinir, bilgisayar odasi kurulur, sehre bir film gelir falan...
Çocuklara vereceğimiz sevgi. Ne olur yani bu bayram biraz onlara vakit ayırsak. Onları kucaklarımıza alıp sevsek. Bunun neresi kötü?
bu kotu mu, diil mi bilemem. sadece tercih meselesi olduunu dusunurum. ben de tuvalette, banyoda cok vakit gecirmeyi severim misal. bence yapilan da bundan fazlasi diildir. herkes kendisini mutlu eden neyse onu yapsin. ancak bu yapilanlara sorumluluk diye isim koyup once gozumuze sokmayi sooora kafamiza kakmayi hangi akla hizmet yaptiinizi anlamiorum. ustelik bunu kiytirik bi reklamin gaziyla yapcaksak da insanliimizdan utanalim derim baska bisi demem. olmaz a hadi dielim bu bizim sorumluluklarimiz dahilinde. baska hangi sorumluluklarimizi reklamlardan oorenioruz? telefon faturanizi odemeyi ihmal etmeyin seklinde bi reklam gorulmus mudur destek verdiimiz? nedir?
haklısın birader. isteyen yardım edebilir, ama "Ahanda bu senin sorumluluğun, git bi paket kent al, çocuklara yardım et" sömürüsü yapılmamalıdır. yapan da dombilinin önde gidenidir. bir de kent yardım olaylarına bu kadar meraklıysa , reklam çektiği parayla pekala gerekli yere gerekli yardımı yapabilirdi. demek ki kentin amacı bizlere görevlerimizi hatırlatmak deil, para kazanmak. İYİ BAYRAMLAR HAFİFÇİLER!!!
Bir çocuğu sevindirmek de en büyük "ibadettir" herhalde. Televizyondaki şeker reklamları yüzünden aklımıza gelmiş olsa bile... Çocuklar, çocuk olduklarının farkında olmadan çalışıyor, çöp topluyor, dileniyor olsa bile... Öyle işte! diye biten yazinin tekmil cumlesi icin klikleyiniz...yazimiz boyle olur sosyal bilinc yapmis yazarin bayram tebrigi modundadir.
kent reklamlarından sonra yapılan yardımların 2 katına çıktığı tvlerde ve gazetelerde çıktı. shcek başkanı tarafından açıklandı. 21. yy'da insanoğlu hızlı yaşamın içinde olduğundan birçok şeyi unutuyor veya erteliyor. böyle reklamlar sayesinde insanların bazı duygularının depreşerek harekete geçtiğini düşünüyorum ve kent'i tebrik ediyorum. sömürü olayına gelince, bütün reklamlarda sömürü mevcuttur. kimi güzelliği, kimi kıskançlığı, kimi zenginliği, kimi yakışıklılığı ve uzun boylu olmayı, zekiliği vs.. öne çıkararak izleyenler arasından belli bir kesmi ön plana çıkararak reklam yapar.. bunlardan en zararsızı kent..
"insan, kendisinin öldürülme tehlikesi varken bile, arkadaşını bırakıp gitmeyişiyle insan olmuştur." jack london -ademden önce , sanırım 1906-
Devlet Denetleme Kurulu, Cocuk Esirgeme Kurumunun sorunlari uzerine bir arastirma yapmis. Eksikliklerden birkacini buradaki haberden kopyaliyorum. Suc islemis olan cocuklar: Suç işlemiş 11 yaşından küçük çocuklara yönelik özel kuruluşlar bulunmadığı için bu çocuklar genellikle SHÇEK’ye bağlı kuruluşlara yerleştiriliyor. Bu uygulama bakıma muhtaç çocuklar yönünden sakınca yaratıyor. SHÇEK Genel Müdürlüğü’nün Adalet Bakanlığı’na gönderdiği yazıya göre korunmaya muhtaç olup, topluma kazandırılan diğer çocuklar, hırsızlık, dolandırıcılık, yankesicilik ve hatta cinayet işlemiş çocuklarla birlikte kalırken fevkalade tedirgin oluyor. Suçlu çocuklar onları da yanlarına katıp sokağın tehlikeli ortamına sürüklemeye çalışıyor, bildikleri suça ait bilgileri aktarıyor, eğitim ve rehabilitasyon çalışmalarına engel oluyor. "Selpak alir misin abi" Çocuklarını ihmal ve istismar eden ya da sokakta çalışmaya özendiren ailelere yönelik ceza yaptırımları bu eylemleri önlemekte yetersiz kalıyor. En kotusu: Haklarında korunma kararı alınan kardeşlerin bulundukları illerde yaş ve cinsiyetlerine uygun çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları olmaması, kardeşlerin ayrılarak başka illerdeki çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtlarına yerleştirilmelerini zorunlu kılıyor. Raporun tamami icin
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.