Yine Memleketim Üzerine Söylenmiştir / Nazım Hikmet Ran
Memleketim, memleketim, memleketim,
ne kasketim kaldı senin ora işi
ne yollarını taşımış ayakkabım,
son mintanın da sırtımda paralandı çoktan,
Şile bezindendi.
Sen şimdi yalnız saçımın akında,
enfarktında yüreğimin,
alnımın çizgilerindesin memleketim,
memleketim,
memleketim...
yamyamlara, muhiplerine ve militanlarına kapak olsun netekim.
kılavuzu karga olanın burnu gerçekten boktan kurtulmazmış, bunuda en iyi ingilazca komutla çalışan robotlar bilirmiş:)
bi şu varki daha düne kadar nazımın mezarı türkiyeye gelsin diye kampanyalar yapanları çok net hatırlamaktayım lakin icraatı yapan düşman gibi görülenler olunca işin rengi hemen değişiyor zannedersem.
bide şu varki trt6 olsun, chp nin çarşaf açılımı olsun, bu icraat olsun türkiyenin gizli iktidarı olan borukırasi hazretlerinden onay alınmadan yapılamazdı. bilvesile gerçek iktidarı 1 kere daha hatırlamış olalım, saygılar borukırasi hazretlerine, sevgiler fankılabımın ilgili bölümüne gönderilsin lütfen:)
bunu yapan bunu da yaptı: Frankfurt’ta Nâzım yerine Yunus
almaya'da herkes nazım hikmet'i beklerken bizlerin bile şimdi dinlesek, okusak ne demek istendiğini anlayamıyacağımız çağımızın ve dilimizin ilk dönemlerinden kalan yunus emre'yle oralara gitmek zorunda bırakılmıştık.
nazım hikmet türk'tür ama tanıtmadıktan sonra neye yarar!
ailesi kabul etmesin bu icraatı. zaten kendisinin de böyle bir vasiyeti yok mezarı burada olsun istemiş sadece. ve şunu da demiş.
.....
Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.28.7.962
sıçmışım ben böyle karara. az daha dursalardı. pirim yapmaya çalışıyor şerfsizler.
iyi de onun bu haline sebeb bu hükümet degil ki seçim meçim yaptılar ya ona bakın diger hükümetler seçim için de olsa yapmadılar..
menderes zamanında da böyle şeyler yapıldı, bir yandan hoşlarına gitmeyen basının, gazetelerin matbalarının dahi kapatılmasına kadar giden yasalar çıkarıp bir yandan da böyle popülist işler yapılırdı...
bunun gerisi de gelir, demokrasi kardeşlik ile yoğrulmuş hayaller satılır herkesimden kendine sempatizan kazandırılır.
bakınız tayyip bugün alevilere canlar deyip durdu :) hoşlanmadığı kesimlere aşırılar deyip durdu...
neyin nesi peki bu?
trt 6 açıldı bir yandanda akp'nin seçim kurumu doğuya giden siyasetçilerin seçmenleriyle kürtçe konuşması yasaklandı...
daha mı özgür oldular şimdi?
Kore savaşı günlerinde Amerikalı bir yetkili (Mr. Dalles) Türk askerinin çok ucuz olduğunu, kendilerine günde 23 cent'e mal olduğunu söylemiş. Nâzım Hikmet bunun üzerine aşağıdaki şiiri kaleme almış. Behiye Hünkar Malkoç adlı okurum köşemde yayımlamamı rica etmişti, bugün tam günü.23 Sentlik asker
Mister Dalles,
sizden saklamak olmaz,
hayat pahalı biraz bizim memlekette.
Mesela iki yüz gram et alabilirsiniz,
koyun eti,
Ankara'da 23 sente,
yahut iki kilo kuru soğan,
yahut bir kilodan biraz fazla mercimek,
elli santim kefen bezi yahut,
yahut da bir aylığına
yirmi yaşlarında bir tane insan.
erkek, ağzı burnu, eli ayağı yerinde,
üniforması, otomatiği üzerinde,
yani öldürmeğe, öldürülmeğe hazır,
belki tavşan gibi korkak,
belki toprak gibi akıllı
belki gençlik gibi cesur,
belki su gibi kurnaz
(her kaba uymak meselesi) ,
belki ömründe ilk defa denizi görecek,
belki ava meraklı, belki sevdalıdır.
Yahut da aynı hesapla Mister Dalles
(tanesi 23 sentten yani)
satarlar size bu askerlerin otuz beşini birden
İstanbul'da bir tek odanın aylık kirasına,
seksen beş onda altısını yahut
bir çift iskarpin parasına.
Yalnız bir mesele var Mister Dalles,
herhalde bunu sizden gizlediler:
Size tanesini 23 sente sattıkları asker
mevcuttu üniformanızı giymeden önce de,
mevcuttu otomatiksiz filan,
mevcuttu sadece insan olarak
mevcuttu, tuhafınıza gidecek,
mevcuttu hem de çoktan mı çoktan,
daha sizin devletinizin adı bile konmadan.
Mevcuttu, işiyle gücüyle uğraşıyordu,
mesela, Mister Dalles,
yeller eserken yerinde sizin NewYork'un,
kurşun kubbeler kurdu o
gökkubbe gibi yüksek,
haşmetli, derin.
Elinde Bursa bahçeleri gibi nakışlandı ipek.
Halı dokur gibi yonttu mermeri,
ve nehirlerin bir kıyısından öbür kıyısına
ebemkuşağı gibi attı kırk gözlü köprüleri.
Dahası var Mister Dalles,
sizin dilde anlamı pek de belli değilken henüz,
zulüm gibi,
hürriyet gibi,
kardeşlik gibi sözlerin,
dövüştü zulme karşı o,
ve istiklal ve hürriyet uğruna
ve milletleri kardeş sofrasına davet ederek,
ve yarin yanağından gayri her yerde,
her seyde, hep beraber, diyebilmek için,
yürüdü peşince Bedreddin'in
O, tornacı Hasan, köylü Mehmet, öğretmen Ali'dir.
Kaya gibi yumruğunun son ustalığı:
922 yılı 9 eylülüdür.
Dedim ya Mister Dalles,
Herhalde bütün bunları sizden gizlediler,
ucuzdur vardır illeti.
Hani şaşmayın, yarın çok pahalıya mal olursa size,
bu 23 sentlik asker,
yani benim fakir, cesur, çalışkan, milletim,
her millet gibi büyük Türk milleti.Nâzım Hikmet Ran (1953)
Not: Nâzım Hikmet'in bu şiiri, Kore'de savaşanları rencide etmek üzere değil, Kore'ye asker gönderme kararını alan o dönemin hükümetini ve bu tabiri kullanan Amerikalı yetkiliyi hedef alarak yazmış olduğunu, yanlış okumalara meydan vermemek üzere hatırlatalım.
dünün vatan haini ,
bugünün T.C vatandaşı adayı..
acaba Nazım Hikmet bu hükümetin icraatlarından biri olmayı kabul edermiydi?
bu adam bu şiiri yazarken sovyetlerde ne arıyormuş, neden oralara kaçma ihtiyacı hissetmiş, başına neler gelmişki sovyet rusyada ölmeyi tercih etmiş. azıcık kafalar çalışsada 1 öğrenseler dicem lakin papağanların, robotların ne kadar öğrenme kabiliyeti varsa bunlarınkide o kadar işte.
sabahattin ali gibi bulgaristan sınırlarına doğru koşarken ölmeyide tercih edebilirdi netekim.
hem sabahattini, nazımı sevip hemde bu insanlara bu ölüm şekillerini mecburi istikamet olarak reva görenlere hala saygıda kusur etmeyip, bide üstüne utanmazlığın, terbiyesizliğin en büyüğünü yaparak nazımı, sabahattini kendi boktan ideolocisine paravan yapan iliştirilmiş papağan kafalı robotların böle ince işleri öğrenmeye zaman ayırmasını beklemek büyük hata olur zannımca. kendi boklarında boğulmakta onların hayatı olsun.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.