Herhangi bir gün, herhangi bir an...
Solaryum salonunda sıra beklerken, fashion tv açıkken, altta akan bir yazı karşısında, ağlayacak gibi olduğumda, durumun/ psikoljim/ yaralarım hakkında düşünmem- durmam gerektiğini hissettim... İsimleri dahi hatırlamıyorum.
22 Ağustosta evleniyorlar.
Kız kıyafet düşünüyordur, bir sürü ayrıntıyla sevinç içinde ilgileniyordur... İlk günleri daha bir heyecanlı olur..
Birden ne kadar heyecanlı olduklarını düşündüm, benimse ne kadar arızalı olduğumu...
Gözlerimin dolduğunu farkettim. Şaşırdım. Ben hiç evlilik derdinde olmadım. İçimin acıması, hayatını birlikte sonsuzluğa taşıyacağı kişiyi bulmuş olması ve benimde burada olmam ve
sadece bu farkındalık- dalık...
Evlenirsem, 'onun herşeyi olmalıyım. Aşkı omalıyım. Çok istemeli beni. Arzusunu hissetmeliyim. Bütün gün hayalimi kurduğunu bilmeliyim. Akşamlarımız/ gecelerimiz kavuşma olmalı...'
Formaliteden olacaksa, hiç olmasın daha iyi...
İyi hoş, formaliteden olmasında ne bu böyle yahu... Aslında ben kendimi tuhaf hissetmiyorum da toplum hissettiriyor, zorla, sora sora, illa ki, bana bile hissettiriyorlar!!
(Sinirlenme, sakin ol. Yaşamları böyle, normal karşıla, elbette sürekli dillerinde olacak, başka beklenti yok ki hayatlarında)
Arkadaşlarıma bakıyorum, onlarda başka bir resim: ilişkileri sorunlu/ yaralı da olsa -yalnız kalacaklar ya- korkularından bırakmıyorlar.
'Mutlu musun?' diyorum,
'Değilim'
E ne diye devam ediyorsun demiyorum, biliyorum...
Biz de, arızalı kalpleri bir arada tutmayı mantıklı bulmadığımızdan, hayatımıza aday adayı bile sokmayıp, flört dahi etmiyoruz. (Ki, en iyi hafif bilir, çapkınlıklarımı, ruhumun ne kadar kırmızı olduğunu) Heyecan, gerçekten, duyumsamak, inanmak yoksa hiçbir şey yok dedim.
Haah!! İyi yaptım, bravo... Al işte, otur evde yalnız ruhsuz.
Ben bu işi anlamadım: Ya hayatımda biri oluyor an geçiyor, 'Ah salak ben' diye ağlıyorum, ya da kimse olmuyor; ağlamıyorum ama o an için heyecan duymaktan da vazgeçmiş oluyorum... oluyorum...
Otur evde şimdi. Bir de sormuyorlar mı?! Ben değil, bu etraftakiler öldürecek beni.
Yahu sürekli insanın hayatında biri olmalı mı??
Deli bunlar!
'E anlat bakalım, neler var hayatında? (nelerden kasıt bellli)
Şayet flört/ oynaşma/ fantezi/ çıkma/ aşk-meşk yoksa hayatında birşey yokmuş gibi; gelen tepki şu olur:
'Nasıl olur? Hiç mi kimse yok! AAAAAAAAAA!'
Tehlikeli bir durummuş gibi... Hayatımda biri yok, doktora gitmeli miyim acaba? Topluma göre normal değilim. Erkek arkadaşım yok. Evlilik adayı yok. Bu tehlikeli bir durum olmalı...
'EEEEe, evlilik ne zaman?'
Allahım bana arızalı hissettirme yarabbim. O kadar sakin kalmaya çalışıyorum.
En yakın arkadaşım dahi, 'E, aradı mı?'
'Hayır.'
'Arar arar.'
'Aramasını istemiyorum, arasa da birşey değişmeyececek. Tanrı benim kısmetimi versin.'
'E, başka birisi var mı?'
Dakka bir gol bir. Yahu çıkıp erkek arkadaş mı arayayım? Sanırım bu dünyada damsız olmak sorun. Fecaat...
İnsanlar evleniyor, seviyor, yaralı ilişkilerinden vazgeçmiyor...
Ben istemem, istemem, istemem...
İsteme!!!
Tuhaf insan. Sanırım herkes böyleyse – bu normallikse şayet- ben tuhaf olmalıyım.
Yalnız yaşamaya alışmış, sadece çok seks istediği zamanlarda, bu işi kimi kişilerle yapan- kimi erkekler gibi...
Aşk meşk oldukça güç... Sevmek, inanmak; ‘Ağzıma edilmesine ve bunun sonuçlarını kabul ediyorum.’ diye başlamak...
Başlamamak...
Her defasında yıkılmaktan korkmak. 'Ben salak mıyım, bu kazmalara inanıyorum.' demek...
Bunca şey bilip, hiçbir şey bilmediğini anlamak...
Bu kadar yaşayıp, bu kadar düşünüp, bu kadar okuyup gene de anlama, çözeme bu işi... Nasıl işmiş bu mevzu...
Hayatın ödüllerle, okul birincilikleriyle dolu olsun. Şu işten, en salaklar kadar çakama. Kabul ediyorum; onlar akıllıymış, salak olan benim. Benim bu mevzulara beynim de kalbim de basmıyor...
Ben daha çok evlilik tarihlerini duyup, kurşun yemiş gibi olurum, bu 'arızalı' kimlikle...
Bana benzeyen tiplerle takılayım diyorum, amaaannnnn.... Erkek değil mi, sonunda patlıyor kabağı, farklı davransalar şaşıracağım zaten.... İlk önce heyecanlı, dünyanın en güzel sözlerini söyleyen adam aramaz olur... Neyin var dediğinde, 'Üzerime gelme böyle hallerimde, canım sıkkınken yalnız kalmalıyım.'
Kal, yalnız kal. Dün dediğin, İltifatlar ne oldu... Hayatımın en mutlu günüydü. En anlamsız kişiye dahi ondan bahsetmek istedimmm... Telefonum çalsın diye çıldırdım...
İmajinasyon önemliymiş efendim! -İşte şimdi sakin değilim.- Yaptık imajinasyonumuzu... Çok işe yaradı. Nasıl nasıl hemde.
Hayale bakın, nasıl içimi acıtmaz: ‘Kocammış o benim, aşıkmış, birbirimize çok benziyoruz. Güçlerimizi birleştiriyoruz ve bolca güzellik yaratıyoruz. Tam anlamıyla kuantum. Ruhumu okuyan bir adam zaten. Benim gibi spritüel zaten. Ortak arkadaşlarımız var. birlikte meditasyon yapıyoruz. Dünyayı dolaşıyoruz... doğayı dinleyip, doğayı duyuyoruz, kendimizi daha çok görüp, evreni anlıyoruz... Evrenin kabulünü paylaşıyoruz heyecanla... Uzun uzun deneyimlerimizi, kitaplarımızı anlatıyoruz, ağaçların arasında bir cafede, en sağlıklı gıdaları isteyen çift olarak...
Onun kadını ve ebedi varlığı olarak arzuyla bana her daim, daima ve hep (güven sorunu olduğum nasıl ortaya çıkıyor bu vurgudan) sımsıkı sarıldığını görüyorum. Her zaman sadece beni sardığını. Birlikte başarılara koştuğumuzu... Olmaz dediklerimizi birlikte başardığımızı... Geceler gündüzler boyu, yaşayıp yaşayıp birbirimize doymadığımızı... ve güvenin sonsuz olduğunu...’
Evet, artık imajinasyon mevzuda sorunlu, üzerinde çalışılması gereken bir mevzu.... Ah dünya bir parça daha uyumlu olabilseydim. Kabul tüm bu sorunları ben doğmadan önce kabul ettim. Yine de benim de çıkmazlarım var, sana yeterince yakın değilim belki de... Evreni anlamak, kendimi anlamak, ah!!
Yorulmamak, sinirlenmemek... Derste olduğunun farkında olmak. Yapmam gereken ne diye düşünüp, ‘sağlıklı’ kalmak... kalmak...
Sonra birinin, birilerinin, günde 35 kere ‘Hadi soralım, hadi soralım’ diye karar kılmış gibi,
‘Eeeee, hayatında neler var? Var mı birileri?’
sorusunu duymak...
Bazı sorular kolay, yanıtları o denli zordur. Ömür bitirir bir soru.
allah sabır versin,
mahalle baskısı dedikleri bu olsa gerek:))
Diğer taraftan da,
desinler diye yaşayanlar,
desinler diye kendi benliğinin kabul edemeyeceği kararları alanlar; senin, benim durumumdan çok daha zor psikolojilere hazır olmamaları gerekiyor.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.