bir şeylerle yüzleşememe babında, aklıma pek sevgili ingiliz anahtarının zamanında yazdığı şu ahkam geldi.
Bir şeylerle yüzleşemememizin asıl nedeni, bu şeylerin olduğunu hatırlamıyor oluşumuz.
Misal, Susurluk diye bir olayın var olduğunu ancak o dönemde bu tür şeyleri anlayacak yaşta olanlar biliyor. Susurluk'un ne olduğunuysa o dönemde böyle şeyleri anlayacak yaşta olup, biraz ilgili de olanlar hatırlıyor. Olan biten soğukkanlı bir şekilde kayıt altına alınıp, bir sonraki nesle devredilemediğinden, öğrenme ve hatırlama gitgide zorlaşıyor.
Sonuçta bir şeyle yüzleşmek de, önceki adımları var olmadığından mümkün olmuyor.
devam edesim var ama zaten fazla ciddi bir ahkam oldu, bunalttım bünyemi, kaçayım ben.
bu "geçmişle hesaplaşma" işini basit bir günah çıkarma işleminden öte, toplumsal bir bilinç olarak yaşamak lazım. bunun için yol yordam önerebilecek durumda değilim ama içinde bulunduğumuz ortam, bunun neredeyse olanaksız olduğunu gösteriyor bence. evet umutsuzuz bazen, nasıl olmayalım ki, bariz bir kısır döngüyü anlatmış işte murat paker. taa nerelerden getirmiş bu şiddeti, öfkeyi bu halk; şimdi de yüzleşecek ki sakinleşsin. yüzleşecek yüz kalmayacak zaten yakında büsbütün.
iktidarını kaybedenin şiddeti artar..
evet,nasıl artmasın ki?
bu iktidar şu son zamanlarda liseliler arasındaki şiddeti ele aldığımızda belki onların aileye karşı (belli ölçüde) direnememiş iktidarları..gençlerin platonik bir aşka ifade edilememiş iktidarları..öğrencilerin düzen içinde erimemek için kurmaya çalıştıkları ama aslında hiç sahip olamadıkları iktidar..ve halkın gerçekte kendine ait lakin hiç ele geçirememiş olduğu kendi geleceğine karar verme gücü..
bu saydığım kitle,kendi içinde birilerine ya da bir şeylere karşı iktidarını kaybetti elbet..ve bu yüzden gösterdikleri şiddetin önüne geçilemeyeceğini düşünüyorum..
onlara karşı-şiddet yaratılmalı..beden dilini bu şekilde göstermemeleri için söylediği sözlere biraz daha dikkatli bakılmalı..
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.