Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan sinepil.org'da: "Transporter 3 Trailer yayınlandı!"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

PKK terörünün kanlı eylemleri gündeme geldiğinde, geçmişte Güneydoğu Anadolu'dan ( o zamanlar Siirt iline bağlı Batman'dan) bir yuttaşımızla yaptığım söyleşiyi anımsarım. Bu yurttaşımız; altyapı hizmetleri sunan çalıştığım kamu kuruluşunda, mevsimlik işçi olarak çalışmak için Bursa'ya gelmişti. Kendisine "Neden Bursa'ya geldin?. sorusunu yönelttiğimde...Onun anlattıklarından bende iz bırakanlar...
17 Nisan 1985 gününde gerçekleşen bu söyleşiden bazı bölümler...

Yurttaşımızın anlattığına göre, Batman'da Türk Petrol rafinerilerinde çalışan kişiler, ülkemizin Batısı'ndan gelmiş kişilermiş, yurttaşımızın deyimiyle; torpille işe girmiş kişilermiş...Şöyleki; bu torpilin 500 bin Türk Lirası gibi bir bedeli varmış.Bu parayı ödeme olanağı olmadığından, yurttaşımızın köyünden 300 kişi işsizlik nedeniyle İzmir'e tütün toplamaya gitmiş.

Yine bu yurttaşımızın evinin 50 metre önünden petrol fışkırıyor, doğalgaz fışkırıyor... Petrol şirketi 1 milyon Türk Lirası ödeyerek araziye ve ürüne el koyuyor, buna karşın kişiye şirkette çalışma olanağı tanınmıyor.

Yurttaşımız yöresini anlatırken; yol, sağlık ocağı, doktor, okul yok demiş ve eklemişti: "Biz bu ülkenin insanı değil miyiz?".
"Yol için; taş-toprak, elde kazma-kürek ve sizde de bolca emek olduğuna ve Nisan ayında kar da eridiğne göre, isterseniz yolunuzu kendiniz yapabilirsiniz. Doktora gelince; daha 20 gün önce bir sağlık ekibine saldırıldı. Bunlar size silahla değil, ilaçla gelmişti"dedim.Bu sözlerime yanıt vermeden bekledi, daha sonra; Devlet'in Doğu'ya atadığı 300 öğretmenin istifa ederek geri döndüklerini söyledi ve ekledi: "Buralara gelip, iş aramaktan başka çaremiz var mı?"

Yurttaşın 8 çocuğu varmış, 1 kız ve 7 erkek...Biz buralarda 2 çocuğa bile çok diyoruz, o kadar çocuğa nasıl bakacak ve onlara nasıl gelecek hazırlayacaksın dediğimde yine; "İşte bunun için buralardayım" dedi.
Siirt-Bursa arası; hiç durmamacasına 25 saatlik yol...8 çocuk, bir de analarına Türkiye'nin en pahalı illerinden Bursa'da kazanılan parayla nasıl ekmek yeyiştireceğini sordum; " Gece, gündüz çalışırım" dedi. Eşinin elinden bir iş gelir mi diye sorduğumda; "Ne iş gelsin, okumuşluğu yok ki" dedi. İlkokula gitmenin zorunlu olduğu ülkemizde, bir insan ancak nüfusa kayıtlı değilse, okula gidemeyeceğine göre...
"Kız doğduğu için ana-babası eşine büfus cüzdanı almamışlar mı?" diye sorduğumda; "almamışlar" yanıtını verdi. Böylece eşiyle gerçekte evli de olmadığı anlaşılıyordu. Sorduğumda; kendisinin şafi mezhebinden olduğunu, ama imam nikahı için hanefi mezhebine geçtiklerini ve böylece evlendiklerini söyledi. Bu arada Devlet'i eleştirmekten de geri kalmadı; "40 yaşındaki kadınlara okuma yazma öğretildiği için"...
"Yalnızca pilli radyoyu tanıyan, buzdolabı ve televizyonun varlığından haberi olmayan bu kadınlar okuma-yazma öğrenipte ne olacak sanki?" diye sordu. Meğer 6 yıl önce direkler dikilmesine karşın, henüz elektrik yokmuş köylerinde...Sonra da ekledi; "Yaşanır mı bizim oralarda?..."İyi de buralarda iş bulabileceğini sanıyor musun?" diye sorduğumda; "Fabrikalar burada çok, bulurum" dedi. Kendisine; fabrikalar da işçinin de, Bursa'da işsizin de çok olduğunu söyledim. Üstelik fabrikalarda çalışanların Balkan göçmenleri olduğunu, yerli halka göre az ücretle yetindiklerini söylediğimde, bir başka konudaki öfkesini açığa vurdu; Afganistan göçmenlerine duyduğu öfkeyi...
Yörede yeni kurulmuş tek bir fabrika olan çimento fabrikasına Afganlılar'ın yerleştirildiğini, işsiz olanlarına ve çocuklarına Devlet'in aylık bağladığını anlattı. Öfkesini dindirmek için; bu uygulamanın uluslararası politikalar gereği olduğunu, ülkelerinin Sovyetler Birliği'nce işgali nedeniyle komünist rejime karşı bir dayanışma olarak ABD'nin öncülüğünde, BM'nin isteğiyle ülkemize getirildiklerini...Belki de onlara verilen paranın kaynağının ABD tarafından karşılandığını uygun bir dille anlattım. Ayrıca Doğu'nun geri kalmışlığı nedeniyle, Devlet'i suçlamanın yanlışlığını, Devlet'in yurttaşına karşı iyi niyetli olduğunu, yurtaşın da Devlet'ten yana bir tutum izlemesinin yerinde olacağını anlatmaya çalıştım.
"Osmanlı döneminin İstanbul'da olan başkenti, Cumhuriyet'le birlikte Atatürk'ün Anadolu halkına verdiği önemin bir göstergesi olarak Ankara'ya taşınmış. Cumhuriyet'in ilk dönemlerindeki yatırımlarda yer seçimi önceliği hep Anadolu için kullanılmış, ama sonraki dönemlerde Atatürk'ün izlediği politikaların dışına çıkılmışsa; bunun suçlusu biraz da Doğu ve Güneydoğulu milletvekillerimiz değil mi ?" diye sorduğumda, sessizce beni onayladı.
Bir de Doğu'dan buralara eğitim için gelen gençlerin durumuna değindim; "Batı'ya okumak için geliyorlar, Batı'nın yaşam biçimine kapılıp kalıyorlar, doğdukları yerleri unutuyorlar, geri dönüp yöreleri için çalışmıyorlar. Yörenizin insanı duruken, yöremizin insanı mı gidip oralarda hizmet verecek?...Bir de 300 öğretmenin tayini çıktığı için istifa etmelerine kızıyorsun, bak sizin yörenizin insanları bile oralara hizmet götürmek yerine, buralarda yaşamak istiyorlar, onları niye suçlamıyorsun?" diye sorduğumda; o da bana " O zaman ne olacak bu işin sonu? diye sordu...

İşte Batmanlı yurtaşımızla konuştuklarımıza ilişkin 1985 yılından bir anım...O günlerden, bugünlere gelindiğinde; yaklaşık 22 yıl geçmiş aradan...Ama bugün içine düştüğümüz kargaşa ve kavga ortamına baktığımızda, Batmanlı yurttaşımızın sorusu karşımızda, yanıtını bekliyor. Kuşkusuz yurttaşımızın bu sorusunun altında da; ekonomiden eğitime her alanda, ülkemizde varolan bölgelerarası dengesizlik sorunu, uygulanan yanlış sosyo-ekonomik politikalar çözülmeden öylece duruyor... Bölücü terör örgütünün de; süregelen bu olumsuzluklardan beslendiği gerçeği de biliniyor...
Eğer bugün Köy Enstitüleri yaşatılıyor olsaydı, gerçekte birer aşiret reisi, toprak ağası olan Kürt kökenli milletvekillerimizce "toprak reformu" engellenmeseydi, acaba bugün ülkemizin içine düştüğü durum çok daha olumlu yönde olmaz mıydı?...


53 ahkam var
Sonraki yazı: Eksik Etek Kizlar(!)

Ahkâmlar

güzel bir söyleşi olmuş

"inan6666";
Ne demiş bilgeler?...İt ürür, kervan yürür...

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...

vay be köylüyü dize getirmişsiniz vesselam! bu söyleşiyi bir de benimle yapmanızı talep ediyorum...

benim hanımefendiye önerim,hazır motordayken bir koşu batman'da aynı söyleşiyi yapmasıdır.ne de olsa davulun sesi uzaktan hoş gelir.

ada68 bağışlayınız, motora ''bi koşu gitmek'' yerine ''gazlamak'' deyimi daha uygun düşer kanımca.

motorun üstündeyseniz gazlayıp gidilir, motor sizseniz bir koşu gidilir sanırım...

haklısınız kopanisti.ancak redogrenin yorumu da yabana atılacak gibi değil.bırakalım hanımefendi tercihini gönlünce kullansın.

redorge'nin yorumundan yola çıkarak bir koşu gazlayıp gitmek de uyabilir!

Şaka bir yana bu memlekette ki göç karşıtlarının tümü neden göçmen?

Taksi şöförü geçen gün "buraları doldurdular bozdular" dedi, ama şiveli, belli İstanbullu değil..

Okul zamanı doğululardan şikayet eden kız da, bütün suçu bu adamlar işliyor, İstanbul'dan yollamak lazım bunları diyen çocuk da İstanbullu değildi.

Benim çevremde ben dahil nerelisin deyince İstanbulluyum diyen çok az adam var, hiç birinin İstanbula göç edenler İstanbul'u bozdu dediğini duymadım.

Sanırım bir çok insan eğitimli diye şu diye bu diye kendini bu şehre layık görüyoda başkalarını görmüyor. Ama hiç biri görmüyor İstanbul'u İstanbul yapan bin bir rengi, binbir dokusudur. Antep sofrasının yan dükkanında boşnak börekçisi olmadan İstanbul İstanbul olmaz...

Güzel yorum Redogre, birilerinin onlara sınır olarak Eskişehir 'i geçmemeleri gerektiğini söylediğini varsayarsak, yerleşke olarak neden İstanbul, İzmir, Bursa ve Antalya'yı tercih ettiklerini daha iyi anlayabiliriz.

he vallah bacım, istanbol'u çoh boziyiler...
uzunca bir süredir "istanbullu" olarak bu şehr-i çamurda
soluk almaya çalışan bir adem olarak derim ki:

kendini "istanbullu" addeden herkes "istanbulludur; kentlidir."
ama tabii ki, bu "kentli olma" bilinci nedir, nasıl, nerede
edinilir?
önerim, (ki bakanlık anında kal'e alacaktır!) sekiz yıllık zorunlu eğitimin müfredatına "kent hayatı" dersi konulmasıdır.
çevreye, insana, hayvana saygı; ortak yaşam alanları (ne kadar da reklam jargonu oldu) paylaşımında asgari
nezaket/saygı vs. vs.
büyük kentlerin ülkenin siyasi ve ekonomik şartlarındaki
bozukluktan ötürü göç almasının önüne geçmek
kısa vadede mümkün değil.

göbekten ımf'ye bağlı bir ekonominin de çok fazla
bağımsız proje geliştirmesi de zor zaten.
kentli olan ama doğduğu yerin/yörenin kültürünü de
sağı solu berbat etmeden yaşayan makul kentli
bireyler olmanın yolu, ana haber bültenlerindeki
jeepsever hatuncukların zeka özürlü kayıkçı kavgalarını
ha babam "pıraym taym"da vermekten geçmiyor!

Efendim, doğu geri kalmış tabi devleti suçlamayacağız. Devlet ayrımcılık yapar, ama hayır suçlayamayız. Devlet sen bu dili kullanamazsın, sen kart kurt sesisin, sen mum söndü oynuyorsun der, ama tabi devlet suçlanmaz. Devletimiz devlet değil, ama yine söylenmez. Herkes kendisinden ezik olanı aşağılıyor. Avrupa'nın köylü diye aşağıladığı Yunanalılar- Arnavutları; Ruslar- Çeçenleri; Bulgarlar-Türkleri; Kürtler-Arapları; Türkler- Kürtleri ve Ermenileri vs vsss

Sen yıllarca benim sağ yanağıma vuracaksın, sonra çevir sola da vurayım diyeceksin. Olmaz, sen ne yapıyorsun derler. Sen bana potansiyel suçlu ve kıro muamelesi yapacaksın, bana güvenmeyeceksin, halkına eşit şartlar sunmayacaksın, ama devletsin sen- ben seni suçlayamam. Herşeyi de devletten beklememeliyim. Dağ köyüne okulu da, yolu da kendim yaparım.

Nüfus cüzdanındaki Hakkari'den dolayı komşun senden korkacak; bu kadar ezileceğim, bunun sonucunda ben de diğerlerini ezmeye başlarım. Uyuşturucu ve mafyayı elimde tutarım ki, bir gün BEYAZ TÜRK olabileyim.

Sonra bu da yetmeyecek. Bana sen İstanbul'a layık değilsin diyeceksin, gettolaşmaları beraberinde getireceksin. Üstelik bütün bu düşünceleri benim değiştirmemi bekleyeceksin. Küçücük çocukların bile aklına ermeni deyince direkt döl kelimesi gelecek, insanlar bir şey istediğinde ama sen teröristsin diyeceksin. Hayır değilim desen bile dinlemeyeceksin. Sürekli ASALA; PKK diyeceksin. Ama benim bunlarla bir alakam yok. Benim tek suçum o bölgede doğmuş olmak mı?

Tabiii, herşeyi devletten beklemeyelim. Bu yüzden Irak'da şimdi ABD'den bekliyoruz. Hrant Dink'in katiliyle polisimiz fotoğraf çektiriyor. Halkın % 90'nı öldürüldüğü için mutlu. Ogün Samast bir kahraman olarak çıkacak o cezaevinden. Oysa bütün ölümlere karşıyım, ben.

Eşitlik mi? İşte herkesin üniversite sınavına girmesi, dolmuşta kendi dilini kullanması halkıma göre eşitlik. Daha ben ne diyeyim.

"redogre" yukarıda yapılan yorumlarda, en düzeylisi sizden geldiği için, yanıtım sizedir...

Elbetteki çok renklilik, çok seslilik...
Bizler üç anakaraya yayılmış Osmanlı'nın bir özeti olan bir Ülke'de yaşamıyor muyuz??...Bundan değil midir bizlerin; NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE söylemini ilke edinişimiz... " NE MUTLU TÜRK OLANA" söylemiyle karşımıza çıkanlarsa herbirimiz için tehdit değil midir?...
72,5 milletin birlikte yaşadığı ABD; kurulurken Osmanlı'nın eyalet sistemini ve eyalet içinde insanları bağımsız bırakışını örnek almışken, nedir bu "bir ırkın, diğerine üstünlük kavgası" ?...Birileri ırksal üstünlük derdine düşüp de kavga başlatırsa; onun da karşısına "ben senden daha üstünüm" diyenler de çıkabilir değil mi? ( üstelik günümüzde genom bilim de böyle safsataları destekleyici veriler sunmaktaysa)...

Yukarıda anlattığım örnek olay; görevim nedeniyle, "mevsimlik işçi" olarak başvuruda bulunan yurttaşımızla işe alım sırasında yaptığım "mülakat"tan izlenimlerdir...Ki bu adam geçici işçi olarak aldığı ücretle; ne ev tutabildi, ne çocuklarını yanında barındırabildi... Bursa'da inşaat mevsimi 9-10 aydır; bu süre içinde içmesu-kanalizasyon şantiyelerinde konakladı...
Ben ki 68 kuşağından komünist bir eşin bilinçlendirmesiyle
(çünkü 68 değil, 78 kuşağına denk gelirim), akademik kariyerini harmanlamış, bu karışıma kamu kurumunda geçen deneyimlerini eklemiş bir kişi olarak yazılar yazarım, yorumlar yaparım.
Bu yazımla; ülkemizdeki "bölgelerarası dengesizlik" konusunu tartışmaya açmak istedim, ama bu sorun demek ki hiç kimsenin umurunda değilmiş...

Annem 1930 Selanik doğumlu; 1938'de İstanbul'a gelmişler Yunanistan'dan, çünkü buradaki Rumlar da Yunanistan'a gitmişler ki bunun adı "mübadele"dir, daha anlaşılır bir deyişle; Rumlarla, Rumeli topraklarındaki Osmanlılar'ın topraklarının/evlerinin iyeliğinin değişmesidir. Aynı şekilde babam da; babaannemin karnında Saraybosna'dan Bursa'ya gelmiş ve 1926 yılında, Bursa'da doğmuş. Onlar da Bursa'dan ayrılan Rumlar'ın terketttikleri evlere yerleştirilmişler. Bu nedenle, ben ya da benim gibilere; günümüzde sürekli olarak Doğu'dan, Batı'ya göçenlere yaklaşıldığı gibi yaklaşılamaz ( ki TÖ de bu yaklaşımda bulunmuştu 1989'da Bulgaristan'dan gelenler Bursa'ya, İzmir'e yerleştiklerinde, "siz de Batı'ya gidin" diyerek, göçü özendirmişti, hani "Benim baannem de Kürt" diye ABD'de açıklamalar yaptığı günlerde...Gerçi bunları anımsayınca da; bu ayrılıkçılık/bölücülük olaylarını kimin kışkırttığı insanın usuna yeniden düşüyor...Ve geçen yıl da; RTE'nin "alt-üst kimlik" söylemleri de bu kışkırtmaların arkasını getiriyor ya neyse...Konunun dışına çıkmayalım)

Bu yazıda; anlayanlara/algılayanlara/yorumlayabileceklere, sosyo-ekonomik bir tartışmanın ön hazırlığı vardır, ama içgüdüleriyle yaşayan ilkel benlikliler, bana lahmacun dürüm yedirme derdine düştüklerinden, nasılsa bunu beceremezler...Yalnız onların sürekli dürüm lahmacun ikramlarına karşılık, onları da ikramsız bırakmak bana yakışmaz; bu Boşnak'tan da onlara "kol böreği" var...
Boşnak olduğumu açıkladığımdan beri de canlarının istediğini anlamıştım ama kilo alırlar diye söylemek istemiyordum...

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...

kominist ateşinde pişmiş faşist teyzeden çıtır çıtır kol böreği.ben de bir çay koyup geleyim hemen bari...

Selma hanım tamam anladım Kürtlerden ermenilerden, doğudan gelenlerden, eskişehirin ötesinden nefret ediyorsunuz, bu kısım tamam ama bunu Atatürkçülük sosuyla içinize sindirme çabanız yanlış. Bırakın bu ilerici aydın tavrını göğsünüzü gere gere diyin ki Ben Ötekinden NEFRET Ediyorum.

Yoksa ben de size bulgar göçmeni, muhacir sefil insanlarla ilgili hikayeler anlatabilirim, bu bütün muhacirleri kötü yapar mı?

Siz kendinizi tanımlamak için ötekine ihtiyaç duydukça bu ikilemi yaşayacaksınız.

Benim yorumlarımın seviyeli olmasına gelince, siz bu saatten sonra değişmezsiniz, ölene kadar kürtlerden doğululardan nefret edeceksiniz, sizinle bu konuyu tartışmak anlamsız...

Bölgesel dengesizlik ;
Bölge hatta kıta üstünde ikamet eder sayın selmaelma!
-Uyuşturucu-Türkiyenin dünya trafiğinde oynadığı rol ve alınan "Nema"lardan kaynaklı bir sürrealist kargaşa nedenselliği! Bitlis (Akil takımını çıkaran bölge) milletvekillerine (tarihde çıkardığı) bakarsanız ayrıca askeriyenin eli kolu tepeden bağlı tutumu resmen can alma verme pahasına kargaşayı korumuştur, çünkü modern dünyanın temel kontrol mekanizmasının beslendiği ham madde danimarkadan değil ülkemizin güney doğusundan girip göbeğimizden geçmektedir! Şimdi genetik olarak şempazelere bile bu kadar yakınken "Resmen" insan olan bir bireyi nasıl hor görebilir ve-veya eksik güdük aforizmalarımızla yönlendirmeye hareket teyemmümünde bulunabiliriz! Yanlışı görmek vakay-i adiyedendir, maharet yanlışın bizdeki tekamülünü bulup doğruyu (bellediğimiz) anlamsızlaştırmaktır fikrini güdüyorum!

uyuşturucu ve sigara gibi hayat'da adamı öldürür:)yani tadını çıkarın!:)

Siz değişir misiniz "redogre"?...
Ve "öteki" kavramı; ne yazık ki küreselleşme bağlamında, birileri diğeri için "öteki" olmaktan kurtulamayacaktır...Radikal dinciler için laikler ötekileşektir...Ten rengine göre ötekileşenler olacaktır...Cinsiyete göre ötekileşenler...Küreseleşme yandaşlarına göre, küreselleşme karşıtları ötekileşecektir...
Elbetteki; AYDIN OLMAK başlığı altında yazdıklarıma bakıp da beni küreselleşme yandaşı "ötekileştiren" olarak değerlendirmen yanlış olur, yanılgı olur ki; nasıl ki yaşadığımız tartışma sürecinde benim de sizleri "öteki" olarak tanımlamamın yanlış olacağı gibi...
Kuşkusuz "öteki" kavramını, küreselleşme masalını anlamak için kitaplar okumuşsundur, okuduğun kitapları öğrenmek isterim...İlgilenirsen ben de okuduğum kitapların adlarını yazıyorum...

Roland Robertson; KÜRESELLEŞME toplum kuramı ve genel kültür

Zygmunt Bauman; KÜRESELLEŞME

Ulrich Beck; WHAT IS GLOBALIZATION?

Malcolm Waters; GLOBALIZATION

*Gerçi bu kitaplardan sözettiğim için; yine birileri dalga geçecek ama, ben "küreselleşme yandaşı değil, karşıtı olduğumu özellikle belirtmek ve ötekileştirmeye karşı olduğumu vurgulamak için bu açıklamayı yapıyorum...

"wassago2000"; Ben yazımda 22 yıl öncesini anlatıyorum, belki o günlerde henüz doğmamıştınız ya da küçük bir çocuktunuz...O günlerde Türkiye'nin sosyo-ekonomik yapısındaki değişim süreci, enflasyonist ekonomi politikaları, köşe dönmeci anlayış, rüşvetle işe giriş, o dönemlerde Türkiye'nin tanıdığı yeni bir kavram "iş takipçiliği", "hayali ihracat" sonucu vergi iadesi soygunculukları...Ve bugüne nasıl gelindiğinin sorgulamasını yapmak anlamında; bugünün altında dün var, geçmişten gelen yanlışlıklar var diyorum, yazdıklarımı okuyabilene...

Ve "kalkınma ekonomisi" bağlamında "bölgelerarası dengesizlik" salt ülkemize özgü bir durum değil ki...
İşte ABD'nin varsıl Kuzey'i, yoksul Güney'i ( Katherina olaylarını anımsayınız)...
İşte İtalya'nın varsıl Kuzey'i, yoksul Güney'i ( ki Dünya'ya MAFIA olgusunu ihraç etmiştir)...

Yoksa Dünyamız genelinde; varsıl Kuzey yarımküresi, yoksul Güney yarımküresi gerçeği bağlamında bir değerlendirme yapmıyorum ki...Ülkemizin dünü ve bugünü beni öncelikle ilgilendiriyor...

Ayrıca "naylon vicdan"ın ironik bir anlatımla da olsa göndermede bulunduğu; "kentlileşme/kentle bütünleşme" kavramından da sözetmiyorum...

"inan6666"; Boşnak,Sırp'ın müslüman olanıdır, bizlerin bir kaç dede öncesi Hıristiyanlık'ın "Bogomil" tarikatından olup, bu tarikatın değerleri, İslamiyet'e benzer değer taşıdığı için, Boşnaklar gönüllü müslüman olmuşlar, Alperenler'den Müslümanlık'ı ( ve de Bektaşilik'i) öğrenmişlerdir. Bilindiği gibi de; Sırplar, Çekler, Bulgarlar, Ruslar Slav ırkındandır, dilleri de ortaktır.
Bu arada; Boşnak "kol böreği" afiyet olsun, bizim ünlü tatlımız için de Beyoğlu'nda İnci Pastanesi'ne git, orada profiterol ye...Afiyet olsun...

Ayrıca Boşnaklık'tan söz açmışken; "kumpir patatesi" denmesine de çok gülerim, çünkü kumpir; patates demektir Boşnakça/Sırpça...
"patates patatesi yiyelim" demek gibi oluyor, "örneğin mesela" Türkçesi gibi...

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...

bölge insanı

bence olay bu ayrıntıda gizli... öyle bir devletimiz olmalı ki "bölge insanı" gibi bir kavramı kullanmamalı... benim insanım diyebilmeli

ama öyle de bir "bölge insanımız" olmalı ki... güvenilebilmeli,tembellikten,ataletten kurtulmalı,her şeyi ama aklınıza gelebilecek her şeyi devletten beklemeyi bir kenara bırakmalı,tek başınayken sesi soluğu çıkmıyor,mazlum ayaklarına yatıyorken ikisi üçü bir araya geldiğinde adam olduklarını hatırlamamalı... tek başınayken de adam olabilmeli... yöresine kendisine hizmet etmek için gelen öğretmeni,savcıyı,doktoru PKatil Köpeklere yem etmemeli...
Dedesinin dedemle bu ülke için can verdiğini ve taşı dahi olmayan bir mezarda koyun koyuna yattıklarını unutmamalı...

hiç bir sorun tek taraflı değildir... aslolan adam olabilmektir

derim ben

RakıRokaBalık... yada sizin dediğiniz gibi . RRB

güneydoğu anadolu ve insanı hakkında ahkam kesenlerin güneydoğu maceralarını dinlemeyi çok isterim. uzaktan gelen davul seslerini bir de dibinden dinlemişler mi acaba.insanlar orda öğretmenlerini piç katil köpeklere yem etmiyorlar. onlar zaten kendileri yemler. pkk terörünün en büyük kurbanları onlar. hiç köylere gidip nasıl yaşadıklarını gördünüz mü ya da daha iyi durumda olan şehirlerini turistik amaç dışında gezdiniz mi merak ediyorum. doğulu insanlar hakkında bu apır sapır yazıları okudukça kulaklarıma kadar kızarıyorum. kim kalkıp yol yapacak? köylüler mi? devlet bütün vatandaşlarına eşit muameleyi göstermek zorundadır. selmaelma bursa ya da istanbul yerlisi midir? bu toprakların sahibi gibi konuşma hakkını kim vermiştir ona? ha batıdan ha doğudan gelmiş insanlar ne farkeder. eskişehirden sonrasını tanımayan ve oralardan nefret edenler boşuna konuşmasın lütfen.

Ve "RakırokaBalık"; doğru sözlerine ne denir?...
Geçen yıl 18 Mart'da Çanakkale'deydik BCC olarak yaklaşık 50 motosikletli...Özellikle 57.Alay'ın şehitliğinde; değil kadın, erkek arkadaşlarımız bile ağladılar...19 yaşında Bursa'dan gelmiş şehit olmuş, 20 yaşında Bosna'dan gelmiş şehit olmuş, 21 yaşında Bağdat'dan gelmiş şehit olmuş, haklarını yemeyelim bir Diyarbakırlı da vardı aralarında...Bu 57. Alay; Çanakkale Şehitliği'nde bambaşka duyguları yaşatıyor insan olana, yurdunu, ulusunu sevene...
Geçmişde bu ülke için savaşanlar; ne yazık ki günümüzde birbiriyle savaşır duruma getirilmek üzereler...

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...

Bizler bu ülkenin doğusunu ne yazıkki çok zaman önce olmasa da Ortadoğuya kaptırdık. İçten ve dıştan kumandalı müdaheleler veya onların getirdiği etkilerle doğal krizler, bu ülkenin batısı ve doğusu gibi iki ekonomik bölünmüşlük ortaya çıkardı. Bunun en bariz örneği Zorunlu Doğu Hizmeti. Eee, doğuluların yapacağı en güzel misilleme de, Zorunlu Batı Göçü olabilirdi zaten. Peki göç oldu ve sonra noldu?
Eğitim alamayan doğuluları, eğitimsiz polisler ıslah etmeye çalıştı önce. Kendi kimliğinin eziklik yaratabileceği ve aşağılanabileceği olgusunu fark edenler, TÖ' nün ilk önce kulağa hoş gelen özel kanallarının kontrolsüzlüğü sonucu daha da budalalaştı, batıdan ekranın büyüsüne kapılıp uzaklaştığı gibi, aşağılandığı için de millileşti önceleri. Ardından ufak geri dönüşüm projeleri hayatı kıpırdattı doğuda. Batıdaki gençler biraz kardeş seçti, biraz kitap gönderdi ama yetmedi ne yazıkki. Biz Türkiye olarak önce AB' yi yanlış uyguladık, sonra uygulanan yerleri örnek alan doğu da, batının TÖ' nün televizyonundan gördüğü şekilde olduğunu sanıp Batı' ya göç edince Şahan' ın programında dalga geçtiği programlara konu ve konuk oldu...
Bence bu ülkenin en büyük hatası, doğuyu sadece bir turizm kaynağı olarak görmesi. Yahu, madem doğuda deli gibi turistik yer var, niye doğulular batıya göç etsin? Bu arada Mardin ve çevresinden yurt dışına göç eden Süryanileri de göz ardı etmeyelim. Benim görüşümdür, katılırsınız ya da katılmazsınız, Süryaniler göz etmeseydi Pkk istediği huzursuzluğu yaratamazdı oralarda.
Kıssadan hisse, doğunun bu halinden %100 devlet suçlu ama bunu düzeltecek olan bu saatten sonra halktır. Eğitimli, bilinçli halktır. Eğitimli, bilinçli öğretmen, kolluk kuvveti, doktor, avukattır vs.
Sen Arap gördüğünde, yağı kıçınıza sürüyormuşsunuz deyip sanal ortamda bile laf atarsan, Ermeni' yi karşına alıp ilk sohbetin soykırım yoktur, soykırım vardır dersen sosyal-kültürel-maddi tüm ilişkini soğutursan, Kürtleri yolda gördüğünde onlara pislik, kirli, görmemiş olduğunu hissettiren bakış fırlatırsan ve aralarında Kürtçe konuştuklarını işitince öfkeli bakarsan, sarı saçlı Türklere porno yıldızı gibi muamele yaparsan... ohooo...
Ben iyi hatırlıyorum, küçükken Adana' ya babamın işi icabı taşınmıştık. İlk taşındığımızda, ablam tam bir arap kızı görünümünde olduğundan mahallenin çocuklarının sözlü sataşmasına maruz kalıyordu. Üstümüze tükürülüp kaçıldığını hatırlarım. Annem beyaz tenli olmasa daha çok sataşmalara maruz kalırdık ama babamın okumuşluğu önce önyargıları yıktı sonra ilişkileri olumlu yönde etkiledi. Tek eksik ise babamın tüm donanıma sahip olmasına rağmen Arap menşeili olmasından dolayı müdür olamamasıydı. Ama elbetteki önemli olan bu değil. Eğitim ve bilincin, eğitimli ama önyargılı olanlara karşı almış olduğu zaferdi.

Tool Antolojisi: !Vicarious, 'Stinkfist, ^Jambi, +Schism, &Parabola, /Lateralus, (Jimmy, )Aenima, =Prison Sex... -coming soon-

Ey ahali, heyhat yani! Bu kadına, bu beyine karşı mı atıp tutuyorsunuz hafif sayfaları boyunca. Düşünen, gerçekçi, çağdaş bir beyin var burada. Kendini yetiştirmiş, yazdığı yazılar mantıklı, ya anlamadım ben onca sayfa da yazının sahibine dediğiniz onca olumlu olmayan söylem bu beyine mi?

SİMÜLASYON,gerçek iddiasında olandır, gerçeğin yerini alandır. gerçek ise yerini simülasyona bırakmış durumdadır. şimdi gerçek ve simülasyonu birbirinden ayırmanın zor olduğu bir evrende, kültür endüstrisinin kalıntılarıyla yıkanmaya devam ediyoruz. kaybolan anlam, geride, KALINTI'yı hediye etti.

Ve "buddhala"; başka başka etnik kökenlerden olsak da, gördüğün gibi ortak sorunları yaşıyoruz...

"huriki"ye gelince, yukarıda okuduğun gibi işte "kürtçülük" yapıyor...

Oysa sormak gerekir ona; 68 kuşağından anneleriniz, babalarınız vardı sizin, bizlerle birlikte günümüzün Taksim, geçmişin 1 Mayıs Alanı'nda "özgürlük ve barış Türküleri" söyleyen, ne oldu onlara?...Açmadılar mı gözünüzü?...Onlar kendi gözlerini ve de keselerini açarken sizleri unuttular değil mi?... Marx yerine Marklar'a, Dolarlar'a tutkun oldular, Engels'i bir engel gördüler kapitalist düşlerine...Sonra dönüşüverdiler; II. Cumhuriyet söylemleriyle, "sözde aydınlar"a, "liboşlar"a...

Babası da 1926 Bursa doğumlu olduğuna göre; Selma Erdal Bursa'nın yerlisidir. Selma Erdal'ın baba soyu Bursa'ya, anasoyu İstanbul'a gelmeden,Kemal ATATÜRK tarafından getirilmeden öncesinde de Bursa'nın ve İstanbul'un yerlisi yörükler, Rumlar, Yahudiler ve Ermeniler'di, ama Kürtler değildi...
Ve günümüzde, 68 kuşağından olan herkes elbetteki; "sözde aydın" ya da II.Cumhuriyetçi değildir ...1977'de solculuk yerine Abdullah Öcalan'ın ( ki soyadını bile nasıl seçmiş; kimden neyin öcünü alacaksa) APO adıyla Kürt ırkçılığı yaptığının belirginleşmesiyle, ayrışmalar başladı; "ulusal solcular" o günlerde de Dünya'da başka bir örneği olmayan, "emperyalizme savaş açan tek önder" Kemal ATATÜRK'ün yolunda oldu ...

Ve Kürtçülük girişimleri, kalkışmalar da bilindiği gibi APO'nun öncülüğünde değil; Şeyh Sait İsyanları, Dersim Olayları, Sabiha Gökçen'in yöreyi bombalaması gibi bir sürü olaylar dizinini içinde barındırmaktadır...Tartışmanın boyutları; sizlik-bizlik sorunsalına dökülürse, yaptığınız yaramazlıkları saymak hiç de zor olmaz "huriki"...

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...

İstanbullu olmak,olmamak tartışması dikkat çekici...:) Bir sorum var arkadaşlar,hani çok biliyorsunuz ya kim istanbullu kim değil.İstanbullu nasıl olur nasıl olmaz...ben şimdi İstanbullu muyum değil miyim?:) İstanbu'u bozanlar arasında ben de var mıyım?? Çok bilen arkadaşlara sorayım dedim.Yalan yalnış konuşmayayım dedim.Ben dört yaşındayken İstanbul'a gelmişiz.Daha öncesinde Tunceli,Keles,Malatya,Bursa ve daha nicesi dolaşıp gelmişiz İstanbul'a babamın astsubay olması nedeni ile.Şimdi ben neyimm??? Çok bozuyorsam söyleyin giderim arkadaşlar.Yeter ki rahatınız bozulmasın:):):):)

cehalet bu. doğudan olumlu bahseden birisi hemen kürt oluyor. hayır efendim kürt değilim. kürtçü hiç değilim. ama kürtlerle de hiç bir sorunum yok. benim ailem de bahsettiğiniz hiç bir gruba mensup olmadılar. doğma büyüme istanbulluyum. apolitik yetişen gençlerin kuşağındanım. pkkdan ölümüne nefret ederim ve her türlü ırkçılıktan, ayrımcılıktan. sizinle anlaşamadığımız temel nokta da bu zaten. okumak cehaletinizi alamamış, önyargılarınızı kıramamış, hala her sakallı babanız.

"suuguurccann" öncelikle bu başlık altında tartışılan konu "kim nerelidir?" sorusuna yanıt aramak olarak belirlenmemiştir ( üstelik de bir asker kızı olduğuna göre, sor bakalım babana; ülkemizin bölünmez bütünlüğü, ulusal birliğinden yana olmak suç mudur ?)...
(Çok bilmek konusuna gelince; izin ver de çok bilelim, sen de okur, araştırırsan gelecekte sen de çok bilen birisi olabilirsin)

Ve "yalnış" değil, "yanlış" yazılır...

Ve de kentlileşme anlamında, kentle bütünleşmek anlamında soruna yanıt vereyim; kırdan kente göçen bireyin, kente uyum süreci kuramsal olarak 20 yıldır ( bunu ben demiyorum; bu işin Profesörü Kemal KARTAL diyor)...Bu nedenle kente göçen kırsal insanın, kentsel insana dönüşüm sürecinde kentlileşme/kentle bütünleşme olgusu birinci kuşak için değil, ikinci kuşak için söz konusudur. Bu durumda sizin İstanbullu kentli kimliğini özümsemeniz için, en azından 20 yıl orada yaşamanız gerekiyor, eğer çocuğunuz İstanbul'da doğarsa işte o bu kentin kültürüne doğduğu için o İstanbullu sayılıyor bilimsel açıdan, kuramsal olarak durum budur...Ama öylesine ayrışmalar yapılmaktadır ki örneğin Bursa'da; soyu Osman Gazi'ye dayanan aileler vardır, elbetteki onlar da bizlere göre çok daha gerçek Bursalı'dır ya da İstanbul örneğine dönersek İstanbul'da da böyle ailelerin varlığı bir gerçektir.

Bu başlık altında tartışmaya açtığım konu kentli kimliğini sorgulamaya yönelik değildir ki; Türkiye'nin sosyo-ekonomik yapısını, kalkınma ekonomisi bağlamında bölgelerarası dengesizliğini tartışmaya açma, sorunları ortaya koyma, sonuçta da çözümler üretme amaçlıdır...

Derdin nedir "huriki" ?...Git resimlerini boya, tezini yaz...Ben henüz doğmadığın günlerden ( eğer ayrıntıya girmemi istersen de Türk Siyasal Yaşamı'ndan örnekler vererek ki Kürt sorununun başlangıcının Yavuz Selim döneminde verilen ödünlere dayandırıldığını da anlatabilirim eğer öğrenmek istersen) günümüze sosyo-ekonomik bir değerlendirme yapmaktan sözediyorum; söyleyecek sözün, eleştireceğin yanlışlıklar dizini varsa katkıda bulun...Yok konuya yabancıysan; daha önce arkadaşlarınla bana söylediğiniz sözleri "huriki" kimliğine yönlendirmek çok yerinde olacaktır: Her çorbaya maydanoz olma...

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...

Bence Bursa'ya neden geldin değil de,"neden doğdun geri zekalı" demek daha doğru olurdu!!!...

sıralayabileceğim yanlışlıklar dizisinin başında bu ayrımcılık var zaten. bu bir maydonoz olma durumu değil, memleketin ve burada yaşayan her bir bireyin sorunudur. sizin gibi alakasız başlıklar altında saçmaladığımda maydonoz olma diye uyarırsınız. emin olun ki doğuda yaşayan herkesin kürt olmadığını bilecek kadar (doğal olarak sizden fazlaca) konuya hakimim.

yanlış yerine yalnış yazma hatamı nasıl telafi edebilirim selma teyzecim(bak gördün mü yine yallllnış yazmışım teyzeciğim yazacağıma teyzecim yazmışım). hadi bunun için yine uyar da beni bir yerlerin şişmesin..sonra Hafif ahalisine mal olmuş elmaların şişerse yazık olur be cnm.ben yalnız yazacağıma yanlız yazıyorum selma teyze artık bunu da bir yerde yakalarsan uyarırsın yine beni olur mu 24 saat uyarılarını bekliyorum anacağım...
Bu arada aklıma takılmışken;dikkat ettim Hafif te hiç kimseyi beyenmemektesiniz( ayyyy yine yallllnış oldu ne olacak simdi)prdn hemen düzelteyim beğenmemektesiniz.peki o zaman niye sürekli burda yazıyorsunuz nedir bu medyatik olma savaşınız gidin daha size layık(!) yerlerde yazın.burda yazık oluyor elmalarınıza...

Bu arada benim İstanbullu olma gibi bir çabam yok ben cok istanbullu(bilmem kaç göbektir)tanıdım ama maalesef ne kadar kentlileşmeye çalışşalar da beyinlerini ruhlarına hakim olan cehaletlerinden kurtaramamışlar...Selmaelma teyze sizden cok rica ediyorum benim yorumlarıma cevap yazmayın çünkü ben Hafif'te elmalarınızla popüler olma çabalarınıza alet olmak istemiyorum.... İcten saygılarımla...

" İnsan ne diline ne de ırkına aittir,o kendine aittir" dersem selma elma bana kızar mı?...

souls on fire

sevgili huriki...
güneydoğuyu görüp yaşamayanla orayı tartışmamak gibi bir lüksüm var benim ...hayatımın 7 yılını oraya veren birisi olarak... gercekler hoşuna gitmeyebilir... ama ben oradaydım sevgili dostum... hoşuma gitmese de... ve çok sey gördüm... 3 farklı kimlikle bulundum orada... öğrenci-öğretmen-asker... ama maalesef aklıma geldikçe beni hala yaralayan uygulamalara sahit oldum... her iki taraftan da... bu nedenle kabullenmekte güçlük çekebiliyorum bazı seyleri...
anlatabildim mi?

RakıRokaBalık... yada sizin dediğiniz gibi . RRB

elmasever hanımın emperyalizm pastası üzerindeki globalizm kremasını kalorisini yüksek bulduğu için sıyırmasına rağmen pastanın kendisini iştahla yediğini ifadesindeki selülitler ele vermekte ne yazık ki.görünen o ki abd'detıp alanında akademisyen oğlunun göndermiş olduğu pilates dvd leri bu konuda derdine derman olamamış .

Şu dilinize doladığınız Eskişehir'den sınır çizmek; kadın-erkek ilişkisi bağlamındadır.Çünkü "anaerkil" yapıda olanlarla, "ataerkil" yapıda olanlar kadın-erkek ilişkisinde çatışma, uyumsuzluk yaşarlar...Bu yalnızca Bursalı için değil, Çanakkaleli, İzmirli, Kütahyalı, Edirneli gibi pek çok yurttaşımız için geçerlidir...

Bununla birlikte; Ülkemiz üzerine yapılan tüm sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel çalışmalarda; Ankara'dan bir düşey çizgi çizilir ki bu da Doğu ile Batı'nın her anlamda birbirinden farklı olduğuna ilişkin "düşsel" bir düşey çizgidir, bir farklılık, bir başkalık olduğunun anlatımında kullanılan bir çizgidir (Türkiye'nin Ekonomik Yapısı'na ilişkin, kalkınmışlık analizlerinde). Bu başkalık, bu ikili yapı; Cumhuriyet döneminde olduğu gibi, Cumhuriyet öncesinde de vardır. Eski ile yeninin, çağdaş ile gelenekselin birlikteliği olarak açıklanır bu ikili yapı...Osmanlı'da Şeriat mahkemelerinin yanısıra, hukuk mahkemelerinin varlığında görüldüğü gibi...
Ben sizlerin bilmediği ya da görmezden geldiği bir gerçeği; bu başlık altında tartışmaya açtım diye, komplekse kapılıp bana saldırıp, sövgüler düzeceğinize, oylarınızla TBMM'ye gönderdiğiniz adamların yakasına yapışıp "daha çok yatırım, daha çok hizmet, daha çok kalkınmışlık" isteminde bulunsanıza...Apolitik olmak demek; oy verdiklerini sorgulamamak, yargılamamak demek değildir.Nasıl ki bir malı satın aldığında, istediğin gibi çıkmazsa "tüketici hakları" bağlamında hakkını arayabiliyor, hesap sorabiliyorsan, neden yurttaş olarak en değerli silahın "oy"unun hesabını sormuyorsun, oyuna geliyorsun?...

"suuguurcann" sen önce o boş beynini doldur, kendini bilgiyle donat, ondan sonra benim yazdıklarımı sorgulamaya, yargılamaya, en önemlisi de "beni medyatik olmakla" suçlamaya kalkış...Ancak senin gibi henüz bir baltaya sap olamamış yeni yetmeler, eğitimsizler, emeksiz yemek derdinde olanlar, popstar/popostar yarışmalarında bolca örnekleri görülen kolaycı yaşam yoluna düşenler "medyatik olmak" isteğiyle doludur.

"koza 68" kimseye "kızmak/küsmek/kırılmak" kaygıları taşımıyorum, yalnızca yazılarımla varım...Düşüncelerime, düşünceleriyle karşılık verenlere saygılı; saldırganlara da gereken yanıtı verecek rahatlıktayım ki işte 50'li yaşların da en güzel yanı bu...

"ada68" oğlum Ege Üniversitesi'ni bitirdi 10 yıl önce...Uzmanlık alanı; genombilim ve bio-informatik(genombilim alanında; ırklar üzerine öylesine bulgulara ulaşılmış ki oldukça yararlanıyorum onun çalışmalarından, özellikle "kimin ırkı kimin ırkını döver" konuları açıldığında )...Bu "ada" sanmam ki Adapazarı'ndan gelsin, gelse gelse Adana ya da Adıyaman'dan geliyor olmalı...Yoksa Yunan mitolojisi'ndeki "Ada"dan mı geliyor?...

"suu...can", "huriki", "ada68"; demek ki sizler, Ülkemiz'e ilişkin sorunları algılayabilecek, onlara yönelik yorumlar yapabilecek ya da çözümler üretebilecek düzeyde değilsiniz...Neden yetersiz olduğunuz alanda ille de söz söyleme çabası içindesiniz?...

"huriki"; elbetteki Ülkemiz'deki demografik yapıyı çok iyi biliyorum...Erzurum'un Dadaşı'nı da, Erzincan'ın Türkmeni'ni de, Elazığ'ın Gagguşu'nu da ki onların tümünün; NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE söylemini ilke edindiğini de...
Bu başlık altında yazdıklarımdan çıkartılması gereken soru; "bölgelerarası dengesizlik" için, "kalkınma" için neler yapabiliriz sorusuyken, sizler konuyu saptırmaya, sulandırmaya çalışıyorsunuz. Ve sen "huriki", anladım apolitiksin, ama hiç değilse öğrenmek için çaba göster...Senin "apolitik yetiştirildik" yakınmana karşılık; öncelikle senin için bir yazı yazacağım, sizlerin benimle dalga geçmek için yazdığınıza benzer türden değil elbette...Politik bir kimlik oluşturmak için; bireyin hangi aşamalardan geçtiğine, daha açık bir anlatımla bireyin siyasal toplumsallaşmasına ilişkin bir yazı...
Yaşım 26 diyorsun, erkeklerle seviştiğini,mini etek giydiğini söylüyorsun; elbetteki bunları yapacaksın, yalnızca genç olduğun için mi?...Kesinlikle hayır; yaşadığın için, yaşam sevinciyle dolu olduğun için...Ne zamana değin?...Sağlıklı olduğun, içinden geldiği ve beğenildiğin sürece...Bu saydıklarını sağlıklı her kadın yapar; yalnızca sana özgü değil bunlar...Ama bunları yapan bedenini; bir de siyasal bilinci gelişmiş düşünen, sorgulayan, yargılayan bir beyinle tamamlarsan, yaşamın çok daha anlamlı olur...

Ve yine sizlere derim ki; "hafif" özgür bir sanal
ortam, buraya beni sizler çağırmadınız, bana git diyecek olan da sizler olamazsınız...Sitenin kuralları var; kuşkusuz denetleyicisi de var..."ya sev, ya terk et" yaklaşımlarınızla "çok faşist gördüm sizleri" dersem, tam sizin tele-terminolojinizle örtüşen bir söylem olur değil mi?...

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...

olmaz öyle şey
nereye gidiyorsunuz öyle?
burada herkese yer var,

ada vapuru yandan çarklı
bayraklar donanmış cafcaflı
simitçi, kahveci, gazozcu

estirir de ada yeli estirir
seni sevindirir beni küstürür
lüküs kamarada kimler oturur

müslümanı, yahudisi, urumu
isporcusu, ihtiyari, veremi
kiminin saçi uçar kiminin eteği

şinanay da yavrum şina şinanay
şinanay da şinanay hoppa şinanay

diyerek bu Minik, İzmirli'yi de hatırlayalım.

apolitik olduğumu söylemedim, ülkemizde seksen sonrası apolitize edilmiş bir jenerasyonun kuşağındanım dedim, politik görüşlerimi sizin klavuzluğunuz olmadan zaten geliştirdim. politik bilincin gelişmesi üzerine yazı yazmaya zahmet göstermeyiniz, hatta mümkünse ben herşeyi bilen kadın size yol göstereyim edalarıyla bu yola hiç girmeyiniz. sizin sorununuz karşınızdakini anlamaya çalışmamak, eleştirileri bir saldırı olarak görüp hemen reaksiyon göstermek. bu tavrınızla insanlar malesef bir ayna görevi görüp, sizin uslubunuza yakışır cevaplar veriyor sonra da siz onları seviyesizlikle suçluyorsunuz.
yazının içeriği kadar tavrı da her zaman tartışmaya açılabilir, bu kadar önyargılı olmasa ve ayrımcılık içermese belki de yazınız dilediğiniz düzlemde yorumlar alırdı. bence biraz öz eleştiri size iyi gelecektir.

selma hanım,soruma yanıt vermediniz.Söylediğim bağlamda, insanla ilgili düşünceme katılıyormusunuz?...Sorum basit!...Katılıyorum derseniz çok gülerim bayan,hayır derseniz size jülien Benda'yı incelemenizi öneririm...İnanın sitedeki "öğrencilerinize "doğru yolu göstermenizi yürekten istiyorum...Gene de hayır diyorsanız sizi "faşist" ve provakotor ilan edeceğim...

souls on fire

Hatunun biri hödö hödö ben şunu bilirim ,ben şunu şöle yaptım, oğlum da şurdan mezun, kızım da şöyle, erkeğimde yakışıklı, ben şöle seviştim ,bu kadar orgazm oldum ,suratım da kırışıklık yok, bunu da yaptım diyerek ! sen kim oluyosun? hadi ordan ressamcık! sende kimsin karatürk! falan filan gibi tam bir mahalle karısı ağzıyla, (-ki aslında onlar oldukları gibiler ) edasıyla ortalıkta bağırıyo ..Türklükten bahsediği içinden çıkamadığı yerde diplomalarını koyuyor,şiir bile denmiyecek alt alta yazılar yazıyor,insanların yaptığı işleri oturduğu yerden tam şahsına munhasır şekilde eleştiriyor.Ve ben burda güleyim mi ağlıyayım mı çelişkisine giriyorum...Ekseriyetle ağlamaktayım . Sorulara verdiği cevaplar karşısında zaten aldığın DİPLOMANIN hiç bi işe yaramadığını (yarasa yarasa çaydanlık altına nihale olarak kullanır . Bundan öteye de gitmez.Gitmiştir diyen varsa da aynı mantığa hizmet ettiği için benim tarafımdan pek bi önemi hatta açıkcası hiç bir önemi yoktur.)
görüyoruz ve diyoruz .E ee neden bir insan özündeki o sığlığın gitmiyeceğini bile bile okumak da ısrar eder ki! ..
Şimdi güzel teyzemiz yine eli belinde ağzından köpükler çıkacak kadar sinirlenip benim ırkıma ,benim cinsiyetime dil uzatır diye bekliyorum .Ya da sen lise terktin değil mi ?diye başlayan cümlelerle aşşağılamaya başlayacak!..
Acaba oğlu üniversitedeki bölümünü kazanmasaydı da ilahiyat gibi bir bölümü kazansaydı ?Şu an nasıl bir tavırda olurdu ,ne için ahkam keserdi diye çok merak ediyorum ..
Bize dediler ki oku baban gibi , eşşek olma!Cehaletle baş etmek zordur dediler .Kafatasçılığı yapmak zırvalıktır dediler..Motor kötü bişeydir dediler...Bissürü şey dediler de dediler ...

köy enstitüleri mantığını , katma değerini ve götürdüklerini düşününce yazının anlatmak istediğinin yaşanılan sorun değilde bir siyasi tavırın neden var olması gerektiğini anlatan ufak bir makale gibi olmuş...ve soru dünyanın gelişmiş ülkelerinde köy enstitülerimi var!
gelişmeyi ve geri kalmışlığı sadece tek bir nedene bağlamak bence çok yanlış...doğunun bir cazibe merkezi olmadığı çok açık ancak siz önce kendinize bir sorun selmaelma büyükşehirde yaşasaydınız ve hatta odtü bilkent vs üni mezunu olsaydınız parayı mı seçerdiniz yoksa hakkaride bir doktor , öğretmen, memur olmayı mı ?
çuvaldızı yemeden bu ülke düzelmez...ve illa bir ideoloji arkasından gitmeye gerek yoktur...doğru tektir , insanın refahı ve kaliteli yaşaması bunun haricindeki herşey lafı güzaftır...saygılar

Bux.to iş teklifi|Bux.to|bux.to nedir?|alınan: 240$ , yatırım: 666$ , ödenmesi beklenen : 219 $ , hesapta: 804$ , alt üye: 686

epruberfin simdi sen dolmussun bu kadina söyledin de söyledin.iyi de yaptin ama bir taraftan da aciyorum sana cünkü sen bisey söyledin diye artik susmaz bence selma teyze. benim de basima aynisi geldi de o yüzden söylüyorum. bak hatta simdi sana yaziyorum ya bu yoruma bile karsilik verecek.imla hatalarimi bulup cikaracak(marifet sanki).ama ben ondan cok rica ediyorum ne olur bana yazmasin artik biktim ben onun bitmek tükenmek bilmeyen destani yorumlarindan...hic susmaz mi bir insan ya.beynim bosmus doldurmami salık verdi selma teyze.ve bir baltaya sap olamadigimi söyledi:) ben daha 18 yasindayim selmateyzecigim senin yasina gelene kadar ohoooo.ve 18 yasinda biri icin bir baltaya sap olmak deyimi pek uygun degil sen de takdir edersin ki.sen 18 yasindayken okulu birakip büyük isler mi basarmistin sanki..

'nihale' puhahah:)))
bende özbisöz dicem dur neyse
bak selma teyze ne güzel şeyler yazıyor burada.

Utanmadan size eskişehirden öteye sınır çizdiren kafatasçı/faşist düşünce yapınıza bilimsel kılıf arıyorsunuz ya, inanılacak gibi değil.zamanında usulüyle uyardım sizi doğru düşünmeyi beceremezseniz kendinizi beyaz berelilerin arasında bulursunuz diye ama anlamadınız.
Size neden iflah olmaz bir şekilde faşist olduğunuzu son bir kez anlatayım anlayın diye değil anlayan yerleriniz acısın diye.

Avrupalıların daha ilk haçlı seferinden beri Türkiye diye adlandırdıkları bu toprakları paylaşma konusunda 1281-1913 yılları arasında 100 proje ürettikleri söylenir. şüphesiz emperyalizmin primadonnası abd nin ürettiği ve 194o lı yıllardan beri perde perde sahnelediği projesi bu anlamda değerlendirildiğinde bir başyapıt sayılmalıdır. Böl bölebildiğin kadar.sol-sağ,Sünni-alevi,etnikçi/ırkçı-ulusalcı.tahminen 17 yıl bu ülkenin parasıyla okuttuğunuz oğlunuzu yeni çağın heinrich himmler’ine bilimsel destek sağlamak için mengele stajına göndermiş olmakla övünen sizin gibi kaç salak vardır acaba.baksanıza eğitime ailesinden başlamış oturduğunuz yerden düşsel çizgilerle oradan oraya bölüyorsunuz ulusal antla çizilmiş vatanımızı.bu mudur sizin vatanseverliğiniz.okuma listelerinize gururla eklediğiniz ilber ortaylı’yı anlama yetiniz olsaydı Akdeniz
uygarlıkları için doğu ve batı kavgasının ne kadar anlamsız olduğunu, akdeniz’de kültürel şovenizmin varolmadığını,yunan uygarlığının mısır ve Mezopotamya uygarlıklarının bir sentezi olduğunu ve bu dünyaya ithal edilen milliyetçilik akımının bu uygarlığa son darbeyi nasıl acımasızca indirdiğini anlamış olmanız gerekirdi.ama nerde.

sizin ekibin en Atatürkçü’sü kenan evren’di .onu bir hayal perdesinde beberuhi tadında oynatan abd nin “bizim çocukları” arasında,11 eylül gecesi “bizi kurtarırsa turgut özal kurtarır“ diyeni ekonomi konusunda doktora sahibiydi.ama hesaplayamadığı bir şey vardı,cennet de cehennem de bu dünyadadır.şimdi konuşamadan ama anlayarak yattığı hastane odasında beyaz tavanı seyrederken neler düşündüğünü çok merak ediyorum.o zamanın modası yaptığın her rezilliği Atatürk adına yapmaktı,tıpkı şimdi din iman adına yapmak gibi.şimdi siz şuursuzca bir yandan karakafalı kürt/ermeni kadınları,secereler diye çığrınarak her lafın sonuna büyük harflerle “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” yazarken “YURTTA SULH CİHANDA SULH” ilkesini nasıl sağlayacaksınız ? bu mudur sizin Atatürkçülüğünüz ,Halkçılığınızı oradan buradan çizdiğiniz hangi düşsel kazıkların üstünde oturuyor acaba ? ağzınızdan çıkan kara kürt/ermeni kadınları tanımı zihninizdeki hangi ırkçı düşüncenin sızıntısıdır?bırakın yaldızlı cümlelerle kendinizi kandırmayı da içinizdeki devlet için atanın da sıkanında kahraman olduğuna inanan sarışın kadının saçları rüzgarda savrulsun.bizler o kadını ve onun temsilcisi olduğu emperyalizmi iyi tanırız.ister Arabistan’dan gelsin ister abd’den.ister Kuran’dan ayetlerle laikliği açıklasın,ister nutuk’ta ırkçılığına temel cümleleri ayıklasın.biz kanmıyoruz artık.Önderimizi de kandıramadı sizin soyunuz.150 likler listesi,Türk Ocaklarının kapatılması bunun ispatıdır.Biz artık emperyalizmin elinde maymuna dönmüş resmi tarihe inanmıyoruz.ayastefanos’un Yeşilköy olduğunu da biliyoruz,1.dünya savaşı’nın sevrle bitişinin Almanların yenilince bizim yenik sayılmamız olmadığını da.

İçselleştiremediğiniz bilgi sığ suda yüzen kabaklar gibidir.ağzınızı her açtığınızda ortalığı saran bu çirkin gürültü işte o kabakların birbirlerine vura vura çıkardıkları sesten ibarettir.

Ada68 üzerinde yapmış olduğunuz o etnik incelemenin skorunu da vereyim isterseniz.karavana.amorti bile yok.çünkü tahmininizin aksine o takma ad secere bilgilerimden değil tamamen nüfus bilgilerimden oluşmaktadır.secerem ben de saklıdır.ama azıcık merakınız dinsin diye söylemeliyim ki benim ailem ekim 1460 dan beri aynı adreste oturmaktadır.her fırsat bulduğumda gittiğim evimin bahçesine çıktığımda tabanlarımdan çıkan köklerin toprağa daldığını hissederim ve geleceğe bunun bana verdiği huzur ve güvenle bakarım.bir gün bu köklerden koparılmak en büyük korkumdur.bu nedenle anlarım köklerinden koparılarak oradan oraya savrulan halkların acısını.babanızın acısını anlarım da sizin nefretinizi anlayamam.sizin o iğrenç ırkçı yaklaşımınızla küçük görmeye çalıştığınız Adana veya Adıyamanlı olmak da bana ancak gurur verirdi ama değilim.ancak bu orada yaşayan vatandaşlarımdan beni ayıran bir unsur değildir.aksine bilirim ki o topraklar da vatan toprağıdır,o topraklarda yaşam savaşı veren insanlarda benimle aynı haklara sahip devlet önünde eşit VATANDAŞLAR dır.bunun dışındaki etnik unsurlar benim toprağımın renkleridir.sahip çıkarım.çünkü o renkler de vatanımın toprağı gibi bölünmez bir bütündür.

Size gidin demiyorum aksine kalın ve yazın o sığ ırkçı saçmalıklarınızı. bizim size yetecek aklımızda var bilgimizde.ama okuduğunuzu anlayamadığınıza göre isterseniz çıtayı biraz düşürelim.geçin o kalın koca kitapları da cin ali serisinden neler var dağarcığınız da onu söyleyin.sizin için en doğru başlangıç bu olacaktır teyzecim.

ada68 tebrik ediyoruz.

boş bir söyleşi olmuş. selmaelma bursanın parkelerini tek tek elleriyle dizmiş nasıl olsa. der tabi yolunu sen kaz diye.

2 gündür meydanı boş buldunuz konuşun bakalım :)

:))))))))

lorienn

Hep kendi kendime iddia ederdim Türkiye'de gizli bir ten ırkçılığı var diye. Bu yazı, şu yazıdaki 29 Ocak 2007 14:29 tarihli yorum ve benzeri yazılar da bunun ispatı oldu.

Türkiye'de ırkçılık yoktur diyenler Osmanlı zamanında afrikadan gelip saraya alınmış zenci vatandaşlarımızla konuşsunlar bir, nasıl en ufak hırsızlık olayında nezarete düşüyorlar, kapılardan çevrilip bir çok lokantaya, bara alınmıyorlar, yolda laf yiyorlar. Bizim okulda böyle zenci türk bir arkadaş vardı, ben yanında gezince insanlığımdan utandım, küfürler aşağılamalar gırla...

sütten çıkmış ak kaşık değiliz...

lorienn

www.kyotoyuimzala.org

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.