Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan sinepil.org'da: "Kariyerine dikkat edilmesi gerekenler 1: Ryan Reynolds"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Kierkegaard’ın, “can sıkıntısı bütün kötülüklerin anasıdır” teşhisine katılır mısınız yoksa, ‘iyi ama, ana gibi yar olmaz’ mı dersiniz bilemem. (Ben genelde, “içki bütün kötülüklerin anasıdır” sözüne karşılık olarak söylerim bunu: iyi ama ana gibi yar olmaz ki...)

Amma ve lakin ben, can sıkıntısının hayırlara vesile olmadığını, gündelik yaşantımda sık sık tecrübe ederim. Zira, canı sıkılan insanın ne zaman ne yapacağı belli olmaz. Halbuki, kımıltısız ve pasif bir duygu gibi geliyor kulağa öyle değil mi? Siz öyle sanın! Hitler, onca Yahudi’yi neden sabun köpüğü kıvamına soktu sanıyorsunuz?

Can sıkıntısı sinsidir, ele geçiricidir ve sonuçları da yıkıcı olabilir. İki çocuğu düşünün. Düşünün ki bu çocuklar keyifle doktorculuk oynuyorlar. Oğlan çocuk (doktor) kızı (hastayı) mıncıklıyor, kız olanı da kırıtıp duruyor. Eh ama o da bir yere kadar. Bir süre sonra ikisi de bu aptalca oyundan sıkılıp, kavgaya tutuşurlar. Sonrasını zaten biliyorsunuz.

Evlilikler de genellikle sıkıntıdan biter. Yıllarca aynı yüzü görmek, aynı bedenle aynı yatağa girmek, aynı saatte yemek yemek ve karşında artık keşfedilecek bir kimlik bulamamak sıkıcı bir iştir.

Hala ikna olmadıysanız, size damardan bir-iki örnek daha vereyim.

Hiç düşündünüz mü? Ciddi mi ciddi görünümlü, garantör, kelli felli ve zaten yüz seksen beş köşeyi dönmüş adamlar neden hala hor hor bankaları hortumlamak ihtiyacındadır? Hortumlarının cevahiri mi bitmiştir? Yoo... Can sıkıntısı anacığım, can sıkıntısı.

Peki ciddi adamların canı sıkılır da, halkımın sıkılmaz mı? Sıkılır elbet. Halkım da der ki, madem bizim elimiz yolsuzluk, hortum gibi işlere erişmez, biz de ufaktan toplumsal patlamalara, çatlamalara, banka soygunlarına, polis arabası taramalarına falan girişelim.

Benim öyle banka soyacak, patlayacak, çatlayacak veya tüfek kuşanacak halim olmadığından, sıkıntı zamanlarımı düşünerek, okuyarak ve genelde yazarak geçiririm. Para etmez ama keyiflidir.

Neden yazmak peki? Steinbeck’e de sormuşlar aynı soruyu: “Yazı yazmanızın rasyoneli nedir?” Üstat cevap vermiş: “Rasyoneli falan yok yazı yazmamın. Bir olay karşısında kızgınlık duyduğum zaman yazıyorum.”

Hem, bu yazmak terapi gibi bir şey. Kafan dolu zannediyorsun, bir sürü düşünülecek şey olduğunu ve bunlara zaman ayıramadığını düşünüyorsun; sonra yazmaya başlıyorsun. Sonunda, ya hep aynı şeyler etrafında debelendiğini buluyorsun, ya dert dediklerinin ne kadar anlamsız olduğunu buluyorsun; ya da, aslında kafanın bomboş olduğunu anlıyorsun. Daha da güzeli, birileriyle paylaşmış gibi olup hafifliyorsun düşüncelerinden.

Canın hüzün istiyorsa gamlı hikayeler anlatıyorsun; aşk istiyorsa sevdana bahane olacak yeni kahramanlar yaratıyorsun; o da olmazsa eski sevdalara dönüp 'nostaljikçilik' oynuyorsun. Eğlenmek istiyorsan gülünç hikayelere düşüyorsun, ağlamak istiyorsan çocukluğunu anımsıyorsun, şiir istiyorsan şair bozuntusunu oynayıp alengirik cümleler kuruyorsun. Olmak istediğin mekanda, olmak istediğin kılıkta, olmak istediğin tavırda bir oyun kurgulayıp hayallere dalıyorsun. Yazmaya vergi ödenmiyor bu memlekette, yazmak bedava...

Ayrıca, yazdığın anda karşında canlı ve sesli birisi olmadığı için sınırsız, kesintisiz ve limitsiz bir özgürlüğe sahip oluyorsun. Konuyu dağıtacak başka bir karakter, başka bir yaşam olmuyor; sözünü kesecek birisi de.. Sen nasıl istiyorsan öyle gelişiyor muhabbet. Dedim ya acayip bir terapi bu. Üstelik anlattıkların da havaya uçmuyor.

İkinci, üçüncü, beşinci baskıyı anlatabiliyorsun. Çünkü bunun yüzüne vurulması gibi bir risk yok. Üstelik yazmak, anlatmak kadar da zor değil. Seni o anda dinlemek istemeyen ve kendiyle ilgili konuşmak isteyen biri olsa bile karşında, durmadan anlatıyorsun. O ister okur, ister okumaz, istediği zaman okur, istediği kadarını okur...


0 ahkam var
Önceki yazı: Mal Olmak
Sonraki yazı: gain:)

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

serbest: son ahkâmlar

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu