Çanakkaleli Jul Snelders * departmanından
Ekran koruyucu devreye girdiğinde, danseden bir "back to your book" yazısı çıkıyor hala. En son Türkiye'ye geldiğinde, artık tembelliğe bir son vermemi ve "şu lanet kitabı" bitirmem gerektiğini tekrar hatırlatmış, bilgisayarıma bir şeyler sıkıştırmıştı. Eski hacker, web master, tarihçi, inatçı, aslında kendisi de tembel, ama müthiş disiplinli, detay avcısı, şahane bir insandı.
Gerçekten öğrenmek ve öğretmek için doğmuşsan, sabır ve yöntemin yanısıra büyük bir sevgiye, tutkunun tükenmediği bir heyecana ve saf bir inançsızlığa ihtiyacın vardır. Bütün bunlara sahip olsan da yine olmaz. Espri duygun yoksa ve kendini fırlatıp atamıyorsan ortalık yere, bilmiş olmazsın öğrendiğini ve öğretemezsin kimseye kendi cümlelerinle. Jul Snelders, Allah'ın Belçikalı bir tarih hocası, Çanakkale Savaşı'nın belki de en önemli alan uzmanı, zamanda iz süren bir Philip K. Dick kahramanıydı.
Uygun ışığın ve doğru anın peşinde, filtresiz ve fotoşopsuz bir kadraj için çalış. Çekememek önemli değil. Bu yola girmektir mesele.
Sonra yürürdük saatlerce.
Her bir yerde, hangi tarihte, ne olmuş; kim ordaymış, ne yazmış? Ama bakalım o yer bu yer mi? GPS mi var o zaman? Herif yalancı da olabilir. Belki kendisi saklanmış, başkası savaşmış. Kahramanlar genellikle ölürler. Yazanların bir kısmı da da saklananlar. Nereden anlayacağız Jul abi? Başka tanıklıklara bakacağız, adamın seçtiği kelimelere dikkat edeceğiz, mesela Avustralya köylüsü, subay da olsa bu kadar edebi tarif yapamaz falan. Sonra coğrafi noktaları kontrol edeceğiz, bakalım tam tutuyor mu? Ama Allah kahretsin buralara ağaç dikmişsiniz, bi b.. anlaşılmıyor. Ataların şerefli savaşçılardı ama sizin köylüler de onların üzerine tarla yaptı. Yahu Batı cephesi de öyle, siz de aynı haltı yemişsiniz. Doğru, ama burası özel ve çok küçük bir alan bizim tarafa göre. Tamam, hadi devam.
Sonra dururduk saatlerce.
Toprağı elle, toprağı dinle. Şairiniz ne demişti? Egil de külaq ver bü zesiz igin... Siper şebekesi nerede? Eski fotoğraflara bak. Bak işte burası. O zaman ve şimdi. Then and now. Aynı açıdan çekelim, sitemize koyalım. Bu tarihi yaşatalım. Hangi milletten olursa olsun, bütün askerlerin anısını yaşatalım. Ulan senin daha da çok çalışman lazım. Burada yatan adamlarınız sayesinde bugün bu toprağın üstünde duruyorsun. İşaretledin mi haritana? Girdin mi koordinatlarını? Aldın mı notlarını? Lafla olmaz. Şiir güzel ama, yetmez. Duygu tamam ama, kendine sakla. Hadi devam. Şu milletin etrafa attığı pislikleri topla da, Türkler Çanakkale muharebe alanlarını çöplüğe çevirdiler diye yazmayayım sitede.
Akşamları konuşurduk saatlerce.
Meraklılar toplanır, ekip kalabalıklaşır, biralar açılır, Çanakkale efsaneleri anlatılmaya başlanır, bunlar eşzamanlı olarak Mösyö Jul'e tercüme edilir, o da bunların gerçek olmadığını ya da abartılı olduğunu izah etmeye çalışır, sonra durumun umutsuzluğu karşısında kendisi daha da uyduruk ve vahşi hikayeler yazmaya başlar, Abide Motel'de 90'lı yılların ortaları, yaz geceleri, birlik ve beraberlik içinde sabaha kavuşur giderdi.
Bir kaç saat uyur uyumaz; Aspirin'le Gitanes, vitaminle kahve, domates görmek istemiyorum, peynir de ne demek, hadi toparlan gidiyoruz, tatile mi geldin buraya...
Jul Snelders, en son 2005 şubat ayında Çanakkale'ye geldi ve "Mustafa Kemal'in İlk 4 Saati" projesinde, 25 Nisan 1915 tarihinde 57. Alay'ın katettiği tarihi yolun tam olarak belirlenmesi ve işaretlenmesi işinde gönüllü olarak çalıştı.
2006 Haziran ayında, Anvers'teki evinde onu gördüğümde, artık zamanın geldiğini biliyordu ve gözbebeğinde küçük bir yaş balonuyla gülümsedi. 2 hafta sonra öldü. Tahta bir kutunun içinde şimdi külleri, Çanakkale toprağıyla birlikte.
Jul her Çanakkale'ye gelişinde, Eceabat girişinde "eve geldik" derdi, "döndük nihayet".
Kalbimize gömdük onu, nihayete kadar.
* Bir arkadaşı da onu yazmış.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.