Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 3ayak.org'da: "Yann Bertrand"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

tuttum
0

Cem Yılmaz'a yakışır

Cem Yılmaz'ın kendine özgü bir tarzı var.
Oynadığı filmlerde, yaptığı gösterilerde farklı karakterleri
canlandırıyor, fakat hepsinde, kendi karakterine özgü
tavırların izlerini görüyoruz.

Son olarak da, Gora filmindeki "porno film yapımcısı" rolünü
görünce "tamam" dedim.
İşte bu, Cem Yılmaz'a en çok yakışan rol.
Onun için biçilmiş kaftan.

Bu tespitimle ilgili bir yazı yazacaktım ki, olumsuz tepkileri
düşünüp vazgeçtim.

***

Daha sonra beklenmedik bir şey oldu.
Cem Yılmaz, basına ilginç bir demeç verdi.
Bu, benim için tam anlamıyla bir sürprizdi.

Kendisi, filmdeki "porno film yapımcısı" karakterini çok sevdiğini,
bu karakteri temel alan bir film yapmayı düşündüğünü söylemişti.
Maalesef ki beni haklı çıkardı ve daha fazlasını da yaptı.

Bu filmi yapmayı çok istediğini, ama Türkiye'deki koşullar
ve olası tepkiler nedeniyle "yapamadığını" söyledi.

Artık, bunun üzerine çok şey söylenebilir,
ama artık usanma noktasına geldiğimi belirtmeliyim.

Toplum olarak ciddi bir kültürel değişimin içerisindeyiz.
Son otuz yılda bunun hızı ve ivmesi artmaya başladı,
son birkaç yıl içerisinde ise iyice çığrından çıktı artık.

Sevdiğimiz, adeta ailemizin bir parçası haline gelen
bu insanlar bizim için öyle bir örnek oluşturuyor ki...
Öyle bir model oluyorlar ki...

Artık çocuklarımızı da bu edepsiz,
utanmaz kişiliğe büründürüp eğleniyoruz.
Ama yarın ensemize tokat, sırtımıza parmak attıklarında,
sokak köpeklerine yapılan muameleyi bizlere yapmaya
başladıklarında...
İşte o zaman yeni nesile ektiğimiz tohumların
meyvelerini biçmeye başlayacağız.

***

"Ne ilgisi var?"
"Konuyu neden hep buraya bağlıyorsun?"
diyenler bitmeyecek.

Ama işte,
çocuklarımızın okulda namaz kılmasına
nefretle bakan zihniyet,
aynı çocukların çürüyüp gitmesini gülerek izliyor.

İslam ahlakından koparılıp
çağdaşlığın kucağına itilen toplum,
her geçen gün daha fazla "rezalet çukuruna" saplanıyor.

***

"Porno" kavramını kullanırken bile tiksiniyorum.
Ama, hayatımızın önemli bir bölümünü işgal eden,
duyuarımıza hitap eden medya,
öyle rezil ürünler sunmaya başladı ki...
Eskiden utanç duyacağımız birçok söz ve davranış,
"aile dizisi" diye izlediğimiz programlarda
evimize konuk olmaya başladı.

Hayatlarını geceye adamış, alkol, fuhuş, kumar
gibi pislikleri eğlence diye benimsemiş insanlarla
muhatap oluyoruz.
Yarışma sunucusu, dizi oyncusu, şarkıcı vb
sıfatlarla, ailemizin bir parçası oluyorlar adeta.

***

Hazretin yeni filmini sabırsızlıkla bekliyoruz
toplum olarak.
Hepinize iyi seyirler.

142 ahkam var
Önceki yazı: Delirmeden önce...
Sonraki yazı: okuma notları-3

Ahkâmlar

enteresan bi bakış açısı, çoğul konuşmayıp kendi fikrini söyleseydin dicek bişey bulamazdım, toplum olarak düşünüp yargılamak karar vermek sana mı kaldı, bunu kendine vazife mi edindin, sen çok akıllısın da başkaları aptal mı, çok mu zekisin, gece pencere açık kaldı da bi tarafını mı üşüttün, aklın nerde senin, ne tahsili aldın, kaç kitap okudun, kimlerdensin, hangi takımı tutuyon, 5 vakit namazını hangi vakitler kılıyon, orucunu açarken çatlayana kadar yiyonmu, başkası hakkında konuşurken içinden neler geçiyo, hacca gittin mi, çile çektin mi, ekmeksiz kaldın mı, sokak çocuklarına yardım ettin mi, yoksa küfür ediyolar diye yanlarından kaçtın mı, cem yılmaz gece rüyana mı girdi, harvırtda mı okudun, ailende kaç tane müzisyen var, denize girer misin, yüzme bilir misin, yamaç paraşütü yaptın mı, banci camping atladın mı, klarnet çalabilir misin, tiyatro yaptın mı, balık avladın mı, kaç dil konuşuyosun, giyim kuşamına ayda ne kadar para harcıyon, tuvalet kağıdı kullanır mısın, tırnakların uzun mu, emekçi misin, işsiz mi, baba parası mı yiyon, patron musun, rüzgar neden eser hiç düşündün mü, hamam tası kurnada neden yüzer, sen nesin ki benim hakkımda karar veriyon,

böylesi düz bakışlar karşısında şaşırıyorum..sadece baktığımız yönü görmeyelim lütfen!..nasıl düz mantıktır ki bu? .bir toplumun iyi bir ahlaka sahip olması için esas olan din değildir,dinden önce gelen çokça şey vardır..iyi bir insan olmak için dinin ya da devlet yaptırımına ihtiyaç duyan insan özde iyi insan değildir.

Olaya bodoslama dalınmış...

ikinizinde yorumlarına imzamı atıyorum tebrikler

toplum olarak son beş yıldır çok hızlı bir değişimin içindeyiz gerçekten..demek ki çağdaşlık=rezalet çukuru olarak adlandırılmaya başlandı..ehh nede olsa, fransa da kadın erkek birlikte dans etmeyi toplum düzenini bozduğu düşüncesiyle yasaklayan bir devletin varisleriyiz..bundan yüzyıllar öncesini anlarımda şimdiyi anlamak sahiden zor..
toplum bütün olarak kötüye gidiyor, tv deki eğlence programlarının hoşgörülür bir yanı yok evet, ama bunun yanında elimi uzattığımda tutmayan insan sayısıda gün ve gün artıyor bu toplumda..

namaz ne zamandır okulda kılınıyor, çoçuklar okulda namaz kılmadıkarı için mi, hırsızlık yapıyorlar yoksa, aç oldukları için mi?
içtiği alkolü yanındakiyle paylaşan insan, ayranını tek başına içenden iyidir.

islam ahlakı sende mi var, senin yetiştirdiğin çocuklar mı geleceğimiz olacak, tiksiniyorum bu sersemsepet düşüncelerinizden, cem yılmaz olmayın namaz kılın nedir bu şaka mı? nesin sen bu ne cüret, beklenen mesih sen misin, kurtarıcımız mı olmaya heveslendin, böcekler neden vardır bilimisin? senin gibilere böcek denmesin diye

bir dakika yahu.........anlamamışsınız bence!

şimdi yazacağım yorum icabı ben de yanlış anlamış olabilirm, henüz bilemiyorum ama, sanki hayalcinin söylemek istedikleri şu idi;

en muhafazakarından en muhafazakar olmayan kişiye kadar herkesin artık ortak bir kaderi var,

tv' de çıkanlar, sinemada boy gösterenler...

bunları her türlü yaşam şekline sahip insan profili bir şekilde izliyor yani, değil mi?

bir şekilde popüler kültür ekseni içinde, hep aynı kişilere birlikte bakıp etkileniyoruz...

hayalci tam bu noktada diyor ki, bu sahne kişileri, çok rahatlıkla bazı konuları işleyiveriyorlar, çoluk-çocuk, aile kavramlarına rağmen, bazı konular çok rahat izleyici ile buluşturuluyor,

toplumda bu durumu yüksek izlenme oranı (rating) göstererek tasdik ediyor, kabul ediyor, izliyor kısacası...

ama birileri de çıkıp, şu ekranlarda şunlar olmasın, şu tür konu başlığı çocukları etkiler, dikkatli olunmalı diye etrafta konuşmuyor, bir araya gelip basına falan mesela bir demeç verip, rahatsızlık dile getirmiyor...

sadece o sunulan ürüne gidip, gülünüyor ve çıkılıyor (sinema için bu durum) ...

seven zaten gidiyor da, sevmeyen de bir türlü bir araya gelip fikir beyan etmiyor...

ama okulda namaz vs. konularda hemen eleştiriler başlıyor,

diyor...

yani hayalci,

bir konuda eleştiri yaparken, toplumda yaşamın diğer kanallarında da hangi filmlerin oynatıldığına bir zahmet bakıverin, buradaki gidişhatı da gözden geçirin diyor...

okulda namaz kılınmasını istiyor mu, istemiyor mu bilemem,

ama şu yönden haklı,

her birşeyleri bilmeye, entel dantel geçinmeye çalışır, bazıları...ama aslında yanıbaşlarında olan durumları mütala edemezler, gözleri tam açıp her şeyi, ama her şeyi incelemek gerekir...

hatta, aile dizisi diye bir kavram kalmadı demiş en basitinden, çok haklı...

örnekse, son zamanlarda prime time denen haber sonrası saatte gösterilen bazı dizilerde bile öpüşme sahnesi yer alabiliyor...

ben, hayatımda dizilerde oyuncular öpüşme sahnesi çekecek deseler inanmazdım...

bu öpüşme sahnelerine veya benzeri sahnelerin çevrilmesine karşı değilim ama tv denilen durum evlerin içinde...

sinemada olabilir bence bu tip sahneler vs.

sonuç olarak, bence hayalci, her şeyi eş bir mesafe ile incelemenin gerekliliğinden bahsetmiş gibi geldi...

O yâr benim, ben O yâr' in... Kime ne ?

sevgili makaleci;

Ama işte,
çocuklarımızın okulda namaz kılmasına
nefretle bakan zihniyet,
aynı çocukların çürüyüp gitmesini gülerek izliyor.

İslam ahlakından koparılıp
çağdaşlığın kucağına itilen toplum,
her geçen gün daha fazla "rezalet çukuruna" saplanıyor.

burada savunulan birşey var. dolayısı ile söylemeye çalıştığı birşey yok, söylemiş zaten... ha eğer; "madem tv'de böyle şeyler yayınlanıyor, o zaman bırakın aynı zamanda çocuklar okulda namaz kılsın" diyorsa yine karşı çıkılacak bir durum sergiliyor!
ben de yayınlanan dizilere karşıyım ama hayalci'nin anlattığı tarzda değil. öpüşmenin nesi kötü? öpüşme ile nasıl yanlış örnek olunur? yahu bizim dizilerde tuvalete bile gitmiyor insanlar, bırakın da öpüşsünler... öyle bir anlatmışsın ki öpüşmeyi makaleci, hani seni bilmesem bu yazdıklarına inanacağım.

hayalci porno demiş... hani? hangi dizi? pornonun ne demek olduğunu belli ki bilmiyor arkadaşımız. bırakın pornoyu, erotizm bile yok bizim dizilerde!

öpüşmeye sevişmeye koklaşmaya karşı duruş sergileyen insan sahtekardır, kandırıkçıdır.
Kimi kandırıyorsun? bal gibi de oturup seyrediyorsun sex sahnelerini,
porno da erotzm de insanın kanında var,
çocuklarımız seyretmesin miş,
sana mı soracak çocuğun neyi seyredip seyretmeyeceğini,
hadi yasakladın diyelim bu taktirde de seni kandıran ve sahtekarlık yapan, beynini kullanamayan bir otun olacak o çocuk,
sen besle, sen büyüt, sen eğit ne yapacağını sen söyle, okula ver hocasına eti senin kemii benim diyerek teslim et, höt de, yaramazlık etme de, uslı otur de, kimlerle arkadaşlık kuracağını sen söyle, beyinsiz bi varlık olsun çıksın, kendi aklını kullanamasın,
kimse size sormayacak arkadaşım nasıl film çekeceğini nasıl dizi yapacağını, seyretmezsin olur biter, özgürsün seyretme kendin karar ver,
namaz mı kılcan özgürsün kendin kıl
oruç mu tutcan kendin tut
ama kimseye o kötü bu iyi, bunu yapın bunu yapmayın deme,
kendin ol istediğini yap, bana karışma

makaleci DİYOR Kİ, (7 saat önce)

bir dakika yahu.........anlamamışsınız bence!

arkadaşım doğru annamış akabinde ve detayında da biz annayamayan eblehler için pek bi güzel açıklamış,
heh şimdi oldu bak anladım ben hayalcinin kurduğu hayalleri

sanki yurdumun bütün camilari yıkılmış bütün din adamları asılmış, dindar kimseleri sınır dışı edilmiş gibi bir tavır var toplumun genelinde hiç anlamadığım..yahu zaten bu çoğrafyada yüzyıllardır islamiyet yaşanmıyor mu? ..komşumuz aç iken uyumayacaktık hani?, ne oldu? komşularımızı unuttuk, saç telini örtecek bez parçasının derdine düştük..bir kurban bayramından ötekine dolaplarda saklanan etleri tüketmekten, aklımız başımızdan gitti..herşey yozlaştıda din hiç mi yozlaşmadı yani?

bu sepetlerin yüzünden yozlaşıyo işde din denen şey

kopanisti DİYOR Kİ, (4 saat önce)

öpüşmeye sevişmeye koklaşmaya karşı duruş sergileyen insan sahtekardır, kandırıkçıdır.

ben sahtekar ve kandırıkçı değilim, çocuğunun o sahneleri izlerken saniyelerin veya dakikaların nasıl uzadığını, 0-6 yaş grubu bir çocuğa bu sahneleri nasıl izah edeceğinle ilgili terledinmi 2 saniye içinde acaba hiç??

hele benim gibi bir dünya sineması tutkunu o sahnelere karşı olamaz:) sıradan bir avrupa filmini bile, mesela cnbce' de -Allah'tan saat 22.00 itibari ile- veriyor muhakkak seyreden, içinde her türlü sahneyi seven, alkışlayan biriyim ben...

yani asla, aslaaaaaaa yobaz olamam, bu iyi anlaşılsın!

O yâr benim, ben O yâr' in... Kime ne ?

bu arada expresyon, hakaret etmeden, demek istediklerimi anlayarak bana bir şeyleri izah etmeye çalıştığın için çok teşekkür ederim:)

O yâr benim, ben O yâr' in... Kime ne ?
makaleci DİYOR Kİ, (18 dakika önce)
ben sahtekar ve kandırıkçı değilim, çocuğunun o sahneleri izlerken saniyelerin veya dakikaların nasıl uzadığını, 0-6 yaş grubu bir çocuğa bu sahneleri nasıl izah edeceğinle ilgili terledinmi 2 saniye içinde acaba hiç??
yani asla, aslaaaaaaa yobaz olamam, bu iyi anlaşılsın!

0-6 yaş çocuğun o saatte ne işi var orada onu anlayamadım

sana yobaz demedim ben... ima de etmedim bunu

işte benim de dediğim bu, saat 20:00' de başlayan (yani prime-time) diziler var ya, o dizilerden birinde gördüm, çok bilinen (!) bir dizi...çocuk dediğin ancak zaten 21.00' lerde uyuyor de, hayatta yerli dizi seyretmem bu arada:) tesadüf etti ya! oluşan diyaloğu burada anlatmayayım, detay...ama nedir hakikaten bu böyle?

bu arada sadece öpüşmek ile ilgili değil dediğim kop,

Zeki Alasya geçenlerde Müjde ar' ın programında konuk;

dedi ki, (hani bir bol silahlı, kurtlu dizi var ya,) onu şimdiye dek hiç izlememiştim dedi, bir kez izlemek üzere o saatte o kanalı çevirdim, hani nasıl bir dizi diye bakayım dedim dedi,

kanalı bir açtım; adamı masaya yatırıp ağzının içine bir kaç el silah patlatıyorlar, dedi ve ekledi gülerek, şansıma bakar mısın, kırk yılda bir o diziyi merak ettim, bana rastlayan sahneye bak:)

işte izlemeyiz, izlemeyiz, bir çeviriyoruz, karşımızda bir sahne...!

anlatabildim mi?

O yâr benim, ben O yâr' in... Kime ne ?

çözüm yolu var mak,
çocuk kendi odasında kalır
yada çocuk uyumadan tv açılmaz
ya da dvd de düzgün bişeyler seyredilir
yada başka şey
nasıl alışırsa öyle gider
ağaç yaşken eğilir

çocuk belli bir yaştayken kendi odasında yalnız kalamıyor kop:)) bebek gibi bir yaş mesela...

uyumadan tv açılmaz gibi anayasa kanunu gibi kanunlar koyamıyorsun, az önce bir çizgi film izlemiş olabiliyor, sen de sonra haberleri izliyorsun, oradan kanalları gezerek giderken, çocuk o sahneyi görüveriyor...

dvd' de düzgün herşe seyrediliyor elbette, hep birlikte ama kop, sen de kabul edersin ki her gün, hayat boyu onu tv' den kaçıramazsın,

tv yönetici, karar vericileri denetimi bu konuda çoğaltmalılar...

silah patlayan dizler, öpüşmeli dizler bir zahmet 8' de başamasa ne olur?

benim dediğim işin bu tarafı...

O yâr benim, ben O yâr' in... Kime ne ?

güzeeeel,
bu durumda bırakacaksın çocuk kendi beynini kullanacak, kendi aklını çalıştıracak, seyredecek herşeyi istiyor ise ve iyiyi kötüyü, fenayı güzeli ayırt edebilecek,
bana bunlar olmaz onlar çocuk ebeveyn koruyacak falan deme, bal gibi kendi kendine bunu becerebilir,

güzel bir cumartesi sohbeti kop:)

O yâr benim, ben O yâr' in... Kime ne ?

gerçek mi söylediğin yoksa müstehzi mi

gerçek söyledim

O yâr benim, ben O yâr' in... Kime ne ?

Herkesin hırsız olduğu bir ülke varmış, gece olunca, insanlar maymuncuklarını ve fenerlerini yanına alır ve komsusunun evini soymaya gidermiş. ve tabi her seferinde kendi evlerini de soyulmuş bulurlarmış. Ülkede kimse kaybetmezmiş, çünkü herkes birbirinden çalar ve bu dolaşım son kisi ilk kişiden çalana kadar sürermiş.
Bir gün, nasıl olmuşsa, dürüst bir adam ortaya çıkmış. Gece olduğunda, çanta ve fenerle dışarı çıkmaktansa evinde kalıp çalışmayı tercih edermiş. Hırsızlar geldiğinde evde ışık yandığını görüp soymak için içeri girmezlermiş. Ve bu durum bir süre devam edince, ahali bir konunun açıklığa kavuşmasını istemiş:
Çalmadan yaşamak senin tercihin, ama başkalarını bir şey yapmaktan alıkoymaya hakkın yok demişler
Bunun üzerine dürüst adam, geceleri evinden çıkar, fakat hiçbir şey çalmaz,döndüğü zaman evini hep soyulmuş bulurmuş. Adamın bir haftadan daha az bir sürede, yiyecek tek bir şeyi kalmamış ve ülkeyi terketmek zorunda kalmış.
Daha iyi soygun yaparak zenginleşenler kendileri için soygun yapmak üzere maaşlı hırsızlar tutmaya başlamışlar. Zengin fakir ayrımı giderek çoğalmış. Zenginler mallarını korumak için polis teşkilatı ve hapishaneler kurmuşlar ve kendi mallarının çalınmasını yasa dışı ilan etmişler. Ancak yoksulların mallarını çalmak hala serbestmiş. Bir süre geçtikten sonra, artık kimse soymaktan ve soyulmaktan söz etmez olmuş. Çünkü yoksulların çoğu ya açlıktan ölmüş ya da ülkeyi terketmişler. Zenginler ve maaşlı soyguncular ise soyacak kimse kalmadığı için servetlerini yitirmeye başlamışlar.
Sonunda zenginler eski düzeni yeniden sağlamak için dürüst adamı başa getirmeye karar vermişler. Ancak dürüst adamın evine gittiklerinde sadece yerde yazılı bir kağıt varmış. Kağıtda şunlar yazıyormuş:
' Bir insan sadece dürüst olduğu için aranıyorsa her şey için çok geç olmuş demektir..'

Yarışma sunucusu, dizi oyuncusu, şarkıcı vb
sıfatlarla, ailemizin bir parçası oluyorlar adeta.

diğer adıyla "aptal kutusu" diye bilinen bir medya kanalı olan televizyonun bir kapatma düğmesine bakar, bütün olay. beğenmediğiniz hayatların böylelikle ailenizin bir parçası olması durumunu ortadan kaldırabilirsiniz. hem çocukların gelişiminde radyo, televizyona kıyasla, çocuğun hayal gücünü dinç tutması bakımından daha kabul edilebilir bir medya aracıdır. bu konuda Trevanian "İnci Sokağı" adlı kitabında radyonun çocuk gelişimi üzerindeki etkilerini şöyle örnekler;

"Tüketici Çağının şafağında ortaya çıkan televizyon, reality tutkunları için çok geçmeden sıradan bir uyuşturucu haline geldi. Mesajları beyinin sansürünü aşıyor, doğrudan izleyicinin merkezi korteksine giriyordu. Çağdaş yaşamın çenesi durmayan fon gürültüsüydü."

"Buna karşılık radyonun üstünlüğü, bizi kendine çekmesi, hayal gücümüzü meşgul etmesi, resimleri zihnimizin duvarlarına kendimiz yapabilelim diye bizi zorlamasıydı. Radyoda yakışıklı bir adam sizin kendi yakışıklı adamınızdı. İyi yürekli kadın sizin kendi kafanızdaki iyi yürekli kadındı. Güzel bir günbatımı sizin günbatımınız, sizin güzelliğinizdi."

@pilli pati öyle güzel anlatmışsın ki radyo tv farkını, hazır görsellere bu kolaylıkla erişince, hayal kurmaktan vazgeçtik..çok doğru bir tespit yaptığın.


Suç işleyen çocuk oranında artış
Bütün suçlarda yaş oranları düşüyor

Peki Çocuk Ve Gençlerdeki Bu Suç Oranının Artışı Nedeni Nedir? Türkiye’de suç oranlarındaki artışın en büyük nedenlerinden bir tanesi son yıllarda Türk toplum yapısında meydana gelen değişimlerdir. Atom çekirdeğinin parçalandığı gibi, geleneksel Türk aile yapısı da parçalanmakta ve parçalanmaya da devam etmektedir. Yapılan araştırma ve elde edilen istatistiklere göre parçalanmış aile bireylerinin daha fazla suça karıştığı tespit edilmiştir. Varoş kültürü, mafya kültürü, magazin kültürü tümüyle bireyleri suça iten nedenler arasında en ön sıralardadır. Aile yapısındaki dönüşüm, sosyal kontrol eksikliği 1990’dan bu yana Türkiye’nin gerçeği olarak suça iten nedenler arasında yerini almıştır.

Çocuklarımız kimleri örnek alıyor? RTÜK’ün Araştırması

Çocukların en çok sevdiği dizi filmler de sırasıyla Sihirli Annem, Yabancı Damat, Acı Hayat, Cennet Mahallesi, Aşk Oyunu ve Avrupa Yakası.

İlköğretim çağındaki çocukların en çok sevdiği televizyon kahramanı ise Örümcek Adam. Buggs Bunny 2, Kurtlar Vadisi kahramanı Polat Alemdar ise 3. sırada geliyor.

Reklamlar da en fazla çocuklar tarafından izleniyor. Cem Yılmaz’ın rol aldığı Opet reklamı, çocukların en beğendiği reklam. Çocuklar daha sonra sırasıyla Axess ve Pepsi reklamlarını seviyor.

Çocukları televizyon izlerken en çok rahatsız eren görüntüler ise "açık-saçık çıplaklık içeren görüntüler", "kavga ve şiddet görüntüleri" ile "insanların ağladığını gösteren görüntüler." Televizyonun faydası konusunda da çocukların yüzde 60’a yakını, "TV bilgilendiriyor" cevabını verdi. Çocukların "eğlendiriyor" ve "hayal dünyamı geliştiriyor" cevapları da öne çıktı.

Çocuklar büyüdüklerinde en fazla "Sihirli Annem" dizisindeki "Betüş" gibi olmak istiyorlar. Bunu, Polat Alemdar ve Cem Yılmaz izliyor.


Ahlak 'muhtırası'
Olumsuz bir nesil sinyali
Mektup gönderilen ünlüler kimler?

Sahi, kimmiş o ünlüler?

"bu o, anormal olan !"

tamam sen bunlara karşı çık, dök içini... ama "çocuklar okullarda namaz kılsın" deme! bırak okulları, hiçbir yerde namaz kılmasın çocuklar! uğraşmayın, bırakın da çocukluklarını yaşasınlar!

kopanisti
...kaç tane, ...ne, -dın mı?, -din mi? ...
Bahsettiğin konulardaki parformansım bayağı düşük.
Yani dekatlonda sonuncuyum diyebiliriz.
Benim derdim, bu saydıklarında büyük performans sahibi olup da akıl almaz, vicdana sığmaz, rezalete
meyilli eylemlere imza atanlar.
Cem Yılmaz onların ne kadar içindedir, bu yazı
Cem Yılmaz meselesinin ne kadar dışına çıkmıştır,
onlar ayrı.

***
namaz ne zamandır okulda kılınıyor, çoçuklar okulda namaz kılmadıkarı için mi, hırsızlık yapıyorlar yoksa, aç oldukları için mi?

Bizler, hem toplum olarak, hem de devlet olarak
İslam'ı devreden çıkarıp yüzümüzü batıya döndük.
Onlara benzemeyi kutsal vazife bildik.
Buna çağdaşlaşma, batılılaşma dedik.
Bugünkü halimiz, bu sürecin getirdiği son noktadır.

Okulda namazı zevzek Reha Muhtar ile pornocu
Ali Kırca sert bir şekilde eleştirmişti.
Eh, onlar örnek insan ya...

***


Çağdaş ve laik üniversitelerimizden
bilime katkı...

Parti parti parti...

***
expresyon
burada savunulan birşey var.

Bahsettiğim değişim sürecini yaşamaya devam ediyoruz. Bu değişim İslami kavramları küçümserken,
konu ettiğimiz eylemleri ise
-yaşamın sıradan bir parçası- haline getiriyor.
Benim "değişim"de gördüğüm bu.

öpüşmenin nesi kötü?

Benim değinmek istediğim,
-en masumlarının "eve kız atmak", "mal" sözcüklerinin olduğu -
bazı kavramların dizilerde sıradan konuşma haline gelmesi. (Bkz Avrupa Yakası)

İşte, gerçek yaşamdan bir yansıma.
-Anne, akşam eve kız atıcam, ortalarda dolaşma.
-Oğlum sen nasıl konuşuyorsun?
-Yaa, bi s..tir git yaa!

***

kopanisti
Erotik ve kibar görüntüleri zevkle izliyorum.
Cinselliğin kaba ve sapkın hale getirilmesine
inceliğinin ve zerafetinin yok edilmesine,
ucuz mizah malzemesi haline getirilmesine karşı çıkıyorum.

Ve okumaya devam.

Belçika´da yapılan bir araştırma televizyonun on iki yaş gibi oldukça erken yaştaki çocukların dahi cinsel sağlığı üzerinde son derece olumsuz etkilerinin olabileceğini ortaya koydu.

Aile ve Sosyal Araştırmalar Uzmanı Rahime Beder Şen, bir çocuğun televizyonda kavrayamayacağı düzeyde cinsellikle karşılaşmasının sağlıklı gelişimini etkileyebileceğini bildirdi.


TV Çocuğu Nasıl Etkiliyor?


Televizyon Çocuğumun Psikolojisini Bozar mı?

"bu o, anormal olan !"

makaleci ve pilli pati,
Yorumlarınız için teşekkürler.

Yazım berbat olsa da böyle yorumların meydana
çıkmasına sebep olmak güzel.

Bu arada, yıllar öncesinde ABD'de, televizyonu
tamamen kapatmayı seçenlerin bir araya gelip
site kurduklarını öğrenmiştim, aklıma geldi.

Bu gecelik bu kadar yeter, biraz da dailymotion'a takılacağım, bakalım güzel bir şeyler var mı
:))

"bu o, anormal olan !"

Cem Yılmaz'ın ne yapıp ne ettiği beni ilgilendirmez ama başkalarının ne yapıp ne edeceği konusunda burnunu sokanlara tahammülüm yoktur. İçimdeki ayıyı uyandırdınız, benden günah gitti.

sanki yurdumun bütün camilari yıkılmış bütün din adamları asılmış, dindar kimseleri sınır dışı edilmiş gibi bir tavır var toplumun genelinde hiç anlamadığım..yahu zaten bu çoğrafyada yüzyıllardır islamiyet yaşanmıyor mu? ..komşumuz aç iken uyumayacaktık hani?, ne oldu? komşularımızı unuttuk, saç telini örtecek bez parçasının derdine düştük..bir kurban bayramından ötekine dolaplarda saklanan etleri tüketmekten, aklımız başımızdan gitti..herşey yozlaştıda din hiç mi yozlaşmadı yani?

Ne bu? Ülkeyi birileri Irak sanmış da işgal etmiş, sonra o istilacı Amerikan ordusunun Komutanı bize, "işgale rağmen camileri yıkmadığı lütfunda bulunduğunu" mu söylüyor?
Benim komşularımdan birinin dün gece aç yattığı haberini almış ama buna karşın kendisi her gece yatmadan önce tüm komşularını tek tek gezip aç olup olmadıklarını mı sorguluyor? Kendi insanlığımızı ve dinibütünlüğümüzü ne zaman hallettik de başkalarının ne yaptıklarını sorgulama hakkına sahip olduk? (Ayrıyeten başkalarının kendimizden daha az diğergam olduğu konusunda neye dayanarak iddiada bulunabiliyoruz?) Üstelik de başkalarının inançlarına kimse müdahale etmesin derken. Tenakuza düşmeyelim efenim.
bu sepetlerin yüzünden yozlaşıyo işde din denen şey

İşde, o zaman din denen şeyin "doğru şeklini", "doğru insanlar" yaşayarak başkalara öğretsin. Ben hayatımın ilk döneminde kendi anne babamı rol model aldım. Sonraki dönemlerde ise daha başka doğru gördüğüm insanları. Öğrendiğimiz şeylerin büyük bölümünü gözlemleyerek ediniriz. Şu an ise kendi doğrularımı inşa edip o doğrulara sahip bir insan olmaya çalışıyorum. Daha doğru bir seçenek varsa yaşayarak başka insanlara sunarsınız. Diğer insanlarda sepetleri değil sizi örnek alır.
tamam sen bunlara karşı çık, dök içini... ama "çocuklar okullarda namaz kılsın" deme! bırak okulları, hiçbir yerde namaz kılmasın çocuklar! uğraşmayın, bırakın da çocukluklarını yaşasınlar!

Peki sen neye dayanarak benim gelecekte sahip olmam muhtemel olan çocuğuma ne yapmam, öğretmem gerektiğine dair direktifte bulunuyorsun? Kendi çocuklarımı yetiştirirken senin değerlerine sahip olarak yetiştirmek gibi bir zorunluluğum mu var? 18 yaşından küçün bir çocuğun yetiştirilmesinden sorumlu olan kimdir? Anne babası mı yoksa sen mi? Sen kimden direktif alıyorsun bu konuda?

Şayet: "Çocuklara kendi dini inançlarını kendileri seçmesi konusunda serbest bırakmalıyız. Bu konuda herhangi bir şartlandırma yapmamalıyız." gibi bir sözü söylemeye yeltenirsen ben de sana şunu sorarım: O durumda bu çocuk din dışı bir şartlanmışlıkla yetiştirilmiş olmuyor mu? Evrende x,y,z kordinatları dışında, üç boyutlu alem dışında bir nokta var mı ki ben şu an tarafsız bir bölgedeyim diyebilesin. Ya benim yanımdasındır, ya karşımda ya da "x=2 // y=5 // z=4 gibi bir konumdasındır. Felsefi anlamda da tarafsız bir bölge yoktur. Anca akılcı olabilirsin. Ama tarafsız olamazsın. Haliyle çocuklarına ya bir "x dinine" ait öğretiyi öğretirsin ya "y dinine" ait yada "z dindışılığına" ait bir eğitim verirsin. (Veya ahlaksızca ve akıldışı bir şekilde, "saldım çayıra misali" büyütülmüş, toplum için zararlı mahluk yetiştirebilirsin tabi.)
Sadece bu üç durumun akılcılığını, ahlakiliğini yada vicdaniliğini sorgulayabilirsin. Kimsenin kendisi yada yetiştirdiği çocuğuna ne öğreteceğine ne sen ne de bir başkası karar veremez. Katolik kültürde ise ona göre tercih de bulunur, müslüman kültürde ona göre yada kendi tercih ettiği bir başka şeyi tercih eder. Ama buna sen yada ben karar veremeyiz. Her birey (ve ebeveyn) kendi karar verir.

Lütfen haddimizi bilelim. Başkalarının inanç baskısı yaptığını iddia ettiğimiz bir muhabbette biz ondan daha küstahçasını yapmayalım. Tenakuza da düşmeyelim.

~~~ Logos spermatikus ●~~§~~● laissez faire, laissez passer ~~~

@hayalci ali kırca porno yıldızı değildir..sapla samanı ayıramazsak başımıza gelecek daha çok şey var..

ben çoçuğuma öpüşmenin nasıl insanca ve sevgiden beslenen bir davranış olduğunu anlatırken, insanlığın suçlayan gözlerinden onun nasıl koruyacağım..birileri çıkıp onu ahlaksız ilan ederse buna nasıl engel olacağım..

işte böyle hayalciler her zaman karşısına çıkacaktır hayatta, ve onu ahlaksız ilan edeceklerdir, çok zor bi durum ama böyle, istedikleri ortam bu. insanın özgürlüğünü elinden almak, insana müdahale etmeki tanrının bile yapmadığını kendilerini tanrı ilan ederek kendileri yapmak,
ama iş türbana geldimi onların özgürlüğü elden alınıyo hesapta

@antro kaç tane dine inanmayan insan tanıdın?ve kaçı topluma zararlı idi? nasıl bu sonuçlara bu kadar kolay varabiliyorsun ki?..kızdığın şeyi birebir kendin yapıyorsun bir de kalkmış tenakuza düşmekten bahsediyorsun..

ana bu kerameti kendinden menkul arıza yazmış bu yazıyı.

bak kardeşim
bir erkeğin porno izlememesi için tek sebebi olabileceğini sanıyorum. bu psikolojik engelin zannımca yegane açıklaması kendisine ait olduğunu sandığı bir kadının, anne figürü veyahut kız arkadaş, başkası ile cinsel ilişki kurarken görmüş olma olasılığı olabilir. bu durumda izlediği film ona hep bu acı sahneyi hatırlattığı için tiksinti duyacaktır. aksi takdirde neden izlemesin. misal ben brigitta bulgari'yi izlemeye doyamıyorum yau. allah tarafından yaratılmış en güzel dişilerden biri. bu sayede yemin ediyorum iman tazeledim. bir kadının bu kadar güzel olması bende ancak bu duyguyu uyandırır.

alkol pisliktir diyen zihniyetini ayrıca kınadım. zira alkol dezenfekte etmek için kullanılır güzel kardeşim. misal ben haftasonu 40 derecenin üzerindeki alkol ile mükerrer ruhumu yıkadım, püripak ettim. zerre mikrop kalmadı. sana da tavsiye derim.

ulen dümbelek
sen içmez isen içme.
içene ne karışıyorsun bakiim.
pislik senin babeyndir.

ha bi de ben içki içmeye eğlence die bakamıyorum yau. vazife kabilinden içiyorum. ne demişler mey ile aşkı tattın mı? bektaşiye bir gün sormuşlar, ne ise...

izninizle bu yorumun her cümlesine imzamı atıyorum özellikle ulen dümbelek ile başlayan son paragrafına da paşa dedeciğimden kalan mührü basıyorum

isterseniz yorumları değişelim efenim. benimki sizin olsun.

yok olmasın ben imza atarım sadece

o zaman ben de sizinkine atarım.
şimdi altta benimki oldu.

@anthro anlatmak istediğime yaklaşamamışsın bile..diyorum ki ben, bu ülkede yaşanan din nedir? islamiyet. ülkemin yüzde doksanı inançlı mıdır? evet. peki öyleyse bu toplumda oluşan aksaklıkları irdelerken, televizyona yöneltiğimiz bakışlarımızı derinlemesine dine de yöneltebilir miyiz? neden olmasın..

nerden biliniyo nüfusun %90 inançlı olduğu islam olduğu,
kime soruluyo nüfusa islam yazılırken
batsın bu istatistikler

bi kere yüzde 90 inançlı olsa
o zaman yüzde 46.6 nassı oluye?
yüzde 10 olması lazım hesabıma göre.

benim diil bunların hesabına göre.
yaşasın müslüman cumhurbaşkanı.
yaşasın müslüman tapu müdürü.
yaşasın müslüman portakal suyu şirketi yönetim kurulu başkanı.

ya ama ismail abi
kahraman türk ordusuna laf sölemiş ama ya.
ya bişe de şuna ya.

Yok ya, öyle mi demis Alpaslan kardesim? Duymadim yaw.

@ANTRO;
İçinde bir ayı olduğuna daha önce de şahit olmuştum, tekrar hatırlatman bilmeyenler için iyi oldu.

Şayet: "Çocuklara kendi dini inançlarını kendileri seçmesi konusunda serbest bırakmalıyız. Bu konuda herhangi bir şartlandırma yapmamalıyız." gibi bir sözü söylemeye yeltenirsen ben de sana şunu sorarım: O durumda bu çocuk din dışı bir şartlanmışlıkla yetiştirilmiş olmuyor mu?

Hayır efendim olmuyor. Hepimiz ailemizden gördüğümüz dini değerlerle büyüdük ve fikrimiz alınmadan okulda da ders olarak gördük. (amaç belli değil. Neden ilkokullarda din dersi verilir ki?) Ama büyüdük işte ve kendi kararlarımızı kendimizin verdiği zamanda seçimimizi yaptık. Küçücük çocuğun beynini bir sürü hurafeyle doldurmak niye ALLAH AŞKINA?

Şimdi sen inandığın dini annen baban sana öğrettiği, seçmeni istediği için mi savunuyorsun, yoksa hür iradenle karar verip gerçekten inandığın için mi?

expresyınun yorumuna imzamı attıktan sonra anthro nun şu yorumuna bi yorumda bulunayım

İşde, o zaman din denen şeyin "doğru şeklini", "doğru insanlar" yaşayarak başkalara öğretsin. Ben hayatımın ilk döneminde kendi anne babamı rol model aldım. Sonraki dönemlerde ise daha başka doğru gördüğüm insanları. Öğrendiğimiz şeylerin büyük bölümünü gözlemleyerek ediniriz. Şu an ise kendi doğrularımı inşa edip o doğrulara sahip bir insan olmaya çalışıyorum. Daha doğru bir seçenek varsa yaşayarak başka insanlara sunarsınız. Diğer insanlarda sepetleri değil sizi örnek alır.

olmaz öyle şey olmaaaz.
nerden bileceksin o insanların doğru insanlar olduklarını
insanoğlu başka bi insaoğluna din öğretmeye kalkışmamalı, senin dinin bu dememeli,
lâkin insanları konrol altına almak için kullanılan çok iyi bir enstürman durumundadır şu anda din, tanrı ile insan arasına birçok insan girerek hepsi peygambercilik oynamaktadır.
insan kendi öğrenecek kendi inanacak neye inanmak istiyosa...

2 önemli şey var kutsal kitapta
1 - oku
2 - ben size şah damarınızdan da yakınım

var mı bundan ötesi,
hikaye gerisi

yorumuna imza atılması nasıl bir duygu acaba?

O yâr benim, ben O yâr' in... Kime ne ?

dugu ne demek

duygu demek, değiştirdim zaten...

O yâr benim, ben O yâr' in... Kime ne ?

yoruma imza atılması güze bi duygu, kısaca aynı şeyleri tekrarlamamak için yazılanlara katılındığını belirtiyor, ferahlık veriyor insana, mutlu ediyor, yani yazı tutma aparatı gibi bi şey bu imza atma, kendi buluşumdur, tescillidir...

onu anladım, yorumunun tutulması nasıl bir duygu acaba dedim?

O yâr benim, ben O yâr' in... Kime ne ?

e anlattım ya daha ne anlatayım annamadım

anladım anladım...

O yâr benim, ben O yâr' in... Kime ne ?

Güzel yazmışsın aslında ama keskin ve köşeli ifadeler yüzünden karşı fikirlilerin tepkisini çekmiş.
Bırak Cem Yılmaz porno çeksin sen de Nihat Hatipoğlu izlersin di mi?
Hem nick olarak 'hayalci'yi seçmiş biri için biraz dar bir bakış açısı gibi sanki bu ifadeler.
Çocukların dinle tanıştırılmasına,din eğitimi almasına kimsenin lafı yok ama bunun için okullar doğru adresler mi acaba?Onların körpecik beyinlerine müslümanlık dinini kimin nasıl aktardığı önemli değil mi?
Ben kendi adıma çocuğumun hangi tarikatın üyesi olduğu meçhul bir dar kafalının dinimi anlatmasına ve ona okulda namaz kıldırmasına karşı çıkarım.
İnanmak güzel şey.Hele ki müslümanlık en güzel din okey ama ben diyorum ki Allah'ın bahşettiği beyninle bu dini yaşamak,anlamak ve aktarmak çok daha güzel.Sokakta koşup oynama yaşındaki çocuklara cehennem dersen,başını örtersen,anlama,idrak etme ve değerlendirme becerisi henüz oluşmamış o küçüklere hayata at gözlüğüyle bakan birinden din dersi aldırırsan
bu nesilden ne bekleyebilirsin ki?
onlar da recmli rejimlere karşı çıkmayan bi nesil olur çıkar.
Tv programlarının bir çoğunu ben de beğenmiyorum.Çevremdeki çocukların şiddet sex içeren birçok klibi,diziyi izlemesini sakıncalı buluyorum.Ama bu zihniyetle onları sanattan da uzaklaştırmamalıyız di mi?
Beni en çok üzen ne biliyor musun?
Her nasılsa dinine bağlı olmak sanattan kopuk olmakla bir oldu.
Ama başımızdakiler sanata tükürüyorsa cemaat ne yapar di mi?

D.K.

ha sen yorumu yazan açısından soruyosuuuun sanırsam şimdi annalım doğru mu,

Yazdigim siirleri artik siliyorum. Cünkü baska siteler de baska isimlerle yayinlaniyor. Blog olarak yazdiklarim zaten her yerde sergileniyor. Bari yorum olarak yazdigim siirleri koruma altina alayim...

Bu konu hakkinda da ufak bir sey söylemek istiyorum: Ortayi firsatcilar bürümüs. Ufacik bir kivilcimdan isi nerelere tasidiklari malum. Hayalci'ye katilmamakla birlikte, konunun din düsmanligina vardirilmasini siddetle kiniyorum. Tamamdir, herkes neye inanirsa inansin. Buna kimse karisamaz. Yalniz böyle söylemlerle de islami kimse kötüleyemez, yargilayamaz. Herkes haddini bilmeli, konustuklarina, yazdiklarina dikkat etmelidir. Kaldi ki islam inanci kimsenin tekelinde de degildir. Inanan inanir, inanmayan inanmaz. Bu is bu kadar basittir. Vay nerde %95 müslüman, vay ben bu istatistiklerin gibi sacmalamaya luzum yoktur. Herkes bilir ki bu ülkenin %98 müslümandir. Kabul etmeyene kimse de zorlamaz...

herkes kendi fikrini söylemekte özgürdür...

bugünün pazartesi olduu belli, sitres atan atana. suskunluğu göremedim, kızdırdıkmı acep! bu emoda gurubu getiricekti, tık yok, anca laf salatası. kış uykusundan expres vaziyette uyanmış bi ayı gördüm gibime geldi, herhalde rüya filandır. ayıların daha uyuyo olması lazım be yaw!

Söylediğiniz sözlerden başlayabiliriz. Öncelikle Expresyon, ben "içimdeki ayıyı uyandırdınız" derken kendimle alakalı sarkastik yaklaşmam senin de bana bu lafı söyleme hakkına sahip olduğun anlamını çıkarmazdı ama olsun. Kızmadım, geçelim bunu.
Absence, senin verdiğin örneklerin basmakalıp laflar olduğunun farkındayım ve benim çıkardığım anlamda demediğini biliyorum ama bu ülke de hiçbir inançlı/yada inançsız, birbirine lütufta bulunmuyor. Kendi demokratik ve anayasal hakları ile yaşıyor. Kuzey Kore'nin, SSCB'nin yada işgalci Amerikan ordusunun lütufta bulunmuş olduğu gibi bir anlam çıkacak o basmakalıp ifadeler bana ters geldiği için bunu vurguladım. İsteyen inanır, isteyen inanmaz, isteyen gay olur, isteyen kürt. Herkes kendi anayasal vatandaşlık hakları ile yaşar. Kimse de bir diğerine lütufta bulunmuş olmaz. Ve de aynı görüşte olduğum arkadaşlarımdan daha çok aynı görüşte olmadıklarımla muhabbet ederim. (kendimi tekrar etmemek için.) Dolayısıyla benim bakışımda olan yada olmayan, az inannan, çok inanan yada hiç inanmayan insanların inancı hakkında bir çıkarım yapılacak ifade kullanmadım. Ben bireysel inançla ilgilenmiyorum. Bireysel hakla ilgileniyorum. Benim dışımdakilerin inancı değil ama hakları beni ilgilendirir sadece. Haliyle de başkalarının inanç düzeyi hakkında bir yorum yapmadım ben.
Daha sonra saygıdeğer Kopernik'im diyorsun ki:

"olmaz öyle şey olmaaaz.
nerden bileceksin o insanların doğru insanlar olduklarını"
E öyleyse sen nasıl eleştirdiğin insanların sepet oldukları sonucuna ulaşıyorsun? Neye göre sepet? İnsanlar kendi inançlarını kendileri oluşturmalı diyorsun. Peki bu durumda dünyada toplumların profili neden değişkenlik göstermez. Neden katolik ülkelerdekiler bireysel tercihleri ile protestan olmaz? Şintoist olan (oldukları varsayılan) japonlar arasında müslüman olanlar çıkmaz. Neden 50 yıl önce yoğun sekülerleşmiş, ateistleşmiş toplumlarında ateist daha fazla çıkarken diğerlerinde çıkmaz? Çünkü senin dediğin belki teorik olarak doğrudur ama insan denen mahluk sosyal bir canlıdır ve inanma fenomenini de sosyal etkiler belirler. Çoğunluk kitle psikolojisi ile tercihde bulunur. Tercihlerimizde ise az yada çok çevremizdeki insanların etkisi altında kalırız. Ve expresyon, kaldığı noktadan hareketle şöyle söylüyüm sana. Ben elbetteki ailemin ve ait olduğum toplumun/kentin değer yargıları ile değer yargılarına sahip oldum. Senin gibi. Ama 15 yaşımdan beri felsefeyi tanıyıp kendimle alakalı tüm değer yargılarını sorguladım, hala da sorgularım. Diğer dinler ne der diye -esasen yaş olarak çok zayıf bir yaş dilimi olan- 16 yaşımda, o zamanlar Türkiye'de, Ankara'da yeni yeni açılmakta olan presbiteryan, misyoner kiliselerine gitmiştim. Kafamdaki tabuları henüz çocuk denecek yaşta kırmak için. Pratik anlamda diğer dinleri gözlemlediğim kadar, din antropolojisi yada din sosyolojisi açısından da karşılaştırmalar yapıp kendi inancımı şekillendirdim. Haliyle de kafamda toplumsal önyargıların olmadığını çok rahatlıkla söyleyebilirim. Ama senin yada bir başkasının da benim gibi bakmasını beklemem. Çünkü sadece bizim toplum değil, her toplumda insanlar çoğunlukla toplumsal değer yargıları ile şekil alırlar. Buna muhtemelen sen de dahilsin. Ait olduğun sosyal çevrenin çok uzağında olmadığını düşünüyorum.
Ama uzatmadan, bunlar beni de ilgilendirmiyor. Bu inançlar araştırarak oluşsun yada ailelerimizin inanç veya inançsızlıklarını edinerek oluşsun, bireysel haklarımız konusunda kimse kimseye doğru olan konusunda yaptırım uygulayamaz. Çocuğuna, -söylediğin gibi hurafe gördüğün- dini öğretileri, ritüelleri öğretmek istemiyorsan öğretmezsin. Ama başkalarının ne yapacakları konusunda gestapo görevlisi gibi ahkamda bulunma hakkına sahip değilsin.

~~~ Logos spermatikus ●~~§~~● laissez faire, laissez passer ~~~

ben ailem sayesinde ilkokula başladığımda kuran okumayı da öğrendim. kimse kafamı hurafeyle doldurmadı, korkutmadı, baskı uygulamadı. babam her akşam derslerimi kontrol etti yeri geldi kafama bir tane vurdu yeri geldi kitap aldı hediye diye. dinin gereklerini de öğretti anlattı. umarım kendisi gibi olabilirim. antroya katılıyorum bir çok yönden. çocuklarım olursa temel din eğitimini de okul eğitimini de hevesle ve itina ile vereceğim inşallah. büyüyüp öğrendiklerinin yanlış olduğuna inanırsa elbette kendi bileceği iş.


işte böyle hayalciler her zaman karşısına çıkacaktır hayatta,
ve onu ahlaksız ilan edeceklerdir,

Bağlantı verdiğim yazıları hi okumadığın belli.

bir erkeğin porno izlememesi için tek sebebi olabileceğini sanıyorum.

Bornova'da 55 tt de izle pornoyu.
O zaman ne demek istediğimi gayet iyi anlayacaksın.
Pek seveceğini umuyorum.
Ben izledim, oradan biliyorum.
"bu o, anormal olan !"

Yahu ben din kötüdür, şöyledir böyledir mi dedim? Tam tersi din güzeldir, iyidir. Öyle ki, benim ve tanıdığım birçok kişinin herhangi bir kitaba ihtiyacı olmadan düşünerek, gözlemleyerek algıladığı ve anladığı şeyleri; düşünme, gözlemleme, algılama, anlama yeteneği olmayanlar ancak “din” ile öğrenir, başka bir şekilde doğayı, Tanrı’yı anlamaz ve bilmez… Bu yetenekleri tanrı herkese eşit bir şekilde vermiştir ama yeteneğini kullanamayan kişiler kötü-günah (hırsızlık, fuhuş vb) olanı, "herhangi bir dini okumadan öğrenemez." O yüzdendir ki, yeteneği olduğu halde “kullanamayana” Tanrı “oku!” demiştir. (“Oku da, öyle öğren bari” şeklinde yani.)

Bu yazdıklarıma “sen doğru olduğuna inandığın konuda yaptırım uyguluyorsun” diyemezsiniz. Bunlar benim düşüncem ve benim doğrularım. Tıpkı sizlerin de doğruları olduğu gibi. Ancak; (yetenekleri olduğu halde) aldıkları din dersi yetmiyormuş gibi, “ilkokul çocukları namaz kılsın” düşüncesinin sonuna kadar karşısındayım.

Herkes kendi fikrini söylemekte özgürdür diyor arkadas. Iyi o halde ben de fikrimi beyan edeyim bari. Gecen Pelitas'i benim yazida bunalttin. Ortada bi bok yokken cingar cikardin. Kendi yazim oldugu icin ses etmedim. Burda özgürüm nasil olsa...

Yaw sen kendini her salataya maydonoz olmaya mecbur mu hissediyorsun? Olm sen nesin? Kimsin ki" insanlari inanclari, görüsleri ile yargiliyorsun? Etin ne, budun ne senin? Bak gördün mü özgür irade iste budur. Özgür irade nerde bir inancli görürsen tepesine cök degildir. Küfür müfür de etmiyorum dikkat et! Her bi sey de üste cikmaya da calisma! Ulan nesgave geldi diye bayram ediyorsun. Buralar senlenecek diyorsun. Vay ben sizin senlenmenize. Bu mu lan senlik? Ortayi karistirmanin, bir ona bir buna sarmanin neresi senlik? Öyle ya senin anlayisin bu. Sen sakin ortamlarda yok olursun. Seytan misali karisiklik, kavga, dögüs bunlardan zevk alirsin. Yaw Allah askina ne zaman adam olacaksin? Sen siz memleket icin, ülkemin hayrina ne yaptiniz ki, insanlari yargilama hakkina sahip oldunuz? Ulan ben müslümanim, hem de sapina kadar. Bunu istedigim yerde, istedigim platformda avaz avaz bagiririm. Bundan sana ne? Vay kutsal kitap söyle diyormus. Olm sen kim kutsal Kuran kim? Bari bu camur agzinla onu agzina alma! Simdiye kadar sabrettim sesimi cikarmadim. Hatta senin gibi bir yilani dahi sevdigimi söyledim. Cünkü yaratilanlari ayirmaksizin severim. Ama bu davranisinla bil ki seni hic sevmedim sevemiyorum. Cünkü sen bu yaptiklarinla yilandan da, Seytandan da betersin. Sabahdan aksama kadar isin gücün ortayi germek, gavga, dögüs aramak. Nasil oluyor da, bazi sevdigim, saydigim arkadaslar senin pesine takiliyor bunu da anlamis degilim. Yaw hakliya hakli, haksiza haksiz deme devri coktan gecmis heralde. Sunu bil ki" Nesgave bile bana senden daha terbiyeli, daha sevimli geliyor. Hayatim boyunca haksizliklarla savastim. Dikkat et! inancsizlarla degil. Kim neye inanirsa inansin. Ama haksizlik yapmasin. Hayalci, kendi özgür iradesi ile bir seyler yazmis. Dogru da olabilir yanlista. Buna sen ben katilabiliriz de katilmayabiliriz de. Ama bunu kalkip vay bunlar söyle, bunlar böylelere getirmek, olsa olsa bir yilanin, bir ciyanin yapacagi istir diye düsünüyorum. Kim senin inancina bir sey diyor? Daha dogrusu inancsizligina. Birak kardesim kim neyi yazarsa yazsin. Sen misin buranin ayar vereni? Moderasyon izin vermis yayinlanmis yazi. Bunun arkasindan onlarca sorular sormaya, sen siz susunuz busunuz demeye senin ne ne hakkin var??? Sevgiler diyerek bitirmek isterdim ama sen buna layik degilsin...

ben neymişim yau, heryerde beni takip ediyolar, hakkımda sayfalar dolusu yazılar yazılıyo, bi bakıyosun kardeşim diyo bi bakıyosun şeytan yapıyo, ulen ben neysem oyum hep böyledim, sen kendin karar ver artık ne olacağına, beni işim bu cıngar çıkarmak, sen adam ol da uyma cıngara gelme dolduruşlara, şeytanınızım ben sizin uymayın bana, şu işe bak yau, beni kendilerine vazife yapmış insanlar sürekli beni takip ediyolar nerde ne yazdım kime ne dedim diye, enteresan çok enteresan....

kop, sen bir superstar' sın!!!!!!!!!

O yâr benim, ben O yâr' in... Kime ne ?

litfen ama böle deme mak, sepet kafalar ciddi diyosun zannedip daha da çok küplere binecek
ortalık sepet dolu sepet!!!!!!!!

ciddi demiyor gibi bir halim mi var? ben ciddi söyledim

O yâr benim, ben O yâr' in... Kime ne ?

bende ciddi söyledim ortalıkta sepetler var

O yâr benim, ben O yâr' in... Kime ne ?

orası burası ama kop...

O yâr benim, ben O yâr' in... Kime ne ?
Nasil oluyor da, bazi sevdigim, saydigim arkadaslar senin pesine takiliyor bunu da anlamis degilim.

kendi iyliğiniz için bundan sona benimle muhatap olmayın, ismail abi kızıyo