kimi konular vardır ki hassastır.. dokunulmaması, iyileşmeden oynanmaması gereken ve ancak iyi niyet, zaman ve sabır ile iyileşebilecek bir hassasiyet.. açık yara gibi.. cılk et.. neresine dokunsan kopuyormuş gibi acır etin.. halbuki değen parmağının ucudur yalnızca..
kimi insanlar vardır her "yara"dan, hastadan, deva arayandan kendine bir menfaat yaratır.. devlet hastanelerinde görevi olduğu halde, hastalardan bahşiş alan, bahşiş verene daha iyi davranan hasta bakıcılar gibi..
kimi arzular vardır.. gizlidir.. taa içlerinde saklıdır insanın.. kimselere söylenmez.. içerideki tutku öylesine yoğundur ki taşar bazen.. taşan nesneler konuyu bütünü ile anlamaktan/anlatmaktan acizdir.. ama tutku-arzu-istek taşmalar ile kaimdir, öylece yaşar içeride.. ta ki uygun bir ortam bulup gerçekleşene kadar.. incir çekirdeği gibi.. noktadan bile küçük bir zerre.. toplamda bir milimlik zararsız bir parçacık.. yerken dişin arasına kaçsa farketmezsin.. öylesine küçük.. ama uygun ortamı bulduğunda yeşerir.. ve yeşerip köklendiğinde taşları, duvarları, kayaları çatlatıp, parçalar.. kendine uygun ortamı kendisi hazırlar.. yeşerdikten sonra engel olamazsın ona.. öyle bir kuvvet saklıdır ki o incir çekirdeğinde.. o küçücük tohumcukta.. dışarıdan bakınca neler yapabileceğini tahmin etmen mümkünsüzdür..
kimi toplumlar vardır.. karma karışıktır.. binbir renk vardır içinde.. binbir düzen.. binbir güzellik ve rezalet.. çeşit çeşit insan ve hayal.. akıl almaz çoklukta ideoloji, felsefe, kuram, din.. binbir savaştan, acıdan ve kandan geçmiştir.. kendi içindeki karmaşa dışına vurur.. bir de bu arı kovanına dışarıdan çomak sokanlar olur sık sık.. dışarıdan dürtüklemeler.. sanki içerideki karmaşa, vızıltı, gürültü, yetmiyormuş gibi.. içerideki bal öylesine lezizdir ki herkes bir pay almak ister.. böylesi renkli, böylesine kepaze, böylesine şerefli, böylesine onursuz, diğerkam ve mütecaviz bir kovanın balı ve binbir çiçeğin, binbir farklı üslup ile raks eden esansı ağızları sulandırır..
siyaset denen bir ilim vardır.. öyle ki tahmin edemezsin asla bu iş ile meşgul olanların şahsî menfaatlerinin ne olduğunu.. ve iş bu menfaatlerin müstevlilerin siyasî emelleri ile tevhidinin muhteviyatını.. siyaset gizlilikler ilmidir.. niyetini belli eden, rengini gösterenin yapabileceği iş değildir.. ak der biri.. ak diyene karşı çıkar ve kara der onun karşısındaki.. ama ikisi de renklere inanmaz.. o renkler hakkında hiçbir fikirleri yoktur hatta.. renkler "iktidar"ın araçlarıdır yalnızca.. önemli olan "iktidar"dır "erk"tir.. güç ise insanevladının tek büyük arzusudur.. dizginlenemeyen şehvet gibi.. hatta aynı ile şehvetin ta kendisi.. şehvetten kuduran için ak yada kara farketmez.. kırmızıdan, eflatundan ise hiç anlamaz şehvetin meftunu.. gözü dönen görmez renklere inanan insanların hislerini..
kara diyen de,
ak diyen de,
bunları reddedip kızıla meyleden de,
hepsini zındık ilan edip yeşil yeşil arzı endam eden de..
hepsi siyaset erbabı büyük adamlardır bunların.. hepsi bilir bu işin mayasını, özünü.. hiçbirinin umru değil renklere inanan saf insancıkların -yani benim güzel annem- bizim inandığımız renkler.. hiçbirinin umru değil bu renklerin tadına varmanın keyfi.. gökkuşağını görmediler hiç..
gökkuşağını arzulayan başkalarını istemez yanında.. kendi başına yürür o muhteşem aydınlığa.. belki sevdikleri en fazla yoldaştır ona yolculuğunda.. amacı, hedefi, menzili gökkuşağı olan çıplaktır.. gökkuşağının rengi yansır yalnız üzerine..
rengi araç olarak kullanan ise onu kendine bayrak yapar.. sonra beğenmez biçer üzerine giyer akı, karayı, yeşili, kızılı.. çıplak dolaşamaz.. krallar zaten çıplaktır çünkü..
sonsöz:
"ötekiler" ve "bizimkiler" tabusu yıkılmalıdır.. yıkılmadıkça üstünüzdeki bu kara bulut ile cephe alıp savaşmaya devam edeceksiniz.. gökkuşağını asla görmeyen renkli elbiseli ademlerin kılıcı altında.. insanlığın "insanca" yaşamayı öğrenmesi gereklidir.. ötekiler de, sen de aynı bacak arasından çıktın, aynı kara toprağa gireceksin.. bundan büyük kader ortaklığı olabilir mi.. aklını başına al.. gökten elma düşmesini de bekleme.. kafanı kullan.. kendi yoluna git.. elmalarını yetiştir ve dağıt herkese.. gökten düşecek bir elma yok sana.. murada ermek ve kerevete çıkmak ancak seçimlerinle mümkün.. pişman olan için artık hüküm verilmiştir.. pişmanlığın dönüşü yok.. pişmanlığın dönüşü yok.. pişmanlığın dönüşü yok..
hadi gelenek bozulmasın.. her masal mutlu bitmeli.. bu yazının verecek bir şeyi yok kimseye.. bölük börçük zihin oyunları, çarpık bir aklın abuk yansımaları.. bari okuyanın kârı elma olsun değil mi azizim?
gökten üç elma düşmüş..
üçü de sana..
keyfini sür.. eğer halin kaldıysa..
Yaw kardesim bu kadar mi güzel anlatilir. Valla hayran kaldim yazina. Ellerin dert görmesin bu yazi da kayip olup gitmesin...
Sahlanankoc bi sahlandi mi yazilari da saha kalkiyor...
Tesekkürler, tesekkürler tesekkürler kardesim. Muhtesem anlatmisin siyaseti siyasetciyi. Senin eline su bile dökemez bu fakir...
ötekiler tabusu asla yıkılmaz. galiba bizim ülkemize has bir durum. bir zamanlar sürekli bunun değişmesinden yanaydım. atrtık değişeceğine dair umudum yok. kimse empati yapmıyor, kimse bir başkasını anlamıyor. eskiden anlıyormuş gibi yapardık en azından. şimdi onu da yapmıyoruz.
bir merkeze sahip olan varsa eğer diğerleri doğallığında merkez dışına atılır. bunun sebebi ise büyük bir ihtimalle bizim siyasetimizidir. çünkü daha önce de dediğim gibi bizim siyasetimizde politika yoktur, bolca umud ve erk dili vardır. işin garip yönü halkım da başka bir şey istemez zaten. kim daha güçlü konuşmalar yaparsa ananı da al git derse, ya da erkeğe karı boşamak kolaydır gibi erkin diliyle konuşursa o kazanır.
sabahın köründe anca bu kadar yazabildim. yanlışm varsa affola!
Ne zaman takim tutar gibi parti tutulmazsa, iste o zaman gercegi bulmus oluruz. Falanca parti, filanca parti hepsi anamizi aglatti. Yahu su ülkede bi kere de ABD yanlisi olmayan bi parti denense olmaz mi? Bir kere de ABD'den icazet almayan basi dimdik bi Basbakan olsa olmaz mi? Simdiye dek her iktidar ABD'den icazet aldi. Gerci dünya devletleri arasinda almayan mi var ki"...
Nevda, küsmüyüz daha?
her yer oku, oku emrinidasıyla dolup taşmışken okumamak elbetteki olmaz, okuyalım. önce şunu hatırlatalım, yazı 13 şubatta girmiş ama ben görmedim. ya çok yazı var arada kaynadı gitti yada kimse okumasın diye kaybedildi. yazının altındaki önceki ve sonraki yazılar kısmına bakıldığında bi karışıklık olduğu anlaşılıyor ama kimden olduğu anlaşılmıyor.
Bu yazi okunmali, hatta en cok yorum almali, ve hatta bu yazi en cok tutulmali, tabii bence Oguzcugum...
bu tutma bırakma işleri bana komik geliyo @nico, beni mazur gör. ben okuyayım, istersem ahkamımı keseyim biçeyim, tutma tutulma işlerini ay ilen güneşe bırakayım.
sadece okuyun.. kim kimi tutmuş, bırakmış zerre umrum değil..
belki sesimiz ulaşır bir yerlere.. tek hesap işbu sesten ibaret...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.