Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan bildirgec.org'da: "hata sayfaları (404 error) ile ilgili her şey!"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

tuttum
3

CENNET VE CEHENNEM

Adam ve hayattaki tek arkadaşı olan köpeği bir kazada
Birlikte ölmüşlerdi...
Gökyüzüne çıktıktan sonra bembeyaz bulutların arasında
Dolaşmaya başladılar... Adam çok susamıştı...
Biraz su bulabilmek ümidiyle yürümeye devam ederken,
birden kendilerini muhteşem bir manzaranın karşısında buldular..
Rengarenk çiçeklerle süslü bir bahçe, altından yapılmış bir
Bahçe kapısı ve onları karşılayan beyazlar içinde bir kadın...
Adam köpeğiyle birlikte kadına yaklaştı ve sordu:
"Affedersiniz... Burası neresi?''
Kadın ona gülümsedi:
"Burası Cennet, efendim". Adam bunun üzerine sevinçle
"Harika...!!!" dedi.
"Peki bana biraz su verebilir misiniz? Gerçekten çok susadım"....
Kadın cevap verdi: "Tabi efendim, içeri girin... içeride
Dilediğiniz kadar su bulabilirsiniz....."
Böylece adam köpeğine döndü, "Hadi oğlum içeri giriyoruz"
diyerek kapıya yürüdü... ama kadın onu birden durdurdu:
"Üzgünüm efendim, köpeğiniz sizinle gelemez... hayvanları
İçeri almıyoruz..."
Bunun üzerine adam bir an durdu, düşündü ve geri dönüp
Köpeğiyle birlikte geldikleri yolun tam tersi yönünde yürümeye
koyuldular....
Bir süre geçtikten sonra kendilerini bu kez tozlu çamurlu
bir yolda buldular ve yolun sonunda karşılarına çiftlik girişini
andıran bir kapıyla yırtık pırtık elbiseli bir dede çıktı...
Adam sordu:"Affedersiniz.... bana biraz su verebilir misiniz??"
Dede "içeri gel" dedi... "kapıdan girdikten sonra sağ tarafta bir
çeşme var..."
Adam sordu: "Peki arkadaşım da benimle gelip oradan içebilir mi?"
Dede " Tabii..." dedi. "çeşmenin yanında köpeğinin de su
İçebileceği bir kase bulacaksın..."
Bunun üzerine adam kapıdan girdi... biraz yürüdükten sonra
sağ tarafta çeşmeyi buldu... Adam çeşmeden köpek de oracıktaki
kaseden doya doya içerek susuzluklarını giderdiler....
Derken adam geri giderek girişte bekleyen dedeye sordu:
"Su için çok teşekkür ederim... Peki burası neresi..?"
Dede "Burası cennet" dedi. Bunu duyan adam şaşırdı:
"Ama nasıl olur...? az önce burası gibi kırık dökük olmayan
muhteşem bir yere gittik ve orasının da Cennet olduğunu söylediler..."
Dede "şu rengarenk çiçeklerle süslü altın kapılı yer mi?"
dedi... " ama orası Cehennem.."
Adam iyice şaşırmıştı: "Peki ama orası sizin adınızı kullanarak
insanları kandırıyor diye hiç kızmıyor musunuz..??"
Dede gülümsedi:
"Kızmıyoruz...çünkü onlar kendi çıkarı için en iyi
arkadaşını yarı yolda bırakanları Cennet'ten uzak tutuyorlar...."
Dostlarınızı yarı yolda bırakmayın. Bir dostun derdine herkes
üzülebilir, bu çok kolaydır. Bir dostun başarısına sevinebilmek ise
sağlam bir karakter gerektirir..

Hayata değer bir yaşam, sevmeye değer bir aşk, dostluğa
değer bir arkadaşlıktan asla vazgeçmeyin..

4 ahkam var

Ahkâmlar

süppermiş ama zaten köpek sahibi olan çok az insan köpeğini o kapıdan bırakıp içeri girer. yani istisna sayılacak kadar az.

nah hakkıdır nakte tapan milletimin istiklal!

Genç adamın biri,
Dermiş babasına her gün;
'Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi'
Baba, itiraz eder,
Olmaz öyle çok dost, hakikisi
Belki bir, belki iki,
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...
Devam eder durur konuşma...

Aralarında başlar bir tartışma,
Karar verirler bir sınava,
Dostun hakikisini anlamaya...
Bir akşam bir koyun keserler,
Ve koyarlar çuvala.

Baba der ki oğluna,
'Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna'.

Çuvaldan kanlar damlamakta,
Sanki öldürmüşler de bir adamı,
Koymuşlar çuvala,
Dıştan böyle sanılmakta.
Delikanlı sırtlar çuvalı,
Gider en iyi bildiği dostuna,
çalar kapıyı.

O dost, bakar ki bir çuval,
hem de kanlı,
Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,
Almaz içeri arkadaşını,
Böylece tek tek dolaşır delikanlı,
Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.

Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.
evlat geriye döner.
Ama içten yıkılır...

Babasına dönerek; haklıymışsın baba ' der.
Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.
Baba 'hayır Evlat 'der, benim bir dostum var bildiğim.
Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona.
Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.
Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...
Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.

O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.
Geçerler arka bahçeye.
Bir çukur kazarlar birlikte,
Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,
Üzerine de serpiştirirler toprak.
Belli olmasın diye dikerler sarımsak...
Genç adam gelir babasına;
'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca,
Babası; 'daha erken, o belli olmaz daha.
Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga,
Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona,
işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi.
Sonra gel olanları anlat bana...'
Genç adam, aynen yapar babasının dediğini,
Maksadı anlamaktır dostun hakikisini,
babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!

Der ki tokadı yiyen DOST;
'Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak tarlasını böyle iki tokada'!

tesadüfen okudum gercekten güzel bir hikaye:)

gerçekten güzel bir hikaye

cehennemde yaşadığım için cennet hakkımdır

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu