Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan ucandaire.org'da: "metropolis 'in eksik bölümleri bulundu!"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Liseye başladıktan bir sene sonra evimizi değiştirdik. Karşı komşumuz şansımızdan olsa gerek çok iyi ve dünya tatlısı bir amcaydı. Haliyle tontondu.

\

Karısı kısa bir zaman önce vefat etmişti. İlk ayların sonun da bazı akşamüstleri, annemin ısrarı üzerine çay içmeye gider olmuştum. “Sıkılmasın”, “ne de olsa yalnız bir adam” niyetine. Tamamen acıma içgüdüsüyle. Karısından bahsediyordu genelde. Gençliğinde ne kadar güzel olduğundan, şuan da genç haliyle yanımızda olsa bana bile bakmayacağından filan. Sonraki akşamlar onun ne kadar düşünceli, ne kadar kalbi temiz bir insan, bir o kadar iyiliksever, anlayışlı ve çok iyi bir hayat arkadaşı olduğundan söz etti. Resmini gösterene kadar kafamda canlandırdığım; başında altın sarısı çemberi ve bembeyaz kanatlarıyla bana gülümseyen bir kadın oldu. Son olarak karısıyla ilgili olarak iki cümlesi oldu; onu hala çok sevdiği ve zamanı geldiğinde yanına gideceği ile ilgili.

Sonra ki akşamlarda karısı hakkında söylemleri yoktu dilinde. Artık benim de ilgimi çeken, ekseri başından geçen olayları anlatmaya başlamıştı. Ben de daha çok konuşur, hatta sorunlarımı bile anlatır olmuştum. Artık ikram ettiği içecekleri, yalnızlığına olan acıma duygusuyla değil de keyifle bekliyordum. Ziyaretlerim zorunluluktan çıkmıştı. Bir gün elimi tuttu. Teşekkür etti. Neden? sorusuna ihtiyacım yoktu. Anlıyordum. Bana sarıldığında gözleri çoktan dolmuştu. Taşacak gibiydi. “Gelecek olan zamana kadar yanımda olduğun, geçen zamanı, yalnızlığımı çekilebilir kıldığın için” dedi. Boğazı düğümlüydü. Ensemi ıslatan gözyaşını hissetmemiş olsam bile ağladığını hissedebilirdim. O an hissettiğim başka bir şey daha oldu. Korktum.
Gece eve gelip de yatağa girdiğimde uyuyamadım. Kitap okudum, müzik dinledim. Uyuyamadım. Yüzümde yıldızlar yoktu. Öylece uzanıp yatağa sabahı bekledim. Sabah olmuştu. Korkuyordum. Gittim kapısını çaldım. Açmadı. Bekledim. Açmadı. Üzerimde, aylar öncesinden bana verdiği yedek anahtarım vardı bir de korkum. Açım kapıyı. Koltuktaydı. Yarı uzanmış biçimde yere bakıyordu.
Seslenmedim.
Şimdiye kadar gördüğüm en içten tebessüm yerleşmişti suratına.
Gülüyordu.
Sağ elinde kucağına oturttuğu karısının resmi vardı.
Mutluydu.
Seslenmedim.

Günler sonra onun için ağlayacak cesareti topladım.
Sessizce ağladım.
Mutluydum.


10 ahkam var

Ahkâmlar

Birgün bizler de yaşlanacağız, kapımızı çalan birileri olur inşallah..Çok duygulandım,eline sağlık..

eline saglık.. .. tüylerim diken diken oldu..aglamak cesaret istermiydi ama..işte bunu bilemiorumm..

guzelmis, eline saglik..

hasta la victoria siempre

Benim de yaşlı bir anneannem vardı, benden başka kimse ziyaretine gelmezdi, o ise hep camda birilerini bekler dururdu..Her sevgiyi hayattayken ait oldukları yere vermek lazım..Sinir olurum, mezarlık ziyaretlerine..

süper olmuş Xerre, ellerine sağlık, maalesef yaşlılarımızı unutuyoruz, ama onlar bizi unutmuyor, hala bekliyorlar.

xerre,
yüreğim ağladı, gözyaşı hikaye...
eline sağlık

@pillibebek dediğin gibi,

Her sevgiyi hayattayken ait oldukları yere vermek lazım

@minegece cesaret ağlamak için değil de ağlayınca onun sevgisinin artık olmayacağına olan kabullenmişlik içindi.
ve ayrıca;
tebessümdeyim beğenileriniz için,

Boş zaman makinası!

Çok güzeldi. Yüreğine sağlık...

Her tercih başka birşeyden vazgeçiştir...

güzel.

Umarım son kullanma tarihi geçmemiştir. Çok güzeldi bea.

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

serbest: son ahkâmlar

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu